ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 9 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Müzik din ama nereye kadar laiktir bir ilahi?Sayı: 389 - 07.09.2007


Fazıl Say, genelde benim pek anlamadığım, yorumcu kategorisine giren bir sanatçımız.  Beyaz Türk’lerin çoğunun pek sevdiği, Demirel’in elinde şef sopası 9. Senfoniyi dinlerken “işte müzik bu, işte çağdaşlaşma bu” diyerek aşağıladığı Batı Klasik Müziği türünde “dahi” çocuklar olarak el üstünde tutulanlar tayfasından, yani “çağdaş yüzümüz”. Fazıl Say, her ne hikmetse  bir metin yayınladı. Metinde kendisi önce başlığa uygun olarak “varoş” olarak tanımladığı çeşitli semtlerdeki projelerinin neden suya düştüğünü anlatıyordu. Varoş, muhtemelen burada “geri kalmış” ya da bıraktırılmış insanların mahalleleri olarak düşünülmüş. Daha sonra bu tutmayan projeler karşısında nasıl umutsuzluğa düştüğünü anlatıyor. En son ise güncel bir habere değinip şu bilgiyi veriyor:

Yaklaşık 10 yıl sonra tekrar yazmaya başlamamın bir tek sebebi var. İlkokullardaki müzik dersi müfredatındaki değişiklikler. Bugün gazetede okuduklarım ‘ilham’ verdi; yeni müzik müfredatına göre, müzik derslerinde artık ‘ilahi’ dinlenilecek ve ilahilerle ilgili yorum yapılacakmış.
Benim kızım yedi yaşında, bu yıl ikiye geçti. Kızımın bu tür bir müzik dersine girmesini istemiyorum. Yanlış buluyorum.

Şimdi, “ilahi” herhalde Bach’ın ya da Beethoven’ın “sordum sarı çiçeğe” dinlememesi şanssızlığına eriştiği için “tu kaka” oluyor. Yoksa aklı başında bir klasik müzik dehasının, “din başka bir şey ama, müzik başlı başına bir din” gibi nereden çıktığı hiç belli olmayan bir name terennüm etmesi, herhalde Itrî’yi de mezarında ters döndürmüştür. Varoşlardaki insanları azıcık tanısa ya da herhalde tanımak istese, bunların kökenleri ve estetik zevkleri, kulak zevkleri hakkında biraz fikri olsa, herhalde sittin sene bu insanların neden Ferdi Tayfur ya da Orhan Gencebay dinlediğini anlamaya çalışırdı. Attila İlhan’a ne kadar kızarsak kızalım, ama dediği doğru bir şey vardır, o da bu ülkenin insanın kulağının alışık olduğu bazı sesler olduğu konusudur. Ve o seslerin arasında mesela ezan da mevcuttur, ilahi de, ninni de. Ama gel de bunu Fazıl’a anlat.



Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.