ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 8 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


"Pınar Çekirge"Sayı: 444 - 27.11.2007


‘’Sevgiyle dolu bir insanım. Sevmeyi seviyorum. Her şeyi seviyorum. Doğa, hayvanlar, çocuklar, yaşlılar. Ama... doğayı yok eden, hayvanlara zulmeden,onları kobay olarak kullanan,çocuklara kötü davranan insanları hiç sevmiyorum.

‘’Neşeli, sade, alçakgönüllü, ufak tefek, kendine özgü giyimi, davranışları olan, içi sevgi dolu, hayvan dostu, müzik delisi, tiyatro aşığı, yaşamda kendi koyduğu kurallara bağlı, hep çocuk,ebedi genç bir kadınım ben. Koşup durmayı çok severim. Bazen gün yetmez bana.

‘’Daima evde neysem, sokakta, sahnede, ekranda hep aynıyımdır. Dostlarıma, arkadaşlarıma olan sevgim neyse, odur. Sevgimde ikili davranma diye bir şey yoktur hiç. Sevdiğim, severim anlayacağın, sevmediğimi belli ederim hemen.

‘’Kadınım, canlılıktan yanayım. Hayatı doyasıya yaşarım, denerim. Kendimle, yüzümle, bedenimle, duygularımla barışığım. Dedim ya, ebedi gencim. Ateş parçasıyım. Bazen çılgın bir rüzgâr gibi eserim… Umursamaz davranırken, çok kıskanabilirim. Gülerken duygulanır, bir an ağlar, sonra neşelenebilirim. Çok sinirlenip, beş dakika geçmeden her şeyi unutabilirim. Ama üç kâğıdı yalanı asla!

‘’Acılar,sevgiler,birlikte yaşanmalıdır Pınar.Öyküler birlikte yaşanmalıdır.Hep sevdim,acı da çektim ama şanslıydım;çünkü hep bir öyküm vardı benim..

‘’Ardında pek çok yapıt bırakan, bırakabilen sanatçıdır… yani, pek çok esere imza atmış,senelerini yaptığı işe adamış olanlara sanatçı denir,bilmem anlatabiliyor muyum?Öyle bazılarının düşündüğü kadar kolay değil sanatçı olmak.Daha doğrusu olabilmek. Kültürlü, disiplinli, yaratıcı olacaksın, artıracak, okuyacak, dinleyecek, seyredeceksin, izleyicilerine saygın olacak, meslektaşlarınla iyi geçineceksin.. yoksa her şey bir balon köpüğüdür..

‘’Müzik dünyam benim..damarlarımda show-business kanı dolaşıyor…’’

‘’Halkın arasında dolaşmak keyif verir bana. Onlar beni ‘’ben’’yaptı. Neden saklanayım ki onlardan? Gözümde daima kara gözlüklerim vardır.Ama,arkasına gizlenmek adına takmam gözlüğümü severim,severim insanlarımı,gencini yaşlısını.. Fazla havalı, kibirli pek sevmiyor insanlar. Hatta hiç sevmiyor. İster sanatçı, ister politikacı olsun, kendine yakın olanları benimsiyor halk,yüreğinin kapılarını açıyor ardına kadar.Bana ‘’bu kapılar’’açıldığı için mutluyum…

‘’Müziğe başladığım yıllarda Ajda fırtınası esiyordu. Ama ben yine de sesimin ve giyim stilimin, hep kendim gibi olması gerektiğine inandım. Ve yıllarca uyguladım bunu. Taklitler, gerçekleri yaşatır her zaman. Tüketim eşyalarında da böyledir bu… Bilmem anlatabiliyor muyum?

