ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Anadil ve MüzikSayı: 484 - 25.01.2008


60’lı yıllarda ilkokuldaydım.
Sabah okulun tüm öğrencileri, öğretmenleri okulun bahçesine toplanır, yapılması gerekenleri yapardık.
Sonra, öğrenciler sınıf sınıf, sırayla içeri girmeye başlardı.
Ama biz dururduk.
Öğretmenimiz bizi bahçenin bir köşesinde toplar, elindeki dolmakalemle komutu verirdi.
Gözümüz dolmakalemin ucunda, başlardık:
Yumurtanın kulpu yok
Gözlerimde uyku yok
Sür gemici gemiyi
Hiç kimseden korkum yok.

Başka türküler de söylerdik tabii.
Sonra, arkadaşlarımı bilmem, ama ben hayalimde kulplu yumurtalar, haritadan gördüğüm, artık nasıl canlandırıyorsam öyle bir deniz, hiç korkusuz girerdim sınıfa.
Yakın zamanda, bir etkinlik için hazırladığım yazıda, Paul Eluard’dan, Lautreamont’dan alıntılar yapmıştım:
Paul Eluard, Şiir Bulaşıcıdır adlı metninde, “Gerçek ozanlar şiirin kendi malları olduğuna hiçbir zaman inanmadılar.
İnsanların dudağında söz hiçbir zaman kurumadı; sözcükler, şarkılar, çığlıklar durmadan birbirlerini izliyorlar, kesişiyorlar, çarpışıyorlar, birbirlerine karışıyorlar…” der. Neden? “Çünkü şiir yaşamın içindedir.”
Şiirin çok eski zamanlardan beri “türkü söyleyen bir dil” olduğunu söyleyen Eluard, buna Aragon’un şu sözünü örnek gösterir: “Canımı alabilirler, ama türkümü susturamazlar.”
Lautreamont “Şiir herkes tarafından yazılmalıdır. Bir kişi tarafından değil,” der.”
Yazımı okuyan oğlum, “Kodaly Yöntemi”ni önüme koydu.
“Bak ne kadar benziyor!”
Kodaly Yöntemi, Macaristan’da 1940-1950 yılları arasında besteci Zoltan Kodaly (1882-1967), meslektaşları ve öğrencileri tarafından geliştirilen geniş kapsamlı bir müzik eğitimi sistemi.
Felsefesi de şu:
“Bir dili konuşup, yazıp, anlayabilen her insan, müziğin dilini de aynı oranda öğrenmeye yeterlidir. Müzik okur-yazarlığı, seçilmiş ufak bir azınlığın becerisi olmamalı, aksine tüm insanlığın genel bilgisinin, kültürünün bir parçası olmalıdır. daha birkaç yüzyıl önce okur-yazar olmak yalnızca elit bir tabakanın ayrıcalığı durumunda idi. Sıradan insanların okumak gibi asil bir işi başaramayacağı düşünülürdü. Bugün ise, evrensel bir boyut kazanmış olan okur-yazarlığın hakim olduğu bir dünyada bu eski düşüncenin anlamsızlığı açıkça ortadadır. İnsanların nota okumaya, sözcükleri okunmaktan daha az yetenekli olduklarını düşünmek için sebep yoktur. Nota okumak, sözcük okumak gibi öğretilebilen bir yetenektir. Eğer müzik dili daha yaygın ve bilinen bir dil olursa, müzikten alınan zevk mutlaka artacak, bununla birlikte elbette yaşama zevki de artacaktır…”
“Müziğin yerine şiiri koyarak oku,” diye yol gösterdi oğlum. Sesimi çıkarmadım artık.

Kodaly Yöntemi’nde, halk müziği, müzik eğitiminin ana dili olarak görülüyor. Bunun nedeni,  çocuğun önce anadilini öğrenmesi. Sonraki aşamalarda halk müziği tarzında bestelenmiş, çocuk ezgilerine ve diğer ulusların halk ezgilerine geçiliyor. Zoltan Kodaly,  Bela Bartok’la birlikte bu amaçla binlerce Macar Halk Müziği’ni derlemiş.
Bela Bartok Kim?
O da Macar. 1936’da hem konser, hem konferans hem de halk müziği derlemelerinde danışmanlık yapması için Ankara’ya davet edilmiş.  Bela Bartok,  “Türk ulusal musikisinin Türk halk musikisi temeli üzerinde nasıl geliştirilmesi gerektiğini anlatacak bir danışmanları yoktu. Gerçek bir halk ezgisi derlemesi için de onlara yol gösterebilecek hiç kimse yoktu,” diyor, izlenimlerini anlatırken.
 Bedri Rahmi’nin Türküler Dolusu adlı şiirinin bir bölümü şöyledir:
“Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm”

Şimdi.

Aman ne güzel, çocuklarımız çizgi film karakterlerini kullanarak, oynaya oynaya İngilizce  öğreniyorlar anaokullarında.

Kendi diline bile sahip çıkmayanlardan, aynı sınırlar içindeki başka bir anadile saygı duymalarını mı bekleyeceğiz?

Yumurtanın kulpu yok
Gözlerimde uyku yok


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.