Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1746




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 69 müzisyen gazete okuyor
 
 
Barış Yarsel
 
 
Yayımlanan Sayı : 1085

Çöktükçe güzelleşiyoruz - 13.10.2010





Her albümünde isim değiştiren Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra & Tra-La-La Band altıncı albümlerinde isimlerinden ‘Tra-La-La Band’ bölümünü attı.

Önemli müzik yazarlarından Simon Reynolds, 1994 yılında bir albüm eleştirisinde “post rock” terimini ortaya attığında, yüksek ihtimalle on yıldan fazla bir zaman sonra yaratacağı etkinin farkında değildi. Kısaca, rock müzik enstrümanlarını rock harici amaçlarla kullanıp akor yapıları yerine, ses örgüsü üzerine inşa edilen şarkılar diye nitelendi. Şarkı yapısını bozmak, sözü minimal kullanmak ya da mümkünse hiç kullanmamak, bunun yerine filmlerden, tarihe karışmış işitsel her türlü malzemeden alıntılarla bezeli şarkılarda sakin başlayıp ağır ağır ilerleyen, sonrasında kaotik bir patlama ile doruğa ulaşıp tekrar sakinleşmek, bu türün klasiği haline gelmişti.

Özellikle 2000’lerin başından itibaren dünyada artan ilgiyle karşılaşan bu müzik formunun erken dönem önde gelen grupları arasında Mogwai, Explosions in the Sky, Cul de Sac yer alırken, diğerleri arasından sıyrılarak en çok ilgi gören grup hiç kuşkusuz Godspeed You! Black Emperor’dı.

Sahneye çift davul seti ile çıkan ve bir gruptan çok, gizemli bir anarşist komün gibi görülen GSY!BE, Efrim Menuck liderliğinde öne çıkarken Montreal çıkışlı post rock gruplarının artmasını sağladı. Hatta, doksanlı yıllarda dikkat çeken Seattle’a benzer biçimde, Efrim’in selamını almış grupların biraraya geldiği Montreal, 2000’lerin ilk on yılında benzer anlayıştaki grupların çekim merkezi oldu.

GSY!BE ısrarla yeraltında kaldı. Basına pek yüz vermedi. Duyurulmamış ani konserler verdi. Albüm görselleri ve kitapçıklarında sistemin bir sorunu olduğunu, kendilerinin de sistemle ciddi sorunları olduğunu gösteren işaretler bıraktı. Kulaktan kulağa yayılıp, son derece bağlı bir hayran kitlesi oluşturan GSY!BE, bir gün aniden müziğe ara verdi.

GSY!BE ekibinden yaklaşık 15 müzik grubu çıktı ve çoğu yine Montreal merkezli Constellation plak şirketi etrafında toplandı. Fly Pan Am, Hrista ve Set Fire to Flames gibi yoğun elektronik etkili, avangart duruşa sahip bu gruplar arasında ise en etkileyici olan Efrim Manuck’un Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra & Tra-La-La Band oldu.

Her albümünde isim değiştiren bu ilginç grup, GSY!BE’den farklı olarak daha “sosyal” bir tavırdaydı. Sözler şarkılarda önemli bir yer tutuyor. Görsellik ve özel tasarımlı albüm kitapçıkları yine önemliydi. Rock sonrası döneme işaret eden post rock bile aşılmaktaydı.

Altıncı albümleri Kollaps Tradixionales’de, isminden Tra-La- La Band’ı atan ve punk, blues, folk, saykodelik orkestral tonlardaki şarkılarıyla dikkat çeken grup, yeni insanı, yeni zamanları retro bir tarzla işaret ediyor. Çöküyoruz, ama çöktükçe güzelleşen bir müziğe ulaşıyoruz.

Samuel Beckett’in kayıp operası

Morton Feldman’ın tek operası olan Neither/Hiçbiri’nin librettosu, Samuel Beckett’in şiir gibi yazdığı 87 kelimelik kısa öyküsünden oluşur. Beckett ve Feldman 1976 yılında Berlin’de biraraya gelip Roma Operası ile beraber çalışmak üzere hazırlık yaparlar.

İkilinin Berlin’de tanışmaları da ilginçtir. Samuel Beckett’nin oyunlarının provalarını takip ettiği Schiller Tiyatrosu’nda buluşmalarına, günışığının sadece incecik bir yol bulup sızdığı binanın loşluğuna, Feldman’ın miyopluğu da eklenince, Feldman, Beckett’i zar zor görebilir. Beckett birkaç hafta sonra besteciye, şiir tadındaki oldukça kısa öyküsünü postalar. Ancak Beckett operadan hoşlanmadığını da belirtmeyi ihmal etmez. Morton Feldman da, New York’da deneysel çalışmalar yapan bir besteci olarak, operayla neredeyse dalga geçen bir çalışma ortaya çıkarmıştır. Soprano solo ve oda orkestrası için yazılan çalışma, oldukça karanlık bir hava taşırken, kimilerine göre aslında tam bir “anti-opera”dır.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019