Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 32 müzisyen gazete okuyor
 
 
Serhan Bali
 
 
Yayımlanan Sayı : 1128

Verdi'nin insanlığa muhteşem armağanı - 22.12.2010





İzmir Devlet Opera ve Balesi cumartesi akşamı Verdi'nin Otello operasının bu sezonki ilk temsilini Ahmed Adnan Saygun Konser Salonu'nda, basamaklarına kadar dolu bir salonda gerçekleştirdi.

Giuseppe Verdi’nin 70’li ya
şlarında bestelediği ‘Otello’, ıtalyan operasının bu zirve isminin insanlığa en muhteşem armağanı olarak değerlendirilir. 5 şubat 1887 tarihinde Milano La Scala Operası’nda prömiyeri yapılan eser, Verdi’nin önceki büyük operalarında sıkça şahit olduğumuz ezgiselliğinin yanı sıra son derece etkileyici bir dramatizme sahiptir. 4 perdeden oluşması ve yaklaşık 3 saat sürmesine rağmen, Verdi’nin âdeti olduğu üzere çok yakın çalışğı Arrigo Boito’nun librettosundaki olay örgüsü o kadar sağlamdır ki, koltuğunuza oturduğunuz andan itibaren zamanın nasıl geçtiğini anlayamazsınız bile. Librettosu, Shakespeare’nin aynı adlı eserine dayanan Otello operası, birinci perde hariç, kaynağına nerdeyse birebir sadık kalmıştır. Yer yer Wagner akorlarının duyulabildiği (Un bacio… un bacio…) pasajlar ve yenilikçi tarzıyla geleceğe göz kırpan, modern opera (Britten/Peter Grimes, Stravinski/Oedipus Rex) üzerinde etkili olmuş, devrimci bir eserdir.

Verdi’nin ‘Otello’ operasına istemeyerek ba
şlaması ve bestelenme sürecinde mütemadiyen ayak sürümesi, ortaya çıkan eserin muhteşemliği göz önüne alındığında, müzik tarihinin ilginç sayfalarından birini teşkil eder aslında. Tıpkı Rossini’de olduğu gibi Verdi de özellikle ‘Aida’nın muazzam başarısından sonra bestecilik kariyerini bitirmesi gerektiğini düşünür. ıyi ki de bu düşüncesinde ısrar etmemiş

Güzel bir alternatif

İzmir Devlet Opera ve Balesi cumartesi akşamı Otello operasının bu sezonki ilk temsilini Ahmed Adnan Saygun Konser Salonu’nda, salonu basamaklarına kadar dolduran bir izleyici kitlesi önünde gerçekleştirdi. ızmir Operası’nın genel kalitesinin yüksekliğine bu köşenin düzenli okurları çoktandır şahittir. Nitekim bu seyahatte de umduğumuzu bulduk. Konser salonu diye eserin konsertant yani dekorsuz seslendirildiğini düşünmeyin. Saygun’un oditoryumla bütünleşen sahnesi perdeler ve dekorun da yardımıyla tepesi açık bir opera sahnesine dönüştürülmüştü. En son Antalya Operası’nda sahneye koyduğu Dvorak’ın ‘Rusalka’ operasında alkışladığımız Aytaç Manizade ızmir’in Otello’su için de sadelik ve simgeselliğe önem veren yaklaşımını sürdürmüş. Aslında muhteşem akustiği dışında bir opera temsili için hiç de uygun değil Saygun ama geniş kapasitesi ve konforuyla, şehrin Opera binasının yokluğunda güzel bir alternatif yerine geçiyor.

Operadaki ‘Otello’ rolü tenor repertuvarının en güç rollerinden biri olarak ünlenmi
ştir. Hatta o camiada bu role soyunan tenorlar çılgın damgası yemekten kurtulamazlar. ‘Otello’ rolünün yaşayan en büyük oyuncusu sayılan Tenor Placido Domingo ılk 40 Yılım adlı otobiyografisinde bu rolü ilk söylemeye niyetlendiğinde asla Mario del Monaco gibi söyleyemeyeceği için bu işe girişmemesi gerektiği yolunda ‘uyarıldığını’ söyler. “Ama” diye devam eder Domingo, “Del Monaco da Otello’ya el attığında Toscanini’nin Otello’su Ramon Vinay’a özenmemesi gerektiği çünkü asla onun gibi olamayacağı söylenmişti.” 

Oyunculuklar da çok iyi

O yüzden bir Otello prodüksiyonunda rejisörün kim olaca
ğı, Desdemona ve Iago’yu kimlerin söyleyeceklerinden önce Otello rolüne hangi ‘çılgın tenor’un soyunacağı başlıca merak konusudur. ızmir’de Levent Gündüz idi prömiyere çıkan o ‘Çılgın Türk’. Gündüz’ü biz lirik tenor rolleriyle tanıyıp sevdik. O yüzden Otello gibi nerdeyse Wagneryen bir role kuşandığını görmek ilk başta şaşırtıcıydı. Ama Gündüz rolünü o kadar sahiplenmiş ve partisine o kadar iyi çalışş ki karşımızda sanki 10 yıldır Otello söyleyen bir tenor vardı cumartesi akşamı. Eser boyunca kendi kendini yiyip bitiren, adamı Iago’nun kışkırtmasına kanıp, sanrılar içinde aklını kaybetme noktasına gelen âşık kumandan Otello rolünün altından mükemmelen kalktı Gündüz. Gökhan Koç, en az Puccini’nin Scarpia’sı kadar kötücül bir karakter olan Iago rolünde güçlü oyunculuğunun verdiği rahatlık ve alışğımız kalitedeki vokal performansıyla inandırıcı bir kötü adam portresi çizdi. Koç’un gösterişli bir oyunculuğu var, bu rol için belki biraz daha ekonomik ve ‘sinsi’ bir vücut dili kullanabilirdi. Bugüne kadar daha ziyade koloratur rollerde beğeniyle izlediğim Soprano Aytül Büyüksaraç’ı Desdemona gibi bir lirik soprano rolünde izlemek şaşırtıcıydı. Elindeki materyali çok ustaca kullanan bir söyleyiş stili var Büyüksaraç’ın. Diğer önde gelen rollerden Emilia’da mezzosoprano Anna Çubuçenko, Cassio’da Fahri Önoğlu da genel olarak başarılıydılar.

İzmir DOB Orkestrası, kurumun genel müzik direktörü Tuglio Gagliardo Varas yönetiminde geneli itibariyle temiz bir icra ortaya koydu. Akustik çok iyi, Verdi’nin orkestra partileri de Otello’ya özgü biçimde senfonik kıvamda olunca, sahne üzeri kadar orkestra çukurundan gelen dolgun tınılarla da kulaklarımız bayram etti.   

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020