‘’Radyo ve tv.lerde çalan şarkılar yıllardır birbirlerinin devamı gibi sanki.Hani seneler önce bir şarkı çalmaya başlamış da hala aynı şarkı söyleniyormuşçasına tıpatıp benzeyen şarkılar…şarkıcılar sürekli imaj değiştirmeye devam ediyorlar.Her şarkıya bir başka imaj bulma zorunluluğu.Türkiye deki ekonomik dar boğaz gibi,onlar da imaj dar boğazına düşmüş ve ne yapacaklarını bilmeden,birbirlerinin eski imajlarını kullanmaya başlıyorlar neredeyse’’

‘’Bizim dönemimizde şarkıların modası geçmezdi. Bu nedenle de zırt-pırt plak yapılamaz, böylece de beste,şarkı sözü enflasyonu olmazdı…
 ‘’Hatırlarsın belki,gece kulüpleri vardı bir zamanlar.Dans vardı.Dans müziği orkestrası ve solistleri vardı.Şıklık, zarafet vardı,kalite vardı.. bu güzellikleri iki,üç yıl da olsa yaşayabildiğim için şanslıyım…

‘’Şarkılar bize can vermeli.. şarkılar bize hayat vermeli. Şarkılar bizi karamsarlığa iteceğine,güç vermeli.Teselli bulmalı insan güzel yazılmış sözlerde.

Herkesin Diva ve benzeri (hak edilmiş*edilmemiş) unvanlara sığındığı günümüzde, o bir klasik olarak kaldı. Çoktan kolektif bilinç altımıza sinmiş ‘’Minik Kuş’’,’’Aşk Nezlesi’’,’’Oh Olsun’’,’’Senden Başka’’,’’Bigüdi’’ ve benim için çok özel olan ‘’Gel Gel’’adlı şarkılarıyla…

Altın plaklar,ödüller..ilk stadyum konseri..ilk dans grubu önce 11 sonra 21 kişilik..Film çalışmaları.. fotoğraf sergileri,gazete dergi yazıları.Ve Tarık Dursun K.’nın, Aziz Nesin’in teşvikiyle adım attığı yazım dünyası.. üst üste yeni basımları yapılan Füsun Önal kitapları.

Haldun Dormen’nin sesini duyar gibi oluyorum ş,imdi:’’Füsun Türkiye de ‘ki garip fenomenlerden biri hiç kuşkusuz. Onu yıllar önce tiyatro meraklısı genç, başarılı bir şarkıcı olarak tanımıştık… Sonra birden bire ‘’Kelebekler Özgürdür’’ oyununda, karşımıza başarılı bir tiyatro oyuncusu olarak çıktı. Şarkıcılıktan, başarılı tiyatroculuğa geçmek kolay iş değil ama Füsun bunu rahatlıkla becerebildi. Sonra bir gün Fotoğraf sergime gelin’’ dedi sanki her gün fotoğraf sergisi açıyormuş gibi’’

Yıllar yılı bütün dünyada sadece ‘’Evita’’müzikalini sahneye koyan ünlü yönetmen Kenneth Urmston’un ‘Türkiye de sergilenen ‘’Evita’’için ilk tercihiydi Füsun Önal. ’’Arjantin Ağlama Bana’’şarkısının bitiminde Açıkhava Tiyatrosu alkıştan inliyordu.

Sahne-varyete ustası, teknik bir büyücü… müzik ve tiyatro için yaratılmıştır sanki. Güzelliğine, yeteneğine hiçbir söz yetişemez zaten. Geçmiş ve gelecektir o.Hüzne ve neşeye aynı anda sürükleyebilen bir ikonaydı Füsun. Siklamen rengi anılara,sigara külü gibi dağıldı dağılacak sevinçlere getirdim sözü.Gülümsedi. Yapayalnızlıkla kelepçelenişimizin nedenlerini de soracaktım ona, sormalıydım. Vazgeçtim.

‘’Hayallerimizin komünizmi’’,Jagues Se’guelay’ya göre ‘’Marilyn Monroe’’ ve Ahmet Oktay için ‘’Türkiye kapitalizminin en güzelleştirilmiş hali Ajda Pekkan’’sa eğer, hüznün ve neşenin en çok yaraştığı kadın Füsun Önal’dır.

Evet bir hikaye yazacağım, kimsenin şüphesi olmasın bundan,bu hikaye yazılacak ve sadece f,ü,s,u,n,ö,n,a,l harfleri kullanılacak…

Dibine kadar yaşamıştı hayatı da, sevgileri de. Gönlünde vazgeçemediği  bir  ‘’uzun boylu’’su vardı nicedir. Uzakta da olsa, bir soluk kadar yanındaydı her zaman.. Şarkılar söylemiş, dizeler yazmıştı onun için… çok sevmişti.



Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.