ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 3 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Ülkemiz müzik eğitim ve öğretiminde gör(eme)me engeli üzerine bir kaç not...Sayı: 1067 - 17.09.2010


İnsan sosyal bir varlıktır ve toplum, bireylerin birbirilerine duydukları sosyal, psikolojik, ekonomik ihtiyaçların doğal bir sonucu ve ürünü olarak meydana gelmiştir. Karşılıklı dayanışma, yardımlaşma, insanların özdeş ve farklı yönlerini saygı ile karşılama, en önemlisi de empati kurma çabalarının yoğunluğu ve içtenliği oranında toplum varlığını sağlıklı olarak sürdürebilir.

İnsanlar doğuştan ya da sonradan bazı fizyolojik farklılıklara sahip olabilirler ve görme engelli olmak da bunlardan biridir. Bir görme engelli için yaşam, görebilen insana göre elbette daha zordur, hele tüm toplumsal birimler, görenlere göre oluşturulmuşsa… Oysa var olabilmek için var etmek, görmek için sadece bakmak değil “öz”ü gör(ebil)mek gereklidir.

Dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde (ki burada sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş yapanlar/yapmakta olanlar kastedilmektedir), görme engellilerin de mevcut sosyal yaşama, topluma üretken bir şekilde katılabilmesi için çeşitli araştırma ve çalışmalar yapılmaktadır. Bu araştırma ve çalışmalarla görme engellilerin hem mevcut yaşam kalitelerinin daha yüksek bir düzeye gelmesi, hem de çeşitli meslekî alanlarda öğrenim gör(ebil)meleri hedeflenmektedir. Diğer disiplinler gibi müzik üzerine de öğrenim görebilmelerinin yaygınlaşması amaçlar dâhilindedir.

Yetenekli bir görme engelli için müziği, sadece yeteneğini değerlendirip geliştirebileceği ve duygularını ifade edebileceği bir uğraş alanı olarak sınırlandırmamak, aynı zamanda sosyal ilişkilerinin de canlanmasını sağlayan ve toplumda bağımsız olarak varolduğunu hissettirerek özgüvenini güçlendiren önemli bir iletişim unsuru olarak da ele almak gerekir. Üstelik doğru bir eğitim-öğretim ile görme engelli birey de, profesyonel anlamda müzikle uğraşabilir. Müziğin, görme engelli bir bireyin küçük yaşlarından itibaren yaşamında (profesyonel anlamda müziğin içinde yer almasa dahi) bütünleyici, sosyalleştirici, kendine güvenini besleyici önemli bir rolü olduğunu unutmamak gerekir.

Görme engelli olup da müzik tarihine adı başarılı olarak geçmiş birçok değerli müzisyen ve sanatçı vardır: Müzik litaritürüne “Rodrigo’nun Gitar Konçertosu” olarak yazılan “Concierto de Aranjuez”in bestecisi, aynı zamanda piyano virtüözü olan Joaquín Rodrigo Vidre (1901-1999), Ukrayna asıllı Hnat Martynovych Khotkevych (1877-1938) ve Ivan Kucherenko (1878-1937), Çinli Hua Yanjun (1893-1950), Portoriko’lu Jose Feliciano (1945-), Amerikalı Ray Charles Robinson (1930-2004), İtalyan tenor Andrea Bocelli (1958-), Amerikalı Caz piyanisti Arthur Tatum Jr. (1909-1956), Âşık Veysel (Şatıroğlu: 1894-1973), Klasik Türk Makam Müziği bestecilerinden Ermeni asıllı Udî Hırant, (Kenkiloğlu: 1901-1978) ve Rum asıllı Kemanî Âmâ Corci (?-1805), Prof. Dr. Önder Kütahyalı (1936-) çoğaltılabilecek örnek insanlardan bir kaçıdır.

Peki, ülkemizde görme engellilerin müzikle amatörce ya da profesyonel anlamda uğraşabilmeleri için yeterli olanak var mıdır? Görme engellilere yönelik müzik eğitimi, sağlanan fırsat ve olanaklar bakımından ulaşılması hedeflenen düzeye gel(ebil)miş midir? Bu konuda bir takım çalışmalar mevcutsa da, dünyadaki diğer gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında herhangi bir yeterlilikten söz edilmesi mümkün değildir. Oysa görme engeli olmayan bireylerin yetenekleri ölçüsünde devam edebilecekleri müzik okulları ve konservatuarların varolması gibi, görme engellilerin de müzik yetenekleri ölçüsünde ilgili bir müzik öğrenimi alabilme hakları vardır. Bu bakımdan ülke genelinde müzik öğrenimi görmek isteyen görme engelli bireylerin karşılaştığı sıkıntılara göz atmak, sorunun anlaşılabilmesi ve böylece çözüm yoluna gidilebilmesi bakımından yerinde olacaktır.

