Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 27 müzisyen gazete okuyor
 
 
Hasan Hüseyin Dulun
 
 
Yayımlanan Sayı : 1726

Sanata ve sanatçıya saygı lütfen! - 22.04.2019





Antalya’da iki önemli sanat kurumunu sürekli izlemeye çalışıyorum. Bu kurumlar, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ile Antalya Devlet Opera ve Balesi.

Hem AKM Aspendos Salonu’nda, hem de Ha
şim İşcan Kültür Merkezi Salonu’nda  bu sanat kurumlarımız, programlarının büyük çoğunluğunu tamamen dolu koltuklar karşısında sergiliyorlar. Sanatseverlerin büyük çoğunluğu biletle girerken, bir kısmı da “davetiye” ile geliyorlar konsere yahut temsillere.

AKM’de yıllardır çözülemeyen sorunlardan birisi seslendirilen eserlerin bölüm aralarında alkı
şlar. Zaman zaman sorunsuz konserler olup, bu kurala uyulsa da, bir an geliyor ki, yine başlıyor alkışlar.  Bu durum operada da sürüyor. Değerli dostumuz Uğur Candan bu durumu şöyle değerlendiriyordu; “Opera da durum daha vahim. Sanatçı aryayı söylerken ,bale sanatçıları bilhassa dönerken seyirci hareketin yada aryanın başarılı şekilde sonlanmasına fırsat vermiyor. Son kısım alkışlarla bitiyor.”

Zaman zaman sanat ve sanatçı dostu de
ğerli Uğur Candan ile, sanatsal alanlarda olan bitenlerle fikir alış-verişi yaparız. Yine ilginç tespitleri var Candan dostumuzun:

“Bir de Çocuk oyunlarına gelen okullar için söyleyeceklerim var.  Zaman zaman
Şeyma (Candan) ile beraber çocuk oyunu izliyoruz. Çocukları getiren eğitimciler,  daha alkış safhasında çocukları kaldırıp, salondan çıkartmaya başlıyorlar. Bir an önce servise çıkıp, yola koyulacaklar akılları sıra. Çıkışta ve gidişte sıkıntı yaşamamayı düşünüyorlar herhalde!

O e
ğitimciler çocukları getirmeden önce, geldikleri sanat kurumuyla ve sanat dalı ile ilgili bilgiyi önceden öğrenciler ile paylaşmalılar oysa.  Kültür salonlarında ki hareket tarzını , ne zaman alkışlanması gerektiği vs. bilgileri çocuklara vermezse ve onları uygulamazsa nasıl öğrenecek çocuklarımız?”

Hiç kesintisiz süren bir ba
şka olumsuz davranış, konser/temsil başladıktan sonraki salonlara giriş-çıkışlar. Operada daha az rastlanan bu durum ne yazık ki AKM’de, bırakın çözülmesini, artarak sürüyor.

Konser bro
şür/kitapçıklarında sürekli anımsatılan konulardan birisi de, salonlara belirlenen 8 yaş altında çocuk getirilmemesi konusu. Çocuğu bırakın, bebekle gelenler oldu Aspendos Salonu’na. Bunların fotoğrafları da var, aileler rencide olmasın diye paylaşmıyorum. Ancak şunu belirtmeliyim, AKM’de yaşananlar akıl almaz şeyler. Bebek arabasıyla getirilen, (aylarla ifade edilecek) bebek vardı son konserde, salonda.  Bu akıl almaz, kural tanımaz uygulamalardan ya AKM yönetimi ya da salon görevlileri veyahut orkestra müdürlüğü sorumlu. Her kim, ya da kurumsa sorumlu, bu saygısızlığın bir an önce giderilmesi gerekir. Son örnekteki aile o küçük bebekleri ile defalarca salona giriş çıkış yaptılar, hem de  E,F,G sıralarından birinde(ön taraf) oturdukları halde…  Ve hiçbir engelle karşılaşmıyorlardı!

Bir di
ğer sorun da pet şişeler. Yani, 1.5 saat ortalaması olan bir konser salonunda su içmesek sanki öleceğiz! Operada da, senfonide de aralar var, hiç değilse su ihtiyacımızı o aralarda giderelim de “çatır-çutur” pet şişe sesi duymayalım/duymasınlar. Ya  cep telefonlarıyla görüşen, mesajlaşanlara ne demeli?..

Aslında, konuya ilgi duymasa da e
ş-dost kanalıyla sağlanan davetiye ile gelenlerin, bu sorunun kaynağı olduğunu düşünüyorum. Antalya sanat yaşamına yeni katılan Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde de durum farklı değil. Hatta daha vahim diyebilirim, bu açılardan.

Konseri dinledik , temsili izledik. Konserler 1.5-2 saat aralı
ğında, opera da 3, nadiren 4 saat aralığına kayar. Bu kadar sürelerde, karşımızda hayranlıkla izleyip dinlediğimiz değerli sanatçılarla ruhumuzu besledik, arındık. Salonların dışında da dostlarımıza, o müziklerin, temsillerin ne kadar güzel olduğunu, sanatçıların ne kadar iyi işler yaptıklarını anlatırız.

Sanat olayları iki tarafla sergileniyor. Sahnede sanatçılar, salonda, koltuklarımızda da biz sanatseverler yer alırız. Bir ço
ğumuz çok iyi biliriz ki, bize sunulan sanatsal ürünlerin sahneye konması çok uzun zamanlar alır. Özellikle operalar aylar, belki de yıllar süren hazırlık, prova aşamalarından geçerek sanatsevere sunulur. Senfonide de uzun hazırlıklar var tabii ki. Programların hazırlanmasından, haftalık provalara kadar çok emek veriliyor.

E, bütün bunları biliyoruz, saatlerce ve hayranlıkla rahat koltuklarımızda mükemmel hale gelmi
ş konser ve temsilleri izliyor/dinliyoruz.  Sanatçılar sahnedeki görevlerini, terlerinin son damlalarına kadar akıtarak yaptılar. E, peki koltuklarında oturarak sanattan beslenen bizler neden görevimizi yapmıyoruz; 5 dakika, 10 dakika alkışı sahne emekçilerine neden çok görüyoruz?

Sanatçılar sahneyi terk etmeden salondan ayrılmak, salonu bo
şaltmak en hafif sözcükle; “ayıp!”

Madem zamanımız dar yahut acelemiz var, neden konsere ya da operaya gidiyoruz. Buralar e
ğlence mekanı değilki, kültürel alanlar. Herkes başından biliyor, salonda geçecek süreyi. O sürede sanatçılardan “aldık”, ruhumuzu besledik, arındık, borçlandık!

Bu borcun ödemesi de çok kolay; Alkı
ş!

Bir alkı
şla borcunu ödeyemeyecek izleyici/dinleyiciye de ne demek lazım, bilmiyorum!

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020