ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 7 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Varoşlara kültür niye gitmedi? Sayı: 388 - 06.09.2007


İstanbul Müzik Festivali, İstanbul'undur ve Ümraniye ile Avcılar da 'İstanbul'dur. 'Bizler-onlar' ayrımına girmek, çevre semtlerde, okullarda konserler vermek gibi projeleri ihmal etmek, vahim bir hata olur. Nitekim oldu da. 2007 seçim sonuçlarında bu dayanışma eksikliğimizin de rolü var.


Yirmi yaşımdayken viyolonselist Pablo Casals'ın anılarını okumuştum. Çok etkilendiğim bir bölümü vardı o kitabın; Casals bir gün ansızın,  İspanya'daki fabrikalarda konserler vermeye başlar. İşçilere, köylülere... Madrid ve Barcelona'nın varoşlarında ve birçok taşra kasabasında... Benim için, viyolonselini sırtlayıp maceraya atılmış, fabrikanın ortasında 'her koşula razı', etrafında hayatında ilk defa viyolonselden Bach dinleyenler toplanmış, onların şaşkın bakışları, kimi zaman hayranlık ve mutlulukları, kimi zaman bahtiyarlık, kimi zamansa da 'kafa karışıklıkları' arasında müziğini sunan bir dâhiydi Casals... Ona olan hayranlığım, katlanmıştı artık.

ABD deki ilk yıllarımda, -yarışmayı kazandıktan ve konser hayatımın başlamasından itibaren-, çok sayıda 'okul konseri' vermek zorundaydım. Bu biraz da Amerika'daki sistemdir. Mesela Washington'da Kennedy Center da konser mi var? Oraya konserden üç gün önceden gidilir, bir ilkokul, bir lise ve bir üniversitede konser verilir, öğrencilerle sohbet edilirdi. Amerikan ilkokullarında çocuklar benden en çok 'Star Wars' film müziğini çalmamı isterlerdi. Envai çeşit soruyla karşılaştım. İçlerinde, çalmak isteyen, bana fikir danışan yetenekli ufaklıklar da olurdu... Elimden geleni yapardım. Burada söz konusu olan mantık, 'genç bir sanatçı adayı, sadece Kennedy Center mertebesine varmakla kalamaz, topluma ve gençlere de örnek olmalıdır' mantığı... Çok da doğru.

Daha sonraki yıllarda Türkiye'de de çok sayıda üniversitede ve lisede 'konser-söyleşi'lerim olmuştu. Açık söyleyeyim, bu tutum, sanatçının kendi yalnızlığı için de iyi bir 'ilaç' aynı zamanda. Hem birçok dost edindim hem de yaşıtlarıma sanatımı sunmak ben de çok güzel hisler uyandırdı.

Travmatik bir 2003

2003 yılındaki İstanbul Müzik Festivali çerçevesinde bir projem vardı; kentin varoşlarında konserler verecektim. Giriş serbest olacaktı ve ben de bu konserler karşılığında ücret talep etmemiştim. İlk aşamada beş yer belirlemiştim kafamda: Ümraniye, Gaziosmanpaşa, Avcılar, Maltepe ve Polonezköy. Sonuçta, bunlardan sadece üç tanesi gerçekleşebildi: Avcılar, Ümraniye ve bir de Bakırköy’de bir 'alışveriş merkezi'. Gaziosmanpaşa'da konser vermeye müsait tek yer bir okuldu ve bu okulun sahibiyle İKSV (İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı) başkanı -her ne sebeptense?- kavgalıydı! Oraya gidemedik... 'Polonezköy'de ise bir organizasyona girişmek zannedersem İKSV'ye zahmetli gelmişti. Avcılar ve Ümraniye'de tiyatro salonlarında çalmış ve çok memnun kalmıştım. Bakırköy'deki 'alışveriş merkezine' niye gittiğimizi ise hâlâ anlayabilmiş değilim. İKSV yetkililerinden bu projeyi her yıl genişleterek yaymalarını rica etmiştim. Çünkü İstanbul Müzik Festivali, İstanbul'undur ve Ümraniye, veya Avcılar da 'İstanbul'dur. Malum ve vahim 'bizler-onlar' ayrımına girmek, yapmamız gereken bazı şeyleri ihmal etmek bir hata olur. Nitekim oldu da. 2007 seçim sonuçlarında kanımca dayanışma eksikliğimizin de bir parça rolü var.

