ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 20      Sayı: 2016
Şu an 10 müzisyen gazete okuyor
Müzik ON OFF

Günün Mesajları


♪ Değerli okurlarımız, gazetemizin her geçen gün artan okuyucu ilgisinden dolayı sizlere müteşekkiriz. Varolun!
Mavi Nota - 16.08.2026


♪ Bir 24 Kasım günü çıktığımız yolda, uzun sayılabilecek bir yolculuğun ardından 20. yılımıza ulaştık. Sosyal Sorumluluk Projesi olarak üzerimize düşen sosyal sorumluluğu yerine getirerek, ilgi görerek, takdir toplayarak bugüne geldik. 

Mavi Nota e-Müzik Gazetesi bugün 20. yaşını kutluyor.
editör - 24.11.2025


♪ Kültür bakanlığı sınavında. Ankara thm koro şefi kızını aldı. Urfa korusu şefi kayın biraderini aldı. İstanbul korosu şefi oğlu ve yeğenini aldı. ilginizi çekerse detay verebilirim
ttnet arena - 09.07.2024


♪ Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anarken, ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılını en coşkun ifadelerle kutluyoruz.
Mavi Nota - 28.10.2023


♪ Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri Müzik Bölümlerinin Eğitim Programları Sorunları
Gülşah Sargın Kaptaş - 28.10.2023


♪ GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE!
Mavi Nota - 07.02.2023


♪ 30 yıl sonra karşılaşmak çok güzel Kurtuluş, teveccüh etmişsin çok teşekkür ederim. Nerelerdesin? Bilgi verirsen sevinirim, selamlar, sevgiler.
M.Semih Baylan - 08.01.2023


♪ Değerli Müfit hocama en içten sevgi saygılarımı iletin lütfen .Üniversite yıllarımda özel radyo yayıncılığı yaptım.1994 yılında derginin bu daldaki ödülüne layık görülmüştüm evde yıllar sonra plaketi buldum hadi bir internetten arayayım dediğimde ikinci büyük şoku yaşadım 1994 de verdiği ödülü değerli hocam arşivinde fotoğraf larımız ile yayınlamaya devam ediyor.ne büyük bir emek emeği geçen herkese en derin saygılarımı sunarım.Ne olur hocamın ellerinden benim için öpün.
Kurtuluş Çelebi - 07.01.2023


♪ 18. yılımız kutlu olsun
Mavi Nota - 24.11.2022


♪ Biliyorum Cüneyt bey, yazımda da böyle bir şey demedim zaten.
editör - 20.11.2022


Tüm Mesajlar

Anket


İnternetteki Müzik Sitelerinin En Çok Hangi Sayfalarını Takip Ediyorsunuz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz


Özel Dosyalar


Trabzon’da Müzik Konulu bir İnceleme...

Coğrafi konumu ve doğal yapısı nedeniyle sahilinde çok sayıda liman barındıran Karadeniz, eski çağlardan günümüze değin söz konusu bu limanlar arasında ticaret yollarına ve ayrıca Avrupa ve Kafkasya balkanları, Kırım yarım Adası ve Anadolu coğrafyasının kuzey sahilleri boyunca birçok kültürü içinde yaşatan, ticari yolları birleştiren ya da dağıtan bir önemli coğrafya olarak karşımıza çıkar.

Bu incelemede, Karadeniz’in nadide köşelerinden olan Trabzon coğrafyasının müzik tarihine ve bu tarihsel gerçeğin Sosyo-kültürel dokusuna makro bir gözle bakarak, konuyu elverdiğince incelemeye çalışacağız. Trabzon coğrafyası, Karadeniz’e paralel uzanan dağları ve bu dağların aralarına serpiştirilmiş vadilerde müzik kültürü olarak birbirinden farklı ses yapısını içinde barındırır.

Tabii ki bu incelemede, Anadolu ve Karadeniz coğrafyasının önemli bir kentli dokusunu, kentli kültürünü tarih boyunca yaşatmış olan Trabzon şehrinin müzik kültürünü tarihsel ve sosyo-kültürel anlamda inceleyip, kentin müzik yaşamına da makro bir bakış atacağız.

Elbette ki bu geniş coğrafyanın her parçacığı kendine özgü karakteristik yapı taşlarını içinde yaşatırken, Trabzon şehrini de coğrafyanın ve dünyanın kendi bölgesinde önemli bir sanat şehri yapmış, kültür ve doğal varlıklar açısından zengin kılmıştır. Bu öyle bir zenginliktir ki Trabzon şehri ve havalisi müzik kültürü açısından Karadeniz havzasının spesifik bir mihenk taşıdır.

Müzik kuşkusuz toplumun mutlu günlerini birlikte kutlaması sırasında kullanılan önemli kültür araçlarından başında gelendir. Bayramlar ve eğlenceler bu müzik kültürü içinde kendi özgü bir yapının oluşmasına neden olduğu gibi kederli günlerde ve yaslarda da müzik önemli bir yer tutar. Bunların her ikisi de kuşkusuz toplumun sosyal yaşamı içinde önemlidir.

Trabzon kent dokusu içinde müzik faaliyetini üç bölüm altında incelemek, hem konuya daha yakın bir açıdan bakmak hem de konuyu sosyal açıdan daha sağlıklı değerlendirmemize yardımcı olacaktır:

1- Cumhuriyetin ilanına kadar olan dönem.
2- Cumhuriyetin ilanı olan 1923 yılından 1960 yılına kadar olan dönem.
3- 1960 yılından günümüze kadar olan dönem.

Şimdi bu dönemleri inceleyelim:

1- Cumhuriyetin İlanına Kadar Olan Dönem

Osmanlı devletinin kurumsal yapısı içinde toplum kadın ve erkek olarak iki guruba ayrılmıştı. Bu iki gurup ayrı ayrı eğlenceler düzenleyerek, ayrı ayrı yerlerde müzik icra ederlerdi. Kadınlar kendi aralarında, konaklarda ve evlerde toplanırlarken, erkekler de kendi aralarında ayrı evlerde toplanarak müzik icra ederlerdi. Bugünkü gibi şarkıların konserve edilerek bu kaynaktan müzik çalarlar vasıtası ile tekrar tekrar dinlenilmesi mümkün olmadığından haliyle icra edilen müzikler canlı olarak küçük saz heyetleri ve hanendeler tarafından icra edilirdi. Bundan dolayı her ailede enstrüman çalan aile fertleri bulunurdu.  Piyano kentli halkın hiç yabancısı olmadığı bir enstrümandı.

Asla müziksiz düzenlenmeyen bu toplantılarda genelde icra edilen, kentli halkın da düşkün olduğu geleneksel (makamsal) Türk müziği idi.

19. Yüzyılın başlarında, muhtemelen 1820’li yıllarda ünlü Geleneksel Türk Musıkîsi bestecisi Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin Trabzon’daki sürgün yıllarında Trabzon bilgin ve musıkîşinas Tayyibzâde Hafız Zühtü Efendi ile müzik çalışmaları yapmış olması ve bazı kimselere (ki bunların arasında şehirli hanımlar da bulunmaktaydı), ayrı Trabzon’un ünlü valilerinden Trabzon Lisesi’nin kurucusu Giritli Sırrı Paşa’nın (1879) eşi bestekar ve şair Leyla (Saz) hanımın Trabzon’da bulunması, Trabzonlu genç kızlara ud dersleri vermesi, Trabzon kentli ahalisinin geleneksel Türk Musıkîsine ne kadar yatkın olduğunun delili değil midir?

Erkekler tarafından düzenlenen eğlence gecelerinde gözleri görmeyen âmâ çalgıcılar tercih edilir, eğer böyle çalgıcılar bulunamaz ise araya bir perde konularak müzik icra edilirdi. Bu yöntem meşk sırasında çengi var ise tercih edilen bir yoldu.

Trabzon vilayet Salnamelerinden öğrendiğimize göre, 19. Yüzyılın son çeyreğinde Trabzon kent merkezinde, 52 adet gazinonun olduğudur. Bu gazinolar eğlence amaçlı müzik icra ederlerken, konser mahiyetinde etkinliklere de yer veriyorlardı. Söz konusu gazinolar, şehrin merkezindeki bugün Atatürk Alanı, geleneksel olarak Meydan denilen bölgenin kuzey cephesindeki bulunuyordu.

2- Cumhuriyetin ilanı olan 1923 yılından 1960 yılına kadar olan dönem.

1923’de Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, kentte yaşayan azınlıklar nedeniyle tarih boyunca batı medeniyeti ile sürekli temas halinde Trabzon kentinde müzik alanında ciddi gelişmelere ev sahipliği yapmıştır. Kentte ve bölgede erkesin sevdiği horon, kemençe, davul ve zurna diğer geleneksel sazlarla birlikte önde gelen, ahalinin elinden neredeyse hiç düşürmediği enstrüman ve oyunlardı. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte daha önce haremlik, selamlık olarak sürdürün kadın erkek ilişkisi, bu iki taraf arasında birlikte yaşama ve kaynaşmaya dönüşmüş, bu vesile ile modern faaliyetler tertip edilmiştir. Geleneksel Türk Musıkîsi bu faaliyetlerde başköşededir.

