ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1821
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Orta Asya’ya uzanan müzik yolu Sayı: - 09.05.2007


HayaUnı Türk müziğine adamış bir bilim adamı Rahmi Oruç Güvenç. Gerçi ülkemizde pek tanınmıyor ama, çalışmaları yurtdışında yankılar uyandırmış. İngiliz cazcı piyanist Keith ]arelt, Hintli sitar sustası Rawı Shankar ve tabla ustası ]atinder Takur, Alman harb ustası Rudiger Operman, cello ustası Fredi Alberti ve Avusturyalı fülüt ustası Vernel Koditek gibi tanınmış bir çok müzisyenle ortak çalışmalar yapmış. Arjantin Şeref Diploması ve İnsanlığa Hizmet Kupası sahibi olan Güvenç, Barselona Üniversitesi ve İspanyol basını ile birlikte İspanya'da Türk Haftası'nın düzenlenmesi gibi etkinliklerde bulunmuş.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Etnomüzikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür- lüğü'nün mimarı, merkezin genel sanat yönetmenliğinden kısa bir süre önce ayrılan Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç ABD, Avrupa, Güney Amerika, Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar, Arap Yarımadası ve Uzak Asya'da toplam 20 ülkede 400'e yakın konser, konferans ve sempozyumlarda Türk musiki tarihini ve tıpta kullanım yollarınıanlatmış. Dört yüz bin beyitlik Manas Destanı ile Ergenekon Destanı'nı ilk seslendiren müzisyen olmuş.

Türk musikisi, müzikterapi tarihi ve günümüzdeki durumu üzerine Oruç Güvenç'le görüşmek için müzik çalışmalarını gerçekleştirdiği merkeze gittik. Merkezin kapısından adım atar atmaz kendimizi bambaşka bir alemde bulduk. Tam bir otantizmin hakim olduğu salon Türkmen çadırını andırıyor. Tavan ve yerler eski Türk kilimleri ile kaplanmış. Duvarlarda sayıları 200'ü aşan değişik türde müzik aletleri asılı. Bunların bir kısmının, Oruç Güvenç tarafından düzenlenen gezilerde toplandığını, bir kısmının da merkezin atölyesinde asıllarına uygun 0larak imal edildiğiiıi öğreniyoruz.

ROVA ILE BAŞLAYAN MÜZiKAL YOLCULUK

1948 Kütahya-Tavşanlı doğumlu olan Oruç Güvenç, aslen İdil-Ural Türkleri'ne mensup bir aileden. Müzikoterapi araştırmacılığından önce bir müzisyen olarak adından söz ettirmiş. Güvenç'in müziğe olan ilk ilgisininin hikayesi de oldukça ilginç: "On iki yaşlarında bir TÜya gördüm. Rüyada tanımadığım bir bey bana bir keman uzattı ve 'Bunu çal' dedi. Ben de 'Bunu çalmayı bilmem ki' dedim. Bilahare o kişi tekrar 'Bunu çalacaksın' dedi. Kemanı alıp çalmaya başladım. Ertesi gün TÜyamı anlattığım babam, Tavşanlı'dan Japonyapımı bir keman aldı. Böylece müzik ile tanışmış oldum."

Oruç Güvenç'in aile fertlerinden bir çoğu da müzikle uğraşıyormuş. Ağabeyi mandolin ve bağlama çalarken, annesi de eski İdil-Uralşarkılan söylermiş. Üç yıl kadar Tavşanlı'da keman dersleri alan Güvenç aynca Tavşanlı Milsıki Cemiyeti'nin çalışmalarına da katılmış. Kemanın yanında ud öğrenip ney üflemeye de başlamış.

"REBAB"LA GEÇMIşE YÖNELME

Oruç Güvenç'in müzik hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri de, o yıllarda Tavşanlı'da bir ahbabının dükkanında "rebab" isimli eski bir Türk sazınıdinlemesiyle gerçekleşir. Rebab ile tanışması derinlere ve geçmişe uzanmaya yöneltir Güvenç'i. Yaptığı araştırmalar sonuc

Osmanlı ve Selçuklu minyatürlerinde rastladığı müzik aletlerinin bir çoğunun bugün bizde kullanılmamasına rağmen Batı'da çalındığını öğrenir. Batı'da "harb" olarak kullanılan eski Türk sazlarından "çeng"e, yine Latin Amerika' da "panfilüt" olarak kullanılan "musikar" arastlar.

Bu araştırmalar sürerken Tavşanlı'da liseyi bitiren Güvenç İ,Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne devam eder. Bir yandan da İ,Ü. Türk Mı1sıkisi Topluluğu içinde çalışmaya başlar. Minya türlere bakarak yaptığı yeni aletleri koro çalışmalarında icraya çalışır.

