ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 18     Sayı: 1860
Şu an 10 müzisyen gazete okuyor
Müzik ON OFF

Günün Mesajları


♪ 30 yıl sonra karşılaşmak çok güzel Kurtuluş, teveccüh etmişsin çok teşekkür ederim. Nerelerdesin? Bilgi verirsen sevinirim, selamlar, sevgiler.
M.Semih Baylan - 08.01.2023


♪ Değerli Müfit hocama en içten sevgi saygılarımı iletin lütfen .Üniversite yıllarımda özel radyo yayıncılığı yaptım.1994 yılında derginin bu daldaki ödülüne layık görülmüştüm evde yıllar sonra plaketi buldum hadi bir internetten arayayım dediğimde ikinci büyük şoku yaşadım 1994 de verdiği ödülü değerli hocam arşivinde fotoğraf larımız ile yayınlamaya devam ediyor.ne büyük bir emek emeği geçen herkese en derin saygılarımı sunarım.Ne olur hocamın ellerinden benim için öpün.
Kurtuluş Çelebi - 07.01.2023


♪ 18. yılımız kutlu olsun
Mavi Nota - 24.11.2022


♪ Biliyorum Cüneyt bey, yazımda da böyle bir şey demedim zaten.
editör - 20.11.2022


♪ sayın müfit bey bilgilerinizi kontrol edi 6440 sayılı cso kurulrş kanununda 4 b diye bir tanım yoktur
CÜNEYT BALKIZ - 15.11.2022


♪ Sayın Cüneyt Balkız, yazımda öncelikle bütün 4B’li sanatçıların kadroya alınmaları hususunu önemle belirtirken, bundan sonra orkestraları 6940 sayılı CSO kanunu kapsamında, DOB ve DT’de kendi kuruluş yasasına, diğer toplulukların da kendi yönetmeliklerine göre alımların gerçekleştirilmesi konusuna da önemle dikkat çektim!
editör - 13.11.2022


♪ 4bliler kadro bekliyor başlıklı yazınızda sanki 4 bliler devre dışı bırakılmış gibi izlenim doğuyor obür kamu kurulrşlarında olduğu gibi kayıtsız şartsız kadroya geçecekler yıllardır sanat kurumlarımızı sırtlayan bu sanatçılarımıza sınav istemek yapılacak en büyük kötülüktür bilginize
CÜNEYT BALKIZ - 12.11.2022


♪ Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü Vefatının 84. Yıldönümünde Saygı ve Özlemle Anıyoruz!
Mavi Nota - 10.11.2022


♪ Almanya’da yaşayan bir müzisyen olarak, Mavi Nota’yı çok uzun süredir takip ediyorum. Beni hiç yanıltmadı. Özgürce doğru konulara değindiği, bilimsel yayıncılık anlayışı ile objektif habercilik yaptığı için kutluyorum. Böyle yayınların ülkemizde artması dileğiyle saygılarımı sunuyorum.
Ayşe Ersan Schütze - 08.11.2022


♪ Büyük Usta Timur Selçuk'u vefatının 2. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 06.11.2022


Tüm Mesajlar

Anket


DOB, DT ve GSGM'de 4B kadrosunda çalışanların 4A kadrosuna alınmaları için;

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Polonya Çağdaş MüziğiSayı: - 17.02.2006


Birden çok tema, birden çok boyut

“Polonya kompozitör okulu” şeklindeki belirleme, XX. yüzyılın altmışlı yıllarında, özellikle de Alman müzik eleştirmenleri sayesinde, popülerlik kazanmıştı. Bu terim, müzik yapıtının şekillendirilmesinin temeli ses rengine dayalı olan Polonya müziğinde spesifik tarzı adlandırmak için kullanılıyordu. “Polonya kompozitör okulunun” doğuşu, Stalin’in ölümünden sonra ortaya çıkan, Polonya’ya 1956 yılında yaşadığı siyasi krizi getirecek olan, siyasi rahatlama sayesinde mümkün olabilmişti. O dönemde siyasi yaşam alanında birey kültüyle birlikte, kültür alanındaki sosyalist gerçekçilik doğmaları kenara atılmıştı. “Polonya kompozitörlük okulunun” doğuşunda, 1956’da yapılan “Varşova Güzü” çağdaş müzik festivalinin önemi de yabana atılamaz.

“Varşova Güzü” festivalinin sahnesi, çağdaş müziğin kurallarını koyan (başta Igor Strawinski’nin Bahar Bayramı adındaki yapıtı olmak üzere) yapıtların Polonya’da ilk kez dinleyicisiyle buluştuğu yer olmuştu. Söz konusu kurallar manzumesi, başlarda öncelikle dodekafon tekniğinin kullanılmasına, sonraları Polonya’da sonoristik denen ve kompozisyonun diğer tüm parametrelerinin üzerinde ses rengi primatına dayanan bir tekniğine erişilmesiyle ilgiliydi.

Polonya müziğinde bu estetiğin temsilcisi olarak ilk akla gelen isimler Witold Lutoslawski (1913-1994), Krzysztof Penderecki (doğ.1933), Henryk Mikolaj Gorecki (doğ. 1933), ayrıca Kazimierz Serocki (1922-1981), Tadeusz Baird (1928-1981), Wojciech Kibar (doğ.1932), Witold Szalonek (doğ. 1927), Boguslaw Schaeffer (doğ. 1929) ve Wlodzimierz Kotonski (doğ. 1925) olmaktadırlar.

Lutoslawski

Sanatı için temel niteliği olan yapıtların büyük bir bölümü yüzyılın ikinci yarısında, 1958 (Yas Müziği) ve 1991 (IV. Senfoni) yılları arasında yaratılmış olsalar da, Witold Lutoslawski’nin müziği tüm yüzyılın en büyük yapıtları arasına adını yazdırmıştı. Dönemin partisyonlarında kompozitör kendi karakteristik besteci dilini yaratmış ve müziğin duyumsattığı güzelliğin özgün bir biçimini oluşturmuş, neticesinde daha yaşarken “çağdaş müziğin klasiği” diye anılır olmuştu.

