ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 5 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


“Tango ve Diyarbakır” meselesi Sayı: 1022 - 04.06.2010


Kirvem,

Şimdi sen yukarıdaki başlığa bakıp belki de içinden kendi kendine nerden nereye çıktı bu ‘Tango ve Diyarbakır’ deyip ardından da haklı olarak belki de ekleyeceksin “Diyarbakır nire tango nire hemşerim!!!”

Evet! Doğrusunu söylemek gerekirse bir müddet önce Diyarbakır’da Büyükşehir Belediyesi’nce tertiplenen edebiyat şenliklerine katılmak için gittiğimde hemşerim yazar Şeyhmus Diken’in o günlerde henüz fırından yeni çıkmış taze “çakıl” ekmek lezzetindeki bu kitabının adına bakıp gülmedim dersem Allahvekil yalan olur. Öyle ya! Diyarbakır derken hele hele şu son yıllarda insanın aklına ister istemez öncelikle kan, gözyaşı, yargısız infaz, göç, açlık, sefalet gelirken…

Neyse Şeyhmus Diken’e kulak verelim:

“Eskiden olaydı ‘Hele bırak o tangoyu lo!’ derlerdi Diyarbekir’liler, Tango deyince daha çok kısa kol giyinip çarşı, pazar gezinen zamane kızları algılaması vardı eskilerin Diyarbekir’inde! O denli gündelik ağızla şehrin jargonuna bile girmişti ki; ‘Ne olacak işte gitmiş bi tango kız almış…’ derlerdi.Ya şimdi!”

Oysa şimdi sevgili Şeyhmus’un aktardıklarından anlıyoruz ki: “Diyarbakır’lılar İsveçli müzik grubuna ‘New Tango Orchestra’ ile ev sahipliği yaptılar. İsveç İstanbul Başkonsolosluğu, Diyarbakır Sanat Merkezi ve Büyükşehir Belediyesi ortaklığında.”

Sözün özü şu ki; yazar dostumun derdi ne tango, ne fokstrot, rumba, çaça ya da vals değil… derdi, aklı fikri hep o kadim kent Diyarbekir, tango bahane…Tıpkı bir söyleşisinde kendisine yöneltilen “ Daha geniş bir okur kitlesine ulaşmak ve bunun zeminini hazırlamak için Diyarbakır’dan ayrılmayı düşünüyor musunuz? Sorusuna verdiği cevap gibi:

“Benim adeta kendimle özleşleştirdiğim varlık bu şehir, Diyarbakır’dır. Memleketin ilk sahibi bizdik. Son sahibi de biz. Ayan beyan olsun dosta düşmana. Koyup gitmek yok memleketi defterimizde. Nemize lazım, başıboş kalan kız ya davulcuya, ya da zurnacıya varır derler ya! Memleket sahipsiz değil. Bize kalsın.”

Zaten dediği gibi de yapıyor Diyarbakır’da yazıp bizlere şöyle sesleniyor: “İşte Tango ve Diyarbakır’da bugün okunanlar ağırlıklı olarak son on yıllık zaman dilimi içinde, kendi içlerindeki devleri uyandırmayı ne ölçüde beceren ya da beceremeyenlere dair Diyarbekir’den Kürdi bir perspektiftir.”

Şeyhmus Diken çoğunluğu Radikal, Kitap, Birgün, Evrensel, Özgür Gündem, Fırat’ta Yaşam, Tiroj, Virgül gibi yayın organlarında yayımlanan yazılarını bu kitapta toplayarak kalıcı bir eser verirken aynı zamanda da ilginç konulara parmak basıp bunu da naif üslubunun yanı sıra yer yer gözünü budaktan yeri geldiğinde de sözünü meclisten esirgemeyen bir usta...

Bir Garip Karapet adlı yazısından ufak bir alıntı: “Diyarbekir gündüzünün parke taşlı daracık sokaklarının komşu yarenliği, akşamları damlarda bitişik komşularla bir başka şekilde sürerdi. Örnek olsun diyedir. Toprağı bol olsun bitişik komşumuz Şeyh Ali Amca kılıç artığı eşi Fatma Teyze’ye, sırf komşulara espri olsun diye biraz da sesini yükselterek derdi ki; İsfahan’da işlerem / Xençerimi gümüşlerem/ Fate kafam kızarsa/ Hem öperem, hem dişlerem.

Sırt üstü tahtta uzanmış ve avuçlarımızda gökyüzünün silme yıldızlarını toplayacakmış gibi duygularla yüklüyken, birden çok da uzak olmayan komşu damın tahtındaki radyodan bir dengbej sesi alıp bir yerlere götürürdü dinleyenleri. Nereden bilebilirdim ki; “Lo lo Diyarbekir bi dikan e/ Wele bere wan dikanen/ Li baxçe u hasilan e.” diye başlayan o günlerin tutkulu ve yasaklı sözlerinin sahibinin Karapete Xaço olacağını.

Sonrasında o radyonun kimliğini merek edip öğrenecektim 196O’lı yılların sonu ve Erivan Radyosu’ydu o radyo. Radyo e Denge Erivan e, Kilamen Cemaete Kurdan (Erivan Radyosu’nun sesi Kürtçe Şarkılar) diye başlayarak Lewike Metini, Derisore Piçuke, Bave Fexriya parçalarının cızırtılı seslerle ünlenen dinleyicileriydik.”

Kirvem,

Hani boşuna “Dünya küçüktür” dememişler…

Hemşerim Şeyhmus Diken bir zamanlar Diyarbakır’da komşusu Şeyh Ali Amca’nın karısı Fatma Teyze’ye seslenişini ya da Erivan Radyosu’ndan Kürtçe şarkılar dinleyip söyleyenleri merak ederken acaba yıllar sonrasında Diyarbakır ve Tango kitabında sözünü ettiği kılıç artığı Fatma Teyze’nin asıl adının Anna olduğunu, aynı zamanda kendisi de kılıç artığı olan babamın yakın akrabası olduğunu, bizler küçükken evimize arada bir çarşafa bürünmüş yeni kimliğiyle ziyarete gelen Fatma Bibi’ye saygıda kusur etmeyelim diye, o bir kenarda beş vakit namazlarından birini o anda minareden yükselen ezan sesleri eşliğinde kılarken sesimizi soluğumuzu keserek namaz boyunca bu garip akrabamızı huşuyla, merakla izlediğimizi acaba nerden bilebilirdi?..

Vee şu sıralar Kefere İtalya’nın küçük bir balıkçı köyü olan Santa Margaritha’da deniz kenarındaki bir parkta yalnız başıma oturduğum bir bankta bu kitabı okurken dalıp dalıp Diyarbakır kuçelerinde gezinip Gâvur Mahallesi’nin daracık sokaklarında bıraktığım çocukluğumu onun dengbej sesi, usta kalemi sayesinde günün birinde nemli gözlerle bu diyarlarda arayacağımı acaba bilebilir miydi?

Sevgili Şeyhmus elen, dilen, yüreğen sağlık kardaşım…

e-posta: mmargosyan@hotmail.com


Kaynak: Kirveme Mektuplar / evrensel

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.