Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1758




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 44 müzisyen gazete okuyor
 
 
Berrin Karakaş
 
 
Yayımlanan Sayı : 1005

Artık CD devri kapanıyor ama müzik devam ediyor. - 07.05.2010





Bir zamanlar şarkıcılar albüm satışlarından rekor paralar kazanırken 'korsan müzik' ve MP3'ler piyasadaki dengeleri değiştirdi. Sektörünün sorunlarıyla ilgilenen Bülent Forta'yla bu değişimi, yeni imkânları konuştuk

MÜ-YAP, bünyesinde bulunan müzik yapımcılarının haklarını korumak üzere yola çıkmış bir kuruluş. Esentepe'deki bir kahveden Nişantaşı'ndaki bir otele, radyolardan televizyonlara, nerede ne müzik çalınıyor, kontrol etmek zorunda. Eski Dev-Yol liderlerinden, son yıllarda MÜ-YAP'ın başkanlığını yapan Bülent Forta'yla, korsan müzik indirenlere uygulanan cezalardan dünya dijital müzik pazarına bu alandaki son durumları konuştuk. Eski günlerdeki gibi genç olsaydı dijital âlemdeki haksızlıklarla nasıl mücadele ederdi? Dünyanın en büyük paylaşım sitelerinden MySpace'in sahibi Rupert Murdoch'la nasıl baş ederdi? Bu soruları ona sormadan edemedik...

- Her yıl Cannes'da düzenlenen, müzik dünyasının en önemli buluşmalarından MIDEM'e katıldınız. Nasıl geçti fuar?

- MIDEM'e 11 senedir katılıyorum. Son iki-üç yıldır ağırlıklı olarak dijitale kaymış bir fuar. Apple iTunes Store, Coca-Cola gibi markalar geliyor. Yeni iş modellerinin nasıl kurulacağına dair konferanslar oluyor. Türkiye'de de durum aşağı yukarı dünyayla aynı paralellerde gidiyor. Dijital market iyi güzel de, diğerinde Türkiye'deki gibi herkes ağlıyor.

- 'Diğeri' derken artık devri biten CD satışlarını kastediyorsunuz...

- Evet ama orada da konuşuldu: CD bitiyor fakat müzik bitmiyor. Artık biliyorsunuz iPhone 'uygulamaları' var. En son 50 Cent'in albümünü çıkarmışlar. Davulu kapatıyorsunuz mesela, davulu siz çalıyorsunuz. Vokali kapatıp siz yapıyorsunuz. CD kadar satış yapıyor bu... İş çok değişti. Beyonce'nin son albümü 256 ayrı formatta satılmış örneğin. Zil melodisi, müzik oyunu, vs.

- Fiziki korsan konusunda belediye, emniyet kendi payını alıp göz mu yumuyor sizce? Üzerlerine düşeni yapıyorlar mı?

- Bu iş bir bütün. Emniyette ummadığınız ölçüde bir ilgi var bu konuya karşı. İyice de eğitildiler. AB fonlarının yardımıyla eğitimden geçiyorlar. Özel bir fikri mülkiyet bürosu kuruldu. Bilişim suçlarıyla ilgili kurul buna ciddi olarak bakıyor. Bir de yargı ayağı var. Yargı inanılmaz ağır çalışıyor. Toplumsal vicdanda bir problem var. 'Ne olacak çocuk müzik indirdi işte,' mantığı. Bunu bir hırsızlık olarak görmüyor insanlar. Bir oyuna dönüşmüş vaziyette. Yasal site var, beş kuruş da cebinden para çıkmayacak, gidip oradan indirmiyor mesela...

- Türkiye'deki yasal sitelerin arşivi ne kadar geniş ki indirsin?

- Yumurta tavuk hikâyesi bu biraz. Sonuçta dünyadaki o geniş kataloğu herkes pazarlamak istiyor. Oluşabilir bu kataloglar burada da... Ama bir ekonomik değer ifade ediyor olması lazım. Katalog Türkiye'de de yavaş yavaş genişliyor. İki yıl önce hiçbirini bulamazken Sony repertuarı girdi, EMI girecek... Ama bir ekonomi ifade edecek ki, geniş bir kataloğa ulaşabilinsin. Dünyadaki müzik servislerinde, biraz daha oturduğu için, niş marketinden en popülerine muazzam bir katalog var. Ayda 8-9 milyon lira civarında bir abonelikle ulaşabiliyorsunuz bütün bu şarkılara.

- Müzisyenin albümlerinden para kazanma devri bitmedi mi?

- Bir yanıyla öyle. Ama bir yanıyla da şu var: Müzik dediğiniz zaman onu yorumlayanı görüyorsunuz siz. Arkasında ona besteyi veren adam açlıktan ölüyor, ona yatırım yapan plak şirketine haciz geliyor...

- Sonuçta korsan, savaşılması zor bir alan. Ne gibi yeni yollar bulunabilir?