Yeni kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti, müzik alanında da ciddi devrimlere girişmiş devletin temelini oluşturan ideolojik yapının ekseninde halk bilimi çalışmalarına başlanmıştır. Bu vesile ile tüm yurtta başlatılan saha çalışmaları Trabzon ve havalisinde de yapılmıştır. Bu sayede, bir doğu Karadeniz havalisi ve kenti olan Trabzon’da hatırı sayılır bir malzemenin toplanması sağlanarak bunlar arşivlenmiştir. Bugün bu konuda başvurduğumuz kaynaklar yüz yıl önce yapılan bu çalışmaların sayesinde elde edilen başvuru kaynaklarıdır ve temeli oluşturur.

Trabzon bölgesel müzik kültürüne ilişkin ilk çalışmaların dönemin önemli kurumlarından olan Dârülelhan (İstanbul Üniversitesi devlet Konservatuarı) tarafından Trabzon bölgesine ve dolaysıyla tüm Anadolu’ya da gönderilmiş olan bilgi-anket fişleri ile başlar. Bu fişlerin gönderilme tarihi 1923-1926 yılı sıralarıdır. Genç Türkiye Cumhuriyeti kurucu önder Atatürk’ün direktifleri doğrultusunda gerçekleştirdiği bu çalışmalarda, Trabzon’dan cevaben gönderilen bilgi-anket fişlerinde Trabzon bölgesi horonlar, horonlarda söylenen türküler ve konuyla ilgili yardımcı bilgiler yer almaktadır.

Türk müzikolog ve folklar araştırmacısı Mahmut Ragıp Gazimihal yönetimindeki derleme ve araştırma heyeti, Darülelhan kimliği altında Trabzon havalisinde ciddi ilk bilimsel çalışmayı yapan heyet olarak tarihe geçerler. Hatta bu çalışmalar sırasında sinema kamerası kullanılması da ayrıca önemlidir. Çalışmalar tamamlandıktan sonra Gazimihal’in “Şarki Anadolu Türküleri ve Oyunları” adlı kitabı konuyla ilgili ilk kapsamlı kitap yayın olarak müzik tarihinde yerini alır.

Trabzon şehrindeki geleneksel Türk Musıkisi’nin (Alaturka) varlığı, araştırmanın yapıldığı döneme kadar bölgedeki müzik kurumlarının yapısı ve niteliği, şehrin müzik icra edicileri sazende ve hanendeler hakkında bilgi vermenin ötesinde bölgenin yöresel çalgıları hakkında temel ve tarihsel değerlendirmeler yapılırken çalgıların icra edildiği yerlerdeki horonlar ve icracılarından kapsamlı bir şekilde söz eden Gazimihal’ın bu kapsamlı yapıtı, cevabı o güne kadar verilemeyen birçok sorunun da yanıtını arar.

Bu çalışmalar yapılırken balmumu kaydediciler (fonoğraf silindirleri) ve plaklar için ünlü ses kayıt firması Columbia ile birlikte çalışmalar sürdürülür. Bu kayıtlar Ortahisar’daki cezaevi (Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi) ve Kemerkaya Mahallesi’ndeki öğretmen okulu (Kanuni Anadolu Lisesi)’nda gerçekleştirilir.

Bu ilk kapsamlı çalışmadan sonra 1943 yılında Ankara Devlet Konservatuarı ayrı bir çalışma düzenleyerek Trabzon bölgesinde incelemelerde bulunur. Bu çalışmada da aynen 20 yıl önce Dârülelhan’ın izlediği yol izlenip bölgeye bilgi-anket fişleri gönderilerek gelen yanıtlar değerlendirilir. Bu şekilde gelen yanıtlarda Trabzon ilçelerine ait farklı türlerde horonlar, farklı konularda ağıt ve türküler, yol ve oyun havası icraları, bu icraları gerçekleştiren çalgılar ve çalgıları hakkında detaylı bilgiler verilmektedir. Geçmişe ışık tutan önemli kaynaklardan olan bu bilgi-anket fişleri bugün bölgede unutulmuş olan geleneksel halk çalgılarının yeniden hatırlanmasını sağlamıştır. Günümüze kadar neredeyse unutulmuş olan Tulum çalgısı bu şekilde hatırlanmış, çalgının sadece Trabzon ve Rize’de olmayın bu bölgelerin köylerinde de icra edildiği gerçeği bu şekilde yeniden hatırlanarak gün ışığına çıkmıştır.

Ankara Devlet Konservatuarı’nın kuruluş çalışmaları sırasında ülkemize davet edilen Alman Müzikolog Paul Hindmetih’in düşünceleri çerçevesinde konservatuar da kurulan “Folklor Arşivi Şefliği”nin başına ünlü derlemeci Muzaffer Sarısözen getirilir. Her zaman üst düzeyde bir azimle ortaya koyduğu çalışmalarının ışığında ilk etapta Trabzon ve havalisinde 152 parça derlenir. Bu dermeler yapılırken Sarısözen’in ekibinde yer alan ünlü Müzikolog Halil Bedii Yönetken tarafından çeşitli alanlarda kullanılır. Sarısözen tarafından oluşturulan Yurttan Sesler Topluluğu tarafından da icra edilen bu derlemeler Trabzon’un toplumsal müzik kimliğini ortaya koyması açısından ciddi önem taşımaktadır. Bu bilgi-anket fişleri Ankara Devlet Konservatuarı arşivinde günümüzde halen muhafaza edilmektedir.

Trabzon ve havalisinde yapılmayan ama Trabzon ve havalisi ile bilgiler içeren bir başka önemli saha çalışması da ünlü besteci Ahmet Adnan Saygun’un 1937 yılında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından desteklenen sara araştırma çalışmasıdır. Bu saha çalışmasında Rizeli kemençeci Sadık Aynacı tarafından icra edilen horon “Maçka Oyun Havası”dır. Cumhuriyet öncesinde bölgede mani hatta ninniler derleyen ve adı günümüzde Trabzon’da belediyeye ait kültür merkezinde yaşayan Hamamizâde İhsan Bey Trabzon’da birinci dünya savaşında yaşanan işgal sırasında birçoğunu kaybetmiş olmasına rağmen Cumhuriyet döneminde yeniden yapılan derlemelerle yayınlanma imkânı bulmuştur.

Trabzon havalisinin önemli çalgısı kemençe ve unutulmaya yüz tutmuş olan tulum hakkında önemli kapsamlı bir inceleme araştırma çalışması ünlü İngiliz Çalgı bilimci Laurence Hicken tarafından 1953 yılından itibaren yürütülmüş, bu çalgıların fiziki yapısını ihtiva eden akort düzeninden, ıskalasındaki nota düzenine kadar tüm yapısal özellikleri kayıt altına alınan, ayrıca bu çalgıların kökleri ve icra edildiği alanlar ile ilgili elde edilmiş sonuçlar ve enstrümanları icralarının transkripsiyonları ve müzik analizlerine yer verilen ilk çalışmadır.

Öte yandan Trabzon kentli dokusu içinde icra edilen müzik türlerinin icra edildiği kent aktivitelerinden söz eden Akın dergisi 1923-1960 dönemi ilgi ilgili günümüze önemli bilgiler aktarmaktadır. Trabzon’dan İş Bankası Kambiyo şefliğinden 1930 ile 1935 yılları arasında görev yapan Rebabî ve şair Sabahattin Volkan anılarını anlattığı yazılarından Trabzon hakkında önemli bilgiler verirken, şu sözleri ile o dönemin Trabzon kentinin yüksek sosyal yaşamı hakkında bir gerçeği de ortaya koymaktadır:

“O devirde Trabzon gençliğini Türkiye’nin hiçbir yerinde bulamazsınız. Bin istihfafla geldiğim Trabzon’da birtakım kitapları bilgimi pekiştirmek için yeniden okumak zorunda kaldım!”

Kanuni Osman Aksu’nun verdiği bilgilere göre müzik alanında etkin olan kurumların başında Doğanspor, Necmiâti, İdmanocağı gibi Cumhuriyetle yaşıt spor kulüpleri gelmekteydi. Trabzon Necmiâti Spor Kulübü Ar Heyeti Orkestrası kentin önemli müzik topluluğu idi. Öyle ki, 1937’de Ulu Önder Atatürk’ün Trabzon’u üçüncü ve son ziyaretlerinde huzurunda konser veren orkestra olma önemini taşımaktadır.

Konuyu makro bir bakış açısıyla ele aldığımız bu incele yazımızda sunduğumuz tüm bu çalışmalar gösteriyor ki, Trabzon ve havalisi ciddi bir literatürün oluşmasında önemli rol oynamıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra kadın-erkek kaynaşması için bir takım etkinlikler düzenlenmiş özellikle balolarda kendini gösteren şehir ahalisi bununla yetinmemiş ‘kabul günü’ adı altında toplantılar tertip ederek Cumhuriyetin yeni yaşam biçimine uymak için azami duyarlığı göstermiştir. İşte bu duyarlık çerçevesinde şehirli ahali geleneksel Türk Müziği ve batılı tür müziklerle meşk etmiştir. Geleneksel müziğe karşı çok büyük bir sevgi besleyen şehrin bu müzikte ve batı müziğinde önemli isimler yetişmesinde vesile olduğu önemli bir gerçektir.

