ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 18     Sayı: 1860
Şu an 13 müzisyen gazete okuyor
Müzik ON OFF

Günün Mesajları


♪ 30 yıl sonra karşılaşmak çok güzel Kurtuluş, teveccüh etmişsin çok teşekkür ederim. Nerelerdesin? Bilgi verirsen sevinirim, selamlar, sevgiler.
M.Semih Baylan - 08.01.2023


♪ Değerli Müfit hocama en içten sevgi saygılarımı iletin lütfen .Üniversite yıllarımda özel radyo yayıncılığı yaptım.1994 yılında derginin bu daldaki ödülüne layık görülmüştüm evde yıllar sonra plaketi buldum hadi bir internetten arayayım dediğimde ikinci büyük şoku yaşadım 1994 de verdiği ödülü değerli hocam arşivinde fotoğraf larımız ile yayınlamaya devam ediyor.ne büyük bir emek emeği geçen herkese en derin saygılarımı sunarım.Ne olur hocamın ellerinden benim için öpün.
Kurtuluş Çelebi - 07.01.2023


♪ 18. yılımız kutlu olsun
Mavi Nota - 24.11.2022


♪ Biliyorum Cüneyt bey, yazımda da böyle bir şey demedim zaten.
editör - 20.11.2022


♪ sayın müfit bey bilgilerinizi kontrol edi 6440 sayılı cso kurulrş kanununda 4 b diye bir tanım yoktur
CÜNEYT BALKIZ - 15.11.2022


♪ Sayın Cüneyt Balkız, yazımda öncelikle bütün 4B’li sanatçıların kadroya alınmaları hususunu önemle belirtirken, bundan sonra orkestraları 6940 sayılı CSO kanunu kapsamında, DOB ve DT’de kendi kuruluş yasasına, diğer toplulukların da kendi yönetmeliklerine göre alımların gerçekleştirilmesi konusuna da önemle dikkat çektim!
editör - 13.11.2022


♪ 4bliler kadro bekliyor başlıklı yazınızda sanki 4 bliler devre dışı bırakılmış gibi izlenim doğuyor obür kamu kurulrşlarında olduğu gibi kayıtsız şartsız kadroya geçecekler yıllardır sanat kurumlarımızı sırtlayan bu sanatçılarımıza sınav istemek yapılacak en büyük kötülüktür bilginize
CÜNEYT BALKIZ - 12.11.2022


♪ Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü Vefatının 84. Yıldönümünde Saygı ve Özlemle Anıyoruz!
Mavi Nota - 10.11.2022


♪ Almanya’da yaşayan bir müzisyen olarak, Mavi Nota’yı çok uzun süredir takip ediyorum. Beni hiç yanıltmadı. Özgürce doğru konulara değindiği, bilimsel yayıncılık anlayışı ile objektif habercilik yaptığı için kutluyorum. Böyle yayınların ülkemizde artması dileğiyle saygılarımı sunuyorum.
Ayşe Ersan Schütze - 08.11.2022


♪ Büyük Usta Timur Selçuk'u vefatının 2. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 06.11.2022


Tüm Mesajlar

Anket


DOB, DT ve GSGM'de 4B kadrosunda çalışanların 4A kadrosuna alınmaları için;

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Bir fayton geçiyor, gecenin ucundan…Sayı: 714 - 02.02.2009


Hey Dergisi’nin eski bir sayısı…

Kırk yıl kadar öncesine ait…

Derginin sararmış uçları eprimiş geçmişe tanıklık etmiş sayfalarından birinde, bir siyah-beyaz fotoğraf…

Fotoğrafta bir fayton.

Faytonda beyaz tül duvaklı gencecik bir gelin.

Gelinin yanında omuzlarına kadar uzun saçlı, hafif sarkık bıyıklı, parmakları kocaman taş yüzüklü, mutlu yüzlü, güleç bakışlı bir damat: Barış Manço…

1999 yılının Ocak ayının son günü…

Gece saat üç sularında sırtım yarı belime kadar yastığa dayalı. TV kanallarında habire gezinirken, bir alt yazı geçti: “Barış Manço’yu kaybettik…”

Ne? Barış Manço öldü mü?

