ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Hayatın fon müziğiSayı: 772 - 27.04.2009


Görebildiğim Avrupa başkentlerinde, şehrin yaya geçişlerine ayrılmış meydanlarında ve yoğun yaya trafiği olan metro istasyonlarında, hep enstrüman çalan müzisyenlere rastlarım. Yakın çevrelerinde mutlaka biraz duraklar, çaldıkları melodiyi hayatıma indirmeye çalışırım.

Sonra ayırabildiğim birkaç metal parayı, bu ricaları için uygun görüp kenara boynu bükük biçimde yerleştirdikleri enstrümanlarının kutusuna veya metal bir kahve kupasına veya kalın kumaştan şapkaya veya deri ceket içine yavaşça koyup; sessiz bir teşekkür işaretiyle ayrılırım. Bu planlanmamış davranışım, hayatımın o anı için oluşturdukları fon müziğine duyduğum tarifsiz coşkunun yansımadır.

Kimi zaman, metroda klasik batı müziği yorumlayan bir keman sesi verir bana bu yaşama sevincini. Gözleri kapalı keman çalan, uzun sarı saçlı, kuzeyli bir delikanlıdır... Kimi zaman şehrin göbeğinde vurma çalgılar ağırlığıyla yapılan bir rap şarkının ritmi yaşama sevincine dönüşür. Çalanlar, her zaman hayata güler yüzle bakan zencilerdir... Kimi zaman yemyeşil parkın loş ağaçlarının altından rüzgâr gibi gelen bir flüt sesi alıp götürür genç günlerime. Flütist genç kızla göz göze gelmeye çalışırım…

Bana bu fon müziği şartlanmasını ne yaptı biliyor musunuz? Sinema! Hiç fon müziği olmayan bir sinema filmi hatırlıyor musunuz? Ben hatırlamıyorum... Fon müziği aşka da eşlik eder, ayrılığa da... Sevişmeye de, kavgaya da... Cinayet işlenir, fon müziği devrededir. Katil kaçıp saklanırken fon müziği ona eşlik eder. Savaş görüntüleri, etkiyi yükseltmek için kesinlikle fon müziğinden destek bekler...

Bana bütün bunları, semtimin market düşleri gören büyük bakkalındaki kasiyer genç kızın anlattıkları hatırlattı. Geçen gün diyor ki türbanlı Alican: 'Usta, bu televizyon dizileri beni mahvetti vallahi...'

-Nedir sorun, hayrola?
-Sorun değil canım...
-Nedir peki? Çok mu dizi izliyorsun?
-Hayır, devamlı baktığım üç dizi var aslında...
-Seyrettiklerine mi inanıyorsun yoksa?
-Yok yoook, öyle değil... Hepsinde öyle güzel müzikler çalıyorlar ki...
-Doğru! İlgi gördüğü için dizilerin müzik albümleri de çıkıyor piyasaya...
-Allah sizi inandırsın, sabah uyanırken müzik duyayım istiyorum. Kahvaltı yaparken müzik duyayım istiyorum. Evden işe gelirken de, işten eve dönerken de, hep müzik çalsın istiyorum! Fon müziği yani! Öyle alıştırdılar ki beni, şaşarsınız... Hayatımın fon müziği olsun istiyorum!
-Bunu isteyen yalnızca sen değilsin ki Alican, ben de ararım fon müziğini günlük hayatımda! Şimdi Beyoğlu'nda bulabiliyorum aradığımı. İstiklal Caddesinde yürümeye başlıyorsun, önce akordeon sesi alıyor seni bir pasaj girişinde, banka önündeki kaval sesine teslim ediyor. Sonra ürkek bir bağlama yüreğini uzatıyor büyük mağazanın vitrini aşağısından...
-Ay ne güzelmiş... Hemen gidip gezerim vallahi... İzin günümde yani!
-Ama baştan söyleyeyim: Televizyon dizilerindeki gibi mükemmel sesler duymayacaksın! Onlar kaç türlü filtreden geçirilip öyle konuluyor görüntülerin arkasına. Beyoğlu'ndakiler acemice gelebilir sana biraz...
-Olsun canım! Öylesi daha güzel değil mi? Canlı müzik daha iyi gider...
-Haklısın vallahi! Sen ne enteresan bir türbanlısın be Alican?
-Beyoğlu'na en kolay nasıl giderim?

http://www.teksatir.com.tr/koseyazisi/837/hayatin_fon_muzigi.aspx


 

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.