1930’lu yılların Trabzon’unda çok önemli bir sosyal kulüp olan ‘Gençler Kulübü’ tarafından yayımlanan ‘Akın Mecmuası’ o dönemin Trabzon’un şehir hayatına ait çok önemli bilgileri günümüze aktarmaktadır. Halktan Süleyman Emin Bey’in iyi bir piyanist olduğunu; Sezai Aydın Bey’in keman, Ziya Aydın Bey’in mandolinde çok usta müzisyenler olduklarını; Akın Dergisi’nin günümüze aktardığı sosyal etkinliklerin sonucunda öğreniyoruz.

Ülkemizde ilk rugan ayakkabıyı üreten ve Trabzon Semerciler’de şık bir kundura mağazası bulunan ekaliyetten Aleksis Kostas’ın kalfası olan Nazif Kara’nın bacanağı ve dönemin ünlü kabadayısı Süleyman Kara (Klarnetçi Süleyman)’nın klârnette ne kadar mahir olduğu, sazını büyük bir ustalıkla çalarak batı müziğinden seçkin örnekler verdiğini yine Akın Dergisi’nden günümüze aktarılan bilgilerden öğreniyoruz.

3- 1960 yılından günümüze kadar olan dönem.

Son 60 yılı içine alan bu dönemi incelediğimiz de, kaynakların ve anıların önceki dönemlere oranla çok daha taze olduğu gerçeği ile daha net bilgilere ulaşıyoruz. 20 yüzyıl Avrupası düşünüldüğünde, bin kentin, bir bölgenin müzik incelemesinin yapılması geç kalınmış bir durum olarak görülse de, ülkenin yaşadığı sosyal kopmalar ve siyasi olaylar nedeniyle bu durumu doğal karşılamak gerekiyor. Araştırmalara esas teşkil edecek olan somut materyallerin yazılı kaynak olmasından ziyade anılarla ağızdan ağza hatırat şeklinde; ustadan çırağa bırakılan müzikal miras şeklinde devredilmesi araştırmaların yapılmasını daha güç kılmaktadır. Cumhuriyetin kurucu fikri olan kültür değerlendirme çalışmalarının, siyasi nedenlerle kopmaya uğralaması ve yine siyasi nedenlerden dolayı dış etkilerin yönlendirdiği kültür politikaları sürdürülen araştırmaların sorunlu süreçler yaşamasına neden olmuştur.

1950 yılında tek başına iktidara gelen Demokrat Parti’nin izlediği siyasi kültür politikaları sonucu, geleneksel yapısından koparılmış ve yeniden yapılandırılmış geleneksel müziklerin, bu yeni yapı içinde 1960 ve sonrasına taşınması ülkenin yaşadığı müzikal cinnetin başka bir evreye geçmesine neden olmuştur. Tamamen batı müziği eksenli yapının aranjman denilen yeni müzik türünü dinleyicinin kulağına kazımasının yanı sıra, geleneksel yapısından koparılıp imtiyazlı kimi sanatçıları siyasi olarak yaratmanın dejenerasyonu ile geleneksel müzikler de Suat Sayın gibi kimi bestecilerin besteleri ile duygu yoğunluğu yüksek eserlerini ortaya çıkarmıştır. Bu durumdan Trabzon ve havalisinin etkilenmemesi tabii ki mümkün değildi.

29 Nisan 1964’te Adnan Öztrak’ın genel müdürlüğünde Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun kurulması müzik açısından ülkemizde yeni bir dönemin başlangıcıdır. Bu dönem geriden kalan yaklaşık 15 yıl içinde yukarıda sözünü ettiğim siyasi etkinin altında kılık/şekil değiştiren geleneksel müziklerin yeniden sağlıklı bir yapıya kazandırılmasında önem teşkil etmektedir. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun denetleme kurulu, bu dejenere yapıya geçit vermezken halk tarafından yanlış anlaşılmaya neden olmuş ve halk kendi alternatif müziğini Suat Sayın gibi Arap müziği ithalatçısı besteciler önderliğinden, yaratmıştır.

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) 1967 yılında ülkemizin önemli Çağdaş Türk Müziği bestecileri İlhan Baran ve Cengiz Tanç vasıtası ile TRT 1. Folklor Gezisi’ni tertip etmiş, Trabzon ve havalisinden derlen 200’ü aşkın parça kayıt altına alınarak İlhan Baran ve Cahit Tanç tarafından Gültekin Oransay’ın “Küğ” dergisinde “Trabzon ve Rize Bölgesi Yerel Küğü”  adıyla iki bölüm halinde yayınlanır.

Bu çalışmalar gerçekleşirken Trabzon folklor bilimci ve derlemeci Dr. Mustafa Duman’ın o çok değerli araştırma, inceleme ve çalışmalarını anmadan geçemeyiz. Bulunduğu her ortamda kayıtlar yapan Dr. Mustafa Duman’ın derlediği türküler günümüze dek kaynakları çoğaltılarak aktarılır ve önemlidir. Bu anlamda Dr. Mustafa Duman’ın “Kemençemin Telleri” adlı yapıtı alanında önemlidir.

Trabzon bölgesinin müzikleri üzerine araştırma yapan yabancı müzikologlardan birisi de Martin Stokes’tur. 1986-1988 yılları arasında fasılalarla özellikle Çepnilerin meskun olduğu alanlarda araştırmalar gerçekleştirir ve 1990’lı yıllarda bu çalışmalarını makaleler halinde yayınlar!

Kısa adı HAGEM olan Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü tarafından 1990’ların hemen başında düzenlenen II. Türkiye Folklor Taraması kapsamında 16-22 Temmuz 1991 tarihlerinde Trabzon’da kısa süreli bir alan taraması gerçekleştirilir. Konunun uzmanları Yüksel Şahin, Ahmet Çakır ve Doğanay Çevik tarafından bu çalışmanın ardından yapılan derlemelerle ilgili geniş kapsamlı açıklayıcı bir yayın yapılmazken edinilen malzemeler muhafaza altında tutulmaktadır.

1990’ların hemen başında Trabzon bölgesinde alan taraması yapan İTÜ TMDK öğretim üyesi Süleyman Şenel ‘in, bölge müzik araştırmacılığının önemini vurguladığı ve 1994 yılında yayınladığı “Trabzon Bölgesi Halk Musıkisine Giriş” adlı kitabı alanında önemli bir yapıttır.

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikoloji Bölümü, Etnomüzikoloji ve Folklor Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof Dr. Abdullah Akat, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yayımlanan Trabzon Tarihi adlı kitabın 2. Cildinin 364. Sayfasında, yerelde yapılan çalışmalardan olan Trabzonlu Müzisyenler ve Musıkimizde İz Bırakanlar adlı kitabımla ve 1993 yılı Ocak ayından itibaren çıkarmaya başladığım Mavi Nota Müzik ve Sanat Dergisi, yine aynı yıllardan itibaren düzenli olarak verilen Mavi Nota Müzik Ödülleri’nden şu şekilde söz eder:

“Trabzon şehir musıkisi üzerine yereldeki ilk kapsamlı çalışmayı 1991 yılında Müfit Semih Baylan yayınlar. “Trabzonlu Müzisyenler ve Musıkîmizde İz Bırakanlar” adını taşıyan kitap hem şehir musıkîsinin geçmişine ışık tutar hem de kendi dönemini aktararak önemli bir boşluğu doldurur. Kültür-sanat-edebiyat dergilerinin tarihsel derinliği ve niteliği ile haklı olarak övünen Trabzon’un müzik alanında en önemli süreli yayını “Mavi Nota” dergisi olur. Editörlüğü Baylan tarafından yapılan derginin ilk sayısı 1993 yılının Ocak ayında çıkar. Mavi Nota yalnız Trabzon’da değil zaman içinde ulusal ve uluslar arası alanda da tanınır. 2000’li yıllara gelindiğinde internet ortamında yayınlanmaya başlayan ve günlük e-müzik gazetesine dönüşen Mavi Nota günümüzde halen varlığını sürdürmektedir.

Mavi Nota Müzik ve Sanat Dergisi, yayın hayatı boyunca şehrin müzik kültürüne olan katkısının yanında Mavi Nota Müzik Ödülleri’yle ülke genelinde ses getirir. Trabzon’da müzik üretmenin yanı sıra müziği konuşmak açısından önemli olan bir tartışma kültürünün oluşumuna katkı veren dergi, müzik felsefesi ve estetiğinin gelişimi adına da önemlidir. Şehrin bu anlamdaki gelişimi ülke genelinde 1994 yılından itibaren müziğe hizmet eden müzik adamı, eğitimci, öğrenci, müzik yapımcısı, sanatçı ve birçok değerimizin seçilerek ödüllendirilmesi ile taçlanır. Mavi Nota Müzik Ödülleri günümüze dek düzenli bir şekilde seçiciler kurulu ve halk oylaması ile birlikte seçilen değerli müzik insanlarına sunulmaya devam ederken, Türkiye’nin en uzun soluklu, Avrupa’nın ise en iyi 50 müzik ödülünden biri olarak gösterilir.”

Mavi Nota Müzik Ödülleri 2026 yılında 34. kez verilmiştir.

