ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Kendi seçtiği yolda gitmek...Sayı: 1050 - 14.07.2010


Ne zamandır, Ece Dorsay’ın ikinci albümü “Kırmızı Karanlık”ı yazmak istiyordum. Caz Festivali’ne bir haftalık ara vermek suretiyle, sonunda nasip oldu. Ece’yle çok daha önceden, ailesi vasıtasıyla değil, bir müzik yarışması sırasında tanımıştım. Roxy’deki bir yarışmaydı, o da katılıyordu. Sesi o zamandan ilgimi çekmişti. Doksanların sonuydu herhalde.

Sonra bir albüm yaptı ama, Universal ile 2000’de anlaştığı halde albüm ancak 2002’de çıktı (bkz.: bir başka ekonomik kriz). Ece o arada MP3.com’la adını duyurmuştu. Gençti, tecrübesizdi, eski tabirle ‘istikbal vadediyor’du. Cesurdu da, küçük yaşta H2000’de konser vermekten çekinmemişti. Ayrıca, şablonlara uymuyordu, hâlâ da sevmiyor ama şimdi daha sakin, müziği de daha olgun. O zamanlar eleştiri de almıştı; bu, farklı müzik yapan, alışılmış ‘kadın şarkıcı’ modelinden olabildiğince uzak olan kızı eleştiren de olmuştu. Kimi yorumların onu çok incittiğini söylüyor. Tahminimce bunlar müziğinden çok kendisini, duruşunu, bir de başı buyrukluğunu hedef alan yorumlardır.

Bir söyleşisinde kendini, “Elinde kılıcı atının üzerinde ilerleyen Don Kişot”a benzetiyor. Gerçekten de öyle. Hem kendi seçtiği yolda gittiği için, hem de kimseye boyun eğmediği için. Elbette annesiyle babasının, Leman ile Atilla’nın da çok emeği, katkısı vardır ama Ece iki yıldır işin her yönüyle uğraşıyor ve piyasa insanı olmaktan tamamen uzak karakteri yüzünden fazlasıyla incilip yoruluyor.

Bir süredir Birgün’de yazıyor. Daha uzun süredir de Marmara Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Üstelik bu arada bir de şiir kitabı çıkardı: Geçen Kasım’da Güncel Yayıncılık’tan çıkan ‘Mor Rüya’. O da albümü gibi naif, duyarlı, yetkin ve ‘öteki’ne karşı hoşgörülü. Bu renk takıntısı nedir derseniz, Dorsay çocukluktan beri bize empoze edilen, kızsa pembe, erkekse mavi alışkanlığını aynı potada eritmiş, ‘Mor’u çıkarmış. ‘Kum Saati’ni de sevmiştim ama ‘Kırmızı Karanlık’ın sound’u daha çok hoşuma gitti. Akustik olduğu için mi acaba? Sanmam. Belki, aranjmanlar daha oturmuş, daha sağlam olduğu için. Ece’nin tamamen kendine özgü olan zengin, kalın sesinin de sekiz yıl öncesinden daha fazla yerine oturmuş olduğunu düşünüyorum. Belki ‘Kırmızı Karanlık’ın sözleri de beni etkilemiştir. Yazarlarını inkâr etmeyen sözler, biraz da ‘Mor Rüya’yı anımsatıyorlar.

Bir de, her şeyden önce, hazırlanması sırasında yaşanan sancıların çoğundan haberdar olduğum için, Ece Aksoy eskiden olduğu gibi bugün de kolaycılıktan kaçıp, kendi gibi olmayı tercih ettiği, kendi seçtiği yoldan gittiği için. Elbette daha çok canı yanacak, sorunlar devam edecek ama, hiç değilse istediğini yapmanın en azından kendi ruhuna (da) hitap etmenin hazzını yaşayacak. Bugün de istikbal vadettiğini, bir sonraki albümünün bundan da yetkin olacağını düşünüyorum. Çünkü müziği seviyor, sadece sevdiği için müzik yapıyor.

Kendi seçtiği yolda giden müzisyenler iyidir. Ozan şarkıcılar serin, taze bir hava estirir. Uuslararası İstanbul Caz Festivali’nin birkaç yıldır böyle bir bölümü var, biliyorsunuz. Şan Sineması’ndaki, emsaline kolay kolay rastlanmaz Antony And The Johnsons konserini, o konserin atmosferini unutmak mümkün mü? Aynı heyecanı, ertesi yıl Rufus Wainwright’la da yaşamıştık. Bu yıl Sepetçi Kasrı’nda bize Edith Piaf şarkıları sunan Martha Wainwright’ın kardeşi Rufus, Aya İrini’deki konserine, mekâna uygun bir şekilde, ‘Agnus Dei’ ile başlamıştı. O da Anthony’ninki ile aynı derecede unutulmaz bir konserdi. Biraz ötede duran, diğerlerine karışmayan, kendi bildiğini yapan insanların sesi duyulsun istiyoruz.

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.