ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 20      Sayı: 2009
Şu an 11 müzisyen gazete okuyor
Müzik ON OFF

Günün Mesajları


♪ Bir 24 Kasım günü çıktığımız yolda, uzun sayılabilecek bir yolculuğun ardından 20. yılımıza ulaştık. Sosyal Sorumluluk Projesi olarak üzerimize düşen sosyal sorumluluğu yerine getirerek, ilgi görerek, takdir toplayarak bugüne geldik. 

Mavi Nota e-Müzik Gazetesi bugün 20. yaşını kutluyor.
editör - 24.11.2025


♪ Kültür bakanlığı sınavında. Ankara thm koro şefi kızını aldı. Urfa korusu şefi kayın biraderini aldı. İstanbul korosu şefi oğlu ve yeğenini aldı. ilginizi çekerse detay verebilirim
ttnet arena - 09.07.2024


♪ Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anarken, ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılını en coşkun ifadelerle kutluyoruz.
Mavi Nota - 28.10.2023


♪ Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri Müzik Bölümlerinin Eğitim Programları Sorunları
Gülşah Sargın Kaptaş - 28.10.2023


♪ GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE!
Mavi Nota - 07.02.2023


♪ 30 yıl sonra karşılaşmak çok güzel Kurtuluş, teveccüh etmişsin çok teşekkür ederim. Nerelerdesin? Bilgi verirsen sevinirim, selamlar, sevgiler.
M.Semih Baylan - 08.01.2023


♪ Değerli Müfit hocama en içten sevgi saygılarımı iletin lütfen .Üniversite yıllarımda özel radyo yayıncılığı yaptım.1994 yılında derginin bu daldaki ödülüne layık görülmüştüm evde yıllar sonra plaketi buldum hadi bir internetten arayayım dediğimde ikinci büyük şoku yaşadım 1994 de verdiği ödülü değerli hocam arşivinde fotoğraf larımız ile yayınlamaya devam ediyor.ne büyük bir emek emeği geçen herkese en derin saygılarımı sunarım.Ne olur hocamın ellerinden benim için öpün.
Kurtuluş Çelebi - 07.01.2023


♪ 18. yılımız kutlu olsun
Mavi Nota - 24.11.2022


♪ Biliyorum Cüneyt bey, yazımda da böyle bir şey demedim zaten.
editör - 20.11.2022


♪ sayın müfit bey bilgilerinizi kontrol edi 6440 sayılı cso kurulrş kanununda 4 b diye bir tanım yoktur
CÜNEYT BALKIZ - 15.11.2022


Tüm Mesajlar

Anket


Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz


Yazılar


Ali Çavuş'lar ve 9. SenfoniSayı: - 06.07.2007


Bilimciler klasik müziğin, bırakalım bebeklerin, bitkilerin ve hayvanların üzerindeki olumlu etkilerini araştıradursun, ülkemizdeki müzik derslerinin blok flütlü “ağır programı” en yetenekli insanı bile müzikten soğutacak kadar “milli eğitim”dir. Öğrenciler dersleri boş geçmeyecek kadar şanssızsa, açık pencerenin yanındaki ağaçlardan telaşla havalanan kuşlardan müzik dersinin eğitici faaliyetinin başladığı okula uzaktan bakan biri tarafından da kolayca anlaşılabilir. Tahtaya yazılmış bir nota dizisinin başındaki genç öğretmen elindeki cetvelin ucuyla gezindiği notaların öğrencilerce toplu halde okunmasını ya da blok flütle çalınmasını istemektedir.

O ne mahşerdir ama! Elleri ve kollarıyla 4/4’lük ritmin vuruşlarını yapmaya çalışan çocuklar sanki tıkanmış trafiği açmaya çalışan trafik polisinin garip hareketlerini havaya çizmektedirler. Ya da ellerindeki blok flütlerle öyle sesler çıkarırlar ki, koridordan geçen usta bir flüt sanatçısı içeriden gelen sesler üzerine flütün aslında akort edilebilen bir alet olduğuna ve buna kendi kulaklarıyla şahit olduğuna yemin billâh edebilir.

