ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Bak bir varmış bir yokmuş...Sayı: 403 - 27.09.2007


Yıllar ve hayat nasıl da değişiyor, parmaklar arasından akıp gidiyor. Bazen bir şarkı dinler, bir film izlermiş gibi tanıklık etmek ya da seyircisi olmaktan öte bir katkımız olmuyor. Yaşamın hay huyu, işler güçler, köprü trafiği, İstanbul’un sisi, yağmur çamur diye söylenip duruyoruz hepimiz. O kadar çok şeyi ıskalayıp geçiyoruz ki farkında olmadan…

Bazen önümüze ya da geriye bakmaktan bize doğru bakan bir çift gözü görmüyoruz bile.
bazen masamızda durup soğumuş olan kahveyi gidip dökmüyoruz bile oysa bunu yapsak; sıcacık yeni bir çay koymak çok kolay olabilecek… Bu hafta kalp kalbe karşıymış misali Sevgili Didem ile aynı şeyleri düşünüp yazmışız. Ben tam da bunları hissettiğim sırada, e-posta kutuma bir etkinlik haberi düştü. “Geçmişten Günümüze Türk Pop Müziği” hem de Babylon’da. Haftaiçi olmasına aldırış etmeden kendimi orada buluverdim, yanıma birkaç güzel insanı da alarak…

Kapıdan girdiğimde; bir zaman tünelinden geçtim, duvarlarına anıların, resimlerin, silüetlerin takılıp kaldığı, derinlerinden hoş sohbetlerin, zaman zaman şen kahkahaların duyulduğu…

Tünelden çıktığımda kendimi hep bildik tanıdık yüzlerin bulunduğu bir ev davetinde buldum sanki? Piyano da fakir ama gururlu müzik öğretmeni Kartal Tibet, piyanoya yaslanmış hülyalı gözleriyle çok uzaklara dalmış buğulu sesi ile acıklı bir aşk şarkısı söyleyen Türkan Şoray, az ileride evin yakışıklı mühendis oğlu Ediz Hun’un omzuna başını dayamış danseden, altın saçları okşandıkça yüzünde güller açan Filiz Akın, camın önündeki koltukta olanı biteni sinirli gözlerle izleyen Lale Belkıs, onun yanında evin ton ton ihtiyarı Hulusi Kentmen, aşağıda mutfakta Suna Pekuysal, Sami Hazinses, Ergun Köknar ve evin bekçisinin mağrur bakışlı kızı Hülya Koçyiğit, salonun ortasına doğru “hadi gel aslanım” diyerek Hayri Caner’i adeta sürükleyen Mürüvvet Sim, köşkün demir kapısının önünde arabanın başında bekleyen temizyüzlü şoför İzzet Günay, bahçede ağaçların arasında gizlice el ele gezen Gülşen Bubikoğlu ve Tarık Akan ….Herkes orda, tanıdık yüzler, bildik öyküler, ezberlenmiş melodiler, dakikalar içinde zaman makinesi ile yapılan bir yolculuk…
Hakan Eren’in yüreğiyle seçtiği tüm şarkıları çabucak geçiveren saatler içinde dinlerken hep bir sonraki şarkıyı tahmin etmeye çalıştık çocukça bir sevinç ve telaşla. Kimin tahmini doğru çıkarsa zıplayıp durdu, pistin ortasında.  

Geceden tam da bir hafta sonra yine bir Çarşamba gecesi aynı ekip kendimizi Roxy’de buluverdik. Hem de günler önce yüreğimizden geçen pek çok bildik yüz ve  anı avcısı Hakan Eren tam da karşımızda duruyordu. “Bak bir Varmış Bir Yokmuş” albümler serisinin ( ki bence vefalı yüreklerin yapabileceği en özel kolaj) son albümünün tanıtımı yapılıyordu, sahnede Füsun Önal, Nesrin Sipahi, Atilla Atasoy, Lale Belkıs, Ayferi, Yeliz, Dağhan Baydur… Uzatsanız elinizi dokunacaksınız hem onlara hem pek çok anıya…

Ve zamanın tüm hızlı akışına, çabuk tüketilirliğine, uzun yemek sofralarının koltukta tepside 5 dak.da tüketilen öğünlere dönüşmesine, bayram ziyaretlerinin telefon tebrikleri olarak yapılmasına, el yazısı ile postaya verilen sevgi dolu mektupların birinden gelen mesajın herkese iletildiği e-postalar olmasına, ekim aylarında tiyatro gişeleri önünde oluşan bilet kuyruklarının tezgahlarda tiyatro oyunu vcdleri olarak yerini almasına, parklarda kumların içinde geçen çocuklukların evlerde hijyenik oyun parkları olarak filizlenmesine inat biz hep bir ağızdan 1960 lardan, 1970 lerin şarkılarını söyledik bağıra çağıra… Kıskanmış gibisiniz, uzatın elinizi hadi sizi de çıkarayım bu doyumsuz yolculuğa…Ama bu kadarla yetinmemelisiniz, ara ara bu gecelerin ne zaman tekrarlanacağı ile ilgili babylon’a ya da bana danışabilirsiniz, kimbilir belki de bir günlük buluşması yaparız…

…ne bir kürk ister bu şen gönlüm, ne bir han ne de saray,
ye iç eğlen çok kısa ömrün, sev çünkü sevmek en kolay
 

 


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.