2002 yılından itibaren Prof. Dr. Abdullah Akat tarafından da Trabzon bölgesinde alan çalışmaları yapılmış, bölge tarihi ve sosyo-kültürel hayatıyla ilgili literatür üzerine çalışılmış ve 2006 yılından bugüne “Karadeniz Müziği” hakkında farklı türlerde yayınlar gerçekleştirilmiştir. Karadeniz kültür havzasındaki karşılaştırmalı çalışmalara zemin hazırlanabilmesi, görsel-işitsel etnomüzikolojinin ve müzik arşivciliğinin ülkemizde gelişebilmesi adına Karadeniz Teknik Üniversitesi  (KTÜ) bünyesinde kurulan ve Mayıs 2018 yılında Trabzon Üniversitesi’nin kurulmasıyla bu üniversite bünyesine dâhil edilen KARMA kurulmuştur. KARMA’nın çalışma alanı Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi kaynaklarının yanı sıra, Trabzon bölgesi ve havalisinin müziği ile ilişkisi bulunan çevre coğrafyalar ve yöreden göç etmiş mübadiller üzerine yapılan çalışmalar da mümkün mertebe arşivde bir araya getirilerek yararlanmak isteyenlerin ilgisine sunulmuştur.

Bu incelemede yazılan çalışmaların haricinde elbette bölgede birçok irili ufaklı alan taraması ve çalışma gerçekleştirilmiştir. Örneğin TRT’nin Türk Halk Müziği Repertuarı’nın kurum dışı derlemecilere açık olması, araştırmacıların ve meraklıların ilgisini çekmiş, bunun sonucunda Trabzon bölgesinden bir çok derlemecinin elde ettiği derlemeler TRT THM repertuarına kazandırılmıştır. Özellikle önce Karadeniz Teknik Üniversitesi, sonrasında Trabzon Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın bu konuda bölgede etkinliği sonucu konu ile ilgili alan taraması yapan birçok yerli ve yabancı yayın yazıcılarının bir araya gelmesinde etkin olmuştur. İngiliz Müzik Bilimci Thomas James Samson’un 2015-2018 yılları arasında Trabzon’da çeşitli zamanlarda bulunarak KARMA müzik arşivinden de yararlandığı kitap çalışması “Black Sea Sketches: Music, Placeand People” başlığıyla 2012’de Routledge tarafından yayınlanmıştır. Bu kitabın yazılması aşamasında James Samson ile gerçekleştirdiğim söyleşilerde verdiğim bilgiler eserde aynen yer almıştır.

Trabzon’un müzik kültürüne dair yerel ve ulusal kaynaklar incelendiğinde, Trabzon Müzik kültürünün oluşturan iki ana unsurun, Şehir Musıkîsi ve Köy halk musıkîsi olduğu görülür ya da bu iki ana unsura ayırabiliriz. Trabzon şehrinin musîkisi geleneksel klasik Türk musıkîsi ile batı müziği oluştururken; köy halk musıkîsini de âşık musıkîsi, çevre bölgelerden etkileşim yoluyla gelen halk musıkîsi ve dini musıkiî gibi türler oluşturmaktadır.

Trabzon Şehir Musıkîsi Üzerine Genel Bir Bakış

1950´li yıllarda Trabzon´daki okullarda müzik çalışmaları tam anlamıyla bir çabalama düzeyindeydi. Öğrenciler sınıf geçmek için, gereği kadar çalışıyor, daha verimli çalışma arzusunda olanlar ise, olanaksızlık yüzünden körelip gidiyorlardı. 1953, 1954 yıllarında, Trabzon Lisesi´nin müzik öğretmeni Ayşe Çakır, bir piyano ( ki piyanoyu kendisi çalıyordu), üç ya da dört keman, altı mandolin ve mükemmel düzeyde yetişmiş korosuyla alışık olunmayan zenginlikte programlar sunmuştu dinleyicilerine. Kuşkusuz müzik öğretmeni Ayşe Çakır´ın bu çok sesli müzik çalışmaları kentin müzik yaşamına çok olumlu bir biçimde yansımıştı.

Beşikdüzü Köy Enstitüsü´nde hayat bulan ve müzik öğretmeni Mehmet Ali Kamacıoğlu’nun yönettiği çok sesli müzik çalışmaları ciddi önem arzederken,  şehir musıkîsi açısından ciddi sayılabilecek çalışmalar daha sonra Trabzon´un önemli kültür yuvalarından birisi olan Trabzon Liselerinden Yetişenler Cemiyeti  (TLYD) çatısı altında hayat buldu. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte tüm ülkeye hâkim olan aydınlanma süreci içinde hayat bulan çok sesli müzik, o yıllarda Baterist Hikmet Bey, Hafız Osman Bey gibi müzisyenlerin elinde büyüyerek etkisini bütün bölgede göstermiştir. 1950´li yıllarda yukarıda sözünü ettiğimiz Trabzon Liselerinden Yetişenler Cemiyeti çatısı altında yer alan çok sesli müzik orkestraları o dönemi yaşayan ve bugün hayatta olan Trabzonluların anıları arasında önemli yer tutar. Burada devam eden çok sesli müzik çalışmaları içinde Cambaz Kemal lakabıyla tanınan merhum Kemal Çetinkaya´yı görüyoruz. Kemal Çetinkaya´nın mesleği müzisyenlik değildi kuşkusuz, Limandaki yük boşaltan vinçlerin operatörlüğünü yapan ve oradan emekli olan bir kentliydi. Kemal Çetinkaya´nın bir başka adı da komple Kemal´dir. Mesleği olan vinç operatörlüğünün yanı sıra elektronik aletlerin bakım ve onarımını yapabilen birisidir, Trabzon bölgesinin atletizm ajanıdır, atletizm antrenörüdür. Tabii bu arada Trabzon Liseleri Yetişenler Cemiyeti´nin orkestrasında akordeon, klavye ve banço çalar. Bu orkestrada yer alan bir diğer isim ise Got Zeki lakabıyla tanınan Zeki Tarakçıoğlu´dur. Bu şehrin yetiştirdiği iyi bateristlerden birisidir. Klarnet, saksafon ve trompet çalan Seyfi Çekiç, Muhittin Aşut, çeşitli orkestralarda müzik yapan Veysi Pasin, Ahmet Demirci, Akif Erdiker, Erkan Bilgen sayabileceğimiz isimlerdir. Zaten TLYC orkestrası Latin ağırlıklı müzik yapardı. Burada adı geçen müzisyenlerden bazıları Orhan Sezener Orkestrası gibi ülke çapında isim yapmış bir gurupta çalma olanağı bulmuşlardır. Yukarıda adı geçen Akif Erdiker marakas, Erkan Bilgen ise bateri ve tumba çalarlardı. Jenerasyon olarak gurup elemanlarından daha yaşlı olan Turan Faik Gönen ise Saksofon icracısı olarak katılır gurup üyelerinin arasına. 1960´ların başından itibaren yukarıda adını saydığımız isimler yerlerini yeni jenerasyona bırakmaya başlamıştır. Bu yeni jenerasyonun içinde Got zeki lakabıyla tanınan Zeki Tarakçıoğlu´nun yerine Rasim Üngör gelir. Orkestranın akordeon icracısı ise Ertan Gençsoy´dur. Trompette Hasan Demirkılıç, gitarda ise Albay Necdet Tunçman´ın oğlu Nejat Tunçman´dır. Nejat Tunçman, Trabzon´da ilk elektro gitarı kendi imkânlarıyla türeten bir gitar sanatçısıydı.

Trabzon Liselerinden Yetişenler Cemiyeti´nin çok sesli müzik orkestrası aynı zamanda Kalepark Askeri Gazino´sunun sürekli orkestrasıydı. Oldukça kaliteli müzik yapan bir orkestraydı. Örnek verecek olursak orkestranın trompet icracısı Hasan Demirkılıç´ın, dünya trompet repertuarının başyapıtlarından olan İl Silenzio adlı eseri trompetle yorumu, bugün hayatta olup o yorumu dinleyenlerin övgüyle söz ettikleri bir yorumdur.

Trabzon Liselerinden Yetişenler Cemiyeti orkestrası bünyesinde yer olan müzisyenler, daha sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Müzik Kulübünün kurulmasıyla ve üniversitenin şartlarının daha iyi olmasıyla birlikte üniversite müzik kulübünde de çalmaya başlarlar.

Trabzon´da Halikarnas Altılısı olarak müzik yapan gurubun adı daha sonra Trapezüs olarak değiştirilir.  Mimar Bekir Gerçek bu orkestranın bateristidir. Çalışmalar devam ederken, topluluğun elemanları sadece enstrüman satın alabilmek için profesyonelliği seçerler. Kahramanmaraş Caddesi üzerinde yer alan İl Özel İdaresine ait binanın (Şimdi Koton Mağazası) üst katında bulunan Taç Kulüpte Türk Alman Dostluk Derneğinin katkısıyla müzik yapmaya devam ederler. Aldıkları ücret çok iyidir. Günlük 80 lira yevmiye alan orkestra elemanları dönemin Trabzon Valisi´nden daha çok kazanmaktadırlar. Bu kazandıkları paralarla orkestralarına enstrüman satın alırlar. Çok sesli hafif müziğin hemen bütün türlerini çalabilen orkestra, çok seçkin hazırlanmış bir repertuara da sahiptirler. Trabzon´a gelen dönemin ünlü hafif müzik sanatçılarına da eşlik eden bu gurup, ülkemiz ve Trabzon çok sesli müzik tarihinde haklı bir yer edinir.