- Yeni yolları ticari olarak buluyorlar. Tüketicinin cebinden para almayan sistemler üzerine bütün yoğunlaşma. Reklam destekli şarkı satıyorlar. Kısmen Türkiye'de de başladı. Bu iş sadece yasaklayarak olabilecek bir iş değil. Yeni iş modelleriyle tüketici pozisyonuna uymak gerekiyor. Televizyon seyrederken para vermek 10 yıl önce tuhaf bir şeydi. Şimdi DIGITURK var, paraları bayılıyoruz... Müzik de burada gidiyor. Ayda 6 avroya abone oluyorsunuz. Bu yıl itibariyle 4.2 milyon dolar dünya çapında ciro yapan bir yasal siteler bütünlüğü var. Tüketici de rıza gösteriyor.

- Google'ın kurucusu, 'internet elektrik kadar ucuz olsun,' diye öneriyor. Finlandiya'da internet bedava. Bu iyi bir çözüm değil mi mesela?

- Öyle enteresan tartışmalar var ki... MİDEM'de mesela bir adam şöyle dedi; 'Hayatım boyunca liberalizme inanmış bir insanım ama bu yaşadıklarımıza ancak Sovyetik bir çözüm bulunabilir...' Herkese, bütün sanatçılara belli, düşük bir ücret uygulanacak... Fuarın temel tartışma konularından biri buydu. Kişisel olarak baktığım zaman, bize uyar diye düşünüyorum. Hak sahibinin hakkı dağıtılacaksa neden olmasın. Artık plak şirketleri de yapı değiştiriyor. Değiştiremeyen de bu süreçte elenecek.

- MÜ-YAP'ın 140 üyesi var mesela, bunların çoğu geleneksel yöntemlerle çalışıyor. Bu değişimi yakalayabilirler mi sizce?

- İki-üç sene içerisinde yeni dönemin plak şirketleri ortama egemen olur, öbürleri de kataloglarıyla dururlar. Siz şimdi gazetecisiniz, maaşlı çalıyorsunuz. Bir gün patron dese ki, 'maaş şeklini değiştirdim, internet sayfasında kaç kişi tıklarsa haberini, ona göre maaş vereceğiz...' Bunu kabul etmek zorunda kaldınız diyelim. Sonra biri kalktı, haberi aldı, arkadaşlarına dağıttı. Başka sitelere de koydu. Patron da bunları saymıyor. Ne yaparsınız bu noktada?

TELİF POLİSİ GİBİ ÇALIŞMIYORUZ

- Amerika'da yasal olmayan yollardan şarkı indirdi diye ceza alan bir kadının cezası 2 milyon dolardan 54 bin dolara indirilmiş. Tam olarak oturmuş bir yasal uygulama var mı bu işler için?

- O ceza sadece müzik indirmekle ilgili bir ceza değil. Orada jüri sistemi var. Önce 'İndirmedim,' sonra 'indirdim' deyince, mahkemeyi ve adaleti yanıltmaktan alınan bir ceza... Yaklaşık tek bir şarkı için 3 bin dolar civarında bir cezai yaptırım var.

- Bizde de mi aynı rakamlar geçerli mi?


- Öyle bir standart yok. Ülkenin koşullarına göre değişiyor bunlar. IFPI'ın (Uluslararası Müzik Endüstrisi Federasyonu) bütün yetkisi Türkiye'de bende. Bütün repertuarı biz koruyoruz. Kim ne şarkı indiriyor görüyoruz. Ama telif polisi gibi, bir tane, iki tane indirene gitmiyoruz.

- Şimdiye kadar kaç kişiye ceza verildi?

- Yaklaşık 3 bin 200 site için kapatma aldık. Bu işi alışkanlık haline getirmiş 100-150 kişiyi mahkemeye verdik. Evlerinden bilgisayarlar söküldü. Çok sevimsiz bir iş olduğunu biliyorum ama bütün müzik arşivini dünyanın her tarafına dağıtan insanlar bunlar. Bir kamuoyu bilinçlendirmesi olmadan bununla ilgili çok yaygın önlemler uygulamıyoruz.

- Bunlar da Sarkozy kanunları sonuçta ve dünyada da hayli eleştiriliyor. İki kere ihtar ediyorsun, sonra istediğini yapabiliyorsun...

- Eleştirildiğini ben de biliyorum. İletişim özgürlüğü fikri, mülkiyetten daha yüksek bir özgürlük. Dolayısıyla fikri mülkiyet nedeniyle adamın iletişimini otomatik olarak kesemezsiniz. Bu, sansür manasına gelir. Burada tabii hakim ilkesi geçerli. Dolayısıyla oradaki şey şu; sizin evinize biri geliyor, kapı açık, önce cüzdanı çalıyor, 'Yapma' diyorsun, sonra kredi kartını çalıyor. Üçüncü de ev hapsi... Anayasa mahkemesi Fransa'da önce Sarkozy yasasını bozdu. Sebebi, iki ihtarla iletişimi kesebilmesiydi. Şimdi hakim kararıyla böyle bir iletişim cezası verilebilir. Bu da eleştirilecek bir şey değil gibi geliyor. Sarkozy bunu niye yapıyor? Esas hikâye bu...