Yas Müziği adlı yapıtında, hem estetik hem de teknik açıdan Arnold Schönberg’in Viyana okulunun uzağına düşen, on iki sesli bir armonik temeli yaratır. Venedik Oyunları (1961) adlı yapıtında, “aleatorizm karşıt noktası” diye adlandırılan, bestecinin yapıtının icrasında belli sınırlar içerisinde bağımsız yorumlamaya alan bıraktığı yeni yapıyı, yani “tesadüf unsurunu” sınırlı bir kapsamda kullanmaya başlamıştır. Yaylı Sazlar (1964) adlı yapıtında ise iki bölümlü biçim düşüncesini getiriyordu: Yapıtın ilk bölümü giriş niteliğine sahip olacak, ikinci bölüm ise dışavurumun temel ödevlerini sırtlanacaktı. Seksenli yıllarda kompozitör, kendisinin yarattığı ve yapıtın bölümleri ya da katmanları arasında ses materyalinin dondurulmasına dayanan “zincir tekniği” ilkesine son halini verdi.

Witold Lutoslawski’nin yapıtlarına bakıldığında, onların ne denli tutarlı ve yoğun tarzda birbirlerini tamamlayan bir bütünlük oluşturdukları görülebilir. Yas Müziğinden başlayarak kendine ait, özgün bir dünya yaratmıştır. Kendine özgü ve özgün, ama hava geçirmez ve tecrit edilmiş değil. Lutoslawski, geleneği geleceğe yeni bir biçimle aktarmanın o şaşırtıcı noktasını, aşmakta olduğu geleneğin kabulü ve keşfettiği yeni topraklara karşı mesafeli yaklaşım arasındaki sınırı bulmuştu. Yenilik peşinde ve sürekli yeni şeyler keşfeden bir sanatçı olmasına karşın, asla radikal ve avangard olmamıştı. Kendine Haydn’ı, Mozart’ı, Chopin’i ve Brahms’ın liriğini örnek seçmiş olsa da, gelenekçiliğin en uzağında duran kişiydi.

Lutoslawski’nin en önemli yapıtları arasında dört senfoni (1947, 1967, 1983, 1992), orkestra yapıtları : Orkestra İçin Konser (1954), Yas Müziği (1958), Venedik Oyunları (1961), Livre pour orchestre (1968), Mi-parti (1976), Novelette (1979), Zincir 3 (1986), Interludium (1989); enstrümantal konserler: Viyolonsel (1970), obua, harp ve oda orkestrası için İkili Konser (1980), keman ve orkestra için Partita (1988 – yapıtın keman ve piyanodaki orkestra versiyonu 1984), Zincir 2 – keman ve orkestra için Diyalog (1985), Piyano (1988); vokal – orkestra yapıtları: Koro ve orkestra için Henri Michaux’un Üç Şiiri (1963), tenor ve orkestra için Paroles tissees, bariton ve orkestra için Les espaces du sommeil (1975), soprano ve orkestra için Chantefleurs et Chantefables (1990); oda müziği: Yaylı Sazlar (1964), on üç yaylı saz için Prelüd ve Füg (1972), oda müziği grubu için Zincir 1 (1983); solo yapıtlar: 2 piyano için Paganini Üzerine Çeşitlemeler (1941), Solo viyolonsel Sacherow Çeşitlemesi (1975), obua ve piyano için Epitafium (1979), Grave – viyolonsel ve piyano için Metamorfozlar (1981), keman ve piyano için Partita (1984), keman ve piyano için Subito (1992) sayılabilirler.

Penderecki

Krzysztof Penderecki’nin müzik kariyeri, ellili yıllarla altmışların kesişme noktasında başlamıştır. Kompozitöre ün getiren buluş, yaylı sazlar aracılığıyla alışılmadık bir yöntemle sesleri birleştirmesine, örneğin kemanın kasnağına yayıyla vurularak çalınması gibi, dayanıyordu. Diğer bir deyişle, sanatçı yaylı sazlara vurmalı sazlar gibi yaklaşıyordu. Bununla beraber, teknik açıdan çok zengin olan ve “salkım”, yani birbirine komşu seslerle yaratılmış ses düzlemleri olarak bilinen metodu da geliştirmişti. Bu yöntemle Krzysztof Penderecki, kendisine ait, hat safhada öznel bir ses üslubu yaratmış oluyordu. Bu üslup, vurmalı saz olmayan enstrümanlardan vurmalı saz sesi çıkartmaya ve yükselen, kendi içinde yer değiştiren, ses düzlemlerinin akustik alanında gezinen dışavurumlara dayanmaktaydı.

Kolonya WDR Radyosu’na yazdığı Aziz Lukasz’a Göre Tutku (1966) adlı yapıt, Krzysztof Penderecki’nin bestecilik kariyerinin ve müzik estetiğinin gelişiminde bir dönem noktasıdır. Radyo, Penderecki’nin dini karakterdeki en önemli oratoryolarını, kantatlarını ve gittikçe daha belirgin bir biçimde geç romantik dönem estetiğine göndermeler yapan senfonik yapıtlarını bir dizi halinde yayınlamaya başlar. Doksanlı yıllarda ise Penderecki’nin sanatı, çok net bir biçimde postmodern estetik sınırları içindedir.

Evrensel konuları, Avrupa kültürü için temel teşkil eden metinleri ele alırken Penderecki, avangard ve yeni bir ses diliyle deneyler yapan sanatçı figürünü reddetmişti. Hakkındaki yerleşik düşünce şudur: Krzysztof Paderecki, XX. yüzyıl müziğinde bugüne kadar yapılmışların, ortaçağ koralından avangarda uzanan Avrupa müzik tarihine ve Batı ve Doğu Avrupa kültür dünyasına açılan çok geniş bir perspektifte, sentezini yapan bir sanatçı olmuştur. Ancak Penderecki’nin metodu, geleneğin yeniden yorumlanmasıydı. Yani bu, bugünün bilinciyle geriye dönmenin yoludur.

