Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 26 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ahmet Say
 
 
Yayımlanan Sayı : 1544

Evrensel insanlık kültürü yurdumuzdan kovuluyor mu? - 17.06.2013





Yurda yayılan “Gezi Parkı Direnişi”nin coşkusu sürerken ve hepimiz bu olayların etkisindeyken AKP iktidarının akla gelmeyecek bir alanda yeni bir yasa taslağını Meclis’ten ansızın geçireceği ürküntüsü ve kaygısıyla yazıyorum bu yazıyı. “Ey Türk aydını, davran!” diye başlasam söze, böyle karanlık bir yasa taslağı karşısında hiç de abartıya kaçmamış olurum.


De
ğerli okurlar, Türkiye’nin aydın yüzü dostlarım, sevgili sanatçılar ve sanatseverler, iktidarın hazırladığı “Türkiye Sanat Kurumu ve Sanatın Desteklenmesi Hakkında Yasa” başlıklı, kısaca TÜSAK denen kurumla ilgili yeni bir yasa taslağı, toplum aydınlanmasının belini kırmak üzere tasarlanmış bir darbe niteliğindedir. Sözü uzatmaya gerek yok: Bu yasa taslağının Meclis’te AKP oylarıyla kabul edilmesi durumunda, Devlet Tiyatroları’nın çok sayıda ilimizde görev yapan birimleri, Devlet Opera ve Balesi’nin bütün sahneleri ve Devlet Senfoni Orkestraları kapatılacaktır.


Kapatılacak da onların yerine ba
şka bir yapılanma ve kuruluş yöntemiyle yeni sanat kurumları mı açılacaktır? Hayır. Devlet, onların yerine hiçbir sanat kurumu getirmeyecek, söz konusu evrensel kültürün sanat kurumları yurdumuzdan kovulmuş olacaktır.

Tam bir sahne sanatları ve klasik müzik kıyımına yönelmi
ş olan bu yasa tasarısı, bugün işlerliğini sürdüren sanat kurumlarımızın yasal güvencesi bulunmasına karşın, şu yoldan yaşama geçirilmek istenmektedir:

5441 Sayılı Devlet Tiyatroları Yasası, 1309 sayılı Devlet Opera ve Balesi Yasası, 6940 sayılı Cumhurba
şkanlığı Senfoni Orkestrası Yasası kapsamında açılmış bulunan bütün devlet senfoni orkestraları, bu yasa taslağında öngörüldüğü şekilde kaldırılacak, çeşitli illerimizdeki sanatçı toplulukları tarafından sanat üreten bütün birimler yok edilecektir. Özetle adı geçen devlet sanat kurumlarının sanat etkinlikleri köreltilmiş, noktalanmış olacaktır.

İyice incelediğim yasa tasarısında bu konu, açıklıkla yer almaktadır. Ve böylece 22 ilimizde etkinliğini sürdüren devlet tiyatroları, 6 ilimizdeki devlet opera ve bale birimleri ve yine 6 ilimizde yıllık konser programlarını yaşama geçiren senfoni orkestralarımız kapatılacak, yurdumuzdaki tiyatro, opera-bale sanatları ve senfonik müzik toplulukları yok edilecektir.

Yeni ku
şak sanatçılar yetiştirerek bu kurumların kadrolarını besleyen konservatuarların da artık varlık nedeni kalmayacaktır. Böyle bir tırpanlamayla müzik ve sahne sanatları alanında tam anlamıyla cumhuriyet öncesi dönemin koşullarına dönülecektir.

Kar
şılaşğımız toplumsal sorun, tiyatro, opera-bale ve müzik gibi evrensel sanatların yurdumuzdan kovulması değildir yalnızca. Temel sorun, söz konusu sanat dallarının, aslında birer eğitim kurumu, aydınlanma kurumu olmasındadır ve aydınlanmanın önlenmesindedir. Hazırlanan yasa taslağıyla öngörülen amaç ise şudur: Cumhuriyetimizin kuruluş döneminden başlayarak olağanüstü çabalarla yaratılan bu eğitim ve aydınlanma kurumlarının işlevini sürdürmesini önlemek, aydınlanmaya karşı kör karanlığı yeğlemek…

Bilinmelidir ki, bizim bu sanat kurumlarımız, ça
ğdaş uygarlık düzeyinin belirleyici öğeleridir. Açıp bakalım haritaya: Türkiye’nin doğusunda yer alan Asya ülkelerinin birinde olsun, çağdaş tiyatro, opera bale kurumları, senfoni orkestraları var mı? Tee Uzakdoğu ülkelerine kadar kupkuru bir sanat ortamıdır orası! Aynı sanat yoksunu ortam, bizim güneyimizdeki Arap ülkeleri için de geçerli değil midir? Evrensel sanat kavrayışı yönünden Avrupa’nın son durağı Türkiye’dir.

Yasa tasla
ğını hazırlayanların ve onlara yardımcı olduğu bilinen kimi sözde sanatçıların yaklaşımı, “Yeni bir yasa getirdik, okulları kaldırıyoruz!” demekten hiç farklı değildir. Ne yazık ki, yasanın hazırlanmasında bu sahte sanatçıların yardımcı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu gerçeği, Kültür Bakanı Sayın Ömer Çelik’in sözlerinden çıkarıyoruz: Bir fırsatla Sayın Çelik, konunun içinden gelen sanatçıların yasa taslağına katkıda bulunduğu, hatta taslağı yönlendirdiği anlamında konuşmamış mıydı?

Bu tür sözler, devlet kurumlarında görev yapan hemen bütün tiyatro, opera-bale yöneticilerini, senfoni orkestralarının müdürlerini töhmet altında bırakır. Bu sözlerin altında kalmayacak gerçek sanatçılarımız, yeri ve zamanı geldi
ğinde “Ben bu işte yoğum, istifa ediyorum!” diyebilecek sanat kurumu yöneticileridir. Ak ile kara, işte o zaman apaçık belli olacaktır

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021