ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Çingene bizzat bahardır Sayı: 649 - 23.10.2008


Başlığa aldığım söz Ahmet Haşim'in. Romantik ama, gerçeklik o romantizmi hayli aşıyor. Çünkü daimi bahar, gönül okşasa da can yakar. Çingenlerin durumunda olduğu gibi. "Çingene, insanın tabiata en yakın kalan güzel bir cinsidir. Zannedilir ki, bu tunç yüzlü ve fağfur dişli kır sakinleri, beşeri şekle istihale etmiş (insana dönüşmüş ZC) birtakım yeşil ağaçlardır. Çingene bizzat bahardır" diyor üstat.

Haşim burada doğanın içinde olmadan söz ediyor ama Çingenelerin tabiata en yakın kalan cinsi olduğu saptaması, galiba onun kastının da ötesine geçiyor. Çünkü, evet; Çingeneler, insanlığın 10 bin yılı yerleşik hayat tarihine karşı, göçerliği, doğayı kendine yurt edinip mevsime, duruma göre yer değiştirmeyi 'yaşam biçimi' olarak sürdüren topluluk. Bu, onları bir yanıyla insan biçimli ağaç olarak; daha da somutlaştırılırsa, 'insanlık öncesi' konuma itiyor. Mevcut insanlığın hem 'eksikli', hem de özgün aktörleri haline getiriyor.

Eksikli ve özgün. Öyle ki, modern toplumların olmazsa olmazı eğlence sektörünün ve onun da olmazsa olmazı müzikle dansın, neden tarih boyunca Çingenelerin asli işi olduğunu bu yaşam biçimiyle birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Aslan, kaplan, ayı, yılan, timsah vb vahşi-zehirli ya da maymun gibi mukallit hayvanların 'terbiye' edilip birer gösteri aktörüne dönüştürülmesi, daha da ötesi bizzat insan bedeninin terbiye edilip lastikleştiği sirk akrobasisi de öyle. Nihayet, modern zamanlarla birlikte tuhaf şekilde sektörleşen -şimdilerde sanal ortam üzerinden dahi cereyan eden -falcılığın da neden ezel-ebet Çingenelere mahsus maharet olduğunu, yine o yaşam biçimi üzerinden; doğa-insan ilişkisi üzerinden değerlendirmek gerekiyor.

Tüm bunlarla birlikte, Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'ya üç kıtada hemen bütün toplumların 'içinde' ve aynı zamanda 'dışında' kalmanın, dolayısıyla bütün zamanlar, bütün toplumlar için 'öteki' olmanın nasıl bir şey olduğunu da Çingeneler örnekliyor bize.

* * *

Yeniden Haşim'in "Çingene, insanın tabiata en yakın kalan güzel bir cinsidir" sözüne dönerek, anlamaya çalışalım durumu. Tarımsal üretime ve dolayısıyla yerleşik hayata geçen ilk toplulukların M. Ö. 8. bin dolaylarında ortaya çıktığı biliniyor. Doğada hazır bulduğuyla yetinen, toplayıcılık ve avcılıkla yaşayan insanlar, dünyanın her yanında aynı anda tarımı keşfedip toprağa yerleşmedi elbette.

Uzunca bir süreç bu; Mezopotamya ve Ön Asya havalisinde (üzerinde yaşadığımız yöre) başlayan üretici ve yerleşik hayata geçiş, farklı topluluklar için yine yaklaşık olarak M.Ö. 5 bine dek uzanıyor. Kaldı ki, bu da göçebeliğin tümüyle terk edildiği anlamına gelmiyor. Özetle, ilk tarımsal üretim başlangıç alınırsa, insanlığın yerleşik hayat serüveni 10 bin yılı buluyor.

Saz damlı kulübelerden elektronik aygıtlarla donanmış 'akıllı evler'in olduğu gökdelenlere uzanan süreçte Çingeneler, hem onların yanında hem göçebe kaldıkları için yabancı, öteki yanıyla 'doğa dili'nin, dinin temsilcileri olarak sürdürüyorlar varlıklarını. O nedenle de insanın kendini ilk ifade biçimi olan müzik, dans hâlâ onların asli işi. Hayvanlarla haşır neşir olma ve 'bilinmeyen'i dillendirme; fal da öyle...

* * *

Haşim'in 'bizzat bahardır' dediği Çingeneler, baharı Kakava Şenlikleri'yle karşılayıp kutsuyor. Bu hafta sonu Edirne'de o şenlikler kapsamında Uluslararası Roman Sempozyumu düzenleniyor. Medeni haklar, siyasal ve kültürel haklar üzerinden Çingeneler'in tartışılacağı sempozyum, kendimizin ve 'öteki'nin ne, kim olduğunu değerlendirmek için bir fırsat.

Baharın da tabii ki...
 

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.