Krzysztof Penderecki’nin önemli yapıtları arasında: Tren – Hiroşima Kurbanlarına, 1960; I. Yaylı Sazlar Kuartet, 1960; yaylı ve vurmalı sazlar için bestelediği Anaklasis, 1960; Auschwitz Kampı’nda öldürülenler anısına oratoryo Dies irae, 1967; Evrendoğum, 1970; dini yapıtları: Aziz Lukasz’a Göre Tutku, 1965; Şafak Duası, 1970; Magnificat, 1974; Te Deum, 1980; Leh Ölüm İlahisi, 1984; operaları: Louduny İblisleri, 1969; Yitik Cennet, 1978; Kara Maske, 1986; Kral Ubu, 1991; en önemli orkestra yapıtları: II. Christmas Symhony, 1980; Passacaglia, 1988; Adagio, 1989; viyolonsel, keman, alto için bestelenmiş konserler; oda orkestrası yapıtlarından en önemlisi: Yaylı Sazlar Trio /Üçlemesi/, 1991.

Gorecki

Krzysztof Penderecki’nin yaşıtı olan Henryk Mikolaj Gorecki, altmışlı yılların başından beri Polonyalı bestecilerin en önemlilerinden biri sayılmaktadır ve dünya çapındaki kariyerini III. Senfoni – Ağıtlar Senfonisi’nin doksanlı yılların başında getirdiği ticari başarıya borçludur.

1971 (Ad Matrem) ve 1980 (Klavsen Konçertosu) yılları arasında yarattığı yapıtlar Gorecki’nin sanatı açısından özel bir dönemi belirlemektedirler. Bu süreçte (yukarıda adları sayılan ikisi haricinde) sadece beş önemli kompozisyon ortaya koymuştur: Soprano, bariton, koro ve orkestra için II. Senfoni (Kopernik Senfonisi) (1972); soprano ve orkestra için ünlü III. Senfoni (Yas Şarkıları); soprano ve orkestra için Beatus Vir ilahisi (1979); bariton, koro ve orkestra için bestelediği koro yapıtları Euntes ibant et flebant (1973) ve Amen (1974).

Doksanlı yılların başında, David Zinman’ın yönettiği ve Dawn Upshaw’dan yayın yapan Britanya radyosunun III. Senfoni’nin yeni kayıtlarını bölümler halinde yayınlaması sayesinde, yapıt çağdaş müziğin plakları en fazla satın alınan, en tanınmış yapıtlarından biri olmuştu. Senfoni’nin peşi sıra, Gorecki’nin Klavsen Konçertosu ve yaylı sazlar için bestelediği ilk iki yapıtı da – Artık Karanlık Çöküyor ve Quasi una fantasia kaset piyasasının liste başı oluvermişti.

Henryk Mikolaj Gorecki’nin sanatına postmodernizm estetik modası etki etmiştir. Batıdaki dinleyiciler, şeklini Stev Reich ve Philipp Glass’ın ve onun İngiliz versiyonu Michael Nyman’ın belirlediği, Amerikan “tekrar müziğine” alışıktı. Gorecki müziğinin sofu ve ısrarcı tekrarlılığı, dinleyicilerin bilincinde artık içselleştirilmiş estetik alışkanlıklarla bütünleşerek bir Polonyalı bestecinin ilginç, başka türlü perspektifini dinleyicilerinin önüne açmıştı. Bu perspektifi, kendisine yeni bir ortaçağ inşa eden Arto Parva müziğinin ve kendisine yeni bir Bizans inşa eden John Tavener’a müziğinin dışavurumunun, ayrıca new age akımının sözde-dini deneyimlerinin de dahil olduğu bir kültürel bütünlükle birleşen, Gorecki müziğinin dini söylemi yaratmıştır. Gorecki müziğindeki folklor öğeleri “dünya müziğinin”, kökenine bakılmaksızın halk geleneği egzotikliği ile ilgilenmenin moda olduğu bir zamana denk düşmüşlerdir. Gorecki ise, çağdaş müzik festivallerinin belirlediği sınırları çok aşan bir modaya denk gelmiştir.

“Polonya Kompozitör Okulu” Sendromu

Dış arazlara – yani Polonyalı kompozitörlerin önemli bir bölümündeki eşzamanlı stilistik değişime ya da çok yeni fikirlere sahip ve müzikte yeni bir niteliğin peşine düşmüş genç sanatçıların ortaya çıkışlarına – rağmen “Polonya kompozitör okulu” olayını daha ziyade mecazi açıdan kavramak gerekmektedir. Bu okul bünyesinde adları geçen sanatçıları birleştiren çok şey vardır (en önemlisi de ses rengi primatının yapıtın diğer bileşenlerinin üzerinde değerlendirilmesidir), ancak teknik ve estetik açılardan bireysel yaklaşımları farklılıklar göstermektedir.

Kazimierz Serocki müziğinin özgünlüğü, genelde alışılmadık enstrüman bileşenleri ve ses elde etme yöntemleri kullanmasının bir sonucu olan rafine renklendirme değildir sadece, ama enstrüman gruplarının sahnede konumlandırmalarına dayalı “topofoni” tekniğidir.

Tadeusz Baird, kullandığı on iki sesli tekniğin bir sonucu olan özel bir ifade tipiyle, altmışlı ve yetmişli yıllar Polonya müziğinde kendine özgü bir yer edinmiştir. Alban Berg’in müziğiyle bağlarını ve Dimitri Szostakowicz’in geç dönem sanatına estetik yakınlığını inkâr etmeyen sanatçı, o dönemin en başarılı ozanı ve romantiği olarak kabul edilmiştir.

Wlodzimierz Kotonski, Tabağa Tek Vuruş İçin Etütler (1959) adlı ilk kompozisyonundan bu yana elektro – akustik müziğe sadık kalmıştır. Zaman zaman bilgisayar stüdyosunun olanaklarından da faydalanarak bu akımın en güzel örneklerini vermiştir: Alea (1970), Kanatlar (1973), Antiphonae (1989). Ancak, elektro – akustik müzik Polonya’daki öncüsünün yaratıcılığında baskın unsur olmamıştır. Yetmişli yıllar Kotonski’nin sanatına bir paradigma değişikliği – “romantikleşen” akıma ve özgün bir ses ahengine dönüşü getirmiştir.

