ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1836
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Müzikte cinler, periler ve masallar Sayı: 1071 - 23.09.2010


Zamanlardan bir zaman, ülkelerden bir ülke de “Periler padişahının güzel bir kızı varmış” diye başlıyor masal. Bu peri kızı sıcak bir havada bir göle girmiş ve uzun uzun yüzmüş. Suların serinliğine doyunca, gölün kenarındaki bir taşın üzerine oturmuş. Başını yerinden çıkartıp kucağına almış, hayır yanlış okumadınız, periler çıkartabilir başlarını bazı masallarda, bazı ülkelerde anlatılar hikâyelerde normaldir bunlar. İşte bizim perimizde çıkarmış başını, kucağına alıp başlamış saçlarını taramaya. O sakin havada, sakin göl kıyısında birden bire, nereden geldiği belli olmayan bir rüzgâr esmiş ve peri kızı elinde tuttuğu başına hâkim olamayıp başını düşürmüş elinde. Başı oturduğu kayanın üzerinden yuvarlanarak uçurumdan aşağıya, kayalara çarpa çarpa düşmüş. Taradığı saçlarını dağıtarak düşmüş, o düşerken peri kızı başının arkasından bakarak, ırmağın düşen başı götüreceğinden, bundan sonra sonsuza dek başsız yaşayacağından dert yanmaya başlamış. O dert yana dursun, baş kayalara çarparak aşağıya inerken, birden bire kayaların kenarında biten böğürtlen dallarına takılmış ve öylece kalmış orada. Bunu görün peri kızı çok sevinmiş. Hemen gitmiş böğürtlen ağacının yakınına, başını yerine takarken uzun uzun dualar etmiş böğürtlen ağacına... “Ey böğürtlen dikeni başım yere düşecekken sen yakaladın. Ömrün uzun olsun, binlerce yıl soyun kurumasın” diye sonlandırmış dualarını...

O gün bu gündür Lazona’da yaşayan insanlar onca uğraşlarına rağmen kurutamamışlar böğürtlen dikeninin soyunu. Hiç olmadık yerlerden filizlenip çıkar, hiç olmadık yerlerde meyvelerini verir dikenleriyle onları kormuş insanlardan... Ve o gün bu gündür, peri kızının duasını taşır üzerinde böğürtlen ağaçları.

Her yerde arsızca büyüyen böğürtlen ağaçları ve yukarıdaki Laz masalıyla açılıyor Mircan’ın yeni albümü OUTIM ya da Once Upon a Time in Mingnelio ve her albümünde olduğu gibi bu albümde de Mircan modern caz eşliğinde farklı masallar anlatıyor dinleyiciye. Klasik bir masal anlatıcısının da ötesinde bir yerde duruyor, her masalını farklı bir melodi ile kurguluyor ve her masal birçok farklı anlamı içinde taşıyor.

Bizim Ninniler albümüyle Anadolu ninnilerine hayat vermesiyle tanıdık Mircan’ı. Hemen ardından 2005 yılında çıkardığı Kül albümünde İngiliz müzisyenleri yerli ustalarla buluşturarak Anadolu, Boşnak ve Gürcü halk şarkılarıyla geleneksel müziği evrensel bir platforma taşıdı ve Dünya Müziği alanında kendine özel bir yer açtı. 2006 sonunda ise yurt içi ve yurt dışından övgüler alan Sâlâ albümünü yayınlayarak besteciliğini, müziği, sanatı ve yaşamı algılayış biçimindeki aykırılık ve farklılığı başarıyla müziğe yansıtmanın örneğini verdi Mircan.

OUTIM öncesindeki çalışması Numinosum ise tüm bu birikimin ve yaptığı tüm müzikal çalışmanın üst düzeye çıktığı bir albümdü. Mircan’ın İngiltere’nin Bristol kentinden doğaçlama caz grubu Limbo ile yaptığı albümün içine özenle işlenmiş Mevlana etkisini de yoğun olarak görmek mümkündü. Mevlana sadece kuru bir şekilde sözlerle yansımıyordu albümde, Mevlana düşüncesi ve hoşgörüsünün yanında müzik aletlerinin kullanımı ve derin vokaller bazı şarkılarda bir Mevleviye dönüştürüyordu dinleyiciyi.