Eğitimde eşitlik ilkesi gereği, engelli olsun olmasın her birey, ilgili ve/ya yetenekli olduğu alanda öğrenim görebilmelidir. Eğitimde eşitlik ilkesi uygulanıyor görünse de, acaba gerçek anlamda buna inanan görme engelliler ve aileleri ile çevreleri dâhil kaç kurum ve kuruluş vardır? Düşüncelerin reel ortama taşınması aşamasında görme engellilere, ihtiyaçları olan fiziksel ve psikolojik ortam sağlanabilmekte midir? Diğer yandan araştırmalar, ülkemizde görme engelli çocuklar için ilköğretim okulları olsa da, buraya çocuklarını gönderme bilincine ve olanağına sahip (çünkü bu tip okullar genelde büyük şehirlerde yer almaktadır) ebeveynlerin sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Normal öğrenim için durum böyle iken, müzik öğrenimine olan ilginin ne olacağı ortadadır.

Görme engelli birey(ler)in, her şeyden önce, hangi alanda olursa olsun, kaynak sorunu vardır. Çalışma alanı müzik olunca bu sorunun sınırları daha da genişlemektedir. Özellikle müzik metotlarının ve müzik eserlerine ait notaların görme engellilerin yararlanabileceği şekilde hazırlanması önemlidir. Görme engelliler için (küresel anlamda kabul görmüş) altı noktanın farklı bileşimleri ile bir alfabe oluşturan Louis Braille (1809-1852), tarafından yine görme engelliler için Braille Müzik olarak adlandırılan bir müzik notasyonu da geliştirmiştir. Ancak Braille nota yazım sistemi, bizlerin kullandığı normal müzik notasyonundan oldukça farklı ve uygulamada zordur. Çalgı metotlarındaki çalışma parçalarının çalgı ile deşifresi ve çok sesli eserlerin çalgı ile icrası bakımından Braille nota yazım sisteminin takip edilebilmesinde sorunlarla karşılaşılmaktadır. Ayrıca, eğitimcinin öncelikli olarak Braille notasyonu ve alfabesini okuyabilmesi de önemli ve gereklidir. Braille alfabesi ve notasyonu ile yazılı kaynaklar, bu yazım sistemlerinin kabartma olması ve özel kalın kâğıtlara yazılması nedeniyle diğer yazılı kaynaklardan daha pahalı olup daha fazla yer tutmakta ve özel olarak korunmak zorunda olup zamanla aşınabilmektedir.

Braille alfabesi ve notasyonunun okunması ve basılmasında karşılaşılan zorluklar nedeniyle, sesli kaynaklar da görme engelli bireylerin her alandaki eğitimlerinde önemli bir yere sahip olmuşlardır. Ancak sesli ve yazılı kaynakların yeterli olmayışı, mevcut olanlara ulaşımda zorluk ve pahalılık da görme engellinin müzik eğitiminde metodik ve teorik çalışmalarında karşılaştığı bir diğer sorundur. Braille Alfabesi ile yazılmış metotların olmayışı, olanların ise yabancı dilde olması ve sayıca azlığı, yine aynı şekilde Braille notasyonu ile kaydedilmiş müzik eserlerinin, müzik eğitimi veren kurumların kütüphanelerinde bile çok sınırlı sayıda yer alması hatta pek çok kurumda yer almaması, görme engellilerin müzik eğitimlerine alt yapı sağlayacak müzik kaynaklarını teminini zorlaştırmaktadır. Bu bakımdan görme engelli bireyin kaynak temini için, özel bir kütüphane ve/ya kütüphanelerde görme engellilere özel bir bölümün yer alması gereklidir. Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington D.C. Kongre Kütüphanesi’nde yer alan bir bölümde Braille alfabesi ve notasyonu ile kayda alınmış pek çok yazılı ve sesli kaynak bulunmaktadır. İngiltere’de ise bir Görme Engelliler Ulusal Kütüphanesi bulunmakta olup pek çok kaynak gibi müzik eserleri de kütüphane bünyesinde yer almaktadır.