Algılama gücüm sıfırı tüketmiş gibi oldu.

Bir anlamsızlık kapladı geceyi, odayı saliseleri…

Henüz daha hiç inilmemiş derinliklerdeki yosunsuz ve balıksız, ışık tadı görmemiş, kaskatı karanlığın deniz gibi anlamsızlığı…

Kaç yaşındaydı ki Barış Manço? 55–56 falan olmalıydı.

Daha okulda başlamıştı sesli gitarlı bir müzik yarenliğine…

Taşlaşmış bir anlamsızlıkla hafiften bir çözülme…

Anlatımlara dayanan, avare bir müziğin ortaçağ trubadurlarıyla, truverleri ve bizdeki saz şairleri…

Sonra Gieroges Brassens, Leo Fere, Boris Vian…

Derebeylik şatoları, halk kahveleri…

Derken müzikholler, konser salonları…

Derken plâklar, radyolar, televizyonlar…

Anlatımlı avaremsi bir müziğin hızlanan ritimleri…

600 yıl öncesinin aşk efsaneleri, kahramanlık masalları, geçen yüz yılın Monmartre’ında burjuva kalıplarını yumruklayan Aristide Briand öfkesine dönüşmüştü…

Cezayir’in Paris’e başkaldırdığı dönemde Mouludji ile Vian’ın ünlü “Asker Kaçağı” türküsü okyanus dalgaları gibi sarmalayıp gitmişti genç kuşakları.

Barış Manço hepsini ve daha ötesini de bilirdi bunların…

Ama bizim buraları “resmi tarih” çerçevesinde alınmış tek dekorlu elektriği yapay pilli ayrı bir alemdi. İnsanlığın ortak sineması dışında sık sık rötuşlanan donuk bir fotoğraftı.

Avare bir müziğin avare yıldızları bile, değişimci rüzgarlara değil göstermelik fotoğrafa uygun olmalıydılar.

Bilir misiniz doğası volkanlı bir sanatçıya ne koyar böylesi bir fotoğraf figürü içinde olmaya kendiliğinden zorlanmak…

Barış Manço, tık diye gidiverdi…

Bir fayton geçiyordu gecenin karanlık ucundan…

İçinde beyaz duvaklı gencecik bir gelin…

Yanında omuzlarına kadar uzun saçlı, hafif sarkık bıyıklı, parmakları kocaman taş yüzüklü, mutlu yüzlü, güleç bakışlı bir damat…

Sonra televizyon kanallarında haberler…

Afganistan’daki Taliban bir Amerikan ya da İngiliz uçağı düşürene 14 bin dolar verecekmiş…

Neden Taliban engellemiyor ki o uçakları?

Çünkü o uçakların yüksekliğini Jack London’lar, Edgar Allan Poe’lar, John Steinbeck’ler, Arthur Miller’lar, Joan Baez’ler, Bob Dylan’lar, Charles Dickens’lar, The Beatles’lar saptadı çok daha öncelerden…

Afganistan’ın yükseklik mezurası ise sadece Taliban…

Tüm Ortadoğu’nun ve Hazar havzasının bile Afganistan’ın içinde bir düdüklü tencere kapağı gibi gördüğü Taliban…

21. yüzyıl düdüklü tencere kapaklarının açılacağı, açıldığı bir yüzyıl…

İsterdim Barış Manço’nun bu yüzyılla bütünleşmesini…

Nedense bugün benim canım çok sıkılıyor…

Sararmış, solmuş, uçları eprimiş derginin bir sayfasındaki fotoğrafa bakarken…

Hiç inilmemiş derinliklerdeki, yosunsuz ve balıksız, ışık tadı görmemiş, kaskatı bir karanlığın deniz gibi anlamsızlığında…



E-Posta: mufitsemih@hotmail.com

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya 1 yorum yapılmış.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.