ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1821
Şu an 10 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Yanlış mitinge gelmişlerdi... Sayı: 1064 - 14.09.2010


Asya'dan yola çıktık. Denizleri aştık, Eminönü'den balık ekmek aldık. Banliyö ekspresleriyle geçmişe doğru bir yolculuk yaptıktan sonra son durak Halkalı'ya vardık. Karanlık yolda bir far ışığı ararken birden önümüze çıkan Jackson Five'tan bir organizasyon görevlisinin "buradan" sesiyle otobüsü bulup ancak Mars Olimpiyat Oyunları'na evsahipliği yapabilecek uzaklıktaki Atatürk Olimpiyat Stadı'ndan içeriye kendimizi attık. Geç kaldık telaşıyla koşarak...

O anda üzerinden dumanlar tüten The Claw adlı örümcek sahnenin üstündeki saat burada zamanın bittiğini ilan edercesine bin parçaya bölündü. Sonra David Bowie'nin Space Oddity'si duyuldu. Aramızda U3 adını taktığımız o pek maharetli ekranda Bono ve adamları görülüverdi. İşten eve gidiyormuş rahatlığında, espriler yaparak bize doğru geliyorlardı.

Bu gördüğümüz şey 21. yüzyıldı.

Sadece muhteşem sahnesiyle, teknolojik maharetleriyle değil az sonra hepimize bu yerkürenin bir parçası olduğumuzu hissettirmesiyle de.

U2 konseri demek ne kadar doğruydu izlediğimize? Daha çok uluslararası bir demokrasi ve insan hakları mitingiydi bu.

Tek bir sorun vardı. İzleyicilerin çoğunluğu yanlış mitingdeydi.

U2’nun bile teferruat olduğu an

A Beautiful Day'den sonra "Bu topraklarda olan her şey dünyayı çok yakından ilgilendiriyor" diyerek Talim Terbiye tarafından formatlanmışların çoğunlukta olduğu kitleyi bu enternasyonalizme ısındırmaya çalıştı Bono. Ama bunun burada sökmeyeceği başka şeyler söylemek üzere devam edecekken "Köprüde Egemen Bağış ile birlikte yürüdük" dediği anda ortaya çıktı.

Söz konusu olan AKP karşıtlığı ve Kemalistlikse memlekete yıllar sonra teşrif etmiş U2'yu bile yuhalamak ve ıslıklamak teferruattandı. Kayıtlara düşülsün 6 Eylül 2010 gecesi basbayağı yuhalandı U2.

"Tamam, tamam siyasetçilerden değil köprüden bahsedelim" yine diye toparlamasa durumu ortam bir Cumhuriyet Mitingi için hazırdı.

Neyse ki The Claw'un bacasından ağır bir enternasyonal dumanı stadyuma yayılmaya başladı.

U2 için İstanbul'a koşmuş komşu ülkelerden yüzlerce Arap, Bulgar, Dünya Basketbol Şampiyonası için İstanbul'da bulunan 72 milletten insan, turist, 1972 yılında İngiliz derin devletinin 13 sivil Kuzey İrlandalı'yı öldürdüğü Kanlı Pazar için yazılmış Sunday Bloody Sunday çalınırken kendilerinden geçen başörtülü kızlar vardı.

Yıllardır evinde hapis tutulan Burmalı muhalif lider Aung San Suu Kyi için yazdıkları Walk On'a binler eşlik etti. Hatta o sırada sahneye ellerinde Uluslararası Af Örgütü logolu fenerleriyle birileri çıktı.

Bir ara ekranda Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan astronotlar görüldü. Birazdan sevimli sesiyle Desmond Tutu hepimizi yaşadığımız dünyanın meseleleriyle ilgilenmeye çağırdı. Ekranda beliren Arapça yazılarla Filistin'e selam gönderdik bir ara. Sonra Bosna'yı hatırladık... Ta ki Bono bu şarkıyı Fehmi Tosun'a adıyoruz diyene kadar.

Fehmi Tosun sessizliği

Fehmi Tosun, 1995'te 36 yaşındayken İstanbul Avcılar'daki evinin önünden eşi Hanım Tosun, beş çocuğunun gözleri önünden kaçırılıp "kaybedilmişti." 1997'de çıkardıkları Pop adlı albüme "Fehmi Tosun'u hatırlayın" diye yazan U2'dan başka da kimsenin umrunda olmadı bu. 13 yıl sonra U2 İstanbul konserinde de Fehmi Tosun'u hatırlamayı sürdürdü. Ama az önce Egemen Bağış'ı yuhalamaktan yorgun düşmüş izleyicilerden çıt çıkmadı. Biz ve bir grup insanın “bravo” sesleri de duyulmadı. Sessizlik, “burası dünya değil Türkiye” diye bağırıyordu adeta.

Bono, Tosun'a adanan, Arjantinli Cumartesi anneleri için yaptıkları Mothers of the Disappeared şarkısını söylerken bu ölümcül sessizliği sahneye Zülfü Livaneli'nin çıkması bozdu. Şarkıcı, politikacı, besteci, yazar, yönetmen, aktivist, muhalif, solcu, CHP'li gazeteci. İsviçre çakısı gibi bir insan olan Zülfü Livaneli'yi Bono'ya muhalif sanatçı olarak pazarlayanlar Livaneli'nin artık sadece CHP içi bir muhalif olduğunun farkında değildi herhalde.

Az önce Fehmi Tosun için kıllarını kıpırdatmayan kalabalık, Livaneli'nin Fehmi Tosun için söylediği Yiğidim Aslanım şarkısını Anıtkabir önünde Atatürk için söylüyormuşçasına coşkuyla söyledi. Livaneli de U2 konserinde bile yakalanmış bu çakma muhaliflik heyecanını bozmamak, her zaman olduğu gibi riske de girmemek için tek kelime etmedi bu şarkının adandığı Fehmi Tosun'dan... İyi ki Hanım Tosun da hata yapıp konsere gelmedi. Bu tribünlerden "PKK dışarı" sesleri yükselmesi bile sürpriz olmazdı.U2'nun bütün şarkılarını ezbere bilip hâlâ bu kadar milli ve ulusalcı kalmak da bir maharettir tabii.

360 derece döndükten sonra

Sahiden de konserin vaadi gerçeğe döndü, 360 derece döndürdü bizi U2. Trafiksel Kerbala’ya dönen çileli dönüş yolunun sonunda başlangıç noktamız evimize dönmek iyiydi tabi. Ama Halkalı karanlığından başladığımız konserin sonunda 21. yüzyılın etrafında şöyle bir tur attıktan sonra yeniden Türkiye'nin hâlâ içinden çıkamadığı 19. yüzyıl fiziksel ve zihinsel koşullarına dönmek bana fena koydu. Hâlâ jetlag'im. Bir daha gelse de U2 bizi yine oralara götürse...

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya 1 yorum yapılmış.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.