ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 11 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Rock'n roll cihadSayı: 1036 - 24.06.2010


“One minute...” Bu yakarının sonuna konulacak imla işareti icad edilmedi. Mısır’da kimden bir ricanız olsa aynı cevabı alıyorsunuz Mısır’daki, bizim Başbakan’ın siyaset literatürüne öylece giren, üstüste tekrarlanan “One minute! one minute!”üne pek benzemiyor. Onda işaret parmağı şöyle muhataba yönelik uyarıcı bir anlam vardı. Bunda o aynı parmak yakarır bir edayla başparmağı destek almış vaziyette mahcup ve içedönük. Ricanın/isteğin yerine getirileceğine dair muğlâk ve biçare bir niyeti ifade ediyor. İşin ne zaman yapılacağı ise kestirilemez. 10 dakika ile birkaç saat arasında değişir.

İskenderiye’de ABD-Müslüman ülkeleri ilişkilerinin nasıl geliştirileceği konusu masada. Geçen yıl epey yankı uyandıran “Obama açılımı”nın üzerinden bir yıl geçtikten sonra. Bir yıl içinde bu yankının her geri gelişte bir hayal kırıklığı ve bir tür beklentisizliğe dönüştüğü anlaşılıyor. Bilhassa “Müslüman ülkeler” tarafında... Yine de eğitim, kültür ve bilim alanında bazı projelere bütçe ayrıldığı gözleniyor.

Hemen yazayım. Neme lazım! Başlığı ödünç aldım. Salman Ahmad’dan. Kendisi Lahordoğumlu Pakistan-ABD’li rock’çu. Ailesinin küçümsemesine rağmen rock’çu oluşunun hikâyesini anlatıyor. Sıtma görmemiş bir sesle rock-kavvali karşımı bir türde çalıp söylüyor. Salman, 11 Eylül’den itibaren “cihad” kavramının teröristlerce gasp edildiğini öne sürüyor. Oysa bu coğrafyada onlarca yüzyıldır cihadsız olunmuyor. Yine de Salman haklı. ABD’de doğup büyüyen çocuklarının sıkıntı çekmeden yaşamasını arzuluyor.

Sürü sepet STK var. Özellikle din, inanç ve gençlik örgütleri. Hemen yanımdaki adam Merhamet (mağfiret, şefaat) Kıtası mensubu. Dünyadaki açlığı azaltmak için çalışıyorlarmış... Yıllar önce tanıştığım bir STK’cı aklıma geliyor. Adam emekli diplomattı. İstanbul’da da çalışmış. K. Irak’dan gelmekteydi. Kara yoluyla geri dönerlerken oğlu Türk jandarmasıyla Kürtçe selamlaşınca başlarının nasıl derde girdiğini anlatıyordu. “Önce emekli sonra ‘encio’ oldum” diyordu. Bir başka STK’cı kartını veriyor. Barış İçin Dinler. Tövbeler olsun. Bu gidişle STK cenneti ABD dünyayı bir STK’lar denizine çevirecek. (Bir de işin sivil toplum tarafı var ki, analiz filan hak getire. Biri kuyruğundan çekmeye görsün.)

Bizim ‘merhametçi’ toplantının sponsorlarını soruyor. Sayıyorum. Kanada Büyükelçiliği, Rockefeller Biraderler Vakfı, Yale Üniversitesi İlahiyat Okulu... Bir de adları ve amblemleri  nedense hep okunaksız bazı Arap ve Müslüman kurumları. Yanımdaki bilmiş bir havayla “Bence yazılı olmayan sponsorlar var” diyor. (Öğreniyorum. Unilever değil miymiş!)

ABD en üst düzeyde temsil ediliyor. Hem Obama hem de H. Clinton’un özel temsilcileri (her ikisi de çakı gibi Miüslüman Amerikalı), büyükelçi vb. Konuşma metinlerinde en çok “haysiyet” kelimesi geçiyor. Acaba kiminki? Müslüman tarafında önce Mısır, sonra Arap ağırlığı göze çarpıyor. Çoğu ulemadan. Onların konuşma metinlerinde ise dikkat çeken kelime “tevekkül”. Bir de dine bu kadar takılmamaktan dem vuruyorlar. Muhtaç olduğumuz kudret 9–11. yüzyıllardaki Arap aydınlanmasındadır, demeye  getiriyorlar. Mısırlı edebiyat hocası
Asfur, Orta Doğu kültürünü iyi ya da kötü ne ararsan bulunacak bir koca depoya (mahzen-i kebir) benzetiyor. Lakin bunun yetmediğini vurguluyor. Ona göre, Müslüman dünyasının asıl sorunu eksik irade (naks-ül irade). Haksız da sayılmaz.

Türkiye mi dediniz? Mavi Marmara menkıbesi hariç iki yerde vardı. En önce bayraklar arasında. ABD, Kanada ve İngiltere’den hemen sonra. (Ki bu  yer de doğru.) Bir de bir sunuşta, eşeğinin sırtında, elinde cep telefonu güğümde süt satan Ç. Altan köylüsünde.

Gençlere gelince, onlara  hep daha çok iletişin deniyor. Daha çok twitter, daha çok blogger, daha çok müteşebbis. Nurlu ufukların sanal versiyonu vesselam...

İskenderiye’nin Kavafis’i gitmiş, Berbat bir ara sokaktaki, ikinci kat müze kikiriği kalmış. Bir de mısraları tabii. “Bir daha asla bulamadım- hızla geçip gitmiş...O şiir gözleri, o solgun yüzü...Karanlık sokaktaki...”(1903’den) Kendi gitmiş, karanlık sokağı kalmış yadigâr.
 

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.