ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 5 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Huysuz Soprano’nun Yemek Günlüğü (2.Bölüm)Sayı: 555 - 08.05.2008


Pavarotti, biyografisinde “Hayatın en güzel şeylerinden biri, ne yapıyor olursak olalım, düzenli olarak herşeyi durdurmamız ve bütün dikkatimizi yemek yemeye vermemizdir”, demiş. Pavarotti’nin kilosuna bakıp, adam Boğaz vapuru gibi ne de sık duruyormuş diye düşünmek mümkün. Alaycı kişilikler, tenorun dikkatinin de pek keskin olduğunu düşünebilirler ama bu cümledeki çok ince bir detayı kaçırmış olurlar: Burada dikkatini yemek yemeğe vermekten bahseden, kendi olmasa da zevkleri ince bir insandan bahsediyoruz. Herkesin ayaküstü atıştırmayı matah saydığı bu dünyada, damak tadını duyuların içinde taçlandıran bir insan!

Hıristiyanlığın en büyük günahlarından biri oburluk. Papa birkaç yüz günah daha ekleyip, günah listesini güncelleştirdi ama eski listenin insan psikolojisindeki etkisi kadar etkili olacağını sanmıyorum modern listenin. Okurun kaşlarının şöyle bir dikilip çadır çatısı şekline girmesi ihtimalini göze alarak açıklıyorum: ben oburum. Bollukta değil, lezzette. Şunun şurasında, şu ölümlü dünyada kaç tane daha öğünüm kaldı? Onu da lezzetsiz şeyler yiyerek harcayamam. Ben böyle düşünüyorum. Zaten Hıristiyan da değilim! Ve hatta snobum. İlla en iyisi olacak. Hamburger dahil. Fevkalade değilse yiyemem. Afrika’daki çocuklar? Şimdiye kadar hiçbir annenin yenmeden kalmış yemeği paketleyip Afrika’daki bir çocukcağıza yolladığına şahit olmadım. Ben onlara para yollayayım ama tabağımdaki şey yenir, yutulur olsun. Benim standartlarımda tabii. Standartlarım yüksek. O sebeple kimse beni evine çağırmıyor da herkes ben çağırmadan geliyor. Misafirlikte kötü yemek yemektense, her gün misafir ağırlamayı tercih ederim.

Huysuzum. Ve mükemmeliyetçiyim. Opera, benim asıl mesleğim, hiç bitmeyen bir öğrenmedir. Ses, kırılgan, değişken, elle tutulup gözle görünmeyen bir enstrüman. Üstünde devamlı çalışmak, çalışmıyorken de üstünde düşünmek ister. Yemek yapmak da öyledir. Gözle görünür birşey değil. Jimnastikçi gibi takla atmakla kanıtlanacak şey değil. Bacağını şu acıya getir, kolunu aç ve pişir diye tavsiye olmaz. Aşçı anlatır ama elinde bir sihir vardır ki anlatılamaz. İyi bir tabak yemeğin sırrı açıklanırken hep gözleri kısmak, başparmakla işaret parmağı birbirine ağır ağır sürtmek gerekir ki iste gizli nokta oradadır. Aynı tariften iki kişi yemek yapar, birininki yenir, diğerininki atılır. Dünyada binlerce kültür, yüzlerce teknik var. Hepsi öğrenilmeyi bekler. Ben de aç bir öğrenciyim. Hergün pişirdiğim yemekle öğrendiğimden geçeceğim veya kalacağım bir imtihandır. Bir gün harika yapılmış bir yemek, bir başka gün felaket olabilir. Aynen bir arya söylemek gibi! En üst notayı çatlatıp da şaşkınlıktan gözleri yerinden uğramış operacı ile, keki sönmüş aşçı arasında bir fark yoktur.

Bu kadar benzerlikten sonra, “Operacı neden şişmandır?” diye sormayın. Ben değilim ama bu problem üzerinde de çalışıyorum. Hala ümit var. Ama mükemmeliyetçiliğim önümde engel. Yoksa kimse önümde duramaz, silip süpürürüm.

Henüz yeni tanışıyoruz. Ancak hemen ise girişelim diyorum: Siz sorun, ben cevaplayayım. Opera sorun, yemek sorun. En çok yemek sorun. Ne de olsa yemek köşesini istila ettim. Otomobil işlerinden anlamam.

Onu sormayın.

Sorunuzu info@elifsavas.com adresine yollayın, ben Turkish Journal’de köşeme misafir edeyim. Cevabımı beğenirseniz eyvallah. Beğenmezseniz yazın. Yeniden cevaplayayım. Başka türlü cevaplayayım. Yine mi beğenmediniz? Size bir şey beğendirmek de ne zor! Alışkınım Efendim. Hem seyirci, hem ben, zor beğeniriz. Zor beğenen okuyucuyla da başa çıkabilirim. İnsanlar yazışa yazışa anlaşırlar. Ya da anlaşmazlar. Hayvanların koklaşma yöntemi, yemek pişirmekte daha uygun olabilir. Ama internet üzerinden zor olur. Yazışmakla idare edeceğiz.

Afiyet, şeker.


bitti



Kaynak
: http://elifsavas.com


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.