ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Operacılardan seçme türküler! Sayı: 588 - 25.06.2008


'Yemen Türküsü’, 'Sarı Gelin’, 'Evlerinin Önü, gibi türküleri, temiz notalarla verebilen, güzel şarkı söyleyebilen Batı müziği şancılarımızdan dinleyelim diyorsanız, “Folklorama” tam sizin için...

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin en çok ilgi gören yapımlarından biri müzik yönetmenliğini Serdar Yalçın’ın yaptığı “Folklorama- Türk Büyüsü” prodüksiyonu. Eseri İstanbul Operası’nda daha önce de müzikaller sahnelemiş olan Haldun Dormen yönetmiş. “Folklorama” hepimizin çok iyi bildiği türkülerin, hafif mizansen ve eğlendirmeye dönük çokseslilik içinde peş peşe sıralanmasına dayanan bir sahne gösterisi.

Türküleri söyleyen altı solist, solo, düet, trio ve sekstetler (altılı) halinde, hepsi birbirinden güzel havaların düzenlemelerini icra ediyorlar. Türkiye’nin dört bir yanından, yöresinden, kulağa en hoş gelenler arasından bir seçki yapılmış. “Evlerinin Önü”, “Adanalı”, “Yemen Türküsü”, “Sarı Gelin”, “Madımak” gibi kulağı bir çırpıda saran türküler bunlar. Reji, türkü ve solistleri birbirine küçük ve abartısız mizansenlerle bağlarken, şarkıcıları abartılı folklorik kıyafetler içine de sokmamış.

Folklorik bir dokunuşa sahip

Altı solist şarkıcı (Deniz Erdoğan, Gökhan Ürben, Zafer Erdaş, Ayten Telek, Ruhsar Öcal ve Hüseyin Likos) yerel ya da otantik bir sahne duruş, beden dili arayışı içinde değil. “Folklorama”nın sahnesi belli ki modern bir çerçevenin içinde, folklorun alışmış olduğumuz kostümlü, tavırlı kalıbına çok fazla yüz vermeden şekillendirilmiş. Kostümler de benzer şekilde, folklorik bir dokunuşa sahip olmakla birlikte, yarı-konser havasında diyebileceğim bir şıklık ve “light”lıkta.

Çeşitli kombinasyonlarda şarkılar söyleyen altı solistin arkasında dans eden bale dansçıları otantik folklor yapmaktansa bale adımları kullanıyor. Eserin müzik direktörlüğünü yapan ve düzenlemelerin yaratıcısı Serdar Yalçın, bu türküleri tatlı ve sevimli bir çoksesliliğe büründürüyor, bilinçli olarak çok derin bir sanatsal arayış içine girmiyor. Bunu şu anlamda söylüyorum:

20. yüzyılda Türk çoksesli müzik ekolü (Saygun, Erkin, Akses vs) Türk folklorunu ana kaynaklarından biri olarak görmüştür. Türk beşleri ve ilerleyen kuşaklardaki bestecilerimiz folklor malzemesini çokseslileştirirken, bu malzemeye oldukça artistik bir fırça darbesi vurmuş, hatta bir yabancılaşma da katarak, folklor ögesinin soyut senfonik anlatım içinde erimesini sağlamıştır.

Yalçın ise türküleri armonize ederken buralarda gezmiyor. Amacı bir yandan şancıların kendi partilerini rahatlıkla söyleyebilmelerini sağlayacak bir orkestrasyon yapmak, diğer yandan da seyirciyi türkünün çoksesli yapısına odaklamadan, yalın bir müzik yoluyla eğlendirmek.

Batı sistemiyle türkü

Sanat her türlü sentez denemesine açık bir alandır. Türküleri cazımsı bir gırtlakla söyleyebilirsiniz (Tülay German), pop ya da rock temalarını senfonik orkestrayla seslendirebilirsiniz (Londra Senfoni Orkestrası’nın çalışmaları) ya da etnik malzemeye senfonik stil kazandırabilirsiniz (Türk Beşleri, Bartok). Yerel müzikleri sentezleyen çalışmalar, kaçınılmaz olarak otantik ağızların, modların, özel telaffuzların kaybolmasına neden olur.

Öte yandan Batı eğitimiyle şekillenen şancı gırtlağının türkü icrasına, otantiklik ölçütüyle yaklaşmak da akıl kârı değil. Bu türkülerde, Batı’nın eşit tampereli sisteminin (bir oktavı 12 eşit yarım tona bölen müzik düzeni) şemsiyesi altında seslerini eğitmiş büyük şehirli şarkıcıları dinlediğimizin ister istemez farkına varıyoruz.

Diyeceğim şey, eğer türkülerde gerçekten otantiklik ya da etnomüzikolojik bir yaklaşım arıyorsanız, “Folklorama” bunu karşılayabilecek bir şey sunmuyor. Ama 'güzel türküleri, temiz notalarla verebilen, güzel şarkı söyleyebilen Batı müziği şancılarımızdan dinleyelim, biraz da kafa dağıtalım’ diyorsanız, “Folklorama” sizin için.
 

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.