Görme engelli öğrencilerin müzik öğrenimi diğer öğrencilerle paralel bir müfredata sahip olmalıdır. Bu nedenle öncelikle programda yer alan derslere ait kaynaklar Braille alfabesiyle yazılmalı ve/ya bir ses kaydı yapılmalıdır.

Ses kayıt cihazları, görme engelli öğrencilerin derslerdeki en önemli yardımcılarıdır. Böylece dersi kaydederek ve daha sonra evlerinde dinleyerek çalışabilmektedirler. Ayrıca derslerin takip edilebilmesi için görme engelli bireylerin kullanımına uygun hale getirilmiş bir bilgisayarın hem okulda hem evde olması şarttır. Günümüzde bilgisayarlar için ekran okuyucu/seslendirici ve mevcut yazılı kaynakları Braille yazısına dönüştürerek yazıcıdan çıktı veren çeşitli programlar, Braille daktiloların yanısıra bilgisayarda yazı yazabilmek için klavyeleri Braille alfabesine göre işaretlenmiş ancak yazı dosyasında normal alfabeye göre yazabilen bilgisayarlar bulunmaktadır. Ayrıca tıpkı bir barkot okuyucu gibi yazılı kaynağın üzerine tutulduğunda Braille alfabesine uygun şekilde okumayı sağlayan bazı tarayıcı araçlar vardır (
Opticon/Kurzweil). Tüm bu araçlar bir görme engellinin hak ettiği öğrenimi alabilmesi, kendini eğitebilmesi, topluma aktif ve üretken bir birey olarak katılabilmesi bakımında çok önemlidir. Ancak bu araçlar ve sağladığı olanaklar ülkemiz genelinde kaç kişi hatta kaç görme engelli tarafından bilinmektedir?

Görme engelli öğrencilerle eğitim yapabilmenin yolu, Braille alfabe ve notasyonunu bilen eğitimcilerin yetiştirilebilmeleridir. Müzik eğitimi almış görme engelli bireylerden bir kısmı eğitim hayatına atılarak bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlarda eğitimci olarak çalışabilir, görme engellilerin eğitimleri konusunda diğer (görme engeli olmayan) eğitimcilere yardımcı olabilirler. Görme engeli olmayan kişilerin kullandığı bilgisayarlardan normal klavyede yazılarak Braille alfabesine çeviri yapıp çıktı veren yurtdışı kaynaklı programlar mevcuttur. Bu programlar sayesinde görme engelli öğrenciler için de ders notları basılabilir.

Öğretim kurumlarının kütüphane ve dokümantasyon bölümleri, yazılı kaynaklar ve ses kayıtları (sesli kitaplar) ile zenginleştirilmeli, diğer yandan bilgisayar laboratuarları ve/ya sınıflarda yer alan bilgisayarlarda, Braille notasyonu ve alfabesine uyumlu özel programlar ve yazıcılar yer almalıdır.

Müzik eğitimi sırasında çalgıların tanıtılması da gereklidir. Görme engelli birey, çalgıların fizik yapısını dokunarak öğrenebileceğinden, öğrenim kurumunda/kuruluşunda tanıtılacak çalgıların bulunduğu bir bölüm olmalıdır. Bunun yanısıra görme engelli bireye çalgısını nasıl koruyacağı, bakımını nasıl yapacağı ve çalgı kutusuna nasıl yerleştireceği de öğretilmelidir.

Bir görme engellinin öğrenimini rahatlıkla ve kimseye bağımlı olmadan, kendine güvenli bir şekilde sürdürebilmesi için yukarıda belirtilen olanakların dışında, öğrenim kurum ve kuruluşlarının bina ve bahçe, yerleşke (fizik) ortamının da uygun olarak bir takım önemli düzenlemelere sahip olması gereklidir. Kapıların genişliğinden merdivenlerin tırabzanlarına, eğer mümkünse görme engellilerin öğrenim göreceği sınıfların zemin katta olmasından çok katlı bina ise asansöre kadar (ki bu yürüme zorluğu çeken engelliler ile geçici süre için sakatlanma geçirmiş bireyler için de gereklidir), tuvaletlerden görme engellinin yararlanabileceği araç-gereçle donatılmış bir çalışma odasına kadar binalarda yeniden düzenlemeye gidilmeli, yeni yapılan binalar ise buna uygun olmalıdır. Yerleşkenin kaldırım ve araba geçiş yolları da yine görme engellilere uygun hale getirilmelidir.

