Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1775




 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 25 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ayla Yıldız
 
 
Yayımlanan Sayı : 954

Farklı kültürlerin yeni bir bileşimi olarak müzik - 24.02.2010





Almanya’nın bazı kentlerinde, farklı etnik gruplara mensup sanatçılar, müzikal projeleri için biraraya geldi. Almanya'daki kültürel çeşitlilikten yararlanan bu sanatçılar, dünya müziği yapıyor. Onlar, "uyum" konusunun sürekli olarak gündemde olduğu bir dönemde, içinde yaşadıkları toplumdan bariz şekilde bir adım öndeler.

Orientation, Cazyapjazz: Grup isimleri, yapılan müzik hakkında da belirgin ipuçları veriyor aslında. Onlar, kuytu köşelerden kurtulup, geniş kitlelerin ilgisini çekmeyi başarmış müzik grupları. Kültürel çeşitliliğin etkileri, bestelerinde de fazlasıyla mevcut. Müzik piyasasına ve kültürel etkinliklere bakıldığında, göçmen kökenli müzisyenlerin, Alman sanatçılarla birlikte; örneğin Türk ya da Akdeniz halk ezgilerini, Batılı modern unsurlarla harmanlayarak, uzun yıllardan beri, sanatsal anlamda sınırları aştıkları görülüyor. Ayrıca Batılıların hiç de alışık olmadığı 9/8’lik ritmler, Reggea ve Funk ile birleştirilip birbirine zıt müzik türlerinden uyumlu ezgiler meydana getiriliyor.

Köprüler kurmak: Kültürler arası müzik projeleri

"Biz Orientation'uz, müzik yapıyoruz ve Berlinliyiz." Grup lideri Andreas Advocado, köklerinin nerede olduğunu açık bir şekilde işte böyle ifade ediyor. Zira Berlin, renkli bir göçmen kültürünün de hâkim olduğu çok sayıda farklı ve küçük sahnelere ev sahipliği yapıyor. Advocado ile şarkıcı ve besteci Bekir Karaoğlan, Kreuzberg semtindeki bir Türk düğününde tanışmış. İran ve Azeri müzisyenlerin de katılımıyla 1997’de Orientation adlı grubu kurmuşlar.

Türkü ve şarkıları hatta Arabesk parçaları Caz ve Funk ile birleştirmeye başlamışlar. "Şark ve Batı müziğinin, ortak bir yaşam için pekâla uygun olduğunu göstermek istiyoruz. Batı’nın, son derece iyi dengelenmiş akortuyla Şark müziğine armoni konusunda sağladığı üstünlüğe karşı Şark da melodi ve ritmlerindeki sonsuz çeşitliliğiyle üstün geliyor.

İkisi kombine edildiğindeyse son derece zengin ve renkli seçenekler elde ediliyor." Advocado, Ortientation’un müzik tarzını New-Orientel-Soul ya da Arabesk-Soul olarak adlandıranlara da fazla itiraz etmiyor. "Yaptığımız müzikle tüm insanların kalplerine ulaşmak istiyoruz. İster genç olsun ister yaşlı; rengi, kökeni ya da dini ne olursa olsun. Bu açıdan baktığımızda, aslında bizim yaptığımız popüler müzik, yani Pop."

Cazyapjazz, güfte yazmak yerine müzik enstrümanlarını konuşturuyor. Cazyapjazz, İstanbullu bir ailenin çocuğu olarak Münih'te doğan Semih'in, 2003 yılında farklı şeyler denemek isteyen müzisyenlerle biraraya gelmesiyle ortaya çıkmış. İstanbul'un müzikal çeşitliliğinin büyüsüne kapılan grup üyeleri, modern Caz etkileriyle birleştirilen enstrümantal müzikler aranje ediyor, Club Beat'lerle Türk Sanat Müziği'nin nostaljik eserlerini yeniden harmanlıyor ve 9/8'lik ritimlerle doğaçlamalar yapıyor. Matthias Kaiser, klarnetteki ustalığıyla Roman müzisyenlerden geri kalmayarak, Balkanların geleneksel ezgi ve danslarıyla oluşturduğu özel atmosferle kulüpleri dolduruyor.

