Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 47 müzisyen gazete okuyor
 
 
Gül Emekçi
 
 
Yayımlanan Sayı :

Türk Halk Müziği Çoban Müziği mi? - 26.04.2006





Eskiden toplumun bağlamaya, türkülere bakışını web siteme mesaj bırakan bir ziyaretçim "Biz eskiden elimizde bağlamayla sokağa çıkmaya utanırdık. Halk müziğinin gençler tarafından böylesine sevilip bugünlere gelebileceğini aklımdan bile geçirmezdim" sözleriyle ifade ediyordu.

Bunun sebebi her ne olursa olsun, insan garipsemeden edemiyor doğrusu. Bugün bırakın gerçek halk müziği sanatçılarını, halk ile bu güne kadar ilgisi olmamış bir çok insan türkü söyler ve dinler olmuş.

Zamanında türküleri küçümseyenler, diğer şarkılara öz, türkülere üvey evlat gözüyle bakanlar bugünlerde bizim çoban müziğinde ne bulurlar anlamak güç.

Bazı kendini bilmezlerin güya küçümseyerek söylediği bu "çoban müziği" tabirine konservatuvar yıllarımda oldukça içerliyor, kendime hakaret sayıyordum. Ne de olsa hem köy kültüründen geliyor, hem de çoban müziğinin yolcusuyduk. Ancak onlar her ne kadar küçümseme amaçlı söyleseler de söylediklerinin doğru olduğunu anladım.

Öyle değil miydi?

Bu kültür, bu türküler kimlerindi? Kimlerden bize haber veriyordu? Kimlerden bize emanetti?

Çoban bir simgeydi aslında. Her türkü bir çobandan çıkmamış elbet ama onların da yeri büyük kuşkusuz bu kültürün içinde. Bu çobanlar bazen oğlunu askerde kaybeden bir anayı, bazen sevdiği kıza olan aşkını, bazen bir gurbet gelinini, bazen de zulme başkaldırıyı anlatmamışlar mı?

 "Ağ daş diye belediğim
  tülbendime doladığım
  tanrıdan dilek dilediğim
  mevlam bu taşa bir can ver"

Acı bu kadar mı güzel anlatılır!

Gözünü sevdiğimin isimsiz çobanları, notadan, yazıdan bi haber sadece duygularını ve kendi dünyalarını yaşayıp giderken, ne güzel sözler söylemişler, ne güzel melodiler üflemişler kavallarına ve fısıldamışlar sazlarına...
Elinize, dilinize, yüreğinize sağlık...







 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019