1970´lerin başında yukarıda adı geçen müzisyenler müziği bıraktıktan hemen sonra, Akçaabat´ta Kasabalılar adıyla birçok sesli müzik orkestrası kurulur. Bu orkestrada yer alan müzisyenlerin birçoğu müzik piyasasında tanınmayan ve bilinmeyen müzisyenlerdir. Ancak tamamına yakını Akçaabatlı gençlerden oluşmaktadır. İşte bu orkestrayı derleyip toparlayan ve ayakta durmasına öncülük eden kişi, yine bir Akçaabatlı genç olan Ali Sezgin´dir. Ali Sezgin müzik aşkı uğruna üniversite tahsilini yarım bırakıp müzisyenliğe karar verir. Kasabalılar gurubu Trabzon´da ve Akçaabat´ta nitelikli konserlere imza atar. Daha sonra bireysel olarak müzik yaşamına devam eden Ali Sezgin, ilkelerinden ve müzik anlayışından hiç ödün vermeden çok nitelikli müzisyenler yetiştirir. Çok sesli müziğin armoni kuralları ile geleneksel yerel müziğimizi başarılı sentezlerde buluşturur. Bunlar içinde Hamsi için yazdığı şarkısı çok özel bir şarkıdır. Albüm çalışmaları olmuştur. Ali Sezgin hâlâ bireysel olarak müzik hayatına devam etmektedir. Şu anda Trabzon´da bireysel de olsa müzik yapan çoğu gençler Ali Sezgin´in müziği sevdirip, müziğe kazandırdığı müzisyenlerdir.

Trabzon Şehir Musıkîsi’nin önemli şahsiyetlerinden olan ve Tamburi Fransız Ali olarak bilinen Ali Baykal’ın hayatı hakkında çok fazla bilgimiz yoktur. Trabzon’da muhtemelen 1870’li yılların başında (1872?) doğduğu ve 1940’lı yılların sonuna doğru (1947?) İstanbul’da vefat ettiğini bilinmektedir. Mezarı İstanbul Edirnekapı Mezarlığındadır. Trabzon’un çömlekçi mahallesinde ikamet etmiştir. Trabzon limanındaki Fransız motor kumpanyasında mavnacılık  (1940lı yıllarda gemiler Trabzon limanına yanaşamadığı için açıkta demirler, yolcuları ve eşyaları ile diğer yükler mavnalar ile sahile taşınırdı) yaptığı için halk arasında Fransız Ali olarak isimlendirilmişti. Tamburi Cemil Bey üslubuna haiz titrek bir üslupta çaldığı tamburu dinleyiciler tarafından pek beğenilirdi. Uzun Sokak’taki şimdilerde üzerinden tanjant yolunun geçtiği Panorama Sineması’nda film aralarında tambur taksimleri yapardı. Bu şekilde onu tanıyan İstanbullu Rebap sanatçısı ve şair Sabahaddin Volkan, onunla tanışmasını Avni Anıl’ın Musıkî Mecmuası’nda 1964 yılında yayımlamıştır. Tamburi Fransız Ali (Baykal), Atatürk’ün Trabzon’u son ziyareti olan 10 Haziran 1937 tarihinde Ulu önderin huzurunda verdiği konserle onun dikkatini çekmiştir. Atatürk'ün bundan sonra senin adın Türk Ali olsun, maaşlı bir iş verilsin önerisini, (Fransız) Ali Baykal kabul etmemiştir.

Trabzon Şehir musıkîsinin bir başka önemli şahsiyeti ise Udi İhsan Hızer’dir. Cümbüş de çalan İhsan Hızer 1904 yılında Trabzon’da doğmuş ve 10 Aralık 1993 tarihinde Trabzon’da vefat etmiştir. 1937 yılında Atatürk’ün son ziyaretlerinde Atatürk Köşkü olarak bilinen tarihi konakta huzurunda Necmiâti Spor Kulübü orkestrası ile ud çalmış ve o gece ile ilgili önemli bilgiler aktarmıştır. Trabzon’da ticaretle uğraşan İhsan Hızer, o yılların Trabzon’un da enstrüman çalmanın ayıp sayıldığını, derneğe provaya giderken udunu ceketinin/paltosunun altına saklayarak gittiğini bizzat bana naklettiği anılarında söylemiştir. Trabzon şehrinde müzik icracısına sosyal bakışın belirlenmesi açısından önemli bir ayrıntıdır verilen bu bilgi.

Trabzon şehir musıkîsinde çengilerinde yeri önemli idi. Osmanlı İmparatorluğu içindeki toplumsal yaşamda erkek kadın ayrımı (haremlik-selamlık) kadın erkek birlikte eğlencesini de mümkün kılmıyordu. Cumhuriyetin ilanından önce Trabzon şehrinde düzenlenen müzik eğlencelerde özellikle 9/8’lik aksak ritimde dans eden rakkaseler yer alırdı. Bu rakkaselere halk arasında “Çengi” denirdi. Çengiler raks etmeye gençten yaşlıya doğru sırayla çıkardılar. Bu çengiler içinde en tanınmışları Emine Hanım, Hamiyet Hanım, Saliha Hanım ve Asiye Hanım idi. Yaşamları hakkında günümüze kadar ulaşan bilgi bulunmayan bu çengiler Trabzon şehrinin eğlence gecelerinde derin iz bırakmışlardı.

Trabzonlu Dizdar ailesinin kızı olan tamburi Laika Karabey, İleri Türk Musıkisi konservatuarının kurucusudur. Her ne kadar kaynaklarda doğum yeri bilgisi olarak İstanbul geçmekte ise de 1909 yılında babası Miralay Hikmet Bey’in görev için bulunduğu, Suudi Arabistan’ın Yemen sınırındaki Asir Bölgesi’nde doğmuştur. Müziğe çok küçük yaşlarda tambur çalarak başlayan Laika Karabey’in Trabzon’da ikamet ettiği günlerde şehir musikisine kuşkusuz katkısı olmuştur. Trabzon’dan İstanbul’a gelin giden Laika Karabey’in ilk hocası Tamburi Cemil Bey’in yeğeni Hikmet Bey’dir. Trabzonlu bestekâr Rahmi Bey feyz aldığı bir başka Türk müziği bestecisidir. Makamlar konusunda yaptığı çalışmalarda mihenk taşı ise Leon Hancıyan’dır. Ahmet Irsoy ile hemen tüm Türk müziği repertuarını meşk etti. Değerli inceleme ve araştırma yazıları yazdı. Bunlar içinde Arap ve doğu müziği üzerine yaptığı incelemeler değerlidir ve bu külliyatı İskenderiye Kitaplığı Müzik Kütüphanesindedir. Bestekâr olarak iki peşrev, bir saz semaisi ve dört şarkısı bilinen Laika Karabey, uzun yıllar İstanbul Radyosu icra heyetinde tambur çaldı ve 1948 yılında bu heyetten görüş ayrılıkları nedeniyle istifa ederek ayrıldı.

20 Nisan 1923 yılında Trabzon’da Murşit Teymur’un oğlu olarak doğan Ahmet Selim Teymur, ilk ve orta öğrenimini Trabzon'da yaptı. Üniversite tahsili için İstanbul Hukuk Fakültesini bitirmiştir. İlk görev yeri Ahlat' tır. Daha sonra, Tirebolu ve Giresun'da hâkimlik yaptı. 1950'de Trabzon'a gelen Teymur 27 yıl aralıksız Trabzon Asliye Ceza Hâkimi olarak görev yaptı. 1977 yılında kendi isteği ile emekli oldu. Musikiye ve sanata karşı sonsuz bir meyli olan Teymur, emeklilikten sonra Trabzon' da sanat çalışmalarına hız verdi. Bu arada Karadeniz Gazetesi'nde "Kıyı" başlığı altında başlattığı köşe yazarlığını, Kuzey Haber Gazetesi'nde sürdürdü. Basın'a karşı özel bir merakı olan Teymur'un 1960’lı yıllarda çıkan haftalık Yeniyol gazetesinde de devamlı yazıları çıkmıştır. Kıyı Dergisi 'nin manevi ve isimsiz mimarı olan Teymur bu konuda hayli emek harcamıştır. Ahmet Selim Teymur, çok yönlü bir insandı. Öğrenciliğinde başladığı musiki çalışmalarını ilerletti, bu konuda üstat oldu. 1949 yılında İstanbul Radyosu'nda 17 dakika süren bir konser vermiştir. Türk Musikisinin tabii sesleriyle seven ve gelişmesine çalışan Teymur bu konularda araştırmalar yaptı ve üç ciltlik "Türk Musikisi" isimli eserini yayınladı. Sahasında tutulan bu eser İstanbul ve Ankara musiki çevrelerinde ders kitabı olarak faydalanıldı. Trabzon Liselerinden Yetişenler Derneği'nin 1977 yılından itibaren vefatına kadar sekiz yıl ikinci başkanlığını yapmış, bu dönemde musiki çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürmüştür. Bugün Trabzon'da Türk Musikisine bir ilgi varsa, bunda en büyük pay Ahmet Selim Teymur' undur.

