ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Fazıl Say “ailemizin piyanisti” olabilir mi?Sayı: 1134 - 30.12.2010


Bit uygarlığından özür dileyerek, twitter aleminden elini ayağını çekme kararı aldı da rahat bir nefes aldık. Hepimize geçmiş olsun! Aydınlık bir geleceğe doğru, sevgi, barış ve uzlaşıyla tam yol ilerleyen milletimiz bu badireyi de atlattı.

Fazıl Say’ın -kimbilir kimlerin ta
şeronu olarak- toplumumuza verdiği hasar ve kalbimizde açtığı yaralar kolay kapanmayacak.

O, ibretlik destanını yazar, RT eylemleri yaparken, twitterları ba
şında ‘şimdi ne yazacak’ tedirginliği ile bekleyen binlerce mağdur Türk vatandaşı gibi ben de kendimi yiyip bitirdim.

Neydi bizim günahımız? Bizim de
şöyle akıllı başlı, örf ve adetlerimize saygılı, ağzından çıkanı kulağı işiten, davranışlarıyla çocuklarımıza örnek olacak bir uluslararası piyanistimiz olamaz mıydı?

En saygın festivallerde ba
ş tacı edilse de, dünyanın dört bir yanında yüzlerce konser verse de, toplum olarak bir müzik dehasından öncelikli beklentimiz ‘büyüklerine saygı küçüklerine karşı sevgiyle dolu, tevazu sahibi, örnek bir evlat, eş ya da baba, mümkünse sigara kullanmayan bir sanatçı’ olmasıydı halbuki…

Bir de Çinli olmasaydı!
Bakın birkaç ay önce annesiyle Türkiye’ye gelen Lang Lang, verdi
ği muhteşem konserin yanı sıra sempatik tavırlarıyla, Türk insanına duyduğu sevgi ve en çok da ‘canım anneciğim harika mantı pişirir’ kabilinden sözleriyle nasıl da kalbimizi kazanmıştı.

Uluslar arası boyutta, titizlikle hazırlanmı
ş bir PR stratejisiyle, ünlü iletişim uzmanlarıyla çalışan, ‘Lang Lang’ olan ismini bir marka gibi yöneten, attığı her adım sponsorlar tarafından belirlenen Lang Lang’ı ‘ailemizin piyanisti’ ilan etmemize ramak kalmıştı. Bir de Çinli olmasaydı!

Fazıl Say, marka olmayı de
ğil kendi olmayı seçmiş belli ki. Çelişkileriyle, tutarsızlıklarıyla, çalkantılı ruh hali ve duygularıyla, bestelerine ilham olan cenneti ve cehennemi, inişleri – çıkışlarıyla kendisini oynuyor. Kimseyi umursamıyor…Kendisi olmanın en başta kendisine zarar verdiğini bilse dahi vazgeçmiyor…

Kendisi gibi davranan biri!

Buna daha ne kadar katlanabiliriz bilemiyorum!

Nasıl bilirdiniz?
Son günlerde elimden dü
şüremediğim harika bir kitap: Nasıl Bilirdiniz?

NTV Yayınları’ndan taze çıktı. Tarihe malolmu
ş, dahi kişiliklerin sıra dışı özelliklerini anlatıyor. Okuyanı dehşete düşürüyor. İşte birkaç örnek;

Rönesans’ın dahisi Leonardo da Vinci, sipari
ş de olsa başladığı işleri yarım bırakmasıyla ünlüydü. Pornografik çizimler koleksiyonu, tersine yazma tekniği, o döneme ters bir şekilde vejetaryen olması garip dehasının yansımalarıydı.

Sigmund Freud, aile üzerine durmaksızın teoriler üretmi
ş bir adam olarak tuhaf ve özensiz bir babaydı. Sofrada çocuklarıyla konuşmak yerine arkeolojik bir antika objeyi önüne koyup, saatlerce incelerdi. Ruhsal çalkantılarını kokainle tedavi etmeye çalıştı.

Annemin Portresine Tükürürüm’

Ça
ğının en zeki adamlarından biri olan Newton, paranoyaklığı ile ünlüydü. Sanattan nefret ederdi ve şiiri ‘ustalıklı saçmalık’ olarak nitelendirirdi. Operaya gittiği tek seferde, yarısında terk etmişti. Megalomandı, isminden türettiği bir anagramla kendine ‘Tanrı’nın Kutsal Varlığı’ demeyi seçmişti.

Matematikçi ve mühendis Oliver Heaviside, hayatının bir döneminde evindeki tüm mobilyalarını atıp yerine kocaman granit kayalar koydu ve kimono ile ya
şamaya başladı. Karısını bir kulübeye kilitledi, evini yıllarca hiç temizlemedi, yıkanmadı ama tırnaklarını kiraz pembesine boyamayı ihmal etmedi.

Ressamlı
ğı kadar tuhaflığı ile ünlü olan Salvador Dali, 1929’da yaptığı ‘Kutsal Yürek’ adlı resmine ‘Bazen Annemin Portresine Tükürürüm’ diye yazdı. Babası, kamuoyundan özür dilemesini istedi, yanaşmayınca Dali’yi yaka paça evden attı.

Meslekta
şlarından ‘guguk kuşu beyinli o.çocukları’ diye bahsetmekten hiç vazgeçmeyen Meksikalı kadın ressam Frida Kahlo’nun en büyük tutkularından biri de bıyığı ve tek kaşıydı.

Kapıları kırmaya devam edecek!

Kitapta ço
ğu sanatçı 68 kişiliğin öyle aykırı özellikleri var ki, Türkiye’den fazla dahi çıkmadığına şükrediyorsunuz.

Büyük paradoks ama bu ki
şiliklerin geçmişlerini, sıra dışı zeka ve ruhlarını telafi etme yönünde sergiledikleri aşırı ve tuhaf davranışlarına insanlık olarak çok şey borçluyuz.

Fazıl Say’ın bu gidi
şle ‘ailemizin piyanisti’ olmayacağı gün gibi aşikar…Fikirleriyle, fikirlerini ifade biçimiyle yaramaz bir çocuk gibi ortalığı karıştıracak, kendi deyimi ile ‘kapıları kıracak’…

Ama bir yandan da Nazım Hikmet Oratoryosu,
İstanbul Senfonisi, Nirvana Yanıyor gibi eşsiz bestelere imza atacak.

Kendisini sevmek, dü
şüncelerine katılmak zorunda değiliz elbet ama yargılamak, dışlamak neden?

O’nu, bu sosyal frenleri patlamı
ş haliyle kabullenip, başarılarıyla bize yaşattığı gururun ve olağanüstü bestelerinin tadını çıkaramaz mıyız? 

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya 1 yorum yapılmış.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.