ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Yaşamın Rüzgârları Estiğinde...Sayı: 411 - 09.10.2007


“ Bizim araladığımız kapıdan girer rüzgâr”
“ İçimizde ki çocuk çok düş kurmuş çok bunalmıştır.”
Bu satırlar Sayın Şükrü Erbaş’ın “ Yanlışı Sevmek “ adlı şiirinden alınmıştır.
Bu şiirde hayatın izleri vardı ve benim okuduğum bu şiirden çıkardığım o kadar çok olgular oldu ki, beni bu konu üzerinde yoğunlaştırıp yazmaya yönlendirdi...
Teşekkürler Şükrü Erbaş.

Yaşam belki yanlışı sevmek, ütopik düşler ülkesinin gökyüzüne yıldız gibi düşmek.
Rüzgârın araladığımız kapıdan içeri girmesi ve hayatımızda değişenler...
Hep doğamızda var olan özgürlüğü solurken, benliğimizde gezinen düşleri kovalarken geçiriyoruz bu ömrü!
Aslında hepimizin aradığı istekler, dilekler aynı ya da benzer olup ta birbirimizde yakalayamamamız ya da kısa sürede tüketmemize ne demeli? Dertleştiğimiz, konuştuğumuz insanlar ve kendimizde dâhil sevginin bin bir çeşidini yakalama isteği içindeyken, olayın “bam teli” burada kopuyor. Yaşamak varken yaşayamamak...!
Kapılarımız aralıktır, bir rüzgârın gelip ruhumuzu okşamasını hatta başımız döndürmesini isteriz. Ama ne var ki gel gelelim bu rüzgârları kâh biz engelleriz kâh toplum yargıları.
Toplum kurallarınca olmaz gözüyle bakılan değerleri, bu toplumun bireyleri olduğumuz bizler hem bunları samimiyetsizce yargılar, iç dünyamızda da tam tersi oradan buradan didikleyip yaşamımızda uygulamaya çalışırız. Ne çapraşık duygudur! Kuralları biz koyar, biz çürütürüz!
Ve hepimiz diyorum, tüm insanoğlu dayanılmaz çekici buluruz yasakları.
Yasaklar hep ilginç, heyecanlı ve cazip gelir bizlere...
Ciddi ciddi yüzleşin kendinizle yanlışı sevip sevmediğinizi ve dürüstçe cevap verin kendinize, başka birilerine bir şeyler ispatlamak zorunda değilsiniz! Bu arada hayatınızda doğrular yok anlamına da gelmiyor...
Yaşamımızın bizde gizli kalan yüzü hep yasakları delmenin mücadelesini verirken bunlara kılıf uydurarak bir şekilde yaşamaya çalışırız.
Her ne kadar inkâr edilse de yüzümüzün bir yönünü örten maskeler taşımıyor muyuz?
Şu bir gerçek ki insanız farklı bir tür ya da uzaylı olmadığımıza göre birbirimizi az ya da çok anlıyoruz.
Kimse kimseyi kandırmasın bence...!
Yaptığımız hayatın çözünürlüğü içinde çözülmeye çalışmak...
Bana hep ilginç gelmiştir, yanlışlar da bizimdir doğrularda.
Kim ya da ne kriterdir tartışılır. Doğru ve yanlışın doneleri hangi düzeneğe oturtulmuştur.
Bir harmanlamadır gidiyor! Dine göre mi, çağa göre mi, toplumlara göre mi?
Nerde durduğumuz bilemez olduk desem yanılmış olmam umarım. İçimizden işimize gelenleri alıp, gelmeyenleri almıyoruz! Sizce durum nasıl?
Varmak istediğim nokta bu düzenekleri bir yana çekip bence insanda var olan değerlerdir düzenek. Allah bize düşünebilme yetisi vermiş, birde onun yönlendirmemiz için bir ruh...
Artık gerisi size kalmış düşünce ve vicdan iş başında...
Doğruyu, yanlışı tartışmak değil ki olay, her kesin doğrusu kendisine... Durum böylelikle göreceli bir hal alsa da işin içinden çıkmaz biraz zor sanırım.
Yaşam doğru ve yanlışın, yaşananların ya da yaşanmayanların birbirine paralel gittiği bir durum arz ediyor. Bazen değdi değecek yakınlıklar gösteriyor.
Şair Erbaş’ın satırları gibi...
“ bizim araladığımız kapıdan girer rüzgâr,
o da bir başka gökyüzünün sürgünüdür.”
Yaşam bize ne rüzgârlar sunar; bazen meltemler, sam yelleri, kasırgalar, boranlar taşır bu da hayatın gerçekleridir. Yanlış ya da doğru kavramı sizde, yaşam felsefenizi siz oluşturursunuz.
Neyi sevip sevmeyeceğinizin değerleri sizde saklıdır...
Düşünce ve yüreğiniz sizi nereye götürdüğünde mutlu oluyorsanız orada durmalısınız...
Yeter ki sevginiz yaşamdan eksik olmasın... Araladığınız rüzgâr gelip girecektir.
Unutmayalım ki yanlış ya da doğru kavramı da sizsiniz!


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.