Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1765




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 54 müzisyen gazete okuyor
 
 
Bahar Çuhadar
 
 
Yayımlanan Sayı : 1255

Tünel'in yazlık fon müziği - 27.06.2011





Müziğin en samimi hali
Müzikal geçmi
şlerinde farklı gruplar olan ekip üyeleri Tünel’in eskilerinden. Üç yıldır ‘Alatav’ adıyla müzik yapıyorlar. Hemen her akşam Tünel meydanındalar. Ekipten santur, elektro gitar, bas gitar ve perküsyon sesleri yükseliyor. Santuru dillendiren Ahmet Öztürk’ten dinliyoruz: “Geleneksel Anadolu müziklerini santur merkezli yeniden yorumluyoruz. Burası sahnemiz gibi oldu. 90’ların ortasından beri ısrarla sokak müziği yapmaya çalışıyoruz. O zamandan beri bir mücadeledir bu. Zabıtasıyla, polisiyle sorun yaşadık,
gözaltına alındık.
Şimdi sehven izin veriyorlar. Sokakta çalmak, piyasanın dayattığı koşullara alternatiftir. İnsanlarla samimiyet içinde kurulan bir ilişkimiz var. İnsanların sizi seçtiği, müziğin en samimi halidir sokak müziği.

Türkü
İste, onu da çalarız
Suat
Şenel & Mustafa Kemal Gül
Tünel’e do
ğru ilerlerken, Odakule’yi geçtikten hemen sonra, eski İstanbul Kitapçısı’nın kapalı kepenklerinin hemen önündeki saksofon&davul ikilisi, önlerinden geçenlere birkaç dans adımı attırıyor. Suat Şenel müzik öğretmenliğinden, Mustafa Kemal Gül gıda mühendisliğinden geçiş yapmış, müzisyenliğe. Boyunlarında belediyenin verdiği ‘Beyoğlu Sokak Müzisyeni’ kartı; cazdan Latin’e, swing’den türkülere geçiş yapıyorlar. Lafa “Biz profesyoneliz ama amatör olarak müzik yapıyoruz” diye giren Suat Şenel anlatıyor: Beş yıldır buradayım. Müzik öğretmeniyim zaten. AVM’lerde, iş merkezlerinde de çalıyoruz. ‘Grup Nefes Pera’ diye bir grubumuz var. Tünel’e akşam saatlerinde geliyoruz. İnsanlar çok seviyor. Latin, blues, caz, swing, Azeri, yerli standartlar, sanat müziği, isterseniz türkü bile çalarız. Hafta içinde 9, 9 buçuk gibi bırakıyoruz. Hafta sonu bazen 12, 1’e kadar çalıyoruz.

(Günde ne kadar kazandıkları sorusu üzerine) Ben o soruyu hiç sevmiyorum. Biz para için çıkmıyoruz buraya. Öyle bir gün oluyor ki insanların gönlünden kopuyor, 50 dolar da atıyor, 100 dolar da. “
Şu kadar kazanacağız” diye sokağa çıkmıyoruz. Bakın kıyafetimize, bu kendimize saygımızdan.

İstek parça isteyen oluyor. Profesyonel olmasan onları çalamazsın. Adam ‘My Way’i çal, ‘New York, New York’u çal diyor. Bilmezsen nasıl çalacaksın? En güzeli açık havada, bu kadar insanların dolup boşaldığı bir İstiklal’de çalmak. Bağdat Caddesi ve Bahariye’de de çalıyoruz. Anadolu yakası biraz daha medeni. Buraya hafta sonu iki bira parasını, yol parasını cebine koyan geliyor, adı gezmek olsun… Ama Bağdat veya Kadıköy öyle değil. Caddedeki diğer müzisyenlerin hepsiyle dostluğumuz var, çalmadığımız zaman gidip dinliyoruz onları.

