ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Amerika mektubu görülmüştür...Sayı: 608 - 20.08.2008


Editör’ün Notu: Naim Dilmener’in 2002 yılında yayımlanan bu yazısının üzerinden altı yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına rağmen konuyla ilgili şartların hiç değişmediğini tahlil ettiğimiz için kıyaslama yapabilmeniz nedeniyle bu yazısını yayımlıyoruz.

New York - Adettendir; yurtdışına çıkıldığında, oradan yazılar yazılır, gazeteye gönderilir. Genellikle, her nerede bulunuluyorsa, oranın adıyla anılan bir mektup gibi tasarlanır yazı. Adeti bozmayalım. "Wish you were here" diyerek başlayalım ve Boston-Cape Cod-New York üçgeninden derlediğimiz bilgileri, sunalım size... 11 Eylül'den söz açmayan bir Amerika (New York) yazısı olamayacağı için, işin bu yanından başlayalım önce. Bu konuda yüzlerce kitap, binlerce yazı yazıldı ve insan buralarda olunca, bu konuda söylenmiş her şeyin bir şekilde doğru olduğunu görüyor. Korku, panik, geleceğe ilişkin güvensizlik, "kafamıza gökten bir şey mi düşüyor?" hissi elbette herkesi sarıp sarmalamış ve kuşaklar boyu böyle süreceğe de benzer. Büyük çoğunluk, bu korkusunu, "bir bayrağa tapınarak-sarılarak" hafifletmeye çalışıyor. Ama sonuçta Amerika burası, olup bitenlerin hepsi bir "turistik" gösteriye de dönüştürülebilmiş. Japonların hemen hemen hepsi, ülkelerini tamamen boşaltarak, New York'a, "İkiz kulelerin enkazını görmeye gelmiş" gibiler. Amerikalılar için ise, "gökten başıma bugün ne düşecek?" hissine yapacak bir şey yok ama, "bu hisle yaşamaya alışacağız" telkinlerini yapan onlarca insan çıkmış zaten.

Gül döktüm yollarına

Amerikan kanallarında durum böyle. Ama bütün firmaların dağıtmak için yarıştığı "etnik" kanallarda her şey bambaşka. Show, Star, Atv, Kanal D... buralardan da net bir şekilde seyredilebiliyor. Buradaki Türkler de, Gülben Ergen - Hülya Avşar-Petek Dinçöz kavgaları konusunda, en az bizim kadar bilgili. Her türden "Televole" programı en çok seyredilenlerin arasında. Bunu "Çocuklar Duymasın" dizisi takip ediyor. "Havuç", burada da herkesin gözbebeği... Los Angeles civarından Farsça yayın yapan onlarca kanal ise, bizim kanallardan çok daha renkli. Hepsinin başları açık, her biri en az Ayşe Egesoy kadar makyajlı kadınların biri gidiyor, biri geliyor ve durmadan onu - bunu sunuyorlar. İşin, şarkılar-türküler kısmı çok keyifli. Kliplerin bini bir para. Bu klipleri seyrettiğinizde, bizim "Prestij Ailesi"nin ve "resmi klip yönetmenleri" Mustafa Mayadağ'in köklerine - kökenlerine ulaşıyorsunuz. Erkek şarkıcılar saniyede (sarılı, kırmızılı, yeşilli...) beş gömlek değiştiriyor ve karşılarında nağmeli nağmeli göz süzmekte olan güzel (bazen çocuk yaşta sayılabilecek) bir genç kıza aşklarını itiraf ediyorlar. Erkekli-kadınlı bu kliplerin hepsinde dökülen gül yaprağının ise hesabını tutma imkanı yok. Bir tanesinde ise ipin ucu epeyce kaçmıştı: Oymalı bir yemek masasının etrafına dizili kesme camdan yapılma sandalyelerden birine tünemiş olan Özcan Deniz kılıklı şarkıcımız dışarıda gül yaprağı şeklinde yağan yağmuru seyrediyor ve göğsünü yumrukluyordu. Ama bir Googush (Guguş) konseri de, bu kanallarda denk gelinebilecek şeylerden. ("Dile Kolay"ın unutulmaz bestecisi). Faramarz Aslani de öyle. Lübnan kanallarında ise; "Aayshalak" adlı son albümü ile bütün Arap dünyasını kırıp geçiren Elissa, "Elli Tmanetoh" adlı albümü ile "bizim bestecilere" yeni ufuklar açacak olan Nawal Zoughbi ve Rumeli Hisarı'ndaki konserini kaçırmış-kaçıracak olmaktan dolayı bayağı üzüldüğüm Amr Diab her gün denk gelinebilecek isimler.

Aramızda mesafeler kalmamış

Plakçı raflarının "World Music" kısımları da, televizyon kanallarının kliplerine paralel olarak sıralanıyor. Bu albümlerin bir kısmı, Amerika'da, yeni dans miksler ile desteklenerek-zenginleştirilerek basılmış. Ragheb Alame'nin son albümü "Saharouni El Leel", burada, neredeyse yalnızca remiks versiyonlar ile oluşturulmuş... "Avrupa"nın bitip "Middle East"in başladığı bir boşlukta yer edinmiş bizim albümlerimizde ise böyle bir şey yok. Bizde basıldıkları şekilde pazarlanıyorlar burada da. Tarkan, "Karma" ile bütün zincirlerin (Virgin, HMV, Tower...) "Türk" bölümlerinin yarısını kaplamış. Üzerine "Türk süperstar Tarkan'ın özlemle beklenen albümü" mealinde bir sticker yapıştırılmış olan bu albümün yanında, hemen hemen herkesin birer-ikişer albümü yer alıyor. Yelpaze epeyce geniş: Nesrin Sipahi'den Sertab Erener'e, Davut Güloğlu'dan Cem-Ali'ye, Ajda Pekkan ve Nilüfer'den Sezen Aksu'ya kadar hemen hemen herkes var bu raflarda. Aksu, hâlâ "Deliveren" ile yer alıyor, "Şarkı Söylemek Lazım" henüz buralara ulaşamamış.

İnsan Amerika'dayken, aynı anda, dünyanın her yerinde bulunabildiği hissine kapılıyor. Aynı anda; hem İtalya, hem Fransa, hem İran, hem Lübnan... Hem de Türkiye'de bulunuyor gibisiniz. "11 Eylül"ü bile, "hediyelik eşya" üretimi ve satışına dönüştürebilmiş olan bu ülkede, her şeyin başı tüketim. İstediğinizi bir dükkâna girip alıyorsunuz. Yolculuğa çıkarken, çok sevdiğiniz bir albümü (diyelim ki Yıldız Tilbe'nin "Haberin Olsun"unu) yanınıza almadığınız için telaşlanmaya gerek yok, yolunuzun üstündeki bir dükkâna girip alıyorsunuz. Umay Umay'ın "Ağzı Bozuk Aşk Mektubu" ya da benzeri bir "ender parça" için ise (başta Ideefixe olmak üzere) internet'e başvurabilirsiniz. "Aramızda mesafeler" hiç kalmamış artık.
 

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.