ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1821
Şu an 9 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


“Farklı türkücülük”Sayı: 1248 - 16.06.2011


Benzeyen eğlence programı hiç mi yok? Üç beş konuğun teker teker şarkı söylediği program gani gani. Zaten ötesi yapılmıyor. Hiç mi başka yerde göbek atılmıyor? Punduna getirirseniz ana haberde bile olur göbek havası. Ama mesele bu değil. Duygu dolu anlar, yanık uzun havalar… E, onlardan da var her yerde. Peki bu türkücülüğün nesi farklı? Flash TV’nin, ismi değişse de ruhu bir, dekoru ayrı dizilse de mayası aynı akşam programlarından kendimi alamıyorum bazen.

Mutlaka arkada bir yerlerde kendini gösteren bir kilim motifiyle, misal ortada siniyle, yanda saman dekoruyla, en azından köy hercaisi renkleriyle stüdyoya bir Anadolu dü
ğünü havası yayılmış oluyor. Doz aşılırsa Anadolu pavyonu… 

Feti
ş folkloru
Kamera önü kadınlarının ayrı bir çizgisi var. Uzamasını beklemeye tahammül olmadı
ğından saç uçlarına eklenmiş sarı kaynaklar, bir nakkaş sabrıyla inceltildiği aşikâr kara kaşlar... Tüller, pullar, payetler ve her türlü ışıldayan eklentiyle ultra abiye kılıklar… Pembelerin daha siklamen, morların daha fuşya olduğu bir kombinasyon…

Kimi solistlerde ve dahi arkada e
şlik eden dansçı genç kadınlarda, türküleri soktukları halden daha fazla ‘fantezi’ havası yayılıyor. Sazlık balıkçılarınınki boyunda o sivri topuklu lame çizmeler hangi fetiş mağazalarından satın alınıyor?

Yekpare ka
şları ayrılmış, göze nahiyesine yakın sakalları epilasyonlanmış erkekler hep takım elbise giyiyor. Coşumcu hallerde gri parlak ceketler bele sokuşturuluyor. Uzun havada stüdyonun pleksilerine çöktüklerinde, mokasenlerin burunları daha da sivri görünüyor.

Altı çizilmi
ş, yüksünmeden abartılmış kadınlığa karşın ‘delikanlı’yı oynuyor bütün kadınlar. Muhabbette ve danslarda cinsiyetler arasında dönen ‘bacı hukukuna’ rağmen bir elektrik, bir erotizm hissediyorsunuz. Kimi 13, kimi 73 yaşında, kimi sahnedekilere yakın gardıropta, kiminin başları kapalı seyirciler de ayaklandığında, tekno altyapılı türkülerle toptan yoldan çıkıldığında, canlı yayında resim seçici kameranın önünden insan geçmeyen kare bulamıyor. 

Türkiye’ye mahsus Woodstock
şarıda neler neler oluyor… Seçim mitingleri, ayıplı atışmalar, biber gazından nefesi kesilenler, çip takılan işçiler, intihar eden ilkokul çocukları, hastalıklı hıyarlar, yargılanan darbeciler… O stüdyodaki herkes hem bütün bunları bilir gibi, ama sanki yekten unutmak ister gibi, Türkiye’ye mahsus bir Woodstock’ta kendilerinden geçiyorlar. Sanki adını bilemediğimiz bir maddeyle kafa bulmuşlar, Anadolu tipi bir rave partisine dönüştürüyorlar stüdyoyu.

Bu programlarda asker anneleri
şarkı istemiyor, şehitler için şiir okunmuyor. Yeri değil. Kürtçe türküler gümbür gümbür söyleniyorsa da, bir siyasi imaya denk gelmedim hiç. Baş harfi büyük yazılan, hayali bir ‘Vatan’ kutsanıyor hep birlikte. Ankaralı Ayşeler, Başkentli Suatlar geçiyor mikrofon başına; rektifiye kolbastılar, Urfa uzun havaları, Laleli remiksleri, Roman dokuzsekizlikleri çalıyor.

Sunucu önce “‘Güzellerden bir yar’ yapalım mıııı?” diye soruyor seyircilere, sonra ‘Tımbırleydi’yi anons ediyor mesela. Bunların hepsi birbiri ucuna dizilirken, sado mazo kostümlü kadınlarla, basma etekle oynayan erkekler yan yana geldi
ğinde yeni bir folklor çıkıyor ortaya.

Ortada bir yerel lezzet var biliyorum, ama nerenin anlayamıyorum. ‘Aynı sudan içmi
şiz biz’ böyle mi oluyor, karar veremeden kanal değiştiriyorum.   

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.