ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 7 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Türkiye-Suriye arası sıcak melodiler...Sayı: 397 - 19.09.2007


Türkiye ile Suriye arasında yaşanan yakınlaşma meyvelerini müzikte verdi. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı, komşu ülkenin talebi üzerine, Suriye Yüksek Müzik Enstitüsü’ne hem eğitim sistemini taşıyor hem Türk müziğini öğretiyor.

İTÜ hocalarından udi Mehmet Bitmez ile kanuni Şehvar Beşiroğlu, Şam’da ülkenin en önemli müzik eğitim merkezinde on gün makam dersi verdi. Programın iki ay sonra gerçekleştirilecek ikinci ayağında ise bu iki enstrümana ney ve bağlama da eklenecek.

İlgilerinin derecesini ise Bitmez ve Beşiroğlu’nun aktardığı şu anekdottan anlamak mümkün: “Uyguladığımız programda hiç yokken küçük bir konser düzenledik. Duyurusu yapılmayan konsere 800 kişi geldi.”

Türkiye ile Suriye arasında son yedi yılda yaşanan yakınlaşma ve iki ülkenin karşılıklı geliştirdiği iyi ilişkiler, somut meyvelerini müzikte vermeye başladı bile. Suriye’nin en prestijli konservatuarı olan Yüksek Müzik Enstitüsü, eğitim sistemini model almak ve öğrencilerine Türk müziğini öğretmek için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’ndan yardım almaya başladı. Program çerçevesinde İTÜ Konservatuarı hocalarından ud sanatçısı Mehmet Bitmez ile kanun sanatçısı Şehvar Beşiroğlu, kasım ayı sonunda makam ve enstrüman eğitimi için on gün boyunca Şam’daydı. Suriye’ye klasik Türk müziği ihracımız, tabii ki on günle sınırlı kalmadı. 2006’nın Mart ayında iki sanatçı, bir bağlama ve bir ney sanatçısı ile birlikte yeniden Şam’a gidecek. Suriyelilerin talebi ise, kısa süreli çalışmalarla değil, birkaç ders yılını kapsayacak uzun süreli programlarla Türk müziğini öğrenmek. Çünkü onlar, makama dayalı geleneksel müziklerinde yaşadıkları tıkanıklığı, ancak Türk müziği eğitimi alarak ve müziğimizdeki makam zenginliğini hazmederek aşabileceklerini düşünüyor. Müziğimizin iki gönüllü elçisi ile programı, Türk müziğinin Suriye’deki geleceğini konuştuk ve izlenimlerini dinledik.

Suriye Yüksek Müzik Enstitüsü, henüz altı yılını geride bırakmış ve ağırlıklı olarak klasik Batı müziği eğitimi veren bir okul. Geleneksel Arap müziğinin akademik olarak eğitimine başlamak isteyen enstitü, bu coğrafyadaki müziklerin merkezini oluşturan Türk müziğini öğrenmek ve öğretmek istiyor. Böylece makam zenginliği açısından kendi müzikleri ile kıyaslanmayacak ölçüde zenginlik arz eden Türk müziğinin, önlerindeki tıkanıklığı ortadan kaldıracağını düşünüyor. Ancak Suriye’de Türk müziğinin itibarı akademik bir tercihin de ötesinde. Çünkü Türk müziği çok seviliyor. İki ülke arasındaki irtibatın henüz kopmadığı günlerde yaşayan Tamburi Cemil’in eserlerinin, bugün Suriye’de icra edilmesi buna güzel bir örnek teşkil ediyor. Şehvar Beşiroğlu, bu kadar yakın ve istekli bir toplulukla karşılaşacaklarını beklemediklerini, bilakis Suriyelilerin Türk müziğini çok sevdiğini belirtiyor ve izlenimlerini şu cümlelerle aktarıyor: “Öğrenciler özellikle makam konusunda meraklılar. Makamları önlerine getirince şaşırdılar ve çok da hoşlarına gitti. Öğrenme konusunda arzulular. Çünkü taksim yaparken zengin makam bilgileri olmadığı için, hangi makamdan hangisine geçeceklerini, nasıl bir mödülasyon uygulayacaklarını bilemiyorlar.” Mehmet Bitmez ise enstitü ve öğrencilerinin talepleri doğrultusunda yoğun bir ders programı uyguladıklarını belirterek şunları söylüyor: “Karşıma, ud çalan yirmi öğrenci çıkınca şaşırdım. Enstitünün Doğu Müzikleri bölümünün yöneticisi iyi bir ud sanatçısı olduğu halde öğrencilerin arasındaydı. Yoğun bir ders programı gerçekleştirildi. İlk çaldığımda çok şaşırdılar. Bir süre sonra ‘great üstaz’ (büyük üstat) demeye başladılar. Bundan kendi adıma değil, müziğimiz adına bir pay çıkardım”

