ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1836
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Çıplak Sanat Beni İyileştirdi / Yaşasın Art BurtSayı: - 14.02.2007


“Müzik ruhun gıdasıdır” derler ya, yanılmamışlar. Birçok zaman bizzat şahit olmuşumdur buna. Çok kötü ruh hallerinden, umutsuz, kederli günlerin ardından en iyi ilaç müzik olabilir. Geçtiğimiz Cumartesi yine müzik mucizesi yetişti imdadıma. Bütün hafta zaten soğuk algınlığı, üşütme gibisinden türlü kış hastalıklarıyla mücadele ettikten sonra, Cuma akşamı Üsküdar motorunda dışarıda oturmanın dayanılmaz çekiciliğine kurban olup, bol bol rüzgâr yedikten sonra, Cumartesi sabahı korkunç bir soğuk algınlığıyla uyandım. Ağlamak istiyordum çünkü çok sevdiğim indie-rock gruplarından biri olan Art Brut konseri de aynı akşama denk geliyordu. Hatta bileti çok önceden almıştık bile arkadaşımla. Çok ama çok mutsuzdum. Hem hasta olduğum için, hem zaten hasta halimle Üsküdar motorunda dışarıda oturmaya yine karşı koyamadığım için, hem de akşam ki konseri kaçırabileceğim için kendimden ve hayattan nefret ediyordum. Bütün gün kendimi iyileştirebilmek için yapmadığım numara kalmadı. Ballı adaçayları, bitkisel vitaminler gibi doğal yöntemlerden tutun da, aspirin, ağrı kesici ve antibiyotik gibi kimyasal ilaçlara kadar her türlü çareye başvurdum. Ama hiçbir şey kendimi iyi hissettirmiyordu.

Arkadaşımın da ısrarları üzerine ve bilete verilen paraya da kıyamadığımdan, e tabii bir de Art Brut aşkına konsere gittim sonunda o akşam. İçeri girene kadar lanet ediyordum taa Babylon’a kadar gelip de o halde o konseri izleme inadıma. Evde oturup dinlenmediğim için de sittin sene iyileşemezdim artık. Bu düşüncelerin buhranında konser salonuna girdikten sonra teker teker tanıdık arkadaşları görmeye başladıkça ve DJ’in çaldığı eğlenceli müzikte önce yavaş yavaş sallanmaya başlayıp sonra deliler gibi dans etmeye kaptırınca kendimi, hastalığımın etkisini kaybetmeye başladığını hissettim. Hatta o anda hasta olduğumu düşünmedim bile, bunların hiçbiri yoktu aklımda. Bu yazdıklarımın hepsi konserden sonra kesilmiş ahkâmlardır. Ağrılarım, sızılarım… Hepsi birden bire yok oluverdi ve Art Brut sahneye çıktığında ben sapasağlam, sağlıklı ve mutlu bir insandım.

Biraz gruptan bahsetmek gerekirse Art Brut İngiltere’de oluşturulmuş bir indie-punk grubu. Adlarının Art Brut olması tesadüf değil. 20. yüzyıl modern sanatında bir akım olan Art Brut, popüler kültürün ve sanat anlayışının dışında yaratılmış, doğal, yapaylıktan ve tekdüzelikten uzak, özgün sanat eserlerini bir araya getiren bir terim. Bu akımın öncüsü Jean Dubuffet, cezaevlerindeki mahkûmların ve akıl hastanelerindeki hastaların çizimlerini inceliyor, biriktiriyor ve bu eserlerdeki sanatı “raw art” yani çıplak sanat olarak değerlendirerek, dönemin sanat akımının sınırları içerisinde oluşturulan prototip işlerin yanında taze birer nefes olarak görüyordu.

İşte müzik grubu olan Art Brut de adını bu akımdan alıyor çünkü onlar da aynen o cezaevlerinden ve akıl hastanelerinden çıkan “çıplak” sanat eserleri kadar orijinal, farklı ve özgünler. Müzik çok eğlenceli ve bildiğimiz anlamda punk. Sözler ise melodik olmaktan çok uzak; sanki konuşuyormuşçasına seyirciye sunuluyor. Bu yöntem müzikte alışılagelmiş olmasa da ilginç bir şekilde uyumlu ve melodisizliğin içinde bir melodi oluşturmayı başarıyor. Sözler aynı zamanda çok doğal, komik ve tam anlamıyla alçakgönüllülükle içimizden.

Çok hasta olduğum bir günün ardından hiç bir ilacın yapamadığını yaptı Art Brut; hastalığımı tam olarak geçirmese bile iyi hissetmemi sağladı. Bütün gün yatağımdan çıkmazken, onlar sahnedeyken dans ediyor, hopluyor, zıplıyordum. Hani derler ya insan kendi kendini iyileştirebilir diye, gerçekten buna inanmaya başladım. Sanki o gün hasta ve çaresiz yatağımdan çıkıp Art Brut konserine giderek, orada edindiğim pozitif enerjiyle ben de kendi kendimi iyileştirivermiştim. Pazar çok daha güzel bir gündü.




**Art Brut konserinde arkadaşımın çektiği kısa bir klip için:

http://www.youtube.com/watch?v=g2EdRNNpw_I

** Yukarıda, sol fotoğrafda yanımda duran genç delikanlı Art Brut grubunun sevimli gitaristi, sağdaki ise karizmatik solisti. 
 

 


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.