Hoca unvanını pek çok kişi alabilir… Ancak hocaların hocası pek az kişiye nasip olan bir özelliktir. Süheyla Altmışdört 1951 yılında İstanbul Belediye Konservatuarında mûsıkî eğitimine başladı. Mezuniyetinin ardından hoca olarak konservatuarda çalışmalarına devam etti… Aynı kurumda aralıksız olarak günümüze kadar süren bir hocalık dönemi yaşadı. Aynı zamanda 1960’lı yılların başında şeflik ve hocalığını üstlendiği Üniversite Korosu çalışmalarına başladı.. Bu koroyu 42 yıl gibi aralıksız, devamlı çalıştırdı. Radyo konserleri ve özellikle eğitime dayalı konserlerle, klasik musıkîmizin nadide eserlerini bu topluluk sayesinde Türk gençliğine ve bugünün üstatları diyebileceğimiz pek çok müzisyene aşıladı,  örnek oldu. Süheyla Altmışdört (1925-2025), çeşitli dernek çalışmalarına da katıldı. Özel talebeler yetiştirdi. 60 yılı aşkın olan musıkî hayatında daima geleneksel Türk Musikisinin özelliklerini, inceliklerini en güzel toplu ve solo icrası için emek verdi, topluma sundu. Türkiye’nin dört bir yanında ondan feyz almış olan talebeleri bayrağı devir almış ve O’nun kendilerine göstermiş olduğu güzel yolda devam etmektedirler…

1936 yılında Trabzon’da doğan Devlet Sanatçısı Udi Dr. Teoman Önaldı müzik yaşamına küçük yaşlarda teyzesinden ud dersleri alarak başladı. İlk ve orta öğrenimini Trabzon’da gerçekleştirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi. Üniversite yaşamı sırasında müzik hep ön plandaydı. 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Korosu’nu kurarak şefliğini yaptı. Tıbbiyeliler marşını besteledi. Bu yıllarda müzikolog Hüseyin Sadettin Arel’in kurduğu ileri Türk Musıkîsi Konservatuarı’nda başkanlık, koro şefliği ve hocalık yaptı. 1965’teki “Arel Çok Sesli Beste Yarışması’nda dört sesli Segâh şarkısı ile birincilik kazandı. 1967 - 1972 yılları arasında İstanbul Radyosu’nda koro şefliği ve ud sanatçılığı yaptı. Burada Mesut Cemil, Refik Fersan, Sadi Işılay ustalarla çalıştı. Vatani görevi için gittiği Isparta’da” Isparta Musıkî Derneği”ni kurdu ve on bir yıl bu derneğin başkanlığını,  koro şefliğini yaptı. 1983 yılında İzmir’e yerleşti. TRT İzmir Radyosu’nda koro şefi ve ud sanatçısı olarak çalıştı. 1985’te Kültür Bakanlığı İzmir Devlet Klasik Türk Müziği kurucu şeliğine atandı. Kültür Bakanlığı’nın talebi üzerine bestelediği “Mevlana’nın Ulusesi” adlı oratoryosundaki başarısı ile Devlet Sanatçısı oldu. 2001 yılında İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu şefliğinden yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Aynı zamanda Dermatolog Tıp Doktoru olan Teoman Önaldı yaşamını İzmir’de sürdürmektedir. Türk Halk Müziği Sanatçısı Şenel Önaldı’nın ağabeyidir.

Trabzon önemli müzik topluluklarından Temel Şükrü Doğru ve Arkadaşları topluluğunun isim babası ve kurucusu olan Temel Şükrü Doğru müziğe Ankara’da başladı. Ankara’ya gitmesine udi Hamit Yalçıner’in kardeşi Salih Yalçıner’in teşviki neden oldu. 1951’de Ankara’ya gitti. Trabzon’da Osmanlı Bankası’nda başlayan memurluk hayatını Ankara’da Merkez Bankası’na girerek devam ettirdi. 1955’de Trabzon’a döndü. Bu arada Türkiye İş Bankası’na girdi. Trabzon’a dönünce Trabzon Musiki Cemiyeti’nin genel sekreterliğini üstlendi. Sinema işletmecisi Haydar Üçüncüoğlu ise Trabzon Musiki Cemiyeti’nin başkanlığına getirilmişti. Daha sonra bu cemiyetin başkanlığına Tamburi Suat Kurtuldu’nun ağabeyi avukat Mahmut Kurtuldu getirildi. 1961 yılında geçirdiği ameliyat nedeniyle cemiyetle ilgilenemedi.  İlgilenen de olmadı. Bunun üzerine cemiyet ilgisizlikten kapandı. 1964’te Fetih Derneği Başkanı avukat Mahmut Kurtuldu’nun bir konser teklifi gerçekleştirildikten sonra Suat Kurtuldu, Ahmet Yardımoğlu, Yılmaz Altan, Osman R. Aksu ve Kenan Yomralı ile birlikte Temel Şükrü Doğru ve Arkadaşları topluluğunu kurdu. Cemiyetlerin hukuki zorunluluklarından dolayı böyle bir topluluk kurma yoluna gidilmişti. Bu topluluğun adını Ahmet Yardımoğlu koymuştur. 1955 yılında kurulan Trabzon Musiki Cemiyeti’nin şehrimizin musiki hayatına canlılık getirdiği şüphe götürmez. 1955/1960 yılları arasındaki beş yıl içinde on defa sinema konseri gerçekleştiren bu dernek, hastane, lise ve cezaevi gibi mahalline uygun konserler düzenlemiştir. 1956, 1957 yıllarında Trabzon’da ilk kez bir ses yarışması düzenlenmiştir. Bu yarışmalar 1959 yılında genişletilerek bölgeler arasına kaydırılmış ve bu bölge Erzurum’dan Samsun’a kadar genişletilmiştir. İşte bu faaliyetlerin önderi Temel Şükrü Doğru’ydu. Temel Şükrü Doğru ve Arkadaşları topluluğu faaliyetini 1984 yılına kadar fasılalarla devam ettirdi. Zira ülkenin yaşadığı sosyo-ekonomik ve sosyo-politik çalkantılar doğal olarak bu topluluğu da etkilemişti. Temel Şükrü Doğru’nun faal müzik hayatı 1984 yılında geçirdiği rahatsızlık dönemine kadar sürdü. 1984 yılında geçirmiş olduğu mide rahatsızlığı yüzünden müzikten kopmak zorunda kaldı. Bırakmış olduğu topluluğa O’nun isteği doğrultusunda Suat Kurtuldu yönetici olarak getirildi.

1938 yılında Trabzon’da doğan Osman Razi Aksu, Trabzon’da ses getiren Temel Şükrü Doğru ve Arkadaşları Müzik Topluluğu’nun kurucu kadrosunda yer aldı. 1955 yılında katıldığı Trabzon Türk Musıkisi Derneği hocalarından Mehmet Erken ve Temel Şükrü Doğru ile meşk etti. Üniversite yıllarında Şef Dr. Abidin Gerçeker yönetimindeki üniversite korosunda korist olarak yer aldı. Dayısı Cihangir Camii imamı Neyzen Mustafa Tüzün’ün 1960’lı yıllarda düzenlendiği müzik toplantılarına katıldı. Zeki Arif Bey, Haydar Tatlıyay, Rıdvan Lale ile tanıştı. 1965 – 1980 yılları arasında görevli bulunduğu memleketi Trabzon’da yerel müzik çalışmalarına katıldı. Daha sonra da İstanbul’da 1982 yılında girdiği Anadolu Yakası Müzisyenler Derneği’nde tam 25 yıl Nuri Şenneyli ve İsmail Şençalar Hoca’lardan kanun ve fasıl dersleri alarak bilgisini artırdı. 1984-1989 yılları arasında Rebabi-Bestekar Sabahaddin Volkan Bey ile birlikte bir grup içinde birçok meşke dahil oldu Udi Cahit Gözkan’ın müzik toplantılarına katılarak ondan feyz aldı. 1990 yılında intisab ettiği Galata Mevlevileri Mistik Müzik ve Sema Grubu’nun kanun sanatçısı olarak dış ülkelerde birçok konser ve sema törenlerine katıldı.

20. Yüzyılın başında Trabzon’da faaliyet göstererek katkıda bulunan Necmiati Spor Kulübü Orkestrası, İdmanocağı Spor Kulübü Orkestrası, İdman Yurdu Spor Kulübü, Halk Evi’nin AR (Sanat) Kolu, Gençler Kulübü, Doğan Spor Kulübü, Sebat Gençlik gibi kulüpler mevcuttur. Bu spor kulüplerinin tamamının müzik şubeleri mevcuttur, hatta bazılarının tiyatro kolu vardır Trabzon’un sosyal kulüplerinden olan Gençler Kulübü Saz heyetinin bir konser etkinliği hakkındaki bilgileri Akın Dergisi’nin 1 Haziran 1932 tarihli sayısından öğreniyoruz.

Bu müthiş sanat ve müzik etkinliklerinin devamında evlere kadar yayılan meşk geleneği ailelerde yapılan fasılları meşhur kılar. Trabzon’da evler bir bakıma eğlence yeri gibidir ve bu eğlence anlayışı kentli bir yaşam tarzının rafine kültürüdür. Bu şekilde Trabzon şehrinde birçok musıkîşinas yeşitirir. Önceki bahislerde kısaca özgeçmişlerini verdiğim musıkîşinas Trabzonlulara ilaveten, Cevdet Yalçınar ve ailesi, Ferit Tekebey, Mahmut Gürkan, Süheyla Altmışdört’ün babası Salih Altmışdört, Sırrı Altmışdört, Atatürk’ün sınıf arkadaşı olan Sadri Ayata ve diğerleri....