Mehmet Bitmez ve Şehvar Beşiroğlu’nun şahsında müziğimize Suriyeli genç müzisyenlerin duyduğu sevgiyi, iki sanatçının aktardığı bir anekdottan da kolayca anlamak mümkün. Programda hiç yokken Türk büyükelçiliğinin talebiyle üç gün sonrasına küçük bir konser düzenlenmiş. Hiç duyurusu ve tanıtımı yapılmayan konsere tam 800 dinleyici gelmiş. Meraklıların çoğu da salon almadığı için geri dönmüş.

İki kurum arasında başlayan bu verimli iletişimin ikinci ayağı mart ayında gerçekleşecek. Yine İTÜ Konservatuarı hocalarından bağlama sanatçısı Adnan Koç ile neyzen Ali Tüfekçi enstrümanlarında Türk müziği tavrının inceliklerini, Suriyeli genç müzisyenlere aktaracak. Ama Suriyeliler bu on günlük programa doyamadıkları için marttaki programda Beşiroğlu ve Bitmez’i de tekrar görmek istiyor. Onlar da bu hizmete zaten seve seve hazırlar. Peki Suriye Yüksek Müzik Enstitüsü’nün istediği gibi orada uzun süreli Türk müziği eğitimi gerçekleştiğinde önümüzdeki zamanlarda hangi sonuçları göreceğiz? Mehmet Bitmez sorumuzu şöyle cevaplıyor: “Arap zevki, Türk müziğinin zenginliği ile beslendiğinde sanıyorum ortaya yeni besteciler, iyi kompozitörler çıkacak. On sene sonra belki de Arap coğrafyasını gezdiğimiz zaman Türk müziği makamlarının ses aralıklarının olduğu bir müzik dinleyebileceğiz. Belki de on yıla kalmayacak; çünkü çok yetenekli öğrenciler var. Geleceğin udîleri olmak isteyen ve Türk müziğini öğrenmek için can atan öğrenciler var.”

İstanbul, müziğin merkezi

Şehvar Beşiroğlu: Türk coğrafyası çok geniş; Orta Asya’dan Balkanlara kadar nereye gitseniz kendinizden bir şey bulursunuz. 17’nci yüzyıla kadar bu coğrafya müziğin merkeziydi. Daha sonra merkez İstanbul oldu. İstanbul’da üretilen müzik, bu geniş coğrafyanın merkez kabul ettiği ve etkilendiği bir müziktir. Bu proje de İstanbul’un bu misyonunun devam ettiğini bir kez daha gösterdi bana. Pek çok Arap müzisyeni, taksim ve makam söz konusu olduğunda İstanbul’a gelme ihtiyacı duyar. Uzun bir dönem yüzümüzü Batı’ya döndüğümüz için arkamızda neler olduğunu epeyce unutmuşuz gibi geldi bana. Bu ilişkilerle bakmamız gereken noktaya doğru tekrar yoğunlaşabiliriz diye düşünüyorum. Ortadoğu, Orta Asya ve İran ile yapacağımız müzikal kültürel işbirliklerinin güçlü olmasının bize ve bölgeye büyük yarar sağlayacağına inanıyorum.

Türk müziği hep hâmi oldu

Mehmet Bitmez: Osmanlı’dan aldığımız mirası, geçmiş yakın döneme kıyasla şu anda iyi noktalara getirdiğimiz ortada. Bu coğrafyadaki müziklerin çıkış yerleri farklı olsa da müziğin geliştiği yer Anadolu’dur. Orada olgunlaşan müziğin meyvelerini artık bugün yavaş yavaş yeniden toplamaya başladık. Çok değerli ustalar yetişti burada, yetişmeye de devam ediyor. Doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor her şey. Sistem her ne kadar çatışmalara ve tartışmalara yol açsa da bu coğrafyadaki müzik, geçmişte olduğu gibi şimdi de en iyi şekilde temsil ve icra ediliyor. Bu sistem ve makam zenginliği bizim devraldığımız bir hazine. Bu hazinenin Arap ülkelerine, müziklerine gitmesini de sağlayacağız. Mısır’da, Suriye’de, Tunus’ta, Fas’ta tanıdığım şapka çıkarılacak ustalar, iyi müzisyenler var. Ama Türk müziğine daha bir başka bakıyor, hayran oluyor, müziğimizi hâmi olarak görüyorlar.

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.