Ren nehri kıyısında 'Tan' vakti

Türk, Avusturyalı ve Alman müzisyenleri biraraya getiren Kent Coda üçlüsü, Köln'de yaşayan Öğünç Kardelen, Christoph Guschlbauer ve Timo Ehrler'den oluşuyor. Güfteler dışında Türk etkisi hemen hemen yok gibi. Rock, Pop ve Punk karışımı tarzıyla Kent Coda, gerek Alman gerekse giderek büyüyen Indie-Rock topluluğu içinde kendini kabul ettirmiş durumda.

Düsseldorflu grup Tan'ın müziğiyse son derece yumuşak geliyor kulağa. Yar diye diye – Longing for you isimli CD'erinde, Doğu Anadolu'daki bir köyün özlem ve endişelerini anlatan Beri gel ya da 16'ıncı yüzyılda yaşamış ünlü halk ozanı Pir Sultan Abdal'ın "Ben yana yana" ve "Ötme bülbül" gibi mistik türküleri caz altyapısıyla birleştiriliyor. Bu eserler, saksofon, kontrbas, e-piyano, darbuka ve ud virtiözleri tarafından icra ediliyor.

Sonuç: Efsanevi halk ezgilerinin etno-caz versiyonları. Yüreğin derinliklerinden gelen bir aşkla söylenmesi gereken bu eserleri Ergün Aktoprak seslendiriyor. Jürgen Dahmen ve Reiner Witzel'den oluşan Alman müzikal altyapısı bunun üstesinden sorunsuz bir şekilde geliyor. Burada, bir bakıma "tersine" bir uyum söz konusu. Ergün Aktoprak, amaçlarını "Derinlikli şiirler, bir başka dile aktarılırken nasıl düz çevirilerle yetinilmeyip adeta yeniden yazılıyorsa biz de tıpkı bunun gibi Türk ve Anadolu müziğini yeniden bestelemek, yeni bir müzik diline aktarmak istiyoruz. Bunu yaparken kimi klişelerin ötesinde belli bir kültürel seviyesi olan, beğeni seviyesi oldukça yüksek dinleyici kitlemiz tarafından dikkate alınıp anlaşılabilecek bir yorum üretmek." şeklinde özetliyor.

Dünyaya açık bir topluluk için müzik

Bir deney olarak başlayan çalışmalar, küreselleşen dünyada da boy göstermeye başladı. Mainstream diye adlandırılan popüler kitle müziği icra edenlere göre çok fazla göz önünde olmasalar da bu sanatçılar, profesyonel seviyede müzik yapıyor. Kendilerine ait üç albümün yanısıra pek çok karışık albüm ve film müziği çalışmasıyla Orientation, çok sayıda farklı kültürü bir potada eriten Berlin'i temsil ediyor. Cazyapjazz ise Isar Nehri ve İstanbul Boğazı arasındaki büyük festivallerde sahne alıyor. Üyelerden Kaiser & Semih, Münih ve İstanbul Caz sahnelerinin müdavimlerinden oldu.

Tan, canlı çaldığında da DJ performansından vazgeçmiyor. Yüzyıllardan sadece bağlamayla çalınan Hudey adlı esere "scratch" adı verilen plak efektleri kullanarak yaptıkları miks, her türlü beklentinin üzerine çıkıyor. Hepsinin ortak amacıysa Alman ve Türk müzisyenlerin birlikte ortaya çıkardıkları eserlere merak duyan, dünyaya açık insanlara ulaşabilmek. Önyargılardan arındırılmış bir müzik. "Günlük politik konulara değinmiyoruz" diyor Advocado. "Bizim lisanımız müzik; şarkı sözlerimizdeyse aşktan, aileden, yalnızlıktan bahsediyoruz." Ergün Aktoprak ve Jürgen Dahmen, Yan Yana adlı grupla birlikte Jazzpool NRW projesinde de yer alıyor. Bu proje, eyaletin en iyi doğaçlama yapan müzisyenlerini biraraya getiriyor.

Göçmenlerin icra ettiği sanat, uzlaşma köprüleri inşa edebilir. Eğer buna Almanlar da katılırsa, o zaman ufuklar daha da genişler. Günümüzde uyum kavramı hep farklı şekillerde ifade ediliyor. Eğer uyum, herkesin dahil olduğu bir süreç olarak anlaşılıyorsa, o zaman bu kültürler arası müzik projeleri de doğru yolda ilerliyor demektir.

Ayla Yıldız

Almancadan çeviren Murat Çelikkafa

© Goethe Enstitüsü/Qantara.de 2009

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020