Fizik şartlarda yapılacak uygun düzenlemelerin yanında (bana göre) öğrenim kurumlarındaki genel psikolojik ve sosyal ortamın da ciddi olarak ele alınması şarttır. Özel eğitim yöntem ve tekniklerinin müzik eğitimcileri tarafından bilinmeyişi bu konu ile ilgili çeşitli önyargıların toplumda henüz aşılamamış olması sonucu görme engellilerin öğrenim sorunlarına ilgi göstermek istemeyen ve/ya duyarsız kalan bazı kurum/kuruluş yöneticileri ve öğretim elemanlarının da bilinçlen(diril)mesi elzemdir.

Günümüzde bilgisayar teknolojisinin gelişimi ve internet ortamı, -küresel anlamda- görme engellilerin müzik teorisini öğrenmelerini ve hatta beste yapmalarını destekleyici bir rol oynamakta, müzik öğrenimi ve uygulamaları konusunda özgür bir ortam sağlamakta olsa da, genelde kaynak siteler yabancı dil(ler)de olduğundan dil bilmeyi (bir yerde) zorunlu kılmaktadır ki, bu da bir diğer sorundur.

Engelli olsun olmasın bireye verilen eğitimin amacı, insanın diğer bir insana olan bağımlılığını en aza indirgemek ve düşüncelerinde özgün açınımlar yapabilmesi için özgür bir ortam sağlayarak o bireyi üretici kılmaktır.

Peki, bu durumda, ülkemizde Braille nota yazım sistemi ile nota basabilen kaç basımevi, resmi öğrenim kuruluşu vardır? Aslında notaları bir kenara bırakırsak Braille alfabesi ile kaynak basan kaç basımevi, matbaa vardır? Braille alfabesini kullanan daktilolardan kaç eğitim kurumunda, dahası kaç görme engellinin evinde vardır? Günümüzde görme engellilere özel klavyeye sahip bilgisayarlar ve yine aynı şekilde özel olarak üretilmiş yazıcıların vardır dahası normal klavyede yazılan bir yazıyı Braille alfabesine çevirerek çıktı almayı sağlayan özel bilgisayar programları ve yazıcılar vardır. Ancak, bu gelişmelerden kaç kurum ve kuruluş yöneticisi, dahası görme engelli kaç birey haberdardır? Haberdar olanlardan kaçı bu konuda bir şeyler yapma girişiminde bulunmuştur?

Görme engelliler için eğitim kurumlarının fizik yapısının daha rahat ve kullanışlı hale getirilmesi için bir takım mimarî detaylara ihtiyaç bakımından ele alındığında sadece müzik değil, diğer alanlarda öğrenim veren kurumların/kuruluşların kaç tanesinin gerek bina içyapısı gerekse yerleşke düzeni buna uygundur?

Müzik eğitimi, görme engelliler için (ister profesyonel ister amatörce ilgileniyor olsun), toplumda kendilerinin de üretken bir şekilde varolduklarını hissederek sosyalize olmalarını sağlamaktadır. Müziğin birleştirici etkisi, görme engellilerin toplumla bütünleşmelerinde önemli bir rol oynamaktadır. Sanatın her alanı ve özellikle müzik, her insanın kendi “öz”üne yolculuk yapması için bir fırsat verir. Görme engelli birey kendini toplum içerisinde eksik hissetmemeli, tersine farklı oluşunun toplumu zengin kılan bir özellik ve topluma kazandırdığı farklı bir bakış açısı olduğunun bilincine varmalıdır. Eğer istiyorsa duyguları ve düşün dünyasını müziği ile diğer insanlarla paylaşabilmelidir.

Bir bilgi toplumu olma yolunda aradaki engelleri özellikle de düşünsel bağlamdakileri kaldırmanın önemi unutulmamalıdır.

* Yrd. Doç. (İTÜ TMDK öğretim üyesi)

Aylık Bosphorus Sanat Gazetesi Eylül 2010 sayısında yayımlanmıştır.

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.