Polonya müziğinin peyzajında Boguslaw Schaeffer özel bir yer işgal eder. Sanatçı ses niteliği (sonorizm) ve devamlılık (serializm), enstrümanların sahnede konumlandırılması (topofoni), yapıtlarda doğaçlamaya yer bırakılması (aleatorizm), grafik müzik, happening, collage, enstrümantal tiyatro, açık biçim, konseptualizm ve caz etkilerine gönderme yapan yaratıcılık alanlarında Polonya’da bir dizi yeniliğin öncülüğünü yapmıştır. Aynı zamanda ressam, grafikçi, sanat teorisyeni ve eleştirmen olan Schaeffer, yetmişli yıllarda başarılı kabul edileceği ve hatta moda olacağı oyun yazarlığı kariyerine başlamış, sanatın anlamı ve sanatçının kondisyonuna ilişkin kaleme aldığı, çoğunluğu gerçeküstücü oyunları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Senfonik orkestra için 1965’da Witold Szalonka tarafından bestelenmiş Les Sons’u, bestecinin bugüne kadar sadık kalmayı sürdürdüğü, bir çeşit ses nitelikçi (sonorist) manifesto olarak kabul etmek gereklidir. Szalonka’nın yapıtlarında, geliştirilmiş bir vurmalı sazlar gurubu, partisyonun kahramanı olarak, ağırlıktadır. Enstrüman kapaklarına vurulması, enstrüman aracılığıyla konuşulması, sadece ağızlıkların kullanılması ve de şişelere üflenerek sesler çıkartılması da ses olgularının sınıflandırılmasına dahil olmaktadır. Bu organize edilmiş ses “karmaşası”, dinleyicilerinde şaşkınlık ve şok etkisi yarattığı zamanların üzerinden epeyce bir geçtikten sonra, bugün de hala heyecanla dinlenilmektedir. Witold Szalonka’nın en önemli yapıtları: Oda orkestrası için Mutazioni (1966), Quattro monologhi per oboe solo (1966), klarnet, trombon, viyolonsel ve piyano için bestelediği Improvisations sonoristiques (1968), 1+1+1+1 per 1-4 strumenti ad arco (1969), Musica concertate per violbasso ed orchestra (1977), Little B-A-C-H Symphony (1981), Medusa’nın Pegas Rüyası (1997).

Erken dönem partisyonları enerji patlaması, dirimselciliğin havai fişekleri ya da örneğin caz ritmini baz alan Riff 62 adlı orkestra yapıtında olduğu gibi canlı seslerle beliren Wojciech Kilar da bestecilik kariyerine şimşek hızıyla başlamıştır. Orkestra ve soprano korosu için bestelediği Upstairs-Downstairs (1971) adlı yapıt, bu estetik çerçevesinde bir kemale eriş noktası, bir zirve yapıttır. 1974’de Kilar’ın sanatında ani bir dönüş yaşanır; orkestra için bestelenmiş Krzesany (1974), koro ve orkestra için İsa’nın Doğumu (1975), senfonik manzume Koscielec 1909 (1976), koro ve orkestra için Exodus (1981) ve Piyano Konçertosu (1997) bu sürecin yapıtlarıdır.

Bargielski

Zbigniew Bargielski’nin (doğ. 1937) müziği, fazlasıyla kendine has bir müziktir; çok resimsel, ama resmeden bir müzik değildir. Ondan, resimden daha ziyade, grafiğe özgü bir renklilik yansır. Geçmişte Bargielski müziğinin ses biçimlenmesinde ses niteliksel (sonoristik) bir köken görülmek istenmesi; sanatçı gitar, akordeon, vurmalı sazlar ve orkestra için bestelemiş olduğu Trigoneller (1994) ile ses niteliksel püf noktaların partisyonlarına pek de yabancı olmadığını göstermiş olsa da, aslında yanlış bir yaklaşımdı. Arkalarında bir kaleydoskop değişkenliği bırakan renklerin karışımından daha ziyade, seçilip ses paletinin göbeğine konulmuş enstrümanların renkli ateşliliği söz konusudur burada. Bargielski, “merkez” tekniği de denilen bestecilik yönteminin neye dayandığını söyleşilerinde birçok kez açıklamıştır. Bazı merkezler vardır – örneğin ses, fasıla, ritim ya da renk merkezleri, bunlar biçimin belli bir bölümünde ağırlık noktaları, maddenin çekimine kapılıp etrafında döndüğü kutuplar yaratırlar. Yine besteciye göre, biçimin bir de “tomruksal” gelişimi vardır: Müziğe özgü zamanın herhangi bir bölümü, bir unsur tarafından bestelenmiş olarak görülür. Bölüm bir kez daha ortaya çıkar, ancak bu kez iki unsur görülür. Sonra üç. Birbirinin aynı, benzer, değiştirilmiş. Eğer değişkenlik, özgün ve tamamen tersine kavranmışsa. Yani biçim, kat kat üstüne, katman katman üstüne gelerek gelişir. Gittikçe daha fazla gelişir, zenginleşir, yoğunlaşır. Bu çok kışkırtıcı, “kıvrak zekâ ürünü” ve estetik açıdan da yararlı, çekici kompozitörlük kavramı işte budur.

Sanatçının yapıtlarının listesinde operalar, solo yapıtlar, oda orkestrası için ve icrasına akordeonun da dahil edildiği yapıtlar Vurmalı Sazlar ve Orkestra Konseri (1975), yaylı sazlar (Alpler –1976, Bahar – 1980, Çığlık Atan Ölü Doğa – 1986), mezzosoprano ve orkestra için yazılmış Hala Gece, Hala Ses (1980), mezzosoprano, bariton, bas, koro ve oda orkestrası grubu için Sonnenlieder (1983), oratoryo Kimsenin Toprağı (1989), orkestra için Ağıt (1992), oda orkestrası için Slapstick (1998) gibi yapıtlar özel bir ilgiyi hak etmektedirler.

Sürgün

Zygmunt Mycielski (1907-1987), Stefan Kisielewsli (1911-1991), Roman Palester (1907-1989), Andrzej Panufnik (1914-1991). Bu adlar, savaş sonrası Polonya müzik tarihinde bir sendromu sembolize etmektedirler: Davetlerde “kötü mevcudiyet”. Myscielski ve Kisielewski’nin müziklerinin “kötü mevcudiyetine” neden, yapıtlarının müzik yaşantısında – komünist iktidar kararıyla – sık sık “mevcudiyetlerini yitirmeye” mahkum edilmesine ve de kendilerinin zorla “dış sürgüne” gönderilmelerine yol açan şey, bu sanatçıların siyasi yaşamdaki faaliyetleriydi.

