ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1836
Şu an 7 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Hayata yenik başlayanlar için söylüyoruzSayı: 1220 - 29.04.2011


Albüm niye bu kadar gecikti?
Feryal Öney:
İnsanlar biraz onu merak ediyor. Durmadık ama çeşitli alanlarda belli birikimler elde ediyorsun. 90’lardan başlayarak edindiğimiz birikimler kişisel mecralara da yol açtı. Mesela Vedat’ın annesi babası Kürttür, evde Kürtçe konuşulur, Kürt müziğine bizden daha hâkimdir, bir de rock’a da ilgisi vardır, oradan ‘Bajar’ albümü çıktı. Türkçe- Kürtçe bir proje çıktı ortaya. Ben zamanla Azerice, Ermenice şarkılar söylüyordum ama Toroslardan geliyor olmam beni yine o topraklara yöneltti ve Türkmen/ Abdal müziklerinden oluşan ‘Bulutlar Geçer’ albümü ortaya çıktı. Fehriye Ayhan ‘Gaydaistanbul’u hazırladı. Bu beş-altı yıl böyle geçti. Konserler de albüme çok bağlı kalmadı. Hep kafamızda geldik 2011’lere. Şehre kök saldık. Müzikal, kültürel, politik ne varsa bizi etkiliyor, biz de onu etkiliyoruz. Artık kendi sözümüz, müziğimiz ağırlıklı olmalı derken Arto’yla karşılaştık.

Arto Tunçboyacıyan: Ben de dünya piyasasındaki bilgiyi ta
şımaya çalışıyorum buraya. Bu ayıp bir şey değil. Biz bir tohum ektik. Geldiğimiz yerlerde tecrübe farkları var, biz o farkları paylaşıyoruz. Piyasaya değil, sanata adadıkları için onlarla yürümek istedim.

Vedat Yıldırım: Türkiye’de hayata 3-0 yenik ba
şlamış mağdur olan kesimler için, Kardeş Türküler konserleri güven verir. Ötekileştirme meselesi, inanç ayrımcılığı konularına Kardeş Türküler’in hassasiyeti çoktur. Muhtemelen Arto’yu o çekmiştir.

Şehire yerleşmenin semerelerini toplayacağımız zaman bu zaman”dediniz ya, değişimi buradan mı okumak gerekiyor?
Öney: Bu memlekette ya
şayan farklı çocukları, farklı durumları anlatmaya çabaladık. Kürtler göçlerle buraya geldiler. Tutunmaya çalıştılar. Albümde yer alan 1-0 şarkısında geçen hekim o Kürt çocuklardan biri. Hekim tutunmaya çalışıyor. Bizim eğitimle şekillenen bakış açımız çocuklarda yok. Hayata bakışımızı eğitim, medya çok fazla şekillendiriyor. Çocuklar henüz bu eğitimden geçmemiş oldukları için çok doğru sorular soruyorlar. Çocuk (H)Aklı’nın böyle bir açıklaması var.

2005’ten bu yana ülke gündemi hayli de
ğişti. Anadil tartışmaları yapılmaya başlandı, Hrant Dink cinayeti işlendi, Kürt açılımı meselesi daha görünür ve konuşulur oldu. Siz Türkiye’de çok kültürlülüğe işaret eden ilk gruplardan birisiniz, bu süreçler boyunca ne hissettiniz?
Öney: Hrant Dink ölümüyle de insanları uyandırdı aslında. Tuba Çandar’ın kitabını okuyunca dedim ki, “Ne kadar çok insan tanıyormu
ş, neden bu meselede sadece mahkeme haberleri yansıdı. Türkiye’de insanların, Ermenilerin yaşadığı tartışılır oldu?” Ölmeden de olabilirdi bunlar.
Tunçboyacıyan: Sonuna kadar olayın nereden ba
şlayıp nereden başladığı biliniyordu ama failler bulunamadı. Utandılar, vicdan azabı oldu medyada. Onu telafi etmek için herkes her yerden çıktı. Herkes o vicdanından dolayı, “Ben de bir parçası olayım” isteğiyle vicdanını rahatlatmak için Hrant Dink’in tanıdığı oldu. Bunu yapmak için bir insanı yerde yatırmaya gerek yoktu ki. Şu anda bizim midemizi bulandıran bu.

Haydo’ isimli
şarkı kaybolan bir Ermeni çocuğun hikayesini anlatıyor değil mi?
Tunçboyacıyan: Onu ben çocuklu
ğumda büyüklerimden duymuştum. Bugün mesela bir Haydo’yu bir Ermeni çocuk olarak değil, bir Kürt çocuk hikayesi olarak da okuyabilirim. Zaten Ceylan’ı çağştırıyor. Filistinli çocuk da olabilir. Benim için önemli olan, bu olayın hâlâ oluyor olması. Çocuklar bir provokasyon içinde ölüyor.

Albümdeki di
ğer şarkılar da ezilen çocuklarla ilgili…
Yıldırım: ‘Yoyo’ mesela orjinali Arapça bir
şarkı. Büyükler kendi mağduriyetlerini anlatırken, gerçeği görmeyebiliyorlar. Biraz da bencillik. Filistin’de taş atan çocuklarla özdeşleşirken, Türkiye’deki Kürt çocukları görmüyoruz. Milliyetçi/ İslami kesimde çok görülen bir şey bu. Solcular da Zapatistalara çok romantik bakarlar, aynı şeyi Kürtlere karşı yapamazlar.
Öney: Bir de ‘Nazar’ var. Ninesiyle ya
şayan hayata tutunmaya çalışan, kızdığında kimseyi dinlemeyen bir çocuk. Onun hikayesi üzerinden de Romanlara uzanıyoruz.

Arto Tunçboyacıyan: Onno ölmeseydi beni hâlâ tanımazdınız
Ben de sokakta büyüyen çocuklardan biriyim.
İlkokulu bitirince müziğe girdim. Boyacılık yaptım, ayakkabı sattım, kuyumculuk, marangozluk hepsini yaptım. Onno da öyleydi. Ta ki Onno beni Lalezar’a götürene kadar. Oraya gittim. Durul Gence, Nurhan Damcıoğlu, Ajda Pekkan var. Müzik başlayınca İsmet Sıral beni bir itti arkamdan kendimi Durul Gence’nin yanında buldum. Başladım çalmaya. 20 lira aldım ki ben onu bir ayda zor topluyorum. Dedim ki “Gelecek cumartesiye kadar burada oturuyorum ben”. Onno yaşıyor olsaydı beni önde göremezdiniz. Onun vefatından sonra “Ben buraya kadar getirdim, hadi devam et” gibi oldu. Çoğu insan beni onun malzemecisi sanırdı.


*Feryal Öney, Arto Tunçboyacıyan ve Vedat Yıldırım (soldan sağa). FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

 


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.