ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 5 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


İsabel ile Mustafa’nın öyküsü...Sayı: 601 - 28.07.2008


Rossini’nın operasını, Türkiye-AB ilişkileri ve ‘öteki’ olma durumuyla yorumlayan Yekta Kara, “Farklı olanı bizim gibi olmaya zorluyoruz. Çıkış noktam bu” diyor

Kara’nın sahnelediği eser, temmuz sonuna kadar devam edecek, sonbaharda tekrar gösterime başlayacak. Eser, Türklerle ilişkili. 7 ana karakterin 4’ü Türk ve olay, Osmanlı hakimiyeti altındaki Cezayir’de geçiyor.

Eleştirmen Markus Dippold, İstanbul Devlet Opera ve Balesi başrejisörü Yekta Kara için, “Sıradanlığa düşmeden, gülmece unsurunu çok başarılı bir biçimde kullanan” sanatçı tanımı yapıyor; “Oyuncularını güçlü beden kullanımı gerektiren canlı bir performansla teşvik ediyor. Böylece sahnede, seyirciye üç eğlenceli saat geçirten, zamanlaması iyi, komik, rengarenk bir oyun, havai fişek gibi patlıyor.”

Dippold’un Yekta Kara’nın Almanya’da Karlsruhe Devlet Operası’nda sahnelediği, “Cezayir’de Bir İtalyan Kızı” adlı oyununa dair yorumu bu...

Eleştirmenlerin çoğu Dippold ile hemfikir. Prömiyeri 7 Haziran’da yapılan “Cezayir’de Bir İtalyan Kızı”, Yekta Kara’nın Almanya macerasının bir başka durağı.

Kara’nın, aynı operada 4 yıl önce sahnelediği, “Saraydan Kız Kaçırma” da halen gösterimde. Geçtiğimiz yıllarda yurtdışında “Aida”, “Carmina Burana” ve “Carmen”in - ki bu eser de şu sıralar Almanya’da turnede - rejisörlüğünü üstlenen Yekta Kara ile “Cezayir’de Bir İtalyan Kızı”nı konuştuk...

Nasıl başladı Almanya macerası?

Teklif Karlsruhe Devlet Operası’ndan 2 yıl önce gelmişti. Orada çok önceden programlar yapılıyor. “Cezayir’de Bir İtalyan Kızı”nı sahnelememi istediler. Bana da cazip göründü. Çünkü, daha önce sahneye koymamıştım bu eseri.

Neden özellikle bu eseri sahnelemeniz istendi?

Çünkü eser, Türklerle de ilişkili. Yedi ana karakterin dördü Türk. Olay, Osmanlı hükümranlığındaki Cezayir’de geçiyor.  Kuşkusuz sadece Türk yönetmen olduğum için seçilmedim. Orada, daha önce de “Saraydan Kız Kaçırma”yı sahnelemiştim. Büyük başarı kazandı ve halen oynuyor. Sanırım bunun da etkisi oldu.

Nasıl bir eser “Cezayir’de Bir İtalyan Kızı”?

Çok keyifli. Rossini’nin 21 yaşında, bir aya yakın bir sürede bestelediği bir komik opera bu. Aynı zamanda da Rossini’ye ilk büyük başarısını getiren eseri. İcrası çok zor. 

Rossini müziği hareketli, kıvrak. Şancının her şeye çok iyi hakim olmasını gerektiren roller bunlar. Sadece iyi bir şancı olmak yeterli değil, çok iyi bir oyuncu da olmanız lazım.

Nasıl bir reji gerçekleştirdiniz?

Başrol Mustafa, Cezayir’de Osmanlı’yı temsil eden vali. Karısından bıkmış. Yardımcısına, “Git bana güzel bir İtalyan kızı bul” diyor. Yolu oraya düşen İsabella’nın ortaya çıkışıyla da olaylar gelişiyor.

Bu eser, fars gibi oynanmalı diye düşündüm. Ama, onun ötesinde söyleyecek farklı şeylerim olmalıydı. Sadece o entrikayı, durum komedisini iyi kotararak sahneye taşımak yeterli değil.

Bu durumda nasıl bir yol buldunuz kendinize?

Çıkış noktam şu oldu: İki farklı kültürden gelen insanların birbirlerine önyargıyla yaklaşması, karşısındakini ‘öteki’ olarak nitelendirmesi...

Konsepti ise şöyle oturttum: Mustafa’yı Türkiye’nin temsilcisi olarak aldım, İsabella’yı ise AB’nin... Oyun boyunca olayı Türkiye-AB ilişkileri zeminine oturttum.

İsabella’nın erkeklerle nasıl oynadığı, aslında hiçbirini yürekten sevmeyişi... Mustafa ile tanışmasıyla birlikte karşılaştığı yeni kültürü yadırgaması...

Bütün bunları, oyunun komedi anlayışına bağlı kalarak gündeme getirdim. Farklı kültürlerden gelen insanların birbirlerine yaklaşımları beni çok ilgilendiriyor.

Bizim gibi olmayanı dışlıyoruz. O insanı kendimiz gibi olmaya zorluyoruz. Asıl çıkış noktam buydu. Türkiye-AB ilişkileri sonradan geldi.

Eser ne kadar süreyle sahnelenecek Almanya’da?

Temsilleri temmuz sonuna kadar devam edecek. Sonbaharda da tekrar gösterime başlayacak. Eser, zaten Karlsruhe Devlet Operası’nın repertuarında. Kapalı gişe oynuyor. Eserin prömiyerinin hemen ardından Slovakya’dan teklif geldi. Bratislava Operası’nda da “Cezayir’de Bir İtalyan Kızı”nı sahnelememi istiyorlar. Umarım bu eser, 2010 kapsamında Türkiye’de de sahnelenebilir.

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.