DÖNÜŞÜM" SERÜVENI

Oruç Güvenç, 70' li yılların başında dönemin ünlü pop gruplarından "Dönüşüm Folk İkilisi" ile tanışır. Halit Kakınçve Muhtar Turan ikilisi Oruç Güvenç'e ney üfleyip, rebab çalarken rastlarıar. Güvenç "elektronik müzik" kullanılmaması kaydıyla bu gruba dahilolur. Ney, rebab, kudüm ve tar'ın yanısıra IZ teIIi ve 6 telli gitarla beraber okuduğu "Seyit Osman" şarkısı plak olur. Çıkan plak liste başlarına girer. Güvenç, o yıllardaki pop müziğine bakışını şöyle ifade ediyor: "Bizim 70'li yılların başındaki arayış dönemimizde, arajman denilen müzik tavrı yeni yeni başlamıştı. Fakat sadece beUi bir kitle bundan zevk alıyordu. Anadolu'da insanlar yaklaşmıyordu bu müziğe. FolR. müziği ise başka bir mesaj veriyordu. Anadolu insanı bu müzikle kendisine ait mesajlar bulabiliyordu. "

SİZ MÜZİĞİNİZİ KATLETTİNİZ

Dönüşüm serüveninde Güvenç'i fazlasıyla etkileyen bir konser serüveni var. Dönüşüm Grubu, Dışişleri ve Kültür Dairesi kanalıyla Orta Asya' ya gider. Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Azerbaycan'da verilen konserler basın tarafından olağanüstü ilgiyle karşılanır. Azerbaycanlı ünlü bestekar Niyazi Takizade ile de tanışırlar. Takizade'nin, bu sohbette Güvenç'e söylediği enteresan bir söz vardır: "Siz müziğinizi katlettiniz. Yaptığınız en büyük hata, müziğinizi halk müziği-klasik Türk müziği gibi beUi kalıplara dökmüş olmanız!" Bu, Güvenç' in günümüzde yaptığı araştırmaların 0luşmasında ilk verilen ışıktır. Oruç Güvenç bölünen müzik anlayışını şöyle açıklıyor: "Bugün hlila halk müziği, sanat müziği ayrımları yapılmaya çal!§!lıyor. Bu müziklerden herbirini dinleyen sanki başka bir kesimin insanı imiş ve öbür tür müziği dinleyemezmiş gibi bir imaj oluşturulmaya çalışılıyor.

Qysa biz Azerbaycan'da gördük ki, kullanılan müzikte zurna, tar, ud, kaval, kanun, saz, darb ve kemençe birlikte icra edilebiliyor. Bizde de sadece İstanbul'da dinlenildiği ve icra edildiği iddia edilen müzik, bugün Şanlıurfa, Gaziantep, Malatya ve Adana gibi şehirlerimizde de sıra gecelerinde, saz, ud, ney, kaval. kanun, eşliğinde klasik, halk, sanat ve tasavvufi jfJrmlar birarada olmak üzere icra edilmektedir. Ancak, Tanzimat'tan bu yana özellikle Cumhuriyet' in ilk yıllarında uygulanagelen Batı'yla entegre olma politikalarının sonucunda, bu ayrımlar yapılmış. Batıkültürü ve Batı müziğine kapılar açılmış. Öz kültür ve öz mUsfki ise dışlanmış. Cumhuriyet' in 10. yıl kutlamalarında, Sivas'tan Ankara'ya gelen Aşık Veysel elinde sazı ve köylü kıyafeti olduğu halde başkente sokulmamıştır. Ben o seyahatten birçok kitap, enstrüman, plak ve kaset getirdim. Gördük ki, 'Türk mUsfkisi tarihi" diye bir olay var. Bu Anadolu'da değil, Orta Asya'da başladı. Anadolu'da icra edilen Türk mUsfkisini, Türk mUsfkisinin kriteri olarak almak mümkün değil. Bu fikirlerimizi yirmi yıl önce söylediğimizde, hayalcilikle itham ediliyorduk. Ama Allah'a şükür bu günleri gördük. Özellikle Demirperde yıkılıp da kapılar açılınca bu tes pitlerimizin doğrUluğu anlaşıldı. "

Oruç Güvenç, felsefe eğitimini bitirmek için hazırladığı Hz. Mevlana tezi vasıtasıyla tasavvufla ilgilenmeye başlar. Böylece Güvenç'in müzik arayışında yeni bir dönem daha açılır ve Türk müziğine Türk-İslam tasavvufunun tesirlerini araştırmaya başlar.

"Abdülkadir Geylani Hz.nin Sırrü'l Esrar adlı kitabında 'Bahar ve onun çiçeklerinden, sema ve onda j okunan şiirlerden, ud ve onun titreyen sesinden, kim zevk almıyorsa mizacı bozuktur' denilir. Hz. Mevlana da Mesnevi'de musikiden ve sema'dan, sıkça bahsetmektedir. Hz. Peygamber neden ezanı ilk olarak Bilali Habeşiye okutturmuştur ve neden ezan her vakitte ayrı makamlarda okunur. Büyük bestakar ve üstadlar tekkeler- , de yetişmiş ve eğitim almışlardır. Salat-ı Ümmiye ve Tekbir-i Şerifin bestekarı Itri Dede Efendi de yine bir Mevlevi dedesidir. "

