Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1745




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 58 müzisyen gazete okuyor
 
 
Gürer Aykal
 
 
Yayımlanan Sayı : 1333

Fazıl Say'ı neden yalnız bırakmamalıyız? - 07.12.2011





Çok sesli müziğin Türkiye’de gelişmesi için yapılan çalışmalar yetersiz kaldı. Bu yüzden de Avrupa’nın Rönesans hareketiyle başlayan ve Aydınlanma çağıyla en üst düzeye çıkan ilerleme düzeyini Türkiye yakalayamadı. Bunu yakalaması için elinde çok fırsat vardı, ama gelip geçen hükümetler müziği bir eğlence olarak gördü, eğitimde yer vermedi.

Köy enstitüleri ve halk evleri uygulamalarında müzik önemli bir e
ğitim unsuru olarak ortaya çıktı, ama onların filizlenmesi, gelişmesi de toplumun aydınlanmasını istemeyen güçler tarafından ortadan kaldırıldı.

İnsan sesi olduğu halde, opera-arya gibi sanat türleri alay konusu oldu. Kemanlar yalnızca düğünlerde insanları coşturan bir enstrüman olarak kaldı. Piyano baş ağrıtan bir tıngırtı olarak yüksek sosyeteye (bunu da hiçbir zaman anlayamamışımdır) mal edildi. Yan flüt kavalla değiştirildi. Zorlama programlarla, içeriğine hiç dokunulmayan tek sesli mirasımız müzik, çok sesli olarak okunmaya çalışıldı.

Fazıl Say’ın da yerden gö
ğe kadar haklı olduğu uyuşturucu bir müzik türü yaygınlaştırıldı, alışkanlık haline getirildi.

Tüm dünya tarihinde ilerlemenin ilk hareket noktası olarak görülen müzik; Türkiye’de kadercili
ğin, razı olmanın, sinikleşmenin, alın yazısının simgesi oldu.

Elbette arabesk müzik insanın beynini uyu
şturmakta, zihni yavaşlatmakta, mücadele azmini yok etmektedir.

Bunu idrak etmek için deha falan olmaya, müzikten anlamaya da gerek yoktur. Seksen yılı a
şkın cumhuriyet tarihimizin ilk otuz yılında dev adımlarla yürüyen Türkiye, son elli yılda geriye düşmenin dünya tarihindeki benzersiz örneğini göstermektedir.

Sanatın her türünde oldu
ğu gibi, müzikte de uyuşukluğa, çaba göstermeden verim almaya pirim verilmektedir.

Fazıl Say, çabalarının de
ğersizleştirilmesini en ağır şekilde yaşayan sanatçılarımızın başında geliyor. Tüm üretkenliğine, dünya çapındaki saygınlığına rağmen amansızca eleştiriliyor, yerden yere vuruluyor. Müzik üzerine bile olsa, konuşmasına izin verilmiyor.

Her konuda konu
şma hakkını kendinde bulan otoriteler, “sen sus” diyebiliyorlar.

Fazıl Say ve onun kadar de
ğerli birçok sanatçının yetiştiği bu ülkede, siyasi baskılara ve tutuculuklara karşı sesini yükselten Fazıl Say olduğu için de, oklar ona yöneltiliyor.

Sistem; sanatını ya
şam biçimi haline getiren, özsuyunu bilimsel temellerden alan ve bunu yaygınlaştırmak için çabalayan sanatçıları yok etmeye çalıştı, çalışmaya devam ediyor.

Buna da büyük destek buluyor.

Mesle
ğim gereği müzik sanatçıları için söyleyebilirim ancak: Şöyle deniyor özetle; müzikle uğraşan sanatçılar besteleri ve icrasıyla kendini gösterebilirler. Ancak bunu yaygınlaştırmaya çalışamazlar. Sanatlarını özgürce icra edebilirler, kendi havuzlarında oynayabilirler. Bunda özgürdürler. Başka konularda konuşmamalıdırlar. Görüş bildirmemelidirler.

İstenen bu herhalde. Buna aykırı davrandığınızda, kendi sınırlarını çizmiş sanatçı kesim bundan rahatsız olacaktır.

Nitekim oluyor da. Fazıl Say, ça
ğlar boyu toplumları harekete geçiren, sosyal yaşama olumlu katkılar veren ve haksızlıkları dile getiren öze dayalı müziğin, uyuşukluğun bir numaralı düşmanı olduğunu hatırlatmak istedi.

Kadercili
ğin bir yaşam biçimi olamayacağını hatırlattı. Müziğin asla “sırnaşık ve yapışık” bir özelliği olmadığını söyledi.

O yüzden de ele
ştirildi.

Geldi
ğimiz nokta; tüm sanat kollarıyla birlikte, arabesk kültürün tam ortasındadır. Bundan en çabuk etkilenen müzik sanatı olmuştur. Şimdi artık bu arabesk anlayış, bir ahtapotun kolları gibi tüm toplumu sarmaktadır.

Bu yüzden Fazıl Say’ın sanatçı oldu
ğu kadar bir düşünür olarak da ortaya attığı düşünceleri önemsemek her Türk aydınının savunması gereken bir gerçektir. Örnektir.

Yalnız bırakmamalıyız.

Gürer Aykal
Orkestra
Şefi

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019