ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1821
Şu an 5 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Rüya kardeşim 10 yıldır neredesin?Sayı: 743 - 13.03.2009


Popüler müzik tarihi, genç yaşta ölen müzisyenlerin efsaneleştirilmiş hikayeleriyle dolu olmakla birlikte efsane kısmını sıyırıp gerçekliğe bakıldığında bu müzisyenlerin çoğunun biraz bunu hakettiğini görmek çok da zor değil. Bundan tam ıo yıl önce 29 Mayıs 1997`de kız arkadaşıyla Mis-sisipi Nehri`ne yüzmeye giden ve henüz 31 yaşında boğularak ölen Jeff Buckley`nin hikayesi de hem müzik yazarları hem de sevenleri tarafından bilinen ve efsanelestirilen bir hikaye oldu hep. Üstelik Jeff Buckley`nin hikayesi 60`ların sonu ve 70`lerin başında folk ve caz karışımı şarkılarıyla esen babası Tim Buckley`nin de 28 yaşında aşırı doz uyuşturucu yüzünden ölmesi (baba oğul ortak kader trajedisi), babasını sadece bir kere görmüş olması ve sıradan bir kafe bar şarkı-cısıyken babası anısına yapılan bir konserde müzik endüstrisini onu keşfetmesi de bu hikayeyi daha da efsane haline getirmek için yetti arttı bile.

CAZ DA VAR ROCK DA

Ancak Jeff Buckley`nin bilinen bu hikayelerin ötesinde çok kısa sürmesine rağmen belki de rock müzik tarihinin en önemli figürlerinden biri olmasının sebebi, onun müzikal anlayışıyla doğru ruh hallerini birleştire-bilmesinde yatıyor. İlk defa dinleyeni bile yerine mıhlayan bol oktavlı bir ses, gitar perdelerinin üzerinde parmaklarını nereye nasıl basarsa bassın hepsinin ahenkli akor-lar haline gelişi onu zaten faklı kılıyordu. Buckley`i tüm dünyaya tanıtan Grace albümü yayınladığı 1994 senesi ve aslında bütün 90`lar boyunca popüler müzik, MTV ve benzeri müzik kanallarının ve pazarlama taktiklerinin kucağına çoktan oturmuştu. Tüm sanat dalarında olduğu gibi müzikte de arayış bitmiyordu ve aynı yıllarda rock müzikte `grunge` akımı da hızla yayılıyordu. 90`larda bir tür kültürel kod halini alan grunge, özellikle `Kurt Cobain efsanesi`yle gitar çalıştan melodi ve söyleme biçimlerine kadar yeni şeyler denerken, Jeff Buckley aynı kuşaktaki müzisyenlere sanki unuttukları bir şeyleri hatırlatmaya çalışır gibi eskilerden beslenerek hemen aralarından sıyrılıyordu. Buckley, güzellik aşk ve acı temalı sözlere sahip parçalarında eski klasik blues melodilerini klasik caz ve rock formatlarıyla birleştirip o buğulu vibratolu sesiyle farkını ortaya koyuyordu.

MEĞER HEPSİNİ 0 UYDURMUŞ!

30 yaşında bir müzisyen düşünün ki Nina Simone`dan Leonard Cohen`e, Nusret Fateh Al Khan`dan Lou Reed ve Lois Armstrong ve Led Zeppelin`e, Pink Floyd`dan The Smiths`e kadar bibirinden son derece farklı melodik ve vokal öğelerinden alıntılar yapıyor ve sonunda ortaya kendine ait parçalar çıkarıyor. Buckley`nin esas olarak başardığı buydu. Geleneksel blues gırtlağı ve her zaman etkisinde kaldığı caz müziği hardcore punk`la pembeleşinceye kadar kızart, üstüne kendi malzemelerini ekle; işte Jeff Buckley`nin müzikal ruh tarfif buydu. Herhangi bir basit blues melodisinden caza ve Led Zeppelin vari vokallere geçebiliyor, bazen sıradan bir eğitimli koro şarkıcısından arabesk tonlamalara ya da sessizliğe geçebiliyordu.

Türkiye`ye yıllar sonra gelen ve ölümünden sonra yayımlanan konser DVD`lerin de de Buckley`nin ne kadar naif olduğunu görmek mümkün. Aslında yüzünü bile görmeden ve sadece sesiyle hissettirdiği o amatör ruhun seyirciyi esir alışı, onu daha da güçlü kılıyordu. Sahnede şova kaçmadan gösterdiği duruşla 1994`teki albümü o kadar ses getirdi ki dönemindeki pazarlama taktiklerinden nasibini almadığı halde 2 yıl içinde tüm dünyayı müzikal ve lirik anlamında duyguya boğdu. Öyle ki 1995 yılında Fransa`nın en önemli müzik ödüllerinden biri sayılan ve daha önce Edith Piaf, Leonard Cohen ve Joan Baez gibi sanatçıların aldığı Gran Prix International Du Disque ödülüne layık görüldü. Hatta albüm için Daid Bowie`Çölde yalnız kalacaksam yanımda götüreceğim 10 müzik albümünden biridir` yorumunu yapmasına bile neden oldu.

YA YAŞASAYDI?

Buckley, şarkı sözlerinde karanlık, deniz, ay, özlem, melekler ve ruhlar çok bilindik konuları kullandıysa da, bütün bunların basit bir anlatımından da sakınıyordu. Nitekim Buckley Jack Kerouac`tan Edgar Allen Po-e`ya kadar geniş bir yelpazedeki edebiyatçılardan ve şairlerden de besleniyordu. Kendi şarkı sözlerindeki naiflikte sahip olduğu üne rağmen yaşını anlatıyordu. Lover You Should`ve Come Over` şarkısındaki `Belki güzel bir ilişkiyi devam ettirmek için çok genç / kaçıp gitmek içinse çok yaşlıyım` sözleri onun bu dünyayla ilgili duruşun 30`una girmek üzere olan bir adamın duygularıyla birleştiren ve onu basitçe en güzel anlatan tariflerden birini oluşturuyor.

Grace albümünde iki tane de cover yapan Buckley, belki de albümün geri kalan şarkılarını bilmeyenler için bile o şarkılarıyla tanınmayı da başardı. Nina Simone`un Lillac Wine`ini ve Leonard Cohen`in Hallelujah`ını o kadar güzel yorumladı ki bu şarkıların ondan başkasına ait olduğunu düşünmek çok zor bir hal alıyor.

Birbirine çok benzeyen alternatif ve indie müzik çöplüğüne dönen müzik piyasasında onun yokluğu tabi ki büyük talihsizlik. Bu yüzden Buckley`nin 10. ölüm yıldönümünde tüm dünya ve Türkiye`deki sevenleri onu, adına düzenlenen konserler ve gecelerle anıyor. Gerçeklikler ya da genç yaşta ölmüş müthiş bir müzisyenin kaybının yarattığı efsane bir yana, ölümünden sonra yayımlanan kayıtları da aslında onun yaşasaydı sürekli özgün şeylenr üretmeyi başaracağının kanıtı olarak duruyor. Buckley, `Dream Brother` (rüya kardeşi) şarkısının adı gibi, dinleyicileri müzikal yoğunluğu, müthiş meleksi sesiyle ve o güzel sözlerle herkesi kendisine rüya kardeşi yapmayı başardı.

Albümleri

Live From Sine• Grace • Sketches for My Sweetheart the DrunkMystery White Boy

Live A L`Olympia• Songs To No One 1991-1992

The Grace EPsLive From Sin-e Legacy Edition» Grace Legacy Edition
 

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.