Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nihal Yazgın
 
 
Yayımlanan Sayı : 1479

İnsanımız neden kalitesizleşen Türk pop müziğinden vazgeçemiyor? - 02.07.2012





Platon'un "bir insanı zorda bırakmak istiyorsanız, ona bir tanım sorun" diye bir sözü vardır. Hakikatten de doğru; pop müzik nedir? Armoni olarak basit olan müzik mi, dım tıstlardan ibaret müzik mi; nedir yani? Pop müziğin tanımı çok satan mıdır, fazla dinlenilen mi? Eğer müzikal alt yapı olarak basit diyorsanız, öyle "pop" olarak nitelendirilen albümler biliyorum ki gerçekten çok komplike alt yapıları var; Sertap Erener, Levent Yüksel, Sezen Aksu v.s. bunlara dahil. akabinde bayağı oturaklı gitar soloları da "pop" diye nitelendirilen şarkılarda mevcut. E hadi, diyelim ki pop müziğin tanımını fazla satan deyin, Metallica 90 milyon satmış şu ana kadar, pop müzik mi yapıyor? Bir "pop", "popçu" sıfatları çıkmış ki almış başını gidiyor. detone olana da popçu deniyor, hırlıya da hırsıza da, elin topuna da. koy ver gitsin..

Buradaki asıl sorun "popüler kültür"dür. Popüler kültür, ekonomik açıdan güçlü olan sermaye sahiplerinin -devlet, ba
şbakan hikaye- yani asıl yöneticilerin oluşturdukları ve insanları "sorgulamaktan", "düşünmekten" uzaklaştırmak amacıyla sanata, medyaya ve çeşitli toplumsal öğelere doğrudan bulunduğu etkiler bütünlüğüdür. Nedir bunlar; misal müzik: bu adamların sahip oldukları çeşitli plak şirketleri var. Bunlar ülkenin en zengin plak şirketi, alet edevat her şey tamam. televizyon kanalları da zaten onun. Reklam dersen Allahına kadar. yani adam ne yaparsa bir şekilde yedirecek sana istesen de, istemesen de. Bu adamlar gidiyorlar eli yüzü düzgün, biraz da sesi olan kadını kolundan tutup alıyorlar. Sanatçı vasıflarının olup olmaması hiç önemli değil, zaten alınan şahıs bir birey değil, yaratılacak bir kişi. "ya tutarsaaa, ya tutarsaa" diye bir şarkı kaydedip, klip çeviriyorlar. Her dakika, her saniye bütün TV kanallarında dönüyor. O da yetmezmiş gibi kanallardaki kerhane programlarında v.s. her daim mevcut zaten. Şimdi sonuca bağlıyorum; bu ülke her müziğe, her kültüre ulaşabilen sadece istanbul izmir v.s. gibi şehirlerden oluşlmuyor. 80 tane il var, ve bir çoğundaki belli başlı iletişim aracı ve zaman geçirme aparatı "televizyon". Ee akabinde ebeveyn de bilinçli değil, veriyor çocuğun eline kumandayı çekiyor gidiyor. Çocuk habire bunları izliyor, "Gülşen"i esas alıyor. Çocuğun bilinçaltındaki şarkıcı tanımı "Gülşen"den oluşuyor.. karşılaştıramayacağı başka bir şey olmadığı için, çocuk -veya genç- Gülşeni'i gerçek sanıyor, doğruyu o sanıyor. Nedir Gülşen'in şarkısı," ya tutarsaa, ya tutarsaa". Aklından nasıl tasavvurlar geçebilir ki? Ya milli piyango hayal eder, ya da "ulan şu kızdan hoşlanıyorum, ya tutarsa" diye düşünür. "düşünmek" kavramı bu kadar daralıyor. İşte popüler kültürün, emperyalist güçlerin, Amerika'nın basit ama en büyük stratejisidir bu. Adamlar yemeyip içmeyip bunların hesabını yapıyorlar. Şimdi diyeceksiniz, yahu ne uğraşır adamlar bunlarla.. Uğraşıyorlar. Hatta her şeyden öte bunlarla uğraşıyorlar. Hedef, dünyayı yöneten 100 kişi haricindeki herkesi mankurtlaştırmak.. Ve böyle giderse başaracaklar da, "popüler kültürün müziği"nin dinlenmesi, sevilmesi de bunun yegane kanıtıdır. Hiç saygı falan duymayın. Bu yazıyı da okuyana helal derim epey oldu sanırım.


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021