ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 18     Sayı: 1852
Şu an 7 müzisyen gazete okuyor
Müzik ON OFF

Günün Mesajları


♪ 18. yılımız kutlu olsun
Mavi Nota - 24.11.2022


♪ Biliyorum Cüneyt bey, yazımda da böyle bir şey demedim zaten.
editör - 20.11.2022


♪ sayın müfit bey bilgilerinizi kontrol edi 6440 sayılı cso kurulrş kanununda 4 b diye bir tanım yoktur
CÜNEYT BALKIZ - 15.11.2022


♪ Sayın Cüneyt Balkız, yazımda öncelikle bütün 4B’li sanatçıların kadroya alınmaları hususunu önemle belirtirken, bundan sonra orkestraları 6940 sayılı CSO kanunu kapsamında, DOB ve DT’de kendi kuruluş yasasına, diğer toplulukların da kendi yönetmeliklerine göre alımların gerçekleştirilmesi konusuna da önemle dikkat çektim!
editör - 13.11.2022


♪ 4bliler kadro bekliyor başlıklı yazınızda sanki 4 bliler devre dışı bırakılmış gibi izlenim doğuyor obür kamu kurulrşlarında olduğu gibi kayıtsız şartsız kadroya geçecekler yıllardır sanat kurumlarımızı sırtlayan bu sanatçılarımıza sınav istemek yapılacak en büyük kötülüktür bilginize
CÜNEYT BALKIZ - 12.11.2022


♪ Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü Vefatının 84. Yıldönümünde Saygı ve Özlemle Anıyoruz!
Mavi Nota - 10.11.2022


♪ Almanya’da yaşayan bir müzisyen olarak, Mavi Nota’yı çok uzun süredir takip ediyorum. Beni hiç yanıltmadı. Özgürce doğru konulara değindiği, bilimsel yayıncılık anlayışı ile objektif habercilik yaptığı için kutluyorum. Böyle yayınların ülkemizde artması dileğiyle saygılarımı sunuyorum.
Ayşe Ersan Schütze - 08.11.2022


♪ Büyük Usta Timur Selçuk'u vefatının 2. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 06.11.2022


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Küreselleşme ve müzikSayı: 541 - 18.04.2008


jan axîn ile söyleşi.



Müzikte değişim nasıl algılanmalıdır?

Bence, değişen insan duygusuna karşılık verebilmesi ya da yaratılan duyguya karşılık insan bulabilmektir. Bu eldeki repertuarları yeniden aranje ederek, kısa zamanlı yeni olma imkânı yaratabiliyorken, gerçekte asıl değişim yeni alt yapılarlarla klişeden izole edilerek ortaya çıkarılış repertuarlarla olabilir.

Küreselleşme ile birlikte toplumların geleneksel müzik anlayışları nasıl etkilenmiştir? Mesela Kürt müziği?

Bu konuda dünyaya açılmayı başarmış çeşitli geleneksel formların varlığından rahatlıkla söz edilebilir. Örneğin; Yahudi müzikleri, Pakistan müzikleri veya “ney’in” bazı film ve belgesele fon olabilmesi. Tabi ki böyle bir açılım aynı zamanda örneklerini çoğaltabileceğimiz bu ulusların dünya üzerindeki önemlerine de etkide bulunmuştur.

Ama maalesef bu durum Kürtler açısından böyle olmamıştır. Yakın zamanda Avrupa kentlerinden birinde inceleme fırsatı bulduğum müzik arşivinde çeşitli geleneklerden kopyalar mevcutken, Kürt müziğini bu arşivde bulamamış olmam üzüntü vericiydi. Tabi ki böyle bir ilgisizlik (ki bu her aladaki Kürtçe müzik için de geçerli) Kürt müziğinin diplerde kalmasına neden yaratmıştır. Gelişen dünyada bir çok geleneksel form önemini koruyarak kendine yeni yaşam alanları bulabiliyorken, Kürtçe müzik; Kürtler de dahil olmak üzere bir çok kesim tarafından yalnız bırakılmıştır. Tabi ki bunun siyasal, sosyal ve ekonomik nedenlerinin olduğunu da söylemek gerekiyor. Yani sorun az anlatmak mı, yoksa az anlamak mı. Kanımca anlatabilmek için önce anlamış olmak gerekiyor. Yine yakın zamanda gerçekleşen “Kürt müzik konferansı”nda, geleneksel müziğe sığınmacı bir mantıkla yaklaşan bir çok anlayışı gözlemlerken, küreselleşme adına henüz yeteri cesareti edinemediğimizi ve yenilenme adına duyularımızın yeteri kadar gelişmediğini de affınıza sığınarak belirtmek istiyorum. Kürt müziğini, günümüzde yerini sağlamlaştırmış geleneksel müziğimizin, dışında kalan alanlarda da geliştirmek gerekiyor. Modernize olmuş bir yaşamda, yaşam ile daha güçlü bağlar yaratmanın olanaklarına imkan verebilmek gerekiyor.

