ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 9 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Etnoğraf sanatçı ve caz müziğiSayı: 989 - 14.04.2010


Michel Leiris, 1929 yılında George Bataille’ın tavsiyesiyle psikanalize başlamış, iki yıl sonra da analistinin onayını alarak Fransız hükümetince finanse edilen Dakar- Cibuti araştırma gezisine arşivci olarak katılmıştı. Etnolog Marcel Griaule başkanlığındaki kafileyle Paris’i terk ettiğinde otuz yaşındaydı. Afrika kültürlerini incelemenin yanısıra müzeler için eşya toplamak da gezinin amaçları arasındaydı.

Emperyal politikalar ve koloniler hakkında ilk elden bilgi sahibi olan Leiris, gezi boyunca tuttuğu notlara dayanarak yazdığı Hayalet Afrika’da Paris müzelerinde sergilenecek obje toplamak için köylerin yağmalanmasını  eleştirdi.

Leiris’in Afrika yolculuğuna çıkmasından kısa bir süre önce Vincennes’de kolonyal sergi açılmış, Avrupa kültürünün bir parçacı haline gelmiş olan etnikmerkezciliğe karşı çıkan gerçeküstücüler bu devlet destekli egzotizmi protesto etmişlerdi.

Leiris, tıpkı dosttu Bataille gibi, Breton’a muhalefet ettiği için gerçeküstücü çevreden uzaklaştırılmış olsa da gerçeküstücüler gibi Paris burjuva kültürünün amansız bir muhalifiydi. Afrika’ya Batı’nın değerlerinden kopma, yeni bir kimlik bulma, başka kültürlerle temas kurma amacıyla gitmişti. Onun açısından bu gezi bir bakıma psikanaliz tedavisinin uzantısıydı. Bilinçaltına, yani insan varlığının karanlığına inmek ve siyah kıtayı gezmek, keşfetmek aynı şeydi.

James Clifford’un” gerçeküstücü etnografi” olarak nitelediği Hayalet Afrika “ben arayışı”nın da öyküsüdür. Rimbaud, “ben bir başkasıdır” demiş ve öteki ile karşılaşmak için Afrika’ya gitmişti. Leiris’in Afrika yolculuğunun ardında  da aynı dürtü vardı. Afrika’da köyden köye dolaşırken aslında ruhunu arıyor, içinde saklanan yabanıl çocuğu özgürleştirmeyi, dışarı salmayı umuyordu. Ne ki, Leiris kültürel ötekiyi, siyah olmayı yüceltirken tüm iyi niyetine rağmen özcü sterotipleştirmeden kurtulamamış, Afrika’ya bakışında kolonyalist epistemolojiden, ondokuzuncu yüzyıl egzotizminden tam olarak kopamamıştı.

Hayalet Afrika, ırk ve ulus sorunlarının tartışmaya açtığı, kolonyalizmi eleştirdiği için Vichy Fransa’sında sansür edildi. Leiris, savaş sonrasında Jean-Paul Sartre’ın çıkardığı Les Temps Modernes dergisinin şiir editörü oldu, dergide Aimé Cesaire’ın şiirlerini yayınladı. 1940’larda Fildişi Sahili’nde inceleme yapan bir grubun içinde yer aldı ve hazırladığı rapor Fransız sömürgelerinde reform yapılmasında etkili oldu. Cezayir’in bağımsızlık mücadelesini destekledi. Fransa’ya karşı yürütülen bu mücadelesinin meşruluğunu duyuran manifestoya ilk imza koyanlardan biriydi. Ne ki, sömürgecilik konusundaki düşünceleri, siyasal tutumu olgunlaşmış olsa da öteki kültürlerle, özelde siyah kültürle ilişkisi yine de sorunlu olmayı sürdürdü.

Leiris, Hal Foster’ın tanımlamasıyla kültürel ve etnik öteki ile dayanışma içinde bulunan, hatta özdeşleşen ve kültürel kimliğini böylesi bir ilişki içinde oluşturmaya çalışan “etnograf sanatçı”dır. Etnograf olarak sanatçı beyaz öznenin girmediği ya da ancak tahakküm ve yağma amacıyla girdiği alanlara dayanışma ve özdeşleşme amacıyla adım atar. Gelgelelim, Batı’nın imgelemindeki ilkelci fantezileri de beraberinde götürür. Bu nedenle, siyah ile kurduğu ilişki, ne denli iyiniyetli olsa da “ideolojik hamilik” tehlikesini taşır. Leiris açısından söz konusu olan ideolojik hamilik değil, ama fetişleştirme ve Batılı insanın, Parisli burjuvanın epistemolojisinden kopamamadır.

Leiris’e göre göre caz orgiastik sefahatin müziğiydi; büyü benzeri bir etkide bulunuyor, dinleyen cin çarpmışa dönüyordu. Aynı zamanda, bir komünyon müziğiydi, ruhları birleştiriyordu. Paylaşma ve katılma sağlıyordu. Bütün bu özelliklerinden dolayı da, Batı’daki tek kutsal müzikti.

Doğru değildir bu savlar. Caz, derin kökleri Afrika’ya uzanmakla birlikte esasen Afro-Amerikalıların şehir deneyimlerinden doğmuş modern bir müziktir. İmam Amiri Baraka’nın da belirttiği gibi, siyah kültürün  Batı’nın modern müziğine yapmış olduğu önemli  bir katkıdır.

Yazar George Duhamel iki savaş arasındaki dönemde cazın popülerlik kazanmasını Fransa’nın kırsal toplumdan sanayi toplumuna geçişiyle açıklamaya çalışmış; caz ritimlerinin mekanikleşmenin, makine başındaki işçinin beden hareketlerinin analogu olduğunu ileri sürmüştü.

Leiris’in tezleri muhafazakâr Duhamel’inkilerle karşıtlık oluşturur.

Fakat beri yandan, 1920’ların siyah ile erotik olanı eşanlamlı sayan, Josephine Baker’ın bedenini beyaz bakış altına alarak nesneleştiren, Paris bohemyasının dünyasına damgasını vuran egzotizmle kaynaşmış negrofilinin de uzağında değildir.

1930’ların Paris’inde varyete ve burlesk gösterilerin yıldızı Josephine Baker’ın siyahlığı çoktan asimile edilmişti. Kolonyalist algı onu ulusal kimliği tehdit edici, metropol ülkenin kültürel homojenliğini ihlal edici bir unsur olarak görmediği için alkışlıyor ve popüler kültür ikonu haline getiriyordu. Ama şu da var: Çok değil, yaklaşık on yıl sonra, Nazi işgali altındaki Paris’de siyah etki ve caz müziği direnişçi bir gençlik kültürünün kurucu öğeleri haline gelecekti. Gerçekten, kendilerini Zazous olarak adlandıran bu gençler radikal bir Epikürcülük niteliği taşıyan yaşam üsluplarıyla örgütlü olmayan bir direnişi gerçekleştirdiler. Paris’in mahzenlerinde caz dinlemekle kalmadılar, Yahudilerle dayanışmanın bir ifadesi olarak yakalarına üzerinde “Zazou” yazan sarı yıldız da taktılar.

E-Posta: halilturhanli@hotmail.com

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.