2003 İstanbul Müzik Festivali kapanış konserinde 'Metin Altıok Ağıtı'nın son bölümü, İKSV ve o zamanki Kültür Bakanı Erkan Mumcu tarafından sansürlenmiş, Sivas Madımak yangınına dair belgesel görüntüler yasaklanmıştı. Ben buna alınmıştım. Çünkü bu tutumu Batılı sanatçılara uygulamadıklarını düşünmekteydim. Zaten İKSV'dekileri son görüşüm olmuştur o gece. Ne yazık ki... Bakanla da mahkemelik olduk. Mahkeme ne oldu bilmiyorum...

Kumru'nun müzik müfredatı


Varoş konserleri' diyebileceğim o projeye İKSV maalesef devam etmedi. 2004 yılındaki festival kapsamında Mehmet Ali Alabora yanındaCD'leriyle Ümraniye ve Avcılar'a gitti. Çaykovski senfonilerini, Beethoven konçertolarını 'hayranlarına' anlatmaya. Ben bu yapılanı 'projemin devamı' olarak görmedim. 'Suni' buldum çünkü 'paylaşım', gerçek müzisyenlerin o andaki üretimlerinin paylaşımı olmalıydı. Daha sonraki yıllarda projenin tamamen durduğunu görünce, 'bari Mehmet Ali Alabora ile devam etselerdi' diye düşünmek zorunda kaldım. Hâlbuki Türkiye'de bu konserleri 'seve seve' yapacak pek çok, hem de çok iyi müzisyenimiz var. Gerisi sadece istemekle ilgili...

Yaklaşık 10 yıl sonra tekrar yazmaya başlamamın bir tek sebebi var. İlkokullardaki müzik dersi müfredatındaki değişiklikler. Bugün gazetede okuduklarım 'ilham' verdi; yeni müzik müfredatına göre, müzik derslerinde artık 'ilahi' dinlenilecek ve ilahilerle ilgili yorum yapılacakmış.

Benim kızım yedi yaşında, bu yıl ikiye geçti. Kızımın bu tür bir müzik dersine girmesini istemiyorum. Yanlış buluyorum.

'Din' çok başka bir felsefi tartışma bence. Ama müzik başlı başına bir 'din'dir. Müzik bugün 6 milyon yaşında. İnsanla yaşıt, hatta insandan da eski. Bunun Batı'daki son 500 yıllık 'dikey gelişim' hikâyesinin çocuğuyum ben. Öğrenmesi 10–15 yıl süren, ustalaşması 'bütün bir ömrü kapsayan', 'teknik ve estetik' müzik konularından gelme bir insanım ve bu müfredatı yanlış buluyorum. 'İstanbul okullarında 1000 konser' isimli bir projem vardı. 200 okul belirlenecek her birine beş konser götürülecek. Bir-iki öğrenim yılı içinde, 600 bin çocuğa ulaşılacaktı. Altı yüz bin çocuğun her birine beş konser. Piyano konseri olsun, keman olsun, şan, vurma sazlar konseri olsun ve belki de caz ya da rock konseri olsun. Birçok değerli sanatçının katılımıyla gerçekleştirilecek bu konserlerde mekânın ne olduğu önemli değildi; okul bahçesi, spor salonu, ders odası, fark etmez... 2002'de Türkiye'ye dönme sebebimdi bu proje; çalmadık kapı bırakmadım ama sponsor bulamadım. Toplam bütçe '1 milyon dolardı'. Biliyor musunuz, bazı konserlerin bütçe maliyetidir 1 milyon dolar. Bir gece, sadece birkaç bin İstanbullunun dinlediği 'bir tek konser'...

'İstanbul okullarında 1000 konser'i 2002'de hayata geçirseydik ve devam edebilseydik, varoşlardaki oy kullanma vaziyetini azıcık ucundan da olsa etkileyen bir sonuç bile elde edilirdi belki bugün. Konserleri istemeyen varoşlar değildi, diğer taraftı!
 

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.