ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 3 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Beyoğlu'nda geleneksel rebetiko Sayı: 527 - 28.03.2008


Yunanca'da 'usul' anlamına gelen Tropos, İstanbul'da üç Yunanlının geleneksel tarzda rebetiko müziği icra etmek üzere kurdukları grubun adı. Yota Mihaleli 46 yaşında, lezzetli ve orijinal Yunan yemekleriyle şimdiden Türk arkadaşlarının gönüllerini fetheden Midillili bir müzisyen. 20 yıldır, anne mesleği müzikle yaşıyor. Baglamadaki (bağlamacık) dedikleri, buzukinin küçüğü bir saz ile def çalıyor ve de söylüyor. Selanikli Dimitris Yanopulos 41 yaşında, o da yaklaşık 20 yıllık müzisyen. Gitar çalıyor. 30 yaşındaki Yorgos Kapsalis ise Moralı. Yunanistan'da şimdiye kadar pek çok ünlü müzisyenle çalışmış bir buzukici. Yunanistan'da rebetikonun konservatuvarda ayrı bir bölümü olmadığından rebetikocuların çoğu alaylı olurmuş. Ayrıca Yunanlılar müziğe ve eğlenceye düşkün olduklarından, pek çok insan çocuk yaştan itibaren bir enstrümanla ilgileniyor. Tropos'un üyeleri de aynen öyle. Dimitris, "Zaten rebetiko yedi sekiz tane notayla ifade edilecek bir müzik değil, önce hissetmeniz ve hissettirmeniz gereken bir müzik," diyor.

Sürekli teklif var

Üçlünün Türkiye'ye geliş hikâyeleri ise şöyle: Yota, Midilli'deyken bir Türk arkadaşı ona Türkiye'de Yunan müziğine ilgi olduğunu ve Ayvalık'ta çalışabileceğini söyler. Yota da geçen yaz kalkıp Ayvalık'a gelir ve orada önceleri başka müzisyenlerle çalışmaya başlar. İstanbul'a gelmeyi düşündüğü sıralarda da telefonla Yorgos'la Dimitri'yi çağırır. Geçtiğimiz kasım ayında da onlar gelir İstanbul'a... Tropos şimdi cuma ve pazar günleri Asmalımescit'teki Nar'da, cumartesi akşamları Galata Kulesi yakınlarındaki Venta del Toro'da, salı günleri Tünel'deki Badehane'de, pazartesi günleri de Galata Meyhanesi'nde, fasıldan sonra sahne alıyor. Bir yandan da sürekli farklı yerlerden teklif alıyorlarmış.

Grup çoğunlukla rebetiko, biraz da, onların 'sonradan bestelenmiş' diye tabir ettikleri ama aslında klasikleşmiş sayılan Yunan müziklerini çalıyor. Rebetiko, Yunanistan'da geleneksel bir müzik olarak kabul ediliyor. Konum olarak bakıldığında, bizde Türk sanat musikisine denk düştüğünü söylüyorlar. Çünkü iki türde de uzun süredir yeni besteler yapılmıyor, yapılsa da eskiler gibi tutmuyor. Belli bir dönemde yapılmış besteler sürekli yeniden yorumlanıyor. Onların yorumu ise Türkiye'de daha önce dinlediklerimizden farklı. Daha geleneksel, yani en orijinal halleriyle söylüyorlar parçaları. Rebetiko 1930'lu yıllarda, marjinal olarak tabir edilen insanların yaptığı ve ilgilendiği bir yer altı müziği olarak ortaya çıkmış. O yıllarda, Metaksas diktatörlüğü zamanında yasaklanmış. Dimitris, "O yıllarda elinde buzuki olmasıyla tüfek olması arasında bir fark yoktu, hemen tutuklanırdın," diye açıklıyor durumu. Baglamadaki adlı enstrümanın ilk yapılma sebebi de buymuş zaten. Buzuki yerine çok daha küçük ebatlardaki bu enstrümanı saklaması kolay oluyormuş çünkü. Hatta o zamanlar, hapishanelerde baglamadakiyi tenekeden yaparlarmış. Rebetiko, İkinci Dünya Savaşı'nda daha geniş kitlelere yayılıyor. Taş plakları serbestçe satılmaya başlanıyor. Ve halk tarafından büyük bir talep almaya başlıyor. Ancak bir süre sonra popülerleşen her müzik gibi yozlaşmaya maruz kalıyor. Türün ölüm tarihi olarak kabul edilen ve son orijinal bestelerin yapıldığı 1955 sonrasında Latin müziğinden etkilenmeler oluyor. Orijinal bir rebetiko grubu buzuki, baglamadaki ve gitardan oluşurken, bir ara bateriyle ve orgla bile çalınmaya başlanıyor. Son 20 yıldır ise rebetikonun orijinal formunu korumak isteyen gruplar ortaya çıkmış Yunanistan'da. Tropos da bunlardan biri şimdi.

İnsanlar aynı, bayraklar farklı

Peki, egemen sınıflara karşı bir müzik türü olarak doğan rebetiko parçaları genellikle ne anlatıyor? Dönemin yaşam biçiminin anlatıldığını belirten Yota, rebetiko parçalarında da aşktan dem vurulduğunu, ancak bunun hüzünlü bir aşk olmadığını söylüyor. Mesela, 'Seni kaybettim, ama bak hemen başka bir tane buldum,' gibi sözler var. Enteresan bir tür aslında. İçinde hem acı hem dert ama aynı zamanda neşe ve umut da var. Bazen sözler çok acıklıyken müzik tam tersine coşkulu.

Tropos üyeleri şimdilerde; rebetikoyu daha geniş kitlelere duyurmak amacıyla, İstanbul'da Türk meslektaşlarıyla birlikte müzik yapabilecekleri bir kulüp açmak için altyapı sağlamaya çalışıyorlar. Çünkü İstanbul'da bu müzikle ilgilenen bir kitle olduğunu ve zamanla genişlediğini görüyorlar. Gruba, "Yaptığınız müziğin politik bir alt yapısı var. Sizin politik duruşunuz ve Türk Yunan ilişkilerine bakışınız nedir?" diye soruyoruz, Yota şöyle diyor; "Her ne kadar hükümetlerin çıkarları ve görüşleri farklı olsa da iki halk arasındaki ortak değerler, hayata bakış tarzı birbirine çok benziyor. Yani halklar aslında bir zamanlar beraber yaşadıklarını ve gelecekte de iyi ilişkiler kuracaklarını biliyor." Dimitris ise konuyu şöyle özetliyor; "Biz aynı insanlarız ama bayraklarımız farklı!"
 

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.