ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1836
Şu an 3 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Müziğin HayaletiSayı: - 01.06.2007


Müzik dediğimiz nedir? Sesler, tınılar, enstrümanlar, besteler, beste formları, besteciler, icralar, vs. vs. Ve bunların gelişimi ve tarihsel evrimi. Müzikolog ve müzik tarihçisi bu ögeleri derinlikli bir teknik çözümlemeyle incelemeye girişir. Müzikolog, işin “mutfağını”, yani teknik inceliklerini bilmek zorundadır.

Bunların yanı sıra bir “müzik sosyolojisi” alanı da tanımlamak mümkün. Bu alanda teknik çözümlemeler ön plana çıkmaz, ya da bilginin temel hammaddesini oluşturmaz. Buna karşılık, müzik sosyolojisinde “müziğin temsil düzleminin bir genel toplumsal olgular bütünü içine yerleştirilmesi ve bunların belli bir açıklanma çabası” vardır. Müzik sosyolojisinin bu tanımını Ali Ergur’un geçtiğimiz mayıs ayında Bağlam Yayınları’ndan çıkmış olan kitabından aldım. Kitabın başlığı çok anlamlı: “Portedeki Hayalet: Müziğin Sosyolojisi Üzerine Denemeler” (ISBN 975–6947–70–5).

Bu türden bir müzik sosyolojisi/felsefesi projesini yirminci yüzyılın ilk yarısında doruğuna çıkaran Theodor Adorno olmuştur. Ama, pek bilinmez, Adorno feylesof olmakla kalmıyordu; kendisi aynı zamanda iyi bir müzisyen, ileri bir piyanist idi. Dolayısıyla da müziğe hem “içeriden” hem de “dışarıdan” bakabiliyordu. Müzik felsefe ve sosyolojisinin teknik ayağı sağlam, salt teknik yorumlarının (örneğin Schönberg’in müziği hakkında) sosyolojik ve felsefî açılımları da pek üretkendi bu yüzden. Avrupa ve Amerika’da müziğin yirminci yüzyılın ilk yarısında geçirdiği evrimin sosyolojik/felsefî açılardan Adorno tarafından yorumlanması sadece müziğe değil kültür dünyasının bütününe hatırı sayılır eleştiri ve katkılar getirdi.

Ama Ali Ergur’un da işaret ettiği gibi “müzik dolayımıyla okunur hale gelen toplumsal olgulara ulaşmak” öyle basit değil. Müziği bir yandan müzik olarak algılayıp sesler evrenine yerleştirirken, yani teknik yetkinliği devreye sokarken, bir yandan da ona bir “toplumsal temsil” işlevi yüklemeye çalışmak tehlikelerle dolu bir yoldur. Her müzik türü ya da bestecisi ya da eser hakkında “neyi temsil ediyor?” şeklindeki bir soruya verilecek cevaplarda birçok tuzak gizlidir. Mekanik abartmalar, dogmatik kolaycılıklar, kısır şablonlar acemi sosyoloğu bekler.

Ali Ergur’un kitabında da işaret ettiği gibi “müzikte teşhis edilmek istenen sosyo–ekonomik ve çoğunlukla ideolojik açılımlar” maalesef sık sık bu şekilde tezahür ediyor. Müziklerin ilerici/gerici olarak tasnif edilmesi, örneğin falanca müzik türünün “feodal” döneme, filanca müziğin, eserin ya da bestecinin ise “kapitalizme geçişe” işaret ettiğini, “teksesli” müziğin geçmişi, “çoksesliliğin” ise geleceği temsil ettiği şeklindeki basitleştirmeler aceleci müzik sosyoloğunu ya da kültür mühendisliği yapmak isteyen siyasetçiyi bekleyen tuzaklardır. Türkiye’nin müzik dünyası son yüzyılda bu tür basitliklerden çok çekti.

Ali Ergur’un kitabına gelince, kitap müzikoloğun müziğe “içeriden” bakışıyla sosyoloğun “dışarıdan” bakışı arasında denge kurmaya çalışan bir denemeler dizisi. Konu genellikle (on altı denemeden bir tanesi hariç) Avrupa müziği. Osmanlı/Türk müziğiyle ilgili tek deneme yeni bir açılım getirebilecek teknik bilgi ve birikimden yoksun görünüyor. Kitapta yukarıda sözünü ettiğimiz hassas denge genellikle tutturulmuş, ama bazı kolaycı yorumlardan maalesef tamamen kaçınılamamış (Mozart’ın “tükenmekte olan feodal sınıfın soluğunu duyurmakta olması”; tampere edilmiş, yani aralıkları eşitlenmiş Avrupai ses dizisinin “toplumun erkek–egemen mantığını yansıtması”; makamsal müziğin “her zaman sürprizlerin ifadesi” olması bu şablonlardan bazıları). Kitap ilgiyle okunuyor, ve kimi yönleriyle çok geniş bir müzik kültürü arka plânının varlığına işaret ediyor. Ama (her okumada zaten böyle değil midir?) okurun yazıyla mesafesini koruyup akl–ı selimini kitapla kendi arasına koyması koşuluyla.
  

 


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.