ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1836
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Memphis yazında başladı ve bitti.Sayı: 747 - 19.03.2009


10 Ağustos 2008’de çok değerli bir elmas, ‘kara elmas’ Isaac Hayes tüm geçmişini, yıllarca her yana saçılmış pırıltılarını bir yana bırakarak, söndü. Memphis’te Shelby County şerif merkezinden yapılan açıklama, Hayes’ın evinde hala dönmekte olan koşu bandının yanında yerde bulunduğu ve karısı tarafından hastaneye kaldırıldığı ancak tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak öldüğü şeklindeydi.

American soul ve funk müziğinin büyük ustası, şarkıcı, besteci, aranjör ve oyuncu Isaac Hayes’ı anlatmak için 70’lere gitmek gerekir.  Her zamanki gibi kasıp kavuran sıcak bir  Memphis yazında evlerden sokağa taşan ezgiler ve kapısının önündeki sallanan koltukta, elinde yelpazesi ile oturan kadının pikabından yayılan ‘Never Can Say Goodbye’ ... Şarkı adeta değeri sonra anlaşılacak bir elmas gibi pırıltısıyla insanları büyülüyordu.

Yüksek ve gururlu bir ses

Yıl 1971. Memphis’in çocuklarından sayılan Isaac Hayes ve efsanevi plak şirketi Stax tüm zamanların en önemli soul albümlerinden biri olan Black Moses’ı çıkartıyor. Albüm ‘Never Can Say Goodbye’la açılıyor ve Isaac Hayes’in o kalın, tok sesi ile karşılaşıyoruz. Albümde Isaac Hayes’in yanı sıra Curtis Mayfield, Burt Bacharach & Hal David imzalı şarkılar da var. Yine aynı yıl Isaac Hayes, Blaxploitation akımının en bilinen ve en başarılı filmlerinden olan ‘The Shaft’ın müziklerini yaptığı albümü piyasaya sürerek, müzik dünyasındaki yerini iyice sağlamlaştırıyor. Bu albüm, 1972’de Curtis Mayfield’in bir başka Blaxploitation filmi olan Superfly için yaptığı çalışmayla beraber soul klasikleri arasına katılıyor.

Amerika’da 60’lı yılların başında şekillenmeye başlayan soul müziği, gelişen siyah politik akımla beraber 70’lerde daha farklı, daha ‘yüksek’ ve daha ‘gururlu’ bir ses halini alır. İşte bu on yıllık süre Amerikalı zenci müzisyenlerin en üretken, en verimli olduğu yıllardır. Isaac Hayes 1973 yılında Las Vegas’ın ünlü casinolarından Sahara Tahoe’de verdiği bir konserin kaydını ‘Live at Sahara Tahoe’ adlı bir albüm olarak Stax’dan piyasaya sürer. Bu albüm iki saate yakın kaydı ve içindeki 19 parça ile hayranları için tam anlamıyla bir hediyedir. Açılış parçası tahmin edilebileceği gibi ‘Shaft’dır ve Isaac Hayes sahneye kendisiyle bütünleşen isim olan Black Moses’a uygun bir şekilde çıkar. Albümde, kendisine ait olmayan ancak yorumuyla oldukça etkileyeci bir hale dönüşen iki efsanevi şarkı bulunmaktadır. The Doors’un ‘Light My Fire’ı ve Bill Withers’in ‘Ain’t No Sunshine’ı. Her iki şarkı da bu albümdeki canlı orkestranın soul etkisi ve Isaac Hayes’in derinlerden gelen sesiyle hafızalardan hiç gitmeyecek birer yoruma dönüşür. Hele orijinal versiyonu üç dakika bile sürmeyen ‘Ain’t No Sunshine’ on bir dakikalık bir müzik ziyafetine dönüşür bu albümde.

Sonraki iki yıl yine film müzikleriyle geçse de 70’lerin ortasına yani disko dönemine gelinmiştir. Daha ‘Studio 54’ açılmamış ve Bianca Jagger at sırtında bu mekanda arz-ı endam etmemiş olsa da müzikteki disko etkisi kendini göstermeye başlamıştır. Bu etkiler Isaac Hayes’in 75 sonrası albümlerinde de kendini gösterir.

1977’ye gelindiğinde, o güne dek film müzikleri ve diğer sanatçılarla ortak çalışmalar haricinde Stax dışında bir başka plak şirketi ile çalışmayan Isaac Hayes Polydor ile anlaşır ve New Horizon albümünü çıkartır. Albüm sadece beş şarkı içerse de Isaac Hayes için sağlam bir geri dönüş sağlayan ‘Stranger in Paradise’ ve ‘Moonlight Lovin’ adlı şarkılar bu albümü günümüzde zor bulunan ama zamanında satmayan klasikler arasına girmesini sağlar.

Artık 80’lere gelinmiştir. Bu yıllar, ‘Aerobik’ yapılan, bugünkü mp3 çalarla karşılaştırıldığında tarih öncesi çağdan kalmış görüntüsü veren ‘walkman’ dinlenen, minik ekranı ile görücüye çıkan ilk Apple’ın kullanıldığı, Afrika’daki açlığın ve AIDS tehlikesinin konuşulduğu yıllardır. Soul & funk’ın sadık dinleyicileri için ise artık balayı bitmiştir. Çünkü onlar 70’lerin başından beri takip ettikleri, hiç bıkmadan dinledikleri müzisyenlerin, artık  permalı saçlar, vatkalı ceketler içindeki haline, hele hele tamamen değişmiş müziklerine alışamamışlardır. Onları hatırlamak istedikleri halleriyle kaldırıp kenara koyar ve oldskool hip-hop’a yönelirler.

Bir elmas gibi değerli

Artık aramızda olmayan bu efsanevi müzisyen geçen yıl İstanbul Arena’da verdiği konserinde, sadık dinleyicilerince beklenen ‘Ike’s Mood’ veya ‘Stranger In Paradise’ gibi şarkılarını çalmasa da yaşına veya günümüz müzikal akımlarının hızlı tüketimine aldırmadan ayakta kaldığını ve yeryüzünün en zor bulunan, en değerli ve en sert şeyi gibi olduğunu, bir elmas değeri taşıdığını göstermişti.

Ne var ki, 20 Ağustos 1942’de sıcak bir Memphis yazında başlayan o büyük hikaye, başladığı gibi yine ağustos ayında, sıcak bir Memphis yazında sona erdi. Artık Hayes tutkunlarına da geride kalan sonsuz pırıltılar ve özellikle Shaft’ın insanı yerinden fırlatan konser yorumunu defalarca dinlemek kalıyor.
 

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.