Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1749




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 45 müzisyen gazete okuyor
 
 
Serhan Ada
 
 
Yayımlanan Sayı : 1036

Rock'n roll cihad - 24.06.2010





“One minute...” Bu yakarının sonuna konulacak imla işareti icad edilmedi. Mısır’da kimden bir ricanız olsa aynı cevabı alıyorsunuz Mısır’daki, bizim Başbakan’ın siyaset literatürüne öylece giren, üstüste tekrarlanan “One minute! one minute!”üne pek benzemiyor. Onda işaret parmağı şöyle muhataba yönelik uyarıcı bir anlam vardı. Bunda o aynı parmak yakarır bir edayla başparmağı destek almış vaziyette mahcup ve içedönük. Ricanın/isteğin yerine getirileceğine dair muğlâk ve biçare bir niyeti ifade ediyor. İşin ne zaman yapılacağı ise kestirilemez. 10 dakika ile birkaç saat arasında değişir.

İskenderiye’de ABD-Müslüman ülkeleri ilişkilerinin nasıl geliştirileceği konusu masada. Geçen yıl epey yankı uyandıran “Obama açılımı”nın üzerinden bir yıl geçtikten sonra. Bir yıl içinde bu yankının her geri gelişte bir hayal kırıklığı ve bir tür beklentisizliğe dönüştüğü anlaşılıyor. Bilhassa “Müslüman ülkeler” tarafında... Yine de eğitim, kültür ve bilim alanında bazı projelere bütçe ayrıldığı gözleniyor.

Hemen yazayım. Neme lazım! Başlığı ödünç aldım. Salman Ahmad’dan. Kendisi Lahordoğumlu Pakistan-ABD’li rock’çu. Ailesinin küçümsemesine rağmen rock’çu oluşunun hikâyesini anlatıyor. Sıtma görmemiş bir sesle rock-kavvali karşımı bir türde çalıp söylüyor. Salman, 11 Eylül’den itibaren “cihad” kavramının teröristlerce gasp edildiğini öne sürüyor. Oysa bu coğrafyada onlarca yüzyıldır cihadsız olunmuyor. Yine de Salman haklı. ABD’de doğup büyüyen çocuklarının sıkıntı çekmeden yaşamasını arzuluyor.

Sürü sepet STK var. Özellikle din, inanç ve gençlik örgütleri. Hemen yanımdaki adam Merhamet (mağfiret, şefaat) Kıtası mensubu. Dünyadaki açlığı azaltmak için çalışıyorlarmış... Yıllar önce tanıştığım bir STK’cı aklıma geliyor. Adam emekli diplomattı. İstanbul’da da çalışmış. K. Irak’dan gelmekteydi. Kara yoluyla geri dönerlerken oğlu Türk jandarmasıyla Kürtçe selamlaşınca başlarının nasıl derde girdiğini anlatıyordu. “Önce emekli sonra ‘encio’ oldum” diyordu. Bir başka STK’cı kartını veriyor. Barış İçin Dinler. Tövbeler olsun. Bu gidişle STK cenneti ABD dünyayı bir STK’lar denizine çevirecek. (Bir de işin sivil toplum tarafı var ki, analiz filan hak getire. Biri kuyruğundan çekmeye görsün.)

Bizim ‘merhametçi’ toplantının sponsorlarını soruyor. Sayıyorum. Kanada Büyükelçiliği, Rockefeller Biraderler Vakfı, Yale Üniversitesi İlahiyat Okulu... Bir de adları ve amblemleri  nedense hep okunaksız bazı Arap ve Müslüman kurumları. Yanımdaki bilmiş bir havayla “Bence yazılı olmayan sponsorlar var” diyor. (Öğreniyorum. Unilever değil miymiş!)

ABD en üst düzeyde temsil ediliyor. Hem Obama hem de H. Clinton’un özel temsilcileri (her ikisi de çakı gibi Miüslüman Amerikalı), büyükelçi vb. Konuşma metinlerinde en çok “haysiyet” kelimesi geçiyor. Acaba kiminki? Müslüman tarafında önce Mısır, sonra Arap ağırlığı göze çarpıyor. Çoğu ulemadan. Onların konuşma metinlerinde ise dikkat çeken kelime “tevekkül”. Bir de dine bu kadar takılmamaktan dem vuruyorlar. Muhtaç olduğumuz kudret 9–11. yüzyıllardaki Arap aydınlanmasındadır, demeye  getiriyorlar. Mısırlı edebiyat hocası
Asfur, Orta Doğu kültürünü iyi ya da kötü ne ararsan bulunacak bir koca depoya (mahzen-i kebir) benzetiyor. Lakin bunun yetmediğini vurguluyor. Ona göre, Müslüman dünyasının asıl sorunu eksik irade (naks-ül irade). Haksız da sayılmaz.

Türkiye mi dediniz? Mavi Marmara menkıbesi hariç iki yerde vardı. En önce bayraklar arasında. ABD, Kanada ve İngiltere’den hemen sonra. (Ki bu  yer de doğru.) Bir de bir sunuşta, eşeğinin sırtında, elinde cep telefonu güğümde süt satan Ç. Altan köylüsünde.

Gençlere gelince, onlara  hep daha çok iletişin deniyor. Daha çok twitter, daha çok blogger, daha çok müteşebbis. Nurlu ufukların sanal versiyonu vesselam...

İskenderiye’nin Kavafis’i gitmiş, Berbat bir ara sokaktaki, ikinci kat müze kikiriği kalmış. Bir de mısraları tabii. “Bir daha asla bulamadım- hızla geçip gitmiş...O şiir gözleri, o solgun yüzü...Karanlık sokaktaki...”(1903’den) Kendi gitmiş, karanlık sokağı kalmış yadigâr.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019