ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Hep birlikte Şenlik'teSayı: 1045 - 07.07.2010


Festivalimiz nihayet başladı. 1 Temmuz Perşembe akşamı, İKSV’nin kıdemli sponsorlarından The Marmara Hotels’e ait Esma Sultan’daki açılışta, müzik de güzeldi, mekânın kendisi de. Bu yıl, deniz kenarı dahil oturacak yer olmayışı kimi konuklar için sorun oluyor (Benimki halloldu, şükür). Törende, başta 14 yıldır Festival’in ana sponsorluğunu üstlenen Garanti Bankası olmak üzere sponsorlara plaket verildi. Gecenin benim için en duygulu ânı ise, 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin “Yaşamboyu Başarı Ödülü” üstadım Hülya Tunçağ’a sunulmasıydı. Doğrusu, bilgisi, kıdemi ve dinmeyen heyecanıyla bunu en fazla hak eden kişidir. İstanbul Caz Stars’ın çaldığı üç konuk solistli (Serpil Köse, Melis Sökmen, Feyza Eren) açılışta İmer Demirer ve Neşet Ruacan’ın (ki ikisinin de dünya çapında bir şöhreti tepip burada kaldıklarına inanmışımdır hep) solist olarak varlıkları akşamı daha da zenginleştirdi.

Sokağın bir parçası olan cazı seviyorum. Caz Vapuru’nu, sokaklarda geze geze çalan New Orleans Band’lerinin Caz Kenti Sokak Konserleri’ni (bu yıl Panorama Jazz Band var), hatta Genç Caz ekiplerinin farklı bir platformda dinleyici ile birleşmelerini. Onun için de bu yılın yeniliklerinden Tünel Şenliği’ni heyecanla bekliyordum. Ama editörüm Cem Erciyes, başımıza iş çıkardı. Danışmaktan ziyade tebliğ etmeye yakın bir emrivakiyle, hepimizi akşamın bir vakti Tünel’de sevdiğim bir mekân olan Şimdi’ye çağırdı. DJ’lik yapacakmışız. Hayır, parça seçmekten yana sıkıntımız yok, şükür, ama bu konuda teknik yeteneğimiz olmadığını Ghetto’da da belli etmiştik. Ne yapalım, işin parça kısmıyla ilgilendim ben de. Hiç eskileri karıştırmadan, Hakan Akala’nın Lâle Plak’ından birkaç gün önce aldığım yeni Ahmed Jamal, Russell Malone, Lee Konitz, Steve Kuhn ve New York Trio albümlerine festivalin konuklarından Buika’nın (eski festival konuğu) Chuco Valdes’li albümünü ekledim.

Ama sabah saatlerinden itibaren de stres durumu kendini kramplarla belli etmeye başladı. Neyse ki, bir numaralı gezme arkadaşım Barış’la birlikte karşıya geçmiştik. Cimcime diye, epey kahrımızı çeken kırmızı bir arabası var. Tünel’de önce Hakan’a uğradık, onun verdiği adresle Kürşat Deniz’in çaldığı Kave’ye gittik. Artık iyiden iyiye koruyucu meleğim halini alan Ayşe ile de orada buluştuk. Saat yedide de, Yahya Dai’yi dinlemek için Deniz Palas’ın Teras’ın yolunu tuttuk. Ne var ki, onca yağmurlu günün ardından ilk güneşi gören restoran yönetimi, masaları yemekli müşterilere rezerve etmişti. Bize de tabureler kalmıştı. Oysa oraya gelenler de bilet sahibi elemanlardı sonuçta. Yahya’yı uzaktan dinledik, beğenmediğimiz taburelerin sonuncusunu kapmıştık neyse ki. Nefis manzaralı bu seçkin mekânı seviyorum ama, iki işlev birbirine karışmasa daha iyiymiş. Ancak, şenlikte çare tükenmiyor. Biz de Salon’a inip bir süre Karsu Dönmez’i izledik.

Eh, DJ’lik vakti gelmişti artık. Benden yarım saat önce, 21.00’de çalmaya başlayacak Tuğrul Eryılmaz’ın korkusundan 20.30’da oraya dikildim. Meğer editörümüz Cem Bey de gelmiş. Derken, Radikal ekibi sökün etti. Eray ile Ceyda zaten çalıyordu ama başta Nazan, eskisiyle yenisiyle Radikal’deki arkadaşlarımızı görmek çok hoş oldu. Hayli de gürültü ettik, birbirimizi alkışladık, eğlendik. Tuğrul ile ben, onun kapanış sürprizi ‘Whatever Lola Wants’ ile tamamen çileden çıktık. İyiydi yani...

Sonra da Tünel Meydanı’na ilerledik. Doğrusu, pek ayakta duracak halim kalmamıştı, bir parça dinleyip gideriz diyordum. Soul Stuff’ı hesaba katmamışım. Solistlerini (Grubun kurucusu Alper Cengiz) önce biraz suni bulmuştum ama dinleyicisini elhak coşturan bir müzisyendi. Soul Stuff iki nefeslisiyle zengince bir grup. İki yıl önce Elvis Presley anısına düzenlenen bir konsere katılmalarına hiç şaşmıyorum, üstadı akla getiriyorlar zaten. Cengiz, saçlarının stilini milim bozmadan hopladı, zıpladı, bize yan dönüp durdu, kollarını havaya kaldırdı, yerinde saydı. Her şeyiyle pek havalıydı. Soul Stuff pek hoşnut kaldığım Tünel Şenliği’ni mükemmel şekilde noktaladı. Gene de, ne yalan söyleyeyim, aklım hiç gidemediğim (yokuş inip çıkma meselesi) Galata konserlerinde kaldı.

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.