Tahtadaki eser Beethoven’in 9. Senfonisi’nin koro bölümüdür ve sözleri de “Kardeş olun ey insanlar/ Bunu ister tanrımız!” diye başlayan, Friedrich Schiller’in Neşeye Övgü şiiridir; ya da diğer adıyla “si-si-do-re-re-do-si-la”dır. Müziğe en düşman seslerle yapılan bir kardeşlik çağrısı! Öyle ki, bu sesleri işiten biri Beethoven’in bir Türk müzik öğretmeni olduğunu ve kulaklarını bilerek kendi sağır ettiğini kolayca anlayabilir.

Gelin görün ki, bu müzik eğitiminden geçmiş birisi her şeye rağmen müzikle ilgilenmeye devam edebilir ve diyelim ki bir belediye bandosunda icracı olursa, o zaman da Sayın Süleyman Demirel çıkıp “Beethoven’ın 9. Senfonisi’ni Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın çalması başka, bizim Ali Çavuş’un Dinar Belediye Bandosu’nun çalması başka.”(1) der.

Bizde işler hep böyledir ama. Çağdaşlaşmanın halkla ne ilgisi vardır! Halk dediğin çağdaş bir biçimde, çağdaşlaşanları izler. Gerçi, o halkı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’ndan 9 Senfoni dinletmeye götürsen utanmadan öksürür bir de ama bu, halkın çağdaşlaşmayı üretmesinden daha kaba bir şey değildir.

Bugünlerde ise, 9. Senfoni hiç olmadığı kadar çok çalınıyor kulaklarımıza. Gerçi, bu durum, insanlarda, işkence görmüş askerlerin savaş sonrasında o anları çağrıştıran durumlar karşısında duydukları gibi, blok flütlü günlerin kaygısını yeniden çağrıştırsa da, bu kez durum farklı. Çünkü 9. Senfoni artık AB’nin resmi marşı ve bizler de o yolun yolcusuyuz. Ne diyor o sözler:

“Kardeş olun ey insanlar,
bunu ister tanrımız.

Bu dünyada her şey geçer,
en son sana dost kalır.

İnsanlığa, doğruluğa,
göğsünü aç korkma sakın.

Hür doğmuştur insanoğlu,
hür yaşamak hakkıdır.”

Hemen her basın-yayın organından, müzik derslerinin o mahşeri gürültüsünü andırır bir koro sesi duyuluyor. Hepsi kendi dünya gözlüğü arkasından aynı melodiyi çalmaya çalışıyor: Avrupa Birliği. Ülkenin tüm sorunlarının çözümü orada; 9. Senfoni’de cisimleşen büyük Avrupa düşünde!.. Bizim, sokaktaki Ali Çavuşsa bütün bu gürültünün arasından AB’nin ekmeğine, emeğine, kültürüne nasıl fayda sağlayacağını anlamaya çalışıyor. Belki kendisine sorsalar, Nazım’ın dediği gibi, “ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum” diyecek ama, kimsenin sorduğu yok, zaten alacağı yanıtın da Sayın Demirel’inkine benzeyeceğini hissediyor o da belki de.

Sözü biraz uzattık. Bu yazı aslında “Ali Çavuş”lar için yazılmıştır. Onlar bu hayatı üretenlerdir ve yalnızca ekmeği değil, ekmeğin müziğini de üretmek isteyenlerdir. Kafası sakın karışmasın; Beethoven ve 9. Senfoni AB ve onun yerli senfoni orkestrasına değil, asıl kendilerine aittir.