Andrzej Panufnik’in müziğinde Polonya halk müziğinden esinler, Katolik inancının motifleri, yapıtlarını aynı seslerin basit ton farklılığı örneklerinden inşa edişiyle ortaya çıkan ses dili yapısalcılığı ve de sanatçının çok duygusal, hatta neredeyse romantik dışavurumculuğuna hiçbir zaman ket vurmamış olan, müzik biçimlerini geometrik şekillerin örneğine göre şekillendirme işaret edilmesi gereken unsurlardır. Andrzej Panufik on senfoniye imzasını atmıştır (Sinfonia rustica, 1948; Sinfonia elegiaca, 1957; Sinfonia sacra, 1963; Sinfonia concertante, 1973; Sinfonia di sfere, 1975; Sinfonia mistica, 1977; Metasinfonia, 1978; Sinfonia votiva, 1981; Sinfonia di speranza, 1987; X Symfonia, 1988). Daha ufak ölçülerde sayısız senfonik yapıtı, yaylı sazlar için üç yapıtı vardır (1976, 1980, 1990). Konçertoları: Piyano (1962), keman (1971), fagot (1985), viyolonsel (1991).

Polonyalı Minimalistler: Tomasz Sikorski ve Zygmunt Krauze

Tomasz Sikorski (1939-1988), Amerikan örneklerinden bağımsız olarak Avrupa’da minimalist müzik akımını başlatmıştır. Müziği akustik nüanslardan, çınlamalardan ve yankılardan meydana gelmektedir. Bu müzik, sıklıkla fısıltının müziğidir. Sikorski, baş temsilcisinin ABD’de yaşayan Morton Feldman’ın olduğu “düşünceye dalış” müzik kategorisini Polonya müziğine sokan ilk kişi olmuştur.

Zygmunt Krauze’nin (doğ.1939) müziği de, sanatçının yapıtlarında Avrupa’daki minimalizm biçimlenmesinin izlerinden biri görülerek, sıklıkla bu akım içerinde tanımlanır. Besteci açısından resim sanatı ve kendisinden estetiğini tanımlayacak unizm (derinlikten ve dinamikten yoksun resim) terimini aldığı Polonyalı avangard ressam Wladyslaw Strzeminski (1893-1952) en önemli esin kaynaklardır. Unizm terimiyle açıklanan kompozisyonları, tek kökenli, dramatik çatışma ve temel kontrastlardan yoksun bir oluşumdur. Elbette bu, sanatçının yapıtlarında “hiçbir şey olmuyor “ demek değildir – tam aksine bu müzikte birçok öznel ve hassas “konu” işlenmektedir. Zygmunt Krauze’nin en önemli yapıtları: Piece for Orchestra I,II,III (1969, 1970, 1982); Folk Music (1972); Aus aller Welt stammende (1973); iki piyano konçertosu (1967, 1996); Yıldızlar operası (1981); Symphonie parisienne (1986); yaylı sazlar için üç çalışması (1965, 1970, 1983), piyano kuintet (1993); soprano, piyano ve orkestra için La Terre (1995).

XX. Yüzyılın Son On Yıllık Perspektifi

Polonya doksanlı yıllar müziğinin panoramasında savaştan sonra doğmuş kuşak gittikçe daha fazla görünür olmaktadır. Bunlar arasında iki isim özel bir dikkati hak etmektedirler: Eugeniusz Knapik (doğ.1951) ve Pawel Szymanski (doğ. 1954). Eugeniusz Knapik, son on yılını tümüyle, Belçikalı oyun yazarı ve ressam Jan Fabre ile birlikte, opera üçlemesi The Minds of Helena Troubleyn’in yaratılmasına adamıştır. Yapıt, içerik ve sahnenin baştan aşağıya yenilikçi bir katmanı, paradoksal olarak belirlersek “ orijinal şekilde eklektik” bir müzikle buluşturmaktadır. Knapik, Henryk Mikolaj Gorecki’nin kompozisyon sınıfından çıkma, kökenini Beethoven ve Bramsa’ın sanatında bulan bu müzik biçimlenmesinin geleneğinde ve Ryszard Strauss, Skriabin, Messiaen gibi isimlere borçlu olduğumuz ses kültüründe iyice yoğrulmuş bir sanatçıdır. Eugeniusz Knapik, çağdaş olanla geleneksel olan arasındaki oranlamayı yapmasını sağlayacak “altın anahtarı” müziğinde bulmuştur, bu yüzden de müzik dili tarihe sığar mı ya da yapıtlarındaki geç romantik dönem ve empresyonist unsurlar çağdaşlığın diline uyar mı, orasını söylemek zor. Jan Fabre’nin bir yapıtına yazdığı The Minds of Helena Troubleyn üçlemesi, 1987-1996 yılları arasında bitirilmiştir ve şu bölümlerden oluşur: Das Glas im Kopf wird vom Glas – Silent Screams, Difficult Dreams – La liberta chiama la liberta. Opera sanat estetiğinden Eugeniusz Knapik’e ait başka bir yapıt da, soprano, bariton, yaylı sazlar ve oda orkestrası için bestelenmiş bir şarkı olan Up into Silence da (1996–2000) boy atmaktadır.