1937 Haziran’ında Atatürk’ün Trabzon’u üçüncü ve son kez ziyaretlerinde şimdilerde Atatürk Köşkü olarak bildiğimiz Soğuksu’daki köşkte bir fasıl tertip edilir. Mustafa Kemal Atatürk İstanbul’dan getirilen müzik topluluğunu gereksiz bularak geri gönderir ve Trabzonlu musıkîşinasları dinlemeyi arzu eder. Bunun üzerine Necmiati Spor Kulübünün müzik konulan mensup hanende Rıza Hançer, Tanburi Hafız Osman, Takunyacı Salih (keman) Baterist Hikmet bey, Udi İhsan Hızar ve Tanburi Fransız Ali (Çanakçı) Atatürk’ün huzurunda fasıl gerçekleştirir. O geceye tanık olan Udi İhsan Hızar ile Meydan parkında yaptığı o müthiş sohbetlerde gece ile ilgili anılarını anlatırken, yaptıkları müzikten Atatürk’ün pek memnun kaldığını ve bazı şarkılarda topluluğa refakat ettiğini ve hatta bazı şarkıları solo olarak söylediğini nakletmişti.

Trabzon’da sosyal yaşamın ayrılmaz parçası olan gazinolar 1970’lere gelene kadar çok güçlü bir yer tutardı eğlence hayatında. 1930’lardan itibaren Hafız Mehmed Saz heyeti, Mahmure Handan, Hafız Burhan, Kemani Elmaz Mehmed Saz Heyeti, Hafız Ahmet, Sabriye Tokses, Süheyla Bediye, Zeki Duygulu, Hamiyet Duygulu ve sonrasında ülke çapında üne sahip birçok sanatçı şehirde icralar yapar. Hatta Hamiyet Yüceses Trabzonlu Ongan ailesine gelir gelir ve bir süre Trabzon’da ikamet eder. Ancak bu evlilik kısa sürer ve ardından Trabzon’dan ayrılır.

Trabzon müzik yaşamında Trabzon Musiki Cemiyeti tarafından düzenlenen ses yarışmaları ayrı bir renk katmanıdır. Trabzon merkezli olan bu yarışmalar Samsun’’dan Erzurum’a kadar olan geniş bir alanı kapsamaktaydı. Bu yarışmalar sırasında sahnede yer alan Temel Şükrü Doğru yönetimindeki icra heyetinde Kemani Hamit Yalçıner, Udi Teoman Önaldı, Tanburi Suat Kurtuldu, Kanuni Osman Aksu, Klarnetist Osman Veyioğlu ve ritim sazlarda Süleyman Bilgiç ile Hilmi Güner bulunurken Nusret Şakar ve Necati Kurt gibi müzisyenlerde sahnede yer alır. Günümüzün ünlü ses sanatçısı Zekai Tunca, Trabzon Musıki Cemiyeti tarafından düzenlenen ses yarışmasında önce ikinci, daha sonra birinci olarak müzik yaşamına başlamıştır.

Ahmet Selim Teymur Trabzon Liselerinden Yetişenler Cemiyeti çatısı altında sürdürdüğü nazari eğitim ve koro çalışmalarında, öğrencilerine rehber olması amacıyla üç cilt halinde “Türk Musıkisi” adı altında hazırladığı çalışması 1979, 1980 ve 1981 yıllarında ayrı ayrı üç cilt olarak yayınlanır. Alanında, grift bir geleneksel müzik türünü en anlaşılır şekilde anlatan yapıt olarak önem arzederken, 2010 yılında Pan Yayıncılık tarafından aynı ad altında üç cilt birleştirilerek tek cilt olarak yeniden yayımlanmıştır.

Kişisel görüş farklılıkları nedeniyle sık denilebilecek aralıklarla çalkantılara neden olan Trabzon’daki musıki cemiyetleri, 3 Nisan 1985 tarihinde Ahmet Selim Teymur’un vefatından sonra yerine şef olarak gelen Faruk Zaim’in yönetimi sonucu Trabzon Liselerinden Yetişenler Cemiyeti’nden ayrılan Salih Kazancıoğlu, Osman Bayram ve Mustafa Pehlivan 1987 yılında Trabzon Müzik ve Halk Oyunları Derneği’ni kurdular. Bu bölünme ve ayrılmalar Trabzon dernekleri arasında sık görülen bir olay olmakla beraber, buralardan ayrılan müzisyenler farklı çatılar altında faaliyetlerine devam etmişlerdir.

Yakın tarihe dek Trabzon’un kendine has müzik zevkinin varlığından söz edebiliriz. Trabzon eski mahalleleri olan Faroz, Sotka, Erdoğdu, Arafilboyu, Zeytinlik ve Boztepe mahalleri bi müzik zevkinin önemli tanıklığını yapmış mahallelerdir.

Trabzon’da geleneksel Türk Klasik Müziği Hamamizade İsmail dede Efendi ile başladığımızda, o günden bugüne Leyla Saz, Rahmi Bey, Tayyipzade Hafız Zühtü Efendi, Ragıp Efendi, Ziya Bey, Cemil Bey, Klarnetçi Süleyman, Bahri Bey, Tamburi Fransız Ali, Hamit Yalçıner, Rıza Hançer, Temel Şükrü Doğru, Ahmet Selim Teymur, Suat Kurtuldu, Ahmet Yardımoğlu, Osman R. Aksu, Yılmaz Altın, Ergin Ören, Taşkın Özer, Teoman Önaldı,Salih Kazancıoğlu, Ferruh Uzunali, Özdemir Hafızoğlu gibideğerli besteci, icracı ve koro şefleri ile tarihten günümüze silsile halinde ulaşmıştır.

Trabzon’da Geleneksel Yerel Müziğe Genel Bakış

Trabzon’un Erdoğdu Mahallesi’nden olan Halk Müziği Sanatçısı İsmail Yazıcıoğlu ayakta, kendine has buluşu olan üslubuyla icra ettiği bağlaması ile geleneksel halk müziğinde haklı bir yer edinir. Genelde oturarak çalınan sağlamayı ayakta çalıp kendine has transkripsiyonlarla geleneksel yerel müziğe yeni tatlar getiren İsmail Yazıcıoğlu’nun en önemli çıkışı, alışılmışın dışında ilk kez bağlama ile icra ettiği kolbastı yorumudur. Bu yorum 45’lik plak olarak basılmıştır. Nejat Buhara tarafından derlenmiş Giresun (kolbastı) türküsü olan “yaylanın çimeninde kuzu yayılır kuzu” türküsünü kendi üslubuyla bağlamada yorumlayarak geleneksel halk müziğinde yeni bir yol açmış ve bununla tanınmıştır.

Öte yandan aslen Arhavili olan Maçka doğumlu Laz asıllı bağlamacı Erkan Ocaklı, elektro bağlamada orijinal buluşlara imza atmış, bestelerinde kendine has yerel motifler taşıyan teknikler kullanmıştır.”sözleri ve müziği kendine ait “Trabzon’un Kazaları adlı türküsü bağlamanın akordu değiştirilerek kayda alınmış bir eserdir. Bu kayıtta bağlamayı Erkan Ocaklı çalmıştır. 1970’lerde çok sükse yapan bu türkü Trabzon’un o zaman on tane olan kazalarını yerel kültürel dokusu ile tek tek anlatması bakımından önemlidir.  2008 yılında genç yaşta kaybettiğimiz mahalli sanatçı Erkan Ocaklı’nın sözlerini kendisi yazıp bestelediği çok sayıda türküsü vardı.

Trabzon’un batısında yer alan ilk ilçe Akçaabat’tır. Akçaabat’ın güneyinde Düzköy, batısında ise Vakfıkebir ilçeleri yer alır. Batıya doğru devam ettiğimizde Giresun il sınırı ile sınırlanan Beşikdüzü, onun güneyinde de Tonya ilçeleri yer alır. Bu alanda geçmişte Müslim ve Gayri Müslimler hep birlikte yaşamışlardır. Bu nedenle ortak köklü bir kültürün yaşadığı yöreler olarak günümüze kadar gelen derin bir toplumsal gelenek oluşmuştur. Öyleki aynı düğünlerde, aynı horonlarda birlikte bulunmuş, ayne bahçelerde eğlence kurmuşlardır.

Dünyaca ünlü Akçaabat horonu davul zurna ile oynanır.  Davul zurna her zaman baş çalgı olarak kültürün içinde yaşamıştır. Tabii bu bahiste Kemençe’yi geçemeyiz. Düğünlerde ve diğer eğlencelerde Kemençe önemli bir yer tutar. Özellikle kız horonlarında çalınır. Ayrıca Langepson (Atlama) bu yörenin en karakteristik horonu olarak değerlendirilir. Yöre kadının toplumsal sosyal yapı içinde etkin oluşunu gösteren destan yakma, gelin ağıtları ve ağlama türküleri karakteristik özellikler taşıyan kültürel motiflerdir. Bu yöreyi Maçka geleneksel kültürü ile birleştiren Mahmat Boğazı, Akçaabat yayla şenliklerinin Kadırga yaylası üzerinden Kadırga kültür havzası içersindeki diğer yöre halkıyla etkileşim içinde bulunarak çok değerli müzik gelenekleri oluşturur. Kemençeci Nikola, Konroyalı Hüseyin Köse, Hozoysalı Hakkı, Hamit Akın, Sıdiksalı Şevket Köroğlu, Hacı Kahvecioğlu, Hayri Karagülle geçmişten günümüze isimleri yaşayan önemli kemençe üstatlarıdır. Trabzon’a yakın olması nedeniyle Trabzon şehir kültüründen de en çok etkilenen ilçe olma bakından Akçaabat önemli bir ilçedir. Trabzon şehir kültürü ile ciddi bir etkileşim içinde bulunan Akçaabat’ta geleneksel halk müziğinin yanı sıra geleneksel Türk klasik müziğinin de etkini olmasının önemli nedenidir.

