ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1821
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Rus kızından peçeteye dökülenler ...Sayı: 906 - 17.12.2009


Şarkı bittiğinde şaşkınlık, mutluluk ve hayret karması tarifi imkansız duygular yaşanmaktaydı ortamda. Kısa süre sonra bizim Rus bayan misafirimiz, tercümanımız aracılığıyla nota okumayı bilip bilmediğimi sordu. Ben de “ az çok bilirim” deyince; masanın üzerindeki kağıt peçeteye alelacele bir porte çizdi, sol anahtarını kondurdu en başa ve başladı yazı yazar gibi nota yazmaya.

Üniversite yıllarımın arkadaş çevresinde; çok sevdiğim, değer verdiğim ve katıksız dostluklar kurduğum insanlar oldu. Birçoğu ile de halen irtibatım devam etmekte. İşte bu dostların içerisinde, üniversite yurdunda, aynı odayı iki sene paylaştığım, Bulgaristan göçmeni olan ve ekonomi okuyan çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. Bulgaristan’ın Şumnu kentinde doğmuş-büyümüş, tipik bir Rumeli göçmeni idi.

Gerek yurt odasında gerekse bekâr evlerimizde çok sık musiki gecelerimiz oldu. Ben ud çalıyor, arkadaşlarım, dostlarım da bana eşlik ediyorlardı. Şarkılar, türküler, şiirler, sevinçler, hüzünler, kahkaha ve gözyaşları içinde geçen bu meşk saatlerimizin üzerinden yıllar geçmesine rağmen; söz konusu duygu patlamalarımız hiç birimizin belleklerinden ve yüreklerinden silinmedi, silinemedi.

İstanbul’da yaptığımız bir meşk akşamı idi. Bulgaristan göçmeni dostum meclisimize, Moskova’dan gelen, Moskova Üniversitesi’nde uluslararası hukuk okuyan ve Türkiye’ye kısa süreli bir tatil için gelmiş bulunan, bir Rus bayan arkadaşını da getirdi. Onlar aralarında Rusça konuşuyorlar, bizimki de bizlere gerektiğinde tercümanlık yapıyordu.

Söylenen şarkılar, türküler ve şiirler, tahmin edebileceğiniz üzere Rus misafirimizin çok fazla ilgisini çekmekte ve ilgiyle bizleri takip etmekteydi. Aklıma bir sürpriz yapmak geldi. Bulgaristan göçmeni arkadaşımdan, daha üniversite yurdunda kalırken, Rusça sözleri ile birlikte öğrendiğim bir Rus halk şarkısı vardı. Sovyet Kızıl Ordu Korosu’ndan da defalarca dinlemiştim. Katyuşa adlı şarkı, gerçekten de çok bilindik bir parçadır. Birden, kimseye bir şey demeden ud ile şarkıyı çalmaya başladım. Tabi son derece aşina olduğu ezgilerin, bir Türk’ün, ud gibi son derece yabancı olduğu sazının tellerinden dökülmesi ile Rus kızı ani bir şoka girdi. Daha ilk şoku atlatamadan, ben sözlerini söylemeye başlayıp, bizim meclisin müdavimi olan ve şarkıyı az çok ezberledikleri için bana eşlik eden arkadaşlar da meşke katılınca manzara görülmeye değerdi.

Şarkı bittiğinde şaşkınlık, mutluluk ve hayret karması tarifi imkânsız duygular yaşanmaktaydı ortamda. Kısa süre sonra bizim Rus bayan misafirimiz, tercümanımız aracılığıyla nota okumayı bilip bilmediğimi sordu. Ben de “az çok bilirim” deyince; masanın üzerindeki kâğıt peçeteye alelacele bir porte çizdi, sol anahtarını kondurdu en başa ve başladı yazı yazar gibi nota yazmaya. Misafirimiz sıkı bir piyano hayranı ve icracısı imiş, bunu da öğrendik o anda.
Önüme koyduğum, nota yazılı kâğıt peçeteye bakarak, şarkıyı çalmaya başladığımda bu sefer şoke olma sırası bizdeydi. Udumun tellerinden dökülen, süzülen nağmeler, birçoğumuzun yüreklerine nakış gibi işlenen, meşhur “Çalıkuşu” dizisinin, o duygu yüklü ve hüzünlü film müziği idi. “Feride” aramızdaydı, pır pır ediyordu o anda her birimizin yüreğinde. Ve çok daha enteresanı da bu notaların bir Rus kızının ellerinden ve yüreğinden taşmasıydı, peçete kâğıdına.

Rövanşı çok güzel aldı bizden, çok güzel ama. Katyuşa’ya karşı Çalıkuşu. Ne güzel ve de enteresan değil mi?

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.