OUTIM albümüyle bambaşka bir yere götürüyor dinleyiciyi Mircan. Farklı bir dünyanın kapılarını açarak kendi köklerini arayan bir derviş gibi müziğin içinde ustaca dolaşıyor. Her renkten, her kelimeden başka anlamlar çıkartıyor ve tüm bu anlamları duymayı bilen kulakların içine sessizce fısıldıyor. Biraz mistik, biraz gerilimli, biraz da yöresel bir modern caz çalışması OUTIM. Köklerini Güney Kafkasya’dan alıyor ve yörenin diliyle Mergelce sesleniyor.

Şimdiye kadar yaptığı çalışmalar içindeki en avangart albümün de bu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü albümün içinde bütün müziği etkileyen, hatta müziği biçimlendiren halk öyküleri var. Bir anda kendinizi tanımadığınız bir kültürün hikâyelerini dinlerken buluyorsunuz ve peri kızlarından cinlere kadar envai çeşit mahlukat girip çıkıyor albümün içine. Gülüyorlar, ağlıyorlar, dertlerini anlatıyorlar. Tüm bunların yayında müzik yapıyorlar ve işte yaptıkları müzikle birlikte de OUTIM oluşuyor.

Mircan, bir önceki albümünde olduğu gibi burada da With Limbo ile çalışıyor. Bu beraberlik devam ettikçe çok başarılı albümleri imza atacaklar gibi duruyor. Albüm ayrıca eserlerinin çoğu kaybolmuş olan Xelimishi Hasani’nin yapıtlarını da yorumluyor. Rock’tan Bosno Nova’ya kadar çeşitli ses geçişleriyle zenginleşen albüm müzikal bir bütünlük içinde oluşturuyor ve cazın sınırsız ses zenginliği içinde farklı tonlarla oluşturulmuş bir renk olarak karşımıza çıkıyor.

Batum göçmeni Megrel bir ailenin kızı olarak Karadeniz'in bir dağ köyünde başlıyor Mircan’ın hikayesi. Aslında bu köy onun müzikal yaşamını da derinden etkiliyor. Karadeniz coğrafyasının yarattığı müzik hayatına giriyor ve daha sonra doğanın sesi olarak devam ediyor. Bu etkileri, özellikle son albümün atmosferini yaratmak için kullandığı doğa sesleriyle görmek mümkün...

Şarkı söylemeye ne zaman başladığını bilmiyor, ama bebekliğinden beri en önemli anılarında hep şarkı söylediğini anımsıyor. Müzik mağazasının vitrininden her gün duran gitarı geçip de beğendiği gitarı almasıyla birlikte müzik öğrenimi de başlıyor.

Ortaokulu birincilikle bitirip Nişantaşı Kız Lisesi’ne başladığında ise daha iyi gitarlar aklına düşüyor ve müzikal hayalleri daha da büyüyor Mircan’ın.

Üniversite yıllarında arkadaşları ile kurdukları senfonik rock grubunda kendi bestelerini amatör düzeyde kalarak seslendiriyor. Aynı yıllarda üniversitenin klasik Türk müziği korosunda şarkı söylüyor. Mühendislik öğrenimi esnasında uluslararası projelerde görev alıyor ve bu dönemde müziği ve mühendisliği birlikte sürdürmeye çalışıyor... İlk albümü Bizim Ninniler’den sonra art arda çıkardığı Kül ve Sâlâ albümleriyle hem yurt içinde hem de yurt dışında dikkat çekmeye başlamasıyla müzikal kariyeri mühendisliğin önüne geçiyor elbette...

2006 yılından beri, İngiliz müzisyenlerle yaptığı koloboratif çalışmaların ardından, kurduğu yapım şirketi UCM ile çalışmaya devam ediyor...

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.