ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1821
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Ben gönlümü eylerim...Sayı: 973 - 23.03.2010


Entelektüel ne zamandır bir insan grubunun adı değil. Daha ziyade bir niteleme sıfatı olarak kullanılıyor. Entelektüel kime denir,  toplumda işlevi nedir tartışması geride kaldı. Kelimenin ‘entelektüel’ olarak seçilmesi bile bir iş. Zira aydınla münevver arasında zaman içinde açılan uçuruma düşmek mümkün. Hatta, entel sulu engeline takılıp da kalkamamak muhtemel. Kesin olan şu, entelektüele umut bağlandığı günler geride kaldı. Zamanlar başka zamanlar.

Geçenlerde bir barışma fotoğrafı gördüm. Kültür bakanımız, şarkıcı ve besteci Ş. Perwer ile hararetle el sıkışıyor. Seçkin bir davetli topluluğunun önünde. Toka ederlerken birinin ikinci eli diğerinin elini muhabbetle kavrıyor. Diğeri de kalan eliyle berikinin dirseğine temas ediyor. Çehreler mesut bir ifade içinde. Kürt halkına adadığı şarkılarsöyleyen ‘protest’ (resmi internet sitesinde aynen böyle yazıyor) müzisyen sürgünde devletin en üst düzeyi ile buluşmuş. Oracıkta karşılaşmamışlar. Olması için epey emek harcanmış bir buluşma.

Bakanla şarkıcı daha sonra konser dinlemişler: ‘Medeniyetler Korosu’. (Dünya kültürü merakı geçmedikçe bu kültürler bulamacı etkinliklerden kurtulmak mümkün olmayacak.) Konserin sonunda da yanlarına büyükelçimizi de alıp büyük koro halinde bir zamanlar pek popüler olan o şarkıyı söylemişler. ‘Bir başkadır benim memleketim’. Tüm bunların Turizm fuarının yapıldığı Berlin’de bir Fransız kilisesinde olup bittiğini eklemeli.

Buluşmadan hemen sonra çıkanhaberlere bakılırsa Perwer’in yurda dönüp yaz aylarında bir iİstanbul’da, diğeri Diyarbakır’daiki büyük konser vermesi söz konusu. Son gelişmeleri önceki bazı haberlerle birleştirince durum daha iyi anlaşılıyor. Perwer’in Atina’da yapılan nikâh şahidi, birbaşka bakanla aile yakınlığı sayesinde başbakanımızmış. (Bu noktada upuzun atlama nedeniyle medyamızın kırık notunu da vermeli.) Son Berlin buluşmasının uzun bir yumuşama sürecinin adımlarından biri olduğu açık.

Hükümetin açılım çabalarının doğrultusunda medyatik bir başarı kazandığı belli. Plak kapaklarında poşu ve yerel kıyafetlerle görmeye alışkın olduğumuz Perwer’in sürgünden bıkmış olmasını herkes anlayışla karşılar. Lakin oradan, bir zamanlar Türk milliyetçiliğnin en ortalama simgelerinden biri olan şarkının korosuna en önden katılmaya giden yol konuşulmaya değer.

Lâkin çıt çıkmıyor. Tek tük haber dışında hiç kimse umursamıyor. Kol kırılır yen içinde... yürürlükte. Bizden olmayan hakkındaysa pek konuşkanız. Galiba son 30 yılda iyice görünür hale gelen etik refleks kaybından. Kolaycı dışlamalarla, çözümlemesiz öteki saydıklarımız
hakkında veryansın ediyoruz. Asker, CHP, milliyetçiler. Bizden olanı sorgulamak ve eleştirmek için tembeliz. Ya susuyor ya da dönek diye kan kusuyoruz. 30 yıl önce de böyleydi. Asker, müslümanlar, Kürtler. Oysa ‘taraf’ olmak entelektüelin özelliklerinden sadece biri. Kendinden olanı eleştirebilme adalet ve cesareti de çok önemli.

Ya gerisi? Gerisi şarkı.”Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim”.

Huysuz etikçi Spinoza  vaktiyle uyarmıştı: “Tanrı kendi kendini sonsuz bir  entelektüel aşkla sever.” Kendinden olanı bunca koşulsuz  seven entelektüeldense hayır yok.


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.