Öte yandan Trabzon güneyinde kalan Zigana dağının eteklerinde Coşandere ve Değirmendere vadilerinin kesiştiği alanda konuşlanmış olan Maçka’da türkü demek yaşamın akışı demektir. Maçka’nın özellikle uzun havaları okunuş özelliği bakımından son derece derin bir müzik lezzetine havidir. Ulusal halk müziğimiz sanatçıları içinde Maçka türkülerinden beslenen ve kariyerini bu alanda ilerleterek halk müziği sanatçılarımız olmuştur. Bunların başında kukusuz Cemile Cevher gelmektedir. Ayrıca Haydar Eyüboğlu, Osman ve Erol Dülger, Ferhat Yurdakul gibi icra cılar Maçka geleneksel halk kültürü içinde önemli yer tutar. Ayrıca Erkan Ocaklı ve Volkan Konak gibi geleneksel yapıdan beslenen sanatçılar kendi sentezleri ile kendi özgün müzik türlerini oluşturmuşlardır. Maçka yöresi Horon çeşitlerine baktığımızda Horon Kurma, düz Horon, Sıksara, Üç Ayak, Bıçak Oyunu ve Sallama gibi türlere sıkça rastlarız.

Trabzon sahil şeridinde doğuya doğru hareket ettiğimizde sırasıyla Yomra, Arsin ve Araklı ilçeleri gelir. Güneye doğru zor bir coğrafyaya sahip bu ilçelerimizde yerel halk çalgısı olarak genelde Kemençe görülürken coğrafi yapıyı güneye doğru yaran Karadere Vadisi sahil kesimi ile bu zor coğrafyanın kültürel etkileşimi açısından önemli iletişim sağlar.

Doğuya doğru devam ettiğimizde Sürmene ve Of Trabzon’un Rize istikametinde son kıyı ilçeleridir. Bu ilçelerin güneyinde Hayrat, Çaykara ve Dernekpazarı bulunur. Yöresel çalgı olarak Kemençe ile birlikte az olarak görülse de davul-zurna ikilisine rastlanırken, iç (güney) kesimlerde horon daha çok kaval ile oynanır. Bu ilçeler Trabzon’a uzak olması nedeniyle şehir kültürünün etkileşiminden uzak ilçelerdir.

Trabzon’un doğu tarafından yer alan içlere içinde sahilde yer alan Sürmene’de  Kemençe önemli bir yer tutar. Sürmene ve yöresinde iki tür kemençeye rastlanır. Kalın selli fasıl kemençeleri ve ince sesli horon kemençeleri. Kalın sesli fasıl kemençeleri genelde adında da anlaşılacağı üzere oturak muhabbetlerinde çeşitli türkülerin icrasında kullanılır. İnce sesli kemençeler ise horon oynanırken kullanılan kemençelerdir. Adı bu alanda efsaneleşmiş icracılar mevcuttur. Trabzon’un batı tarafından kalan Giresun’un Görele ilçesinde yaşayan kemençe tavrından etkilenen icracıları da kapsayan icracılar, icra tavrı bakından çok çeşitlilik gösterirler. Bu icracıların en ünlüleri olarak; Hüseyin Dilaver, Fahrettin Dilaver, Ziya Bektaş gibi isimleri sayabiliriz. Sürmene ve havalisinde de Atlama, Kız Horonu, Sıksara, Bıçak Horonu, Sallama, Sürtme en çok görülen Horon oyunlarıdır.

Çaykara yöresinde Kaval çok önemli ve köklü bir geçmişe sahiptir. Horonlarda kemençe eşliği görülse de Çaykara ve havalisinde baş yerel çalgı kavaldır. Bölgenin Bayburt’a yakın köylerinde de Çaykara havalisi ile etkileşim görülür. 

Sonuç

Trabzon Müzik kültürü ve tarihini araştırabilecek ve günümüze bilgi aktarıp aydınlatabilecek müzik arkeolojisi gibi disiplinlerarası çalışmaların yapılmamasından dolayı alanla ilgili yazılı kaynaklar sınırlığı kalmış olup, sözlü bir toplumun özelliği olarak yaşananlar genelde sözlü hatıratlarda kalmıştır. Bundan dolayı günümüze gelen bilgiler genelde tarihi kaynaklardan ve az sayıda dağınız yazılı kaynaklardan öğrenilebilmiştir. Bu yazılı kaynaklar kendi dönemi içersinde yazılmış, bilimsel olarak yapılan alan taramaları dışında kalmış ikincil kaynaklardaki bilgilerin büyük bölümü belgelendirilmemiş ve varsayımlara dayalı olarak kalmış ve çoğunlukla ideolojik kaygıları barındırmaktan öte gidememiştir.Trabzon şehir musıkisi üzerine ilk kapsamlı çalışmayı 1980’li yılların sonuna doğru yapı 1991’de yayınladığımda, kesin ifadeleri kullanmak için yaptığım çalışmaların zorluğuna birebir tanık olmuş ve bu nedenle alandaki müzikal yaşam ile ilgili varsayımları güçlendirecek verilerin ortaya konulması için ciddiyetle çalışılması gerektiğini 30 yıl önce vurgulamıştım.

1970’lerin ikinci yarısından itibaren görsel ve işitsel kayıt cihazların yaygınlık kazanması ile alan taramalarının yapılması, yapılan taramaların konserve edilmesi mümkün olmuş ve böylelikler ciddi arşivler oluşturulmuştur. Bu arşivlerin oluşturulmasında sivil ve akademik birlikteliğin önemini vurgulamaya gerek var mı? 2011 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesinde oluşturulan Karadeniz Müzik Arşivi KARMA’nın ne kadar önemli bir görev üstlendiği aşikar ortada durmaktadır. Günümüze gelene kadar geçen 12 yıllık süre içinde KARMA sivil arşivcilerinde desteğiyle  saklı bir hazine sandığına dönüşmüştür. Bu oluşumda Prof. Dr. Abdullah Akat’ın emeği ve önderliği tartışmasız çok değerli ve çok kıymetlidir.

Eldeki mevcut tarihi kaynaklar, derlenmeyi bekleyen hatıratlar Trabzon Şehri ve havalisinin sosyal yaşamı ve müziği hakkında ortalama 150, 175 yıllık bir tarih sürecine somut değerlendirmeler yapma imkanı sunarken, müziğin müzeciliği gibi önemli bir alanda adım atılmamıştır. Elde edilen malzemeler etnoğrafik bir çalışmayla bir araya getirilmezken, ilginçtir şehrin bu alanı coğrafi konumu ve bu coğrafyada yaşayan çelitli halk topluluklarının dağılması sonucu yurt dışına taşınmış ve o ülkelerin müzelerinde sergilenir, değerlendirilir olmuştur.

Bu nedenle her türden etnoğrafik malzeme için uygun çalışma ortamları oluşturulup hemde müzecilik anlamında şehrin uygun alanlarında selginepi kültürel hafızanın canlı tutulması, bilinçli ve planlı stratejik hamler için adım atılması ivedilikle gereklidir. Trabzon sosyo-müzikal hayatın mevcut durumuna ilişkin akademik  ve alaylı yollarla elde edilen tespitler üzerine çalışmaların derinleştirilmesi, eldeki belge ve materyallerin en iyi şekilde saklanıp niteliği ve niceliği güçlendirilerek disiplinlerarası çalışmalar yoluyla kültürel geleceği aktarılması şehrin ve yörenin geleceği açısında çok önemli olduğu gibi elzemdir.

KAYNAKLAR:

- AKAT Abdullah (Prof. Dr.) Trabzon’da Müzik. Trabzon Tarihi 2. Cilt s.356 – 390 TTSO Yayını KTÜ Trabzon 2022

- Akın Dergisi, 1 Haziran 1932, s.5 Trabzon

- BAYLAN Müfit Semih Trabzonlu Müzisyenler ve Musıkîmizde İz Bırakanlar. S.24-39 Eser Ofset Matbaacılık Koll. Şti. 1991

- BAYLAN Müfit Semih Şimdi Müzik Zamanıdır. Denemeler. Trabzon Türk Sesi Gazetesi 26 8 1991 Sayı:5332

- DUMAN Mustafa, Kemençemin Telleri, Trabzon Araştırmaları Vakfı, İstanbul 2004

- GOLOĞLU Mahmut Trabzon Tarihi-Fetihten Kurtuluşa Kadar. Kalite Matbaası 1975

- İskenderiye Müzik Kitaplığı Yazışmaları. Müfit Semih Baylan ile 2023

- KİP Tarık. TRT Sözlü Eserler Repertuarı. Ankara 1983

- ŞENEL Süleyman, Trabzon Bölgesi Halk Musıkisine Giriş, Anadolu Sanat Yayınları, İstanbul 1994

- YÖNETKEN Halil Bedii, Derleme Notları, Orkestra Yayınları, İstanbul 1966


Derleyen ve Yazan: Müfit Semih Baylan





Tüm Özel Dosyalar