ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1821
Şu an 11 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Tatlı su argümancılığı ya da kültürelcilikSayı: 1111 - 29.11.2010


Antalya Altın Portakal’da Taraf’ın cici new age yazarlarının başlattığı kampanyayla Kustirika olayı unutulmamışken, Kustirika bu beleşçi yönetmenlere Bal gibi on basabilecekken, buram buram “politik doğruculuk” kokan bir argümancılığın gümbürtüsüne geldi. Ben müzik grubuyla yaptığı nefis gümbürtüyü tercih ettim açıkçası… Üstelik zıplayarak. Şimdi de Naipaul vakasıyla karşı karşıyayız. Kendilerini sınıf ilişkilerini cımbızlayan kolay bir kültürelcilikle sarhoş eden sağ muhafazakar aydınlar birden Sartre kesiliverdiler başımıza. Başta şairi azam Hilmi Yavuz olmak üzere… Ben bu yazı da Naipaul’u savunacak değilim… Ama kendilerini marksizmi ayıklanmış oryantalizm ve post-kolanyalizm eleşitirisinin tatlı argümanlarıyla sarmalayan  sağ muhafazakar liberal entelektüel blok adeta zafer sarhoşluğu yaşıyor olmalı. Ben de bu vesileyle bu blokun bizden beslenen tatlı su kültürelciliğini açma istiyorum….

1970’li yıllarda Edward Said’in Şarkiyatçılık (Oryantalizm) kitabı özellikle kültür eleştirisinde çığır açmıştı. Said özellikle edebi metinlerdeki doğu hayalinin maskesini düşürmeye çalışmış… Dante’den günümüze birçok yazarın hayalindeki, dışlayıcı erotik, ötekileştiren Doğu ve İslam algısını bozarak politik bir kültür eleştirisinin yolunu açmıştı… Ama büyük bir kolaycılığında açıkçası…

Özellikle Said’in devrimci açılımı 90’lı yılların post yapısalcı söylem canavarlığı ve sol liberal iyimserliği içinde bir tür politik doğruculuğa ve “garantili haklılığa” evrilmekte de gecikmedi.. Hatta bazı aymazlar Said’den yola çıktıkları için Marx’ı bile oryantalist yapıverdiler. Şarkiyatçılık ilk kez İslamcı yayınevleri tarafından büyük bir iştahla çevriliverdi. Solun Said’i keşfetmesi ise 90’lı yılların kültürel çalışmacı imparatorluğuyla oldu. Subeltern (Maduniyet) çalışmalarından da güç alarak. Hemen her şey kültürel temsillerdi, fantezi, yapısı bozulacak puzzle… Her şey metindi; hayattan kovulmuş politika büyük bir konformizmi tatlandırarak hemen her şeyde bulunuveriyordu. İşte bugün muhafazakar basında Foucault ve Zizek’le ivmelenen ama sınıf mücadelesi kavramını hoyratça bir kenara atan bu kültürelcilik altın çağını yaşıyor. Hilmi Yavuz da işte buralardan çöpleniveriyor; ve hemen haklı aydın oluveriyor. Bu ülkede sömürüye, cinayetlere, haksızlıklara karşı seslerini çıkarmayan saray gurmeleri (ki Yahya Kemal yanlarında mütevazi kalır) bir metinde yakalanan kültürelciliğinin sarhoşluğuyla kendinden geçiverdiler. Ben aynı kavramlarla mesela Hilmi Yavuz’u da yapı bozumuna uğratırım (hazın yapı bozumu) ama maalesef yerim dar… Said’in ürettiği ve akademide yaygınlaşan bu kültürelciliğe en büyük tokadı Arif Dirlik’in Post Kolanyal Aura kitabı atıverdi… Dirlik kuşatıcı bir Marksizmle bu kültürelciliğin sınıf ilişkilerini nasıl gizlediğini ve neo liberalizmin sol liberalizmini nasıl beslediğini hayranlık verici bir açıklıkla gösterir. Said’in Doğu dediği alanın sadece Ortadoğu ve edebi metinlerle sınırlı kalmasına ve Çin gibi coğrafyaları (ki Dirlik dünyanın en önelmiş Çin uzmanlarındandır) dışarıda tutmasına eleştiri getirir. Ayrıca Said’in yaslandığı başta Foucault gibi düşünürlerin epistemolojik sorunlarının da altını çiziverir. Yani her şey kültür, öteki ve metin (text) değildir…

Dirlik’in bu zengin eleştirisini Said’de ciddiye alır ve kitabın son baskılarının önsözünde Dirlik’e cevap vermek durumunda kalır.

Bugün sayfalarımızda Dirlik’in Çin’den gönderdiği gazetemize özel kaleme aldığı yazıyı da okuyacaksınız. Evet Said’in Şarkiyatçılık kitabı önemlidir; ama yanında Post Kolonyal Aura kitabıyla okunursa…

PS: Post Kolanyal Aura kitabı Boğaziçi Üniversitesi Yayınlarında yayınlandı. Dirli’e cevap verdiği Şarkiyatçılık ise Metis Yayınları’ndan… Arif Hoca’ya bu yazı için teşekkür ederiz.

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.