Beethoven, Aydınlanma Çağı’nın, 1789 Fransız Devrimi’nin ve burjuvazinin kendi varlığını pekiştirmek için kilise ve feodal kurumlara karşı giriştiği savaşın esiniyle besteler yapar. Ancak, yerini sağlama alan burjuvazinin gericileşmesi ve daha dün savaştığı kurumlarla işbirliğine gitmesi sonucu karamsarlaşır. Bu büyük demokratik devrim için siyasi kahramanı ise Napoleon Bounaparte’dır. Ama Napoleon bir kahraman olarak büyüktür onun için, Napoleon olduğu için değil. Nitekim, bu özgürlük, aydınlanma, ilerleme savaşı için tasarladığı bestenin ilk sayfasının başına “Bounaparte” yazmıştır. Ancak, Napoleon Bounaparte’ın kendisini imparator ilan etmesi üzerine şunları söyler ve başlık sayfasını değiştirir: “Artık o da tüm insanların haklarını çiğneyecek, yalnızca kendi tutkularının peşinden gidecek. Kendisini herkesin üstünde görecek, o da bir zorbanın teki olup çıkacak.” Ve daha sonraları tamamlanan eserine Eroika (Kahramanlık) Senfonisi adını verir.

Bu öyle bir karamsarlıktır ki, Eroica ile 9. Senfoni arasında yirmi yıl vardır ve bu yirmi yılda Beethoven hiçbir senfoni yaratmamıştır. Ve sonunda, 9.Senfoni ile, kendi içindeki bu karamsarlığa savaş açar. Çağının gerici biçimi ile insanlığa ve özgürlüğe duyduğu inanç ve özlem arasındaki bu derin çatışmanın ürünü olarak çıkar 9. Senfoni ve akıllardan çıkmasın diye Beethoven tarafından bir koro bölümüyle bitirilir. Çalgısal bir tür olan senfoniye eklenen bu koro bölümü, umudun tüm insanlıkla paylaşılmaya çalışılmasının, onların ruhlarına kazınması çabasının da kesin bir göstergesidir aynı zamanda.

Bugünün AB’si, kendi siyasi önderleri ve tezleriyle, aynen dünün Bonaparte’ı gibi kendisini özgürlük ve demokrasi ihraç ediyormuş gibi göstermeye çalışmaktadır. Bu noktada, 9. Senfoni’nin resmi marş olarak seçilmesi gerçekten anlamlıdır. Ama AB’yi oluşturan burjuva ruh artık ilerici ve demokratik değil; o Beethoven’in “zorbanın teki” dediği ve geleceği temsil etmediği için karamsarlığa düştüğü Avrupa’dır. Öyle ki, kendi sermaye çıkarları için dünyanın her yerinde savaşlar çıkarmaktan, kendini destekleyen hükümet ya da “zalim”leri desteklemekten geri durmayan, AB midesi altında onları sindirmek için kendini o ülkelerin halklarına yüce gösteren bir Avrupa.

Hayır, Beethoven AB’ye ve AB’cilere ait değil. O hem Avrupa’daki, hem tüm dünyadaki insanlığın kardeşliğine inanan ve bunu iyilik ve doğruluğa duyduğu derin inançla yerine getirmeye çalışan tüm Ali Çavuşlarındır. Bunu biz demiyoruz, Beethoven’in kendisi diyor: “Bir sanatçı olarak daha büyük biri değil, beni bir insan olarak daha iyi, daha yetkin bulduğunuzda ve de günün birinde anayurdumuzda mutlu günlere dönüleceği yolunda işaretler olursa, sanatımı yalnızca yoksullar yararına kullanacağım.”(2)

Ama insanlık neden burada dursun ki, neden Beethoven’in düşünü daha da ileri götürmesin? Beethoven’in yaşadığı çağ bundan daha ileri bir şeyi düşlemesi için elverişli değildi. Ama günün birinde, senfoni orkestralarının sanatçıları Ali Çavuşlardan meydana geldiğinde, çalınan 9. Senfoni’yi Beethoven’in cansız ve sağır kulakları bile keyifle dinleyecektir.

1. Radikal gazetesi arşivi, 16 Kasım 2005
2. Besteci ve Ulus, Sidney Finkelstein, Pencere yayınları


Kaynak: www.sanatoloji.com

 

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.