Küreselleşen dünyada etnik müzik yapıları kendilerini yeniden tanımlamalı mıdır?

Belki yeniden bir tanımlama fark edilmesi için iyi olabilir. Ama bence asıl üstünde durulması gereken, zaten var olan tanımlamaların fark ettirilmesidir. Yeniden bir tanımlama yapılacaksa biz müzisyenlerin şarkıların deforme olmaması için hassas olmamız gerektiğini belirtmek istiyorum.

Müzikte tutuculuk nasıl algılanmalıdır?

Dinlerin müzikleri vardır ama müzik bir din değildir. Dinler dogmatiktir. Müzik dogmatik değildir, olmamalıdır. Elbette müzikler kendini ve bizleri sürekli yenileyen hayata uyum sağlamalıdır. Çeşitli müzik tarzlarının ortaya çıkabilmesi de böle bir uyumun sonucu olsa gerek. Burada Kürt müziğinin durumuna da bakmak gerekiyor. 60 yıl öncesinde dünyada çok kültürler arasında benimsemiş tarzları Kürtçe müzikte icra etmek, hala bir tartışma ve polemik durumu yaratabiliyor. Bence artık kendimizi bundan kurtarmanın zamanı çoktan geldi geçiyor. Basitçesi; giysilerimiz değişiyorsa müzik de değişecektir. Buna kafa tutmak müziğe zarar vermek olur.

Popüler (yaygın) müzik aletlerinin geleneksel müzik yapılarının içinde kullanılmasını nasıl karşılıyorsunuz.(örneğin bir bas yada elektro gitarın farklı etnik yapıdaki müzik toplulukları tarafından kullanılması gibi)

Bence bu kaçınılmaz bir durum. Modernize olmuş hayta bir şekilde ayak uydurmanın sonucu diyebilirim. Bundan ürkmemek gerekiyor. Çünkü bu bir sis durumu yaratmıyor. Bu durum aynı zamanda kaynak repertuarın yeniden fark edilmesine olanak tanıyor. İlk denbêjlik örneklerinde sadece söz (şan) ile icra yapılırken, daha sonraları söze enstrümanlar eşlik etmiştir. Bir bakıma bunun devamı olarak da görülebilir.

Toplumları dönüştürmede müziğin rolünü nasıl belirlemek gerekiyor. Müzik kültürü ile yaşama bakış açısı arasında bir bağlantı var mı?

Müzik görkemlidir, insan üzerinde bir sihir etkisi bırakabiliyor. Günümüzde artık tüm sanat dallarına müziğin kardeşliği söz konusu. Müzik hayattan çıkar ve hayata yön verebilecek güçtedir. Kişinin kendini müzikten izole edebilmesi imkansızdır. Ve aynı zamanda müzik çok hızlı yayılabilen bir kültür taşıyıcısıdır.

Tabi ki müzisyenler benimsedikleri yaşam tarzının müziklerini icra etmek isterler. Bu konuda istisnalara rastlamak da mümkün olabilir. Ama gerçek müzisyen önce kendine müzik yapar. Hissettiklerini dinleyiciye taşır ve kitlesi de kendinden çok uzak değildir. Hatta ortak bir bakış açısından bile söz etmek mümkün.

Müzik kültürü ile kimlik arasında nasıl bir ilişki vardır?

Aslında; Nerden söylüyorsan, biraz da oralı oluyorsun. Hangi kültürden müzik yapılıyorsa yapılsın icra edilen dil bir şarkının adresini belirleyebiliyor. şöyle ki bir Fransız ’ın Kürtçe şarkı söylemesini var sayalım. Bu tabi ki onu bir Fransız olmaktan çıkarmaz ama söylediği şarkı artık Kürt şarkısıdır diyemez miyiz. Elbette her kültürün kendine özgü tınıları ve makamları vardır. Ama verdiğim bu örnek kültürel tınıları ve makamları yok etmiyor. Hatta bir zenginlik kattığından söz edilebilir.


 

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.