Sokak bardan daha
İyİ
İsmail Ateş
Caddenin erkencilerinden, 16.00 civarı ortalıkta pek grup yokken
İsmail Ateş’in akordeonu Balkan ezgilerine başlamıştı bile. 18.00’a doğru yerini bir başka gruba bırakıyor. 28’inde, akordeonu sekiz yıldır onunla. Asıl mekanı Ankara, Kızılay. İstanbul’a geldikçe de Tünel’de çalıyor:
Dört yıldır sokak müzisyenli
ği yapıyorum. Ankara’da santur ve gitar çalan iki arkadaşla birlikte çalıyorum. İstanbul’da ara ara çalıyorum, sadece İstiklal’de… Kadıköy’de belediye izin vermiyor. Seyyar satıcı statüsünde değerlendiriyorlar.
İstiklal’in başı çok kalabalık, buralar daha sessiz. Sekiz yıldır benle her yere geliyor akordeon. Balkan müzikleri, Kürt ezgileri, Ege müzikleri çalıyorum. Kaç saat duracağım değişiyor. Yaz aylarında çok fazla müzisyen olduğu için sıkıntı olabiliyor. Bu alanı paylaşmak zorundayız. Bir kere saydım, kırk müzisyen vardı. Şu anda memurluk bekliyorum. Memur olursam da yaparım müzisyenlik ama zorunluluk olmaktan çıkar.
Duran herkes para veriyor mu bilmiyorum, paraya odaklanmıyorum çalarken. Günde 25-30 liranın altına dü
şmüyor kazandığım. Akşam çalmayı sevmiyorum, sokağın profili değişmeye başlıyor.
Ankara daha iyi. Sanırım biraz daha memur kenti. Burada daha üst tabakaya sesleniyorsunuz. Çok ilgilerini çekerse duruyorlar. Bir de Ankara’da bu i
ş yeni.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gittim, metroda çalmak için izin almaya. “Sizi arayacağız” dediler, arayan olmadı. Ankara’da polis çocukları gözaltına aldı, Kadıköy’de izin vermiyorlar... Sanırım bir yasa çıkacak, yer gösterip vergi alacaklar... Barlarda da çıktık ama sokağı tercih ederim. Çünkü bir süre sonra iş değişmeye başlıyor. Sokak öyle değil, isteyen herkese çalabiliyorsunuz.

İstanbul sokakları Avrupa’dan güzel
Jack, Jaime, Hakan, Mario
Saksofon, banju gitar, kontrbas, trombondan ve vokalden olu
şan ekipte farklı ülkelerin sokak müzisyenleri buluşmuş: Türkiye, Şili, İngiltere ve Fransa. Vokalleri şu ara İngiltere’de. Hakan, Jaime, Jack ve Mario güneş battıktan sonra önce bir saat Tünel’de çalıp, ardından Asmalımescit’teki restoran aralarında dolaşmak üzere, kendilerinden önce İsmail’in akordeon çaldığı köşeye yerleşiyor. Hakan Çağlayan 26 yaşında, saksofon çalıyor. Dört senedir sokak müzisyenliği yapıyor. Hot caz ve gypsy cazın kulaklara aşina melodilerini çalarken, koşturarak geçenlerin adımları yavaşlıyor, yüzlere birer gülümseme yerleşiyor. Banju gitarıyla Berlin’den gelen Şilili müzisyen Jaime Fernandez anlatıyor:
29 ya
şındayım. Üç yıldır Berlin’de sokak müzisyenliği yapıyordum. Geçen sene İstanbul’a geldim. Berlin’de çok Türk arkadaşım vardı, diğer müzisyen arkadaşlarım da İstanbul’un çok güzel olduğunu söylüyordu. Burada 10 gün kalıp Yunanistan’a gittik. Ama ben burayı tercih ettim, iki arkadaşımla döndüm. Burada bu ekibi kurduk. İstanbul’da sokaklarda çalmak, Avrupa’da çalmaktan daha güzel. Akşam 6 gibi burada başlıyoruz. 7-10 arası restoranları dolaşıyoruz. Pazartesileri boş günümüz.
Be
ş sene önce Avrupa’ya ilk geldiğimde müzisyen olarak yaşamaya başladım. Sokak müzisyenliğiyle istediğim her şeyi yapabilecek kadar kazanıyorum, para biriktirebiliyorum. İnsanlar çok tatlı. Para bırakarak beğendiklerini gösteriyorlar. Avrupa’dan daha iyi. Orada Çingene müzisyen olduğumuz düşünülüyordu. Bundan sonra Çin’e, Brezilya’ya ya da Mısır’a gidebilirim.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020