DÖNÜŞÜMDEN ETNOMÜZIKOLOJİ MERKEZI'NE

1976 yıllarına gelindiğinde kütüphane, nota ve plak arşivleri oluşturulur. Türk musikisi değerlerini sistemli bir şekilde derlemek ve bu araştırmaları, basın-yayın, konserler, radyo ve TV ptogramları ile kamuoyuna aksettirmek için bir grup kurulmasıdüşünülür. Öğrenci, öğretmen, müzisyen, doktor ve çeşitli meslek kuruluşlarına mensup kişilerden oluşan TÜMATA (fürk Musikisini Araştırma ve Uygulama) kurulur. Oruç Güvenç bu arada Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği'nde klinik psikoloji doktorasına başlamıştır. Akıl hastalıklarının musiki ile tedavisi konulu doktorasını veren Güvenç, Türk ve dünya müziğinin orijini ve tarihçesi ile ilgili çalışmalarına da devam eder. 1985 yılına gelindiğinde TÜMATA, Prof.Dr. Ayhan Songar'ın bu çalışma ve incelemeleri tÜ. Rektörlüğü'ne takdim etmesiyle, Rektörlük tarafından tÜ. Türk Musikisini Araştırma ve Uygulama Grubu adıyla üniversite bünyesinde bir birim olarak kabul edilir. 1991 yılında da grup direkt olarak İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne bağlı olarak, tÜ. Etnomüzikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi adını alır. Merkez müdürlüğüne Prof.Dr. Ayhan Songar, merkezin genel sanat yönetmenliğine ve icra heyeti şefliğine de Yar.Doç.Dr. Rahmi Oruç Güvenç getirilir. Güvenç yakın bir zamana kadar sürdürdüğü görevi sırasında Avusturya, İspanya, Almanya, İsviçre ve Kazakistan'da 10'a yakın merkezin açılmasına öncülük eder.

MÜZİK RUHUN GIDASI MI?

Oruç Güvenç, rahmetli Prof. Dr. Süheyl Ünver hocadan duyduğu eski veciz bir sözü hatırlatıyor: "MUsiki aşıkın aşkını, fasıkın da fiskını artırır." Musiki eğer insan sağlığı ve sevgi tohumlarının atılması, geliştirilmesi için kullanılırsa faydalıdır.

Şiddet ve şehvete yönelten, maneviyat ve sağlıktan uzak müzikler yapılırsa zararlarında şüphe yok. Günümüzdeki yüksek volümlü elektronik müzik, arabesk ve taverna müzik akımlarının insanda hem ruhi, hem de fizikselolarak menfi tesirler meydana getirdiğini söylüyor Güvenç.

Dr.Güvenç araştırmalarında Türk musikisinin tedavi edici özelliğini de tespit eder. Tedavi ve kökeni hakkında şunları ifade ediyor: "Türk mUsikisiyle tedavinin kökeni Orta Asya ya uzanmaktadır. Orta A.I)Ia Türk cumhuriyetlerine yaptığımız gezilerde bu bulguları tespit ettik. Anadoluya gelindiğinde ise 900 yılında Selçuklu Sultanı Nurettin Zengi kendi adına Şam'da bir hastane yaptırmış. Bu hastanede müzik, tedavi amaçlı olarak kullanılmıştır. Bu gelenek Anadolu 'da, Amasya, Kayseri, Sivas,Bursa, İstanbul, Edirne şifahanelerinin imarı ve kullanılması ile devam etmiştir. Sayılan dört yüzü bulan mUsiki makamlarımızın insan mizacına ve vücut organlarına tesiri, tasnif ve şemalarla belirtilmiş ve yüzlerce yıllık bir zaman boyutu içinde bu bilgiler günümüze ulaşmıştır. Eski literatürleri inceleyerek bu tedavi tekniklerini günümüzde uygulamaya ça lışıyoruz. Amerika ve Avrupa'da birçok üniversite ile ortak çalışmalarımız sürüyor." Dr.Güvenç'in katkılarıyla altı yıl önce kurulan, Müzikterapi Okulunun müdürü Psk. Gerhard Kadir Tuçek de okulunda Türk Musikisi ve tedavisi üzerine eğitim vermektedir.

Dr. Rahmi Oruç Güvenç bütün bunların hepsinin sadece bir başlangıç olduğunu söylerken "Tarihimizden gelen unutturulmuş ya da unutturulmaya çalışılan, bütün insanlığın ihtiyacı olan bu değerler, artık bilim adamlarının elinde. Batı bu değerleri anladı. Ülkemizde ise maalesefhdla kısır düşünce sahipleri bu gelişmeleri araştırma ve incelemeye tutmadan engellemeye çalışmaktadırlar. Şunu özellikle üzerine basarak ifade ediyorum. Bütün bunlar burada duyulmadı ve duyurulmak istenmedi; ama gün gelecek duyulacak ve anlaşılacak. Fakat geç kalınmış olacak. Bize ait değerleri Batı insanı aldı ve insanlığa faydalı halde kullanmaya çalışıyor. Kendi enstrümanımız, kendi duygumuz olan, bize ecdadımızın söylediği, bizim gelecek nesillere söyleyeceğimiz bizi Allah'a yaklaştıran öz musıkimize geçde olsa selamlar" diyor.
 


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.