- Bu kadar dijital ortamlarla haşır neşir de olsa MÜ-YAP'ın resmi sitesi, bir devlet kurumunun sitesi gibi...

- Bu eleştirinize katılıyorum. Sitemiz problemli. Neşeli ve eğlenceli bir hale getireceğiz. Şu anda Kültür Bakanlığı'nın bir kolu gibi görünüyor.

DÜNYA OLAYI BİZİM GİBİ TARTIŞMIYOR

ABD artık dijital uçurumu tartışır olmuş; herkese eşit internet kullanımı hakkından bahsediliyor...
- Çok makul tartışmalar bunlar. İletişimden daha büyük özgürlük olmaz ki. Dünyada çok ciddi şeyler tartışılıyor. İsveç'te Korsan Partisi kuruldu mesela. Yüzde 2.5 de oy aldı, Avrupa Parlementosu'na milletvekili koydu. Hiçbiri Türkiye'deki gibi 'Korsan serbest olsun' diye tartışmıyor konuyu. Diyor ki, mesela eseri koruma süresi 70 yıl. Bu çok uzun bir süre; eskiden bunun korunması zordu, şimdi kolay... Koruma sürelerini, örneğin müzikte, beş yıla indirelim diyorlar. Ama bu serbest olsun, herkes çalsın, adama da para verilmesin diye tartışan yok! Ben İsveç'te olsam, Korsan Parti'ye üye olurum. Zaten sıfıra yakın bir korsan var.
- MÜ-YAP müzik ödüllerinde İsmail YK ödül aldı. Bu, bizim müzikle ilişkimiz hakkında ne söylüyor?
- Sadece Türkiye'ye özgü bir durum değil ki bu. Satış rekorları kıran, İngiltere Pop Star'ından çıkan Susan Boyle'a baksanıza... Bu popüler kültür dediğimiz şey. Sadece müzikte de değil, en çok satan kitaba bakın, en çok oy alan partiye bakın...
- MySpace'in kapanma olayından sonra insanlar size epey yüklenmişti 'Vay efendim, ne biçim solcusun sen!' diye...
- Evet, o dönem ne faşistliğimiz kaldı, ne başka bir şey. Gülüp geçiyorum artık. Benim anladığım solculuk hiçbir zaman başkasının ürününü çalmak üzerine bir solculuk değil. Kusara bakmasın kimse.

BİZ ANALOG KUŞAĞIZ, DİJİTALLE DOĞMADIK

- XD kuşağı diye bir kuşak var artık. X kuşağının dijital çocukları...
- Doğuştan dijitallerle doğuştan analoglar var! Biz analoglardanız. Arkadaşlarımla konuşuyorum mesela, 'Ya, kitabın kokusu ayrı. Kokusunu alacaksın, CD'nin tadı başka' falan diyorlar. Bir yandan iPad'ler çıkıyor. Kitabı hiç kâğıttan okumamış bir nesil olacak, düşünsenize! Kimsenin evde CD dinleyip keyif yapmaya vakti yok. Takıyor kulağına iPod'u; kapitalizm böyle, öğütüyor... Benim derdim, bu gidişata nasıl demokratik kurallar getiririz... Teknolojiyi Seattle'da bir ayaklanma için de kullanabilirsin, herkesi aptal hale getirmek için de. Teknoloji nötr bir şey değil. Bizim yaptığımızın hayırlı bir iş olduğunu düşünüyorum. Niye TEKEL işçileri haklarını ararken sempati duyuyoruz da, hakları zayi edilenler söz konusu olunca 'Vayy' diyoruz ki?

GARİP ÇOBAN İÇİN 50 BİN STERLİN ALDIK

Selda Bağcan, yabancı bir grup şarkısını almış da yorumlamış diye çok seviniyordu...
- O özel vaka üstüne konuşmak istemiyorum ama bizim sanatçılarımızda bir Batı hayranlığı vardır, bir mukavele gelince hemen atarız imzayı. Bütün haklar da farkında olmadan geçmiş olur. İki yıl önce Moğollar'ın Garip Çoban şarkısının 45 saniyesini PlayStation reklamına verdik, 50 bin sterlin aldık mesela.
- MySpace olayından sonra internet üzerinden MÜ-YAP'a karşı bir gerilla harekatı başlatılmış, CD kapakları postalanmıştı.
- Evet. 19-20 tane kapak var. Burada hatıra olarak saklıyorum. Hayatımızda hep protesto etmişiz, bir kere de protesto edilelim, ne diyeyim! Çok yakışıklı gelmiyor bana. Bu haktan kazandığın parayı alacaksın, sonra senin hakkını koruyan birine çıkıp tavır göstermek, fotoğraf çektirmek gibi geliyor bana. Aylin Aslım da katılmıştı ama sırf o değil, o bunun en masum örneklerinden... Koca koca sanatçılar çıkıp diyorlar ki; 'Benim korsanım olsun!' Tamam da, bu hak senin değil ki. Sen onu yorumluyorsun. Ben bunu anlamıyorum.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020