ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 1 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Dramatik Müziğin BestecisiSayı: 846 - 15.09.2009


20. yüzyıl müziğine yön veren besteciler arasında gelen Fransız Besteci, Yazar ve Orkestra Şefi Hector Berlioz, 1803 yılında bir doktorun oğlu olarak dünyaya geldi. İlk müzik eğitimini babasından aldı. Armoninin temel öğelerini kendi çabalarıyla çözüp geliştirdi. 12 yaşında yerel oda müziği topluluklarına beste yapmaya başladı. Flüt ve gitar çalmayı icracılardan öğrenen Berlioz, gitarda virtüözlük düzeyine ulaştı. 1821 yılında tıp öğrenimi görmek için gittiği Paris’te sık sık operaya gidiyordu. 1830 yılında ilk büyük orkestra portisyonu (orkestra yapıtında bölümlerin tümünü içine alan nota defteri) olan ve 19. yüzyılın müziğine yeni bir soluk getiren ‘Fantastik Senfoni’yi besteledi ve çalınmasını sağladı.

Geothe’nin Faust’un etkisiyle bestelediği ve müzikte yeni bir tarzın doğumunu haber veren ünlü Fantastik Senfoni’de besteci kendi yaşamını, benliğini saran tutkuyla aşkı, yeni karasevdalı genç bir sanatçının öyküsünü anlatır. En belirleyici yanı, bestecinin, “idee fikse” (saplantı) adını verdiği bir ezgiyi, her bölümde kullanarak, belirli bir kişiyi, sevgiliyi anlatmak isteyişidir. İrlanda asıllı İngiliz tiyatro oyuncusu Henriette Smithson’a uzakta duyduğu aşk ve inişli çıkışlı olan bu aşkın anlatıldığı ve 5 bölümden oluşan Fantastik Senfoni’ye bütün bölümlerine düşler, duygular, tedirgin ruh hali, endişe, kıskançlık, sık sık görülüp kaybolan segili, kuşku, iç huzursuzluk, yabani, çığlıklar, acı ve alaylı kahkahalar, gök gürültüsü, fırtına, ölüm vb. hakim durumda.

Berlioz, müzikte dramatik anlatımın sağlanması için, sahne ustası Gluck’a dönülmesini istiyordu. Onun anlayışına göre müzik dramatik anlatım taşımalıydı. Müzik üzerine yazdığı gençlik yazılarında dile getirdiği bu görüşler, olgunluk döneminde de sanatındaki yerini korudu. Yurtdışı gezilerinde, Avrupa’nın belli başlı orkestralarına yeni bir üslup taşıdı. Çeresine topladığı genç bestecilere ve eleştirmenlere bu müziğin anlatım biçimini aşılamaya çalıştı. Bu gezilerden sonra tekrar Paris’e dönerek, kendini yeniden müziğe verdi. Önceki bestelerini yeniden gözden geçirerek mono-dram biçiminde yeniden besteledi. Ölüm ve cehennem acılarıyla son bulan Fantastik Senfoni’nin tam karşıtı olan le Retour’a ta Vie (Yaşama Dönüş) yapıtını bu dönemde besteledi. İlk kez 1832 yılında dinleyici karşısında çalındığında büyük bir ilgi gördü. Yapıtın gördüğü ilgi, Berlioz için kendini yeniden besteleme işine vermesine esin kaynağı oldu.

Romantik besteleriyle olduğu kadar, yazılarıyla da tutuculuğa karşı sert tavır alan besteci aynı zamanda iyi bir yazarda. Geçimini sağlamak için gazetelere sürekli yazılar yazardı. Fakat bu yıllarda, ünlü keman virtüözü Paganini ile karşılaşması onu ekonomik sıkıntıda kurtardı. Paganini, Berlioz’un bir bestesini dinlemiş ve onun Beethoven’in başlattığı yeni müzik geleneğinin mirasçısı ve bu mirasın sürdürücüsü olduğuna kanaat getirmiş, kendisini sadece besteleme işine vermesi için 20 bin frank para yardımında bulunmuş. Hiç kuşkusuz bu para onu gazetelere yazı yazma zorunluluğunda kurtardı. Zamanın çoğunu besteleme işine ayırdı. Bu arada Shakspeare’nin başyapıtı olan Romeo ile Julliette korolu senfoniyi bestelemesini Paganini’ye adadı.

Sanat yaşamı boyunca hep yeni yöntemler aramaya yöneldi; yeni biçimler, yeni yapılar denemeye çalıştı. Zengin müziksel düş gücünü harekete geçirebilmek için çoğunlukla aynı oranda güçlü bir dış uyarıcıya ihtiyaç duymuştur. Sık sık, bir konuyu tüm benliğiyle özümseyip sindirmedikçe dinlemeye değer göremediğini dile getirmiştir. Shakespeare ve Beethoven’in Sadece Haydn ve Mozart’a ilgi duyan Fransız müzik dünyasına, Beethoven’i en iyi anlayan ve Fransa’ya taşıyan Berlioz olmuştur. Beethoven’in Pastoral Senfonisi Adelaide Lied’i ve 9. Senfoni Berlioz’un yaratıcılığını kamçılayan yapıtlar olmuştur. Beethoven’in 9. Senfoni’deki devrimci coşku, Berlioz’un Marseillaise’deki şarkılarını direkt yansımıştır.

Berlioz’un müziği dinleyicide hem hayranlık uyandırır hem de tepkiyi, bu bestecinin müziğinin dramatik anlatımı ve çok çeşitliliğinin bir sonucudur. Ne ki, onun melodi ve anlatım bakımından zengin müziği, kendine özü nitelikleri ile dört ölçülük müzik cümlesini sevenlere pek de alışılmadık bir şey gibi geldiği için tepki uyandırıcı gelebilir. Ancak şu da bir gerçek ki, Berlioz’un armonisi hep işlevsel olmuştur ve çoğunlukla tınının öğelerine bağlıdır. Ayrıca melodisindeki özgünlükle dinamik denge ve konrpuanındaki (Ezgi çizgilerinin üst üste bindirilmesiyle oluşan bir beste tekniği. Armoninin karşıtıdır) dahice kayıtsız bağımsızlık da onun damgasını taşır. Tüm bu özgün öğelerle sanatçı her dramatik yapıtına, öbürlerinden bütünüyle farklı bir atmosfer kazandırmıştır.

Özetlersek, bilindiği gibi her sanat yapıtının gücü ve taşıdığı değer, bir dinleyişte, bir okuyuşta, bir izleyişte ortaya çıkmayabilir. Ancak onu tekrar tekrar, belleğimizin süzgecinde geçirerek açığa çıkarabiliriz. Bu nedenle Berlioz’un yapıtlarını tekrar tekrar dinlediğimizde başka sanatçıların (Beethoven ve Schubert’i dışında tutuyorum) örneğinde pek az rastlanır öğlerle karşılaşırız. Bir kez dinlenip bir kenara bırakılan yapıtları dinleyici üzerinde pek az etki bırakmıştır. Ve son bir söz daha; diğer tanımların yanı sıra sanat, nesnelerin dilidir, aynı zamanda. Eğer Berlioz bu dilin gerçekliğini yerine getiren ender sanatçılardan biridir dersek, sanırım hiç de abartmış olmayacağız

evrensel.net

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.