Pawel Szymanski, yaratıcılığını tanımlamak için, Stanislaw Krupowicz’le (doğ.1952) birlikte bulundukları, “gelenek üstücülük” terimini kullanmaktadır. Bu kompozitörlük tekniğinin – ya da daha doğrusu kompozitörlük tekniğinin biçim değiştirttiği ses materyalinin çıkış noktası, çoğu barok dönemden ses jestleri ve tarihsel geleneklerdir. Bunlar, “ön kompozisyon” materyalleri olarak bestelenmişlerdir (yani alıntılama değillerdir), Szymanski’nin yaratacağı ses yapısı için ana malzeme olacaklardır. Bu teknik, üzerindeki yazı silinip yerine yeniden bir şeyler yazılmış bir parşömen kağıdını anımsatmaktadır. Sanki metnin altından eski metin belli belirsiz, yarısı silik, diğer yarısı görünür şekilde seçilmektedir. Pawel Szymanski’nin rizikolu, ama virtüözlere özgü sanatı, hep sıkı, yapısalcı bir disiplinde gerçekleşir. Bir bakmışsınız metafizik derinliğiyle, bir bakmışsınız hani eğlendirici bile denebilecek duyarlılığıyla insanı şaşırtan bir müzik. Hayali yapıların genelde hipnotize edici güzelliğinin müziği, herhalde son yıllarda Polonya müziğinin yaşadığı en önemli olaydır. Szymanski’nin en önemli yapıtları: Partity II (1978) ve IV (1986), orkestra için III (1986); klavsen ve orkestra için Dört Komünyon Yapıt (1981); yaylı sazlar için İki Yapıt; piccolo flüt ve enstrümanlar için Appendix (1983); Lux Aeterna (1984); piyano için İki Etüt (1986); quasi una sinfonietta (1990); Yaylı sazlar için 5 yapıt (1992); insan sesi ve enstrüman için Miserere (1993); Piyano Konçertosu (1994); klarnet ve yaylı sazlar için Recalling a Serenade (1996).

Gelenek üstücü yaklaşımın en ideal örneği Stanislaw Krupowicz’in Fin de siecle (1993) adlı yapıtı olabilir. Sanatçı bu yapıtında biçimi ve anlatımı yirminci yüzyıl üslup ve tarzını kullanarak inşa eder: Figürler ve ses, ses uyumu, beste seviyesinde bu tasarlanmış eklektizm, gerçekleştirme aşamasında, asla collage türünden, sadece katalogları doldursun diye yapılmış ya da bir stilistik cambazlık eğlencesi sayılabilecek bir yapıt değil, ama tamamen bağımsız ve tamamen entegral bir yapıt vermektedir. Fin de siecle’nin yanında Krupowicz’in son yıllarda oda korosu için yapmış olduğu ve yer yer Gregoryen koralından faydalanan Miserere’si (1996) ile İsa Doğdu Oratoryosu (1997) adları anılmaya değer yapıtlardır. Stanford Üniversitesi bilgisayar stüdyosunda uzun yıllardır çalışmakta olan Krupowicz, seksenli yılların ikinci yarısında Polonya’nın en önemli bilgisayar müziği sanatçısı olmuştur (bu alandaki en önemli yapıtları: kaseti yapılan Böyle Buyurdu Bosch, 1985; ses hacmi arttırılmış dörtlü ve kaset için Mozart Konusunda Veda Varyasyonları, 1986; saksofon tenor ve bilgisayarlar için Concerto, 1987; ses hacmi arttırılmış yaylı sazlar dörtlüsü, kadın sesi ve kaset için Yalnızca Beatrice, 1988).

Polonya müzik peyzajında Krzysztof Knittel ‘e de (ur.1947) özel bir yer düşmektedir. Sanatı, yetmişli ve seksenli yıllarda kültür karşıtı ve alternatif niteliğe sahipken çok popüler olmuştu. Sanatçı, elektro-akustik müzik stüdyosundan getirdiği deneyimleri, öncelikle grafik bilgisayar müziğini gerçekleştirerek live elektronics ve doğaçlama müzik pratiğiyle birleştirir. Sanatsal projelerine şiiri, görsel sanatları ve rock müzik unsurlarını da ekleyen Knittel, Polonya müziğinde performances alanında en önemli sanatçı konumuna gelmiştir. Bu projelerinin en önemlilerinden biri Yük Treni başlıklı çalışmasıdır. Bu, work in progress / daimi gelişim gösteren bir çalışmadır, yani sonraki icralarında değişik sanatçılar tarafından değişik biçimlere girmeye uygun bir yapıttır. Krzysztof Knittel’in Amerikalı kompozitör ve gitarist John Kingle beraber Heiner Müller’in metnine yazdıkları HeartPiece – Double Opera, 1999 “Varşova Güzü” festivalinin en önemli hadisesi olmuştu.

Lirik üsluplarında kırılgan, içe dönük müziği ile Tadeusz Wielecki de (doğ.1954), dikkate değer bir sanatçıdır. En önemli yapıtları arasında oda orkestrası için yazdığı Dilencinin Baladı (1994), piyano ve kaset için Dışa Dönük Manzume (1995), senfoni orkestrası için Id (1996), piyano ve keman için Concerto a rebours (1998) sayılabilir.

Aleksander Lason’nın (doğ. 1951) yapıtlarının çok bireysel estetiğinde açığa çıkan bir yanıyla neoklasik, bir yanıyla romantik ton da önemlidir. Keman ve orkestra için bestelediği Concerto Festivo (1995) “Varşova Güzü” festivalinde büyük bir başarı kazanmış, en baştan “bis” yaptırılmış ve 1998 yılında Paris Uluslararası Kompozitörler Platformunca dinlenmesi tavsiye edilen bir yapıt olmuştur. Aleksander Lason’un sanatsal çalışmalarının özeti III. Senfoni’sidir (1999).

Yukarıda adları geçen, Katowice Müzik Yüksek Okulu kökenli Eugeniusz Knapik ve Aleksander Lason – ki aralarına zaman zaman Pawel Szymanski de katılmaktadır – “Stalowa Wola kuşağı” denen biçimlenmeye aittirler. Bu kavram, “Genç Kente Genç Müzisyenler” festivalinin yapıldığı ve genç yeteneklerin ilk kez dinleyiciyle buluştuğu yer olan Stalowa Wola’dan doğmaktadır. Sözü geçen kuşak içerisinde Rafal Augustyn (doğ.1951), Krzysztof Baculewski (doğ.1950), Grazyna Pstrokonska-Nawratil (doğ.1947), Lidia Zielinska (doğ. 1953) ve Jerzy Kornowicz (doğ.1959) önemli isimlerdir.

En Genç Kuşak

Polonyalı en genç müzisyenlerin arasında hiç yoksa iki ismin üzerinde durmak gereklidir. Hanna Kulenty (doğ.1961) ve Pawel Mykietyn (doğ.1971). Yapıtlarının saldırgan estetiğiyle Kulenty, seksenli yılların ikinci yarısında müzik kariyerine parlak bir giriş yapmış (orkestra Ad unum 1985; iki Senfoni, 1986; 1987; 3 vurmalı için Arcus, 1988; oda orkestrası için Perpetuus, 1989), son yıllarda değişime uğramıştır. Partisyonlarında gittikçe çok sayıda minimalist müzik öğesi ve ses anlatımının gittikçe daha belirginleşen melodik biçimi yer bulmaktadırlar. Yapıtlarının (II Piyano Konçertosu , 1991; I Keman Konçertosu, 1993; viyolonsel ve orkestra için Sineqan Forte, 1994; oda müziği için Going Up, 1995) biçim çatısı “çengel polifoni” denen bir teknikle oluşturulmuştur. Bu teknik, biçimin ayrı ayrı bölümlerin bir zirveye doğru tırmanan noktalarının eşzamanlı olmayan çıkışı aracılığıyla yoğun, sanki gerilimini asla boşaltamayan bir müzik yaratmaktadır. İki Yılda Bir Tekrarlanan Münih Müzik Tiyatrosu’nda sahnelenen (gala tarihi 9.12.1996) The Mother of the Black Winged Dreams adlı operası, Hanna Kulenty’yı Polonya’nın en önemli bestecilerinden biri olarak kabul etmeyi gerektirmektedir.

Aynı zamanda bir klarnet sanatçısı ve “Nonstrom” adlı oda müziği grubunun kurucusu olan Pawel Mykietyna ise Polonya müziğinde doksanlı yılların en başarılı çıkışını yapmış sanatçılardan birisidir. Yapıtlarının estetiği açıkça Henryk Mikolaj Gorecki ve Pawel Szymanski’nin müziğinden beslenir. Bestecinin sanatçı içgüdüsünü ardında sanatta sıradanlığın başladığı sınırın gerisinde tutan, perdesi gösterişli şekilde yükseltilmiş (dur-moll) müziği, o müziğin canlı, hareketli karakteri, biçimsel anlamda neredeyse bir poster netliği Mykietyn’ı Polonya genç kuşak kompozitörleri arasında özel bir yere taşımaktadır. 1995 “Varşova Güzü” festivalinde oda orkestrası için bestelediği Eine kleine Herbstmuik yapıtının festivalin en önemli olaylarından biri olarak kabul edilmesi, ardından yine 1995 yılında 13 enstrüman için 3 for 13 yapıtıyla Paris Uluslararası Müzik Platformu tarafından ve Epifora (1996) adlı piyano yapıtıyla bu kez Amsterdam Uluslararası Elektro-akustik Müzik Platformu tarafından en yetenekli genç kompozitör ödülüne aday gösterilmesi, onun hakkındaki olumlu fikrimizi doğrulamaktadır.

Polonya müziğinin son yıllar portresi, çok boyutlu ve çok konuludur, tek bir nesneye indirgenmeye boyun eğmez. Bu müzik, ne güzel ki, yine tek bir nesneye indirgenemeyecek Avrupa Müziği’ne bağlanır. Çağdaş müziğe bakıldığında, kuşaksal bir değer değişiminin gerçekleştiği ve avangardlardan sonra gelen kuşağın bu yüzyılın müzik tarihinde gittikçe daha önemli bir rol oynamaya başladığını, bu sanatçıların gelecek yüzyılın müziğinde de önemli yapıtlara imza atacaklarını görmek mümkündür.

Ek Bilgiler:

1.Biyografik Notlar:

Krzysztof Knittel (doğ.1947)

Besteci ve piyanist, başlangıçta bir öğrenci kabaresine bağlıydı (bu süreçte M. Umer tarafından seslendirilen “iki çekirge için güz konçertosu” adlı yapıta imza atmıştır); 1973’den itibaren elektro-akustik müzik yapmaktadır; E. Sikora ve W. Michniewski ile birlikte KEW kompozitörlük grubunu kurmuştur; içgüdüsel (doğaçlama) müzik, live elektronik sanatçısıdır. Yapıtları: Klarnet, bant ve slayt için Noktalar/Çizgiler, 1973; enstrüman ve bant için Man – Orchestra I, 1982; enstrüman ve bilgisayar için Instat reactions, 1992)

Krzysztof Baculewski (doğ.1950)

Besteci ve müzikolog, 1982’den beri Varşova Müzik Akademisi’nde dersler vermektedir. (Orkestra yapıtları: A Walking Shadow, 1991; oda orkestrası yapıtları: Üç tane yaylı sazlar kuartet, 1984-1986; Antitheton I, 1989; koro, vokal ve enstrüman yapıtları: İsa Doğdu İlahisi; opera: Yeni Kurtuluş, 1986’da sahnelenmiştir.)

Hanna Kulenty (doğ.1961)

Besteci, Hollanda’da oturmaktadır. Yapıtları: İki senfoni, 1986 ve 1987; Passacaglia, 1992; oda orkestrası için Trigon, 1998; trombon ve piyano yapıtı Altıncı Çember, 1995; opera Mother of Winged, 1995; piyano, keman ve yayalı sazlar için konçertolar.

Pawel Mykietyn (doğ. 1971)

Besteci ve klarnet sanatçısı; 1995 yılında XX. Yüzyıl Müziği Genç Müzisyenler Ödülü’nü almıştır; “Nonstrom” grubunun hem kurucusu hem de üyesi. Özellikle enstrümantal yapıtlar bestelemekte: 3 for 13, 1994; Eine kleine Nerbstmusik, 1995; piyano ve orkestra için Konçerto, 1996; bant ve piyano için Epifora, 1996.

2.Uluslar Arası Kompozitörler Platformu – UNESCO hamiliğinde 1955’den bu yana her yıl Uluslar Arası Müzik Kurulu tarafından organize edilen Paris Müzik Panoraması; tüm dünya radyolarınca yayınlanır (Polonya Radyosu 1959’dan bu yana yayınlara iştirak etmektedir). Çağdaş müziğin şartlarını ve olanaklarını tespit etmek açısından çok prestijli bir alandır. Bu panoramanın istatistiklerinde Polonya müziği, Fransız müziğiyle beraber, ilk sırada yer almaktadır.

Uluslar Arası Kompozitörler Platformu’nun ödüllerdiği Polonya yapıtları:
1958.                   Constantin Regamey: Soprano ve orkestra için 5 Etüt
1959.                   Tadeusz Baird Dört Deneme; Witold Lutoslawski Yas Müziği
  1961 Krzysztof Penderecki Hiroşima Kurbanlarına
1963.                   Tadeusz Baird Konusuz Varyasyonlar; Romuald Twardowski Antyfony
1964.                   Witold Lutoslawski Henri Michaux’dan Üç Manzume
1966.                   Tadeusz Bair Dört Diyalog
1968 Witold Lutoslawski II. Senfoni
1970.                   Roman Haubenstock – Ramati Symphonie K
1973.                   Henryk Mikolaj Gorecki Ad Matrem
1974.                   Marek Stachowski Neuzis II
1976 Krzysztof Meyer Yaylı Sazlar Kuartet III
1978.                   Zbigniew Bujarski Musica domestica
1979.                   Wlodzimierz Kotonski Rüzgar Gülü
1980.                   Aleksander Lason iki piyano, vurmalı ve nefesli sazlar için Senfoni
1984.                   Eugeniusz Knapik Yaylı Sazlar Kuartet; Bronislaw K. Przybylski Varsovie
1985.                   Pawel Buczynski Düşen Yaprakların Müziği
1986.                   Marta Ptaszynska La novela d’Inverno
1987.                   Grazyna Pstrokonska – Nawratil Ikar
1988.                   Aleksander Lason Yaylı Sazlar Kuartet II
1990 Marek Stachowski Yaylı Sazlar Kuartet III
1992 Bettina Skrzypczak Yaylı Sazlar Kuartet II
1994 Stanislaw Krupowicz Fin de sciele; Pawel Szymanski Miserere
1995.                   Zbigniew Bargielski Trigonalia; Pawel Myrkietyn 3 için 13
1997.                   Aleksander Lason Concerto festivo
1998.                   Zygmunt Krauze Piyano Konçertosu II
1999.                   Tadeusz Wielecki Concerto a rebours; Robert Kurdybacha gitar ve yaylı sazlar Konçertosu
3. Polonya’daki festival ve yarışmalar
“Varşova Güzü” Uluslar Arası Çağdaş Müzik Festivali
“Poznan Baharı” Polonya Çağdaş Müzik Festivali
Lutoslawski Forumu (Varşova, Lublin, Opole)
Szczecin Witold Lutslawski Uluslar Arası Müzik Festival,
“Musica Polonica Nowa” Polonya Çağdaş Müzik Festivali
K. Serocki Uluslar Arası Beste Yarışması
Varşova Müzik Buluşmaları
Krakow Kompozitörleri Müzik Günleri
Slask Müzik Günleri
 
4. İlüstrasyon önerileri:
Video: TVP2 /Polonya Devlet Televizyonu 2. Kanal/ yıllardan beri “Varşova Güzü” festivalini ekrana taşımaktadır. Aşağıdaki materyallerin seçilmesi tavsiye olunur:
  • Orkestra Şefi Lutoslawski
  • Orkestra Şefi Penderecki
  • Orkestra Şefi Panufnik (1990 Varşova Güzü)
  • Gorecki’nin yapıtından bir fragman
  • Kilar’ın yapıtından bir fragman
  • Knapik’in yapıtından bir fragman ( 1992 Varşova Güzü – festival finali)
  • Szymanski’nin yapıtından bir fragman
  • Knitt’in opera fragmanı (Varşova Güzü 1999)
Fotoğraf materyalleri için aşağıdaki yayınların seçilmesi tavsiye olunur:
  • “Varşova Güzü”, Tadeusz Kaczynski ve Andrzej Zborski’nin ortak çalışması, PWN, Krakow 1983,
  • ZKP Arşivi, “Lutoslawski Müziği” monografisi, Charles Bodman, PWN yayını 1996, “Tutku” albüm (Penderecki üzerine), Yayınevi Interpress 1993,
  • “Henryk Mikolaj Gorecki”, Adrian Thomas, PWN Yayınevi, 1998; “Andrzej Panufnik i jego muzyka”, Tadeusz Kaczynski, PWN 1994.
(W. Lutoslawski’nin örneğin Krystian Zimermanem, Anne Sophie Mutter ile fotpğrafları; ayrıca K. Penderecki; H.M. Grorecki; W Kilar; A. Panufnik; Zb. Bargielski; Zygmunt Krauze; Tomasz Sikorski; Pawel Szymanski; Eugeniusz Knapik; Krzysztof Knittel’e ait fotoğraflar)
Seçilmiş partisyon sayfaları (Krakow PWN Yayınevi’nden temin edilebilecek olanlar):
W. Lutoslawski – Vedenik Oyunları
K. Penderecki – Poliformia
W. Kilar – Krzesany
 
Müzik örnekleri Polonya Radyosu arşivinden seçilebilir:
Lutoslawski - Yas Müziği Bölüm 3, Livre pour orchestre 4. Bölümün
başlangıcı, III. ve IV. Senfoni başlangıçları;
Penderecki – Fluorecencji ve Aziz Lukasz’a Göre Tutku yapıtlarının başlangıcı; Leh Ölüm İlahisi Recordare fragmanı, “Boze, cos Polske” /Bize Polonya’yı bağışlayan Tanrım / bölümüyle birlikte Te Deum fragmanı;
Gorecki – Ad Matrem giriş; Beatus Vir; III. Senfoni 2. Bölüm
Kilar – Krzesany son bölüm, Exodus giriş ve Riff 62 fragman
Panufnik – III. Senfoni (Sinfonia Sacra) alıntı ve Bahar Müziği
Bargielski – Trigoneller fragman
Sikorski – Holzwege fragman
Krauze – I. Piyano Konçertosu fragman
Szymanski – Miserere ve III Partity fragman
Krupowicz – Fin de siecle fragman
Wielecki – Concerto a rebours
Knittel – HeartPiece – Double